1. İLKYARDIM NEDİR
  2. İLKYARDIM MALZEMELERİ
  3. İLKYARDIMA GİRİŞ

 

 

 

İLKYARDIM NEDİR?

 

İlkyardım nedir?

Böyle bir soru yönelttiğimde herhalde birçoğunuz “ne kadar anlamsız bir soru bu” diye düşünecektir.

Çünkü adı üstünde, bir sorun çıktığında yapılacak ilk yardımı ifade etmektedir. Haklısınız. Ancak bir şeyin farkında mısınız? Kaçımız bir sorun oluştuğunda bu ilk yardımı yapabiliyoruz, ya da ne kadar doğru yapabiliyoruz? Hepimiz iyi kötü bir ilkyardım yapılması gerektiğini okuduk ya da duyduk ama yapmaya gelince orada donakalıyoruz, neden acaba?

 

İlkyardımın yazılışı konusunda bir fikir birliği olmasa da TDK(Türk Dil Kurumu) İLK YARDIM şeklinde yazılmasını önerirken ben buna karşı çıkıp İLKYARDIM olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü ayrı yazıldığında birçok alanda (mesela araba yolda kaldığında yapılacak yardım gibi) ilk yardımı ifade ederken, birleşik yazıldığında sağlık alanında kullandığımız bir kavramı ifade etmesi açısından ayrı bir önemi olacaktır diye düşünüyorum.

İlkyardımın genel bir tanımını yaparak konuya giriş yapmak istiyorum.

 

Ani olarak hastalanan veya yaralanan kimseye anında, olay yerinde ve çevre imkânlarından yararlanılarak yapılan, tıbbî olmayan geçici müdahaleyeİLKYARDIM denir.

 

Bu tanımı açacak olursak:

Bir kişi hastalandığı (kalple ilgili sorun, bayılma, sara nöbeti gibi) veya bir kaza sonucu yaralandığı (ekmeği keserken parmağını kesmek, merdivenden inerken düşmek, futbol oynarken topun karna çarpması gibi) anda yanındaysanız hemