İLKYARDIM GEREKTİREN BAZI HASTALIKLAR

 

Şeker

Kalp Krizi

Felç

Koma

 

 

DİYABETES MELLİTUS (ŞEKER HASTALIĞI)

 

NEDİR?

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinir.

Pankreas denilen salgı bezi, insülin hormonu üretir.

Pankreasın herhangi bir nedenle çalışma düzeni bozulunca, ya yeterli miktarda insülin hormonunu üretemez ya da hiç insülin hormonu üretemez.

 

Bunun ne önemi var?

Yediğimiz besinler şekere dönüşür ve kana karışır.

Hücrelerimiz ihtiyaç duyduklarında kandaki şekeri kullanarak enerji elde ederler.

Bu enerji sayesinde çocuklar büyür; beynimiz çalışır, hastalıklarımız/yaralarımız iyileşir; kalbimiz, akciğerlerimiz, böbreklerimiz çalışır; saçımız, tırnağımız uzar vs.

Kanımızdaki şekeri, arabanın yakıtına benzetebiliriz.

Yakıt olmazsa araba çalışmaz, akü dolmaz.

Yakıt azalınca arabanın deposunu doldururuz; arabayı kullanırken yakıt enerjiye dönüşür ve arabayı hareket ettirir.

Bizde yemek yediğimizde depoya yakıt almış oluyoruz.

Yediğimiz yiyecekler vücudun ihtiyacına göre ayrışır, bir kısmı da glikoz dediğimiz kanda dolaşabilen şekere dönüşür ve kana karışır.

Tüm besinler sindirilip şekere dönüştüğünde, şekerin tümünün kanda dolaşması mümkün değildir, depolanması gerekir.

Şeker, karaciğerimizde depolanır; ihtiyaç oldukça kana karışır.

Ancak şekerin hücrelere girip enerjiye dönüşebilmesi için çok önemli bir yardımcıya ihtiyacı vardır, bu yardımcı insülin hormonudur.

İnsülin hormonunu şifreye benzetebiliriz; nasıl ki şifre olmadan bankadan para çekemiyorsak, insülin hormonu olmadan şeker de hücreye giremiyor.

Ancak, bir şifreyle sadece belirli sayıda şeker hücreye girebiliyor.

Pankreas ihtiyaca göre insülin hormonu üretmektedir.

Herhangi bir nedenle pankreas görevini aksatınca ne oluyor?

Diyelim ki pankreas normalde 100 tane insülin üretecekken 10 tane üretti, sadece on insülinin sokabileceği kadar şeker hücrelere girebilir, diğer şekerler hücrelerin ihtiyacı olmasına rağmen hücreye giremediğinden, kanın içinde dolaşır.

Normalde bir insanın kanındaki şeker miktarı sabit olmalıdır (80 – 120 aralığında), eğer 60 ın altında ya da 180 nin üzerinde olursa, vücut sorun yaşamaya başlar.

Yeterli insülin üretilmeyince, kandaki şeker 180 nin üzerine çıkabilir.

Kanda yeterince şeker varolmasına rağmen hücrelere giremediği için, hücre “açım” diye bağırmaya başlar.

Beyin kişiye “bir şeyler ye” diye emir verir.

Oysa kanda şeker oranı gittikçe artmaktadır; kandaki şekeri atmak için kişi sık idrara çıkar, susamaya başlar.

Beyin kontrolünü kaybeder ve altta tabloda görülen belirtiler ortaya çıkar.

Pankreas hiç insülin hormonu üretemiyorsa, o zaman kişiye mutlaka dışarıdan iğne yoluyla insülin hormonu verilmelidir.

Dışarıdan insülin hormonu verilen kişilerde de bazı sorunlar ortaya çıkabilir:

Eğer kişi insülini yanlışlıkla olması gerekenden fazla yaparsa, ya da yemeğini gerektiği kadar yemezse/öğün atlarsa veya gerekenden fazla hareket edip var olan şekeri harcarsa, kandaki şeker miktarı düşer.

Vücutta şekere en çok ihtiyacı olan organ beyindir, eğer kandaki şeker azalırsa beyin görevlerini yerine getiremez.

İlk önce baş ağrısı, baş dönmesi, kendini kötü hissetme belirtileri gösterir; kandaki şeker düştükçe açlık hissi, gözlerde kararma ve kendinden geçme görülebilir (yani açlıktan bayılan kişilerde görülen belirtiler).

Çok kısa sürede kişi kendini kaybedebilir.

Kandaki şekerin azalması yükselmesinden daha tehlikelidir.

Çünkü arabanın yakıtı tükendiğinde nasıl yolda kalırsak insanda da durum aynıdır.

Beyin, oksijensiz kalma durumunda nasıl 5 dakika sonra hasar görmeye başlıyorsa şekersiz kaldığında da aynı şekilde hasar görmeye başlar. 

Kişinin yüksek şeker nedeniyle mi yoksa düşük şeker nedeniyle mi kendinden geçtiğini anlamamız zordur, o nedenle şeker hastası olduğunu bildiğimiz kişiler kendinden geçmeye meylediyorsa hemen aşağıda anlatıldığı şekilde şeker vermeliyiz.

Hiç olmazsa hastaneye gidene kadar beyni hasar görmesin.

Fazla şeker zarar vermez korkmayın, sizin vereceğiniz şeker, kendi yükselmiş şekerini çok yükseltmez.         

Demek ki, halk arasında kısaca şeker hastalığı olarak bilinen diyabetes mellitus bir hormon bozukluğu hastalığıdır.

Kandaki olması gereken şeker miktarının azalması veya artması (kan-şeker düzeyinin düşmesi veya yükselmesi) sonucu ilkyardım ve acil bakım gerektiren sorunlar görülebilir.

Bu sorunlar:

Kandaki şeker oranının yükselmesi sonucu ortaya çıkan hiperglisemi ile kandaki şeker oranının düşmesi sonucu ortaya çıkan hipoglisemi ‘dir. 

 

HİPOGLİSEMİ,

Hiperglisemiden çok daha tehlikeli olup kısa sürede (10 dakika – 2 saat gibi) hastanın kaybedilmesine neden olabilir.

Çünkü beynin düzenli ve belirli miktarda şekere (glikoza) gereksinimi vardır.

Şeker azaldığında, beyin enerjisiz kalacağından(arabanın benzinsiz kalması gibi bir şey) beyin hücrelerinde harabiyet başlar (solunum durduğunda beynin oksijensizliğe ancak 4-6 dakika dayanabildiği gibi şekersizliğe de uzun süre dayanamaz).

Kişide açlık belirtileri normal bir insandakinden daha hızlı ortaya çıkabilir.

Kişi kısa sürede kendini kaybedebilir:

Bilinç düzeyinde değişiklik oluşur: sinirlilik, bilinç bulanıklığı, bilincin giderek kapanması gibi.

Tablodaki hipoglisemi bulgularından biri veya birkaçı bir arada görülmeye başlanmışsa, hemen kişinin kendisi içebilecek durumdaysa şekerli sıvılar (şekerli su, hazır meyve suları gibi)  ya da şeker verilir.

Bilinci kapanmışsa, dişleri ile yanak arasına kolay eriyen cinsten şeker (toz şeker) yerleştirilerek hemen hastaneye götürülmelidir.

 

HİPERGLİSEMİ

Hiperglisemide kandaki şeker uzun saatler (6 – 12 saat) içinde yükselirken aşağıdaki tablodaki belirtiler görülebilir. Bilinci kapalı değilse, herhangi bir ilkyardıma gerek yoktur, kişi en kısa zamanda hastaneye götürülmelidir.  

 

Diyabetik acillerde ayırt edici belirti ve bulgular:

Kan şeker düzeyi

HİPOGLİSEMİ

(şeker azalmıştır; 60 altında)

HİPERGLİSEMİ

(şeker artmıştır 180 üstünde)

Nabız

Dolgun, hızlı

Zayıf, hızlı

Solunum

Yüzeysel

Derin, iç çekmeli

Bilinç düzeyi

Baygınlık hali ve / veya

hızla gelişen bilinç kaybı

Yavaş yavaş gelişen bilinç kaybı

Nefes

Koku yoktur

Çürük elma / aseton gibi kokar

Diğer bulgular

Baş ağrısı, ürperme, konfüzyon

(şaşkınlık), saldırgan (sinirli) davranışlar

 

Cilt

Soğuk, nemli, soluk

Kızarık, kuru

 

İLKYARDIM:

- Hipoglisemi gelişiyorsa, kişiye hemen bir kesme şeker verilir.

- Veya kişi kendisi içebilecek durumdaysa, şekerli içecekler (varsa kola, meyve suları da olabilir) eline verilerek içmesi sağlanır.

- Kişi sizin yanınızda kendinden geçmişse ve şeker hastası olduğunu biliyorsanız, ağzının içine/dilinin üzerine OLMAMAK kaydıyla(soluk borusuna kaçıp tıkamasın diye); yanakları ile dişlerinin arasına biraz toz şeker koyun.

- Kişinin durumu verilen şekere rağmen kötüleşiyorsa vakit kaybedilmeden mutlaka hastaneye götürülmelidir.

- Diyabetli kişiler, hipoglisemi olasılığına karşı yanlarında şeker, şekerli bisküviler bulundurmalıdır.

- Hiperglisemi, yavaş geliştiğinden hastaneye kadar yetiştirilebilir, ilkyardım gerektirmez.

- Hastanın bilinci kapanmak üzereyse veya kapalıysa, soluk yolu açıklığı sağlanarak ve yan yatırılarak hastaneye götürülmelidir. 

 

 Başa Dön

 

 

KALP KRİZİ

 

Kalbi besleyen koroner arterlerin çeşitli nedenlerle kalbi besleyememesi sonucu ortaya çıkan tabloya kalp krizi denilmektedir.

Angina pektoris veya akut myokard enfarktüsü şeklinde ortaya çıkabilir.

Fazla hareket edildiğinde (vücut yorulduğunda), aşırı sevinç/korku/üzüntü/heyecan, aşırı soğuk veya sıcak sonucunda kalbin oksijen ihtiyacı artar.

Ancak kalp bu ihtiyacı atardamar(lar)ındaki daralma ya da tıkanma nedeniyle karşılayacak durumda değildir.

Yani, oksijeni pompalayacak kaslara kan gitmediği/ya da yeterince gitmediği için, kalp kasında gerekli kasılma olamayacaktır, dolayısıyla da kriz meydana gelecektir.

Buluğ çağından 90 yaşına kadar kalp krizi geçirilebilirse de yaş ilerledikçe kalp krizine yatkınlık artar.

Enfarkt(üs), ihtiyacı olan kan gelmeyince oluşan doku ölümüdür.

Kalp kasına(myokarda) kan gitmeyince hem beslenmeyecek hem de kasılmak için gerekli enerjiyi üretemeyecektir(çünkü yakıt yok).

Besin alamayan tüm canlılar gibi hücrelerde de besin gelmeyince hasar başlar sonuçta ölür.

Bu olay kalp kasının hücrelerinde olursa buna kalp infarktüsü; beyin hücrelerinde olursa beyin infarktüsü denir.

Bizim ilkyardımdaki amacımız, hücreye kan gitmesi için kalbi duran kişide göğüs basısına başlayarak, hastaneye kadar dayanma gücünü artırmak ve ölümünü engellemektir.

 

Kalp krizi; kandaki bazı kan yağları düzeyinin yükselmesi, sigara, alkol, stres, yüksek tansiyon, şişmanlık, hareketsizlik gibi bizim önleyebileceğimiz nedenlerle; yaş, cinsiyet, kalıtım, diabet vs gibi bizim önleyemediğimiz ama kısmen kontrol edebileceğimiz nedenler sonucunda ortaya çıkabilir. 

 ANGİNA PEKTORİS:

Kalp, atardamarında oluşan daralma nedeniyle, bir süre gereksiniminden az oksijenle beslenmek zorunda kalırsa, kişinin soluğunu kesecek kadar şiddetli göğüs ağrısı olur, bu ağrıya angina pektoris denir.

Ağrı genellikle göğsün ortasında, sternumun (göğüs kemiğinin) arkasında hissedilir; kola (özelikle sol kola), çeneye, epigastriuma (karnın üst orta bölgesine) yayılır.

Dinlenme ile hafifler hatta geçebilir.

Ağrı olunca kişi olduğu yere oturursa/uzanırsa rahatlayabilir.

 

AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ:

Koroner arterin, arterioskleroza (damar sertliğine) bağlı olarak aşırı daralması veya kan pıhtısı ile tıkanması sonucunda, kalp kasına kan ya yetersiz ya da hiç gitmediği için myokard kası görevini yerine getiremez.

Kalp kası(myokard) kasılamayınca yeterince kan vücuda pompalanamaz, buna akut myokard enfarktüsü (AMI) denir.

Ölüm korkusuna yol açabilecek şiddette, göğse basınç yapan, nefes almayı zorlaştıran ağrı oluşur.

İstirahat halindeyken, uykudayken bile görülebilir(hareketle ilgisi yoktur).

Dinlenme ile geçmez.

Yaşlı kişilerde ağrı hafif olabilir, bu sizi yanıltmasın hemen hastaneye götürün/112 yi arayın.

Bazen bulantı, kusma, aşırı terleme, baş dönmesi belirtileri ağrıya eşlik edebilir.

Ağrı göğüs, sol kol, omuz ve çeneye yayılabilir.

 

Kalp krizinde ayırt edici Özellikler:

Ağrının özellikleri

ANGİNA PEKTORİS

AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ

Şiddeti

Hafiften orta şiddete doğru

Dehşete düşürecek kadar yoğun

Süresi

Genelde 3-5 dakika sürer

Saatlerce sürebilir

Hazırlayıcı etkenler

Egzersiz,  soğuk hava, stres

Dinlenme anında da görülebilir

Giderme yolları

Dinlenme

Dinlenme ile geçmez

Nitrogliserin     

(İsordil,5mg,dilaltı)

Genellikle ağrıyı giderir

Ağrıya etkisi yoktur

Diğer belirtiler

 

Genelde yoktur

Dispne (nefes darlığı), bulantı, kusma, aşırı terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu

kalpkriznedeni

 

İLKYARDIM:

ANGİNA PEKTORİSTE:

- Hasta mutlaka, hemen dinlen(diril)melidir; yürüyorsa durmalı, oturmalı veya yatmalıdır.

- Mümkünse hareket ettirilmemelidir.

- Hasta sakinleştirilmelidir.

- Sıkı giysilerin özellikle boyun ve göğüste gevşetilmesinde yarar var.

- Mümkünse ortam havalandırılır (daha fazla oksijen için).

- Kendisine daha önce hekim tarafından verilmiş dilaltı nitrogliserin (isordil, 5 mg ) varsa, eline verilir, kendisinin alması sağlanır.

- Eğer alerjisi veya geçirilmiş bir mide kanaması yoksa ya da pıhtı çözücü ilaç kullanmıyorsa, kalp krizi olduğu düşünülüyorsa:

2015 ERC rehberlerinde 150 mg - 300mg lık çiğnenebilir aspirin verilmesi öneriliyor.

Ancak kalp krizini düşündürmeyen şüpheli göğüs ağrılarında aspirin verilmesi önerilmiyor.

- Gerektiğinde (solunum ve kalp durmuşsa) TYD uygulanır.

- 112 aranır, 112 olanağı yoksa mümkün olduğunca az hareket ettirilerek hastaneye götürülür.

           

AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜNDE:

- Hastanın ağrısının ve korkusunun giderilmesi önemlidir.

- Hasta sırtüstü yatırılır ve hareket ettirilmez,

- Hastanın solunum sıkıntısı varsa, başı yükseltilir(sırtına yastık konularak yarı oturur hale getirilir)

- 112 aranır. Mutlaka hastaneye götürülür.

- Gerektiğinde (solunum ve kalp durmuşsa) TYD uygulanır.

 

** Kalp krizi sonucu görülen kalp durmalarında, hemen kalp masajı başlatılır ve sağlık kuruluşuna kadar sürdürülürse kişinin döndürülme şansı yükselecektir.

**Endişeli hastanın sakinleştirilmesi ve hastanın hareketinin kısıtlanması kalbin yükünün azaltılması açısından önemlidir.

 

 Başa Dön

 

 

FELÇ

 

Kalp krizinde infarktüsten bahsetmiştik, hücreye kan gitmediği için hücre beslenemiyor, hasar başlıyor, bu durum devam ederse hücre ölüyor. Eğer bu hücre kalpteyse kalp infarktüsünden; beyindeyse beyin infarktüsünden bahsedilir. Aynen kalpte olduğu gibi beyin atardamarlarında daralma ya da tıkanma varsa hücreye kan gelmez ve hücre zarar görür.

Beynin hangi bölgesindeki hücreler zarar gördüyse, o hücrenin kontrol ettiği vücudun o kısmında sorun ortaya çıkar.

Beyinde beslenmeyi bozan bir başka sorunda atardamar yırtılmasıdır.

Özellikle atardamar duvarının zayıf olduğu bir kısım varsa ani bir basınçta(bu aniden kan basıncının yükselmesi ile olabileceği gibi, düşme/çarpma gibi yaralanma sonucunda da oluşabilir) damar zayıf noktasından yırtılır.

Yırtılan damardaki kan, kafatası kemiği ile beyin arasındaki boşluğa dolmaya başlar. Kafatası kemiği esnek olmadığı için biriken kan beyne baskı yaparak hücrelerin bu baskı altında ezilmesine neden olur.

Ezilen hücreler beslenemeyince hasar başlar, bu süreç uzarsa hücreler ölür, dolayısıyla vücutta sorunlar başlar.

beyinkanama

 

İlkyardımda iki şekilde değerlendirebiliriz:

 

HAFİF FELÇ:

Beyni besleyen küçük kan damarlarının hasarı ile oluşur. Genelde, bilinç kaybı yoktur ve bulgular zarar gören bölümle ilgilidir.

Belirtileri:

- Baş ağrısı, şaşkınlık hali (konfüzyon), kulak çınlaması, baş dönmesi;

- Hasar arttıkça, konuşmada hafif güçlük, hafıza bozuklukları, kişilik değişmesi, kol veya bacakta uyuşma, gittikçe artan güçsüzlük.

- Yüzde kısmi felç

 

İLKYARDIM:

- Hasta kazalara ve çevresel etkilere karşı (düşme, çarpma, ateş, sıcak,  soğuk ve kesici aletler vb.) korunur.  

- Hemen 112 aranır, hastaneye götürülür.

 

AĞIR FELÇ:

Belirtiler:

- Bilinç kaybı

- Vücutta tek (ya da çift) taraflı paralizi (güç kaybı) veya pleji (kuvvet kaybı)

- Solunum ve yutma güçlüğü

Mesane ve barsak kontrolünün kaybı (inkontinans; idrar-büyük aptes kaçırması)

- Konuşma güçlüğü, uyku hali

- Gözbebekleri (pupiller) büyüklüğünde farklılık (anizokori)

 

 

 

 

 

anizokori

 

İLKYARDIM:

- ABC sürekli kontrol edilir ve devamlılığı sağlanır. 112 aranır.

- Kusma olasılığına karşı yan yatırılarak (özellikle felç gelişen kol tarafına yatırılarak) hastaneye götürülür.

Bilinçsiz hastanın yan yatırılmasına, özellikle de kusmuk veya tükürük dışarı akabilecek şekilde başın yana çevrilmesi pozisyonuna KOMA POZİSYONU (recovery position)adı verilmektedir

 

Başa Dön

 

 

KOMA

 

Bilinç kaybı kısmında bahsetmiştik ama tekrarlamakta mahzur yok sanırım. İnsanlar çevrelerindeki uyarıları beş duyu (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma duyuları) ile algılayıp, olaylara uygun tepki gösterirler; örneğin, ağrılı uyaranları(ağrı veren nesneleri) uzaklaştırmayı sağlayan refleksler gibi.

Çimdiklediğiniz kişi hemen tepki olarak elinizi uzaklaştırmaya çalışır.

Oysa bilinci kapanmış hastalarda beş duyu ile algılama ortadan kalkar.

Derin uyku halindeki, bilinci kapanmış hasta ağrılı uyaranlara bile tepki veremez.

Bu nedenle bu durumdaki kişiler birçok bakımdan tehlike altındadır.

Bilinç kaybına neden olabilecek yüzlerce nedenden hangisi sebep olursa olsun, koma kişinin en çok yardıma muhtaç olduğu bir durumdur.

 

Bilinci kapalı kişi:

- Yardım isteyemez.

- Dikkatli değerlendirilmeyecek olursa hastanın öldüğü sanılabilir.

- Kolayca zarar görebilir

- Solunum yolu tıkanabilir.

- Öğürme refleksi ya da öksürük mekanizması çalışmayabilir.

- Hasta kusabilir ve kusmuk soluk yolunu tıkayabilir.

- Gözünü yabancı cisimlerden korumasını sağlayan refleks mekanizması ortadan kalkmıştır.

- Nedene yönelik tahmin hayat kurtarıcı olabilir:

 

Komanın nedenini teşhis etmeye yardımcı olabilecek özellikler:

- Nefesi ALKOL kokuyorsa, alkol komasında olabilir

- Nefesi ASETON veya ÇÜRÜK ELMA gibi kokuyorsa, şeker koması (hiperglisemi, diyabet) olabilir.

- Eğer hastanın cebinde tegretol, dilantin, gibi epilepsi ilaçları varsa veya içtiği biliniyorsa epileptik koma olabilir.

- Hastanın cebinde veya çevrede boş ilaç şişesi varsa, ilaç zehirlenmesi akla gelebilir.

- Hastanın kollarında iğne izleri varsa, aşırı doz uyuşturucu kullanımı söz konusu olabilir.

 

BİLİNCİ KAPALI HER KİŞİNİN SOLUNUM YOLUNUN KAPALI OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.

 

Bu durumda ABC kontrol edilir.

Soluk yolunun açıklığının devamı sağlanır.

Bilinç kaybının çeşitli nedenleri olabilir; kafaya gelen darbeler, beyindeki kanamalar, iltihaplar (menenjit vs), tümörler, bazı ilaçların veya alkolün aşırı alınması, siroz, üremi, diyabet (şeker hastalığı) vs.

 

İLKYARDIM:

(bakınız: bilinç kaybında ilkyardım, koma)

- ABC sürekli kontrol edilir (gerekiyorsa suni solunum, göğse bası yapılır )

- Soluk alıyorsa, koma pozisyonunda yatırılır,

- 112 aranır. Hastaneye götürülür

 

DİKKAT:

Bilinci kapalı kişilerin üzerine soğuk su dökülmesi, tokatlanması, sarsılması (özellikle beyin kanaması veya kafa yaralanmalarında) tehlikeli olabileceğinden, bu gibi davranışlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

 

Başa Dön

 

Anasayfaya Dön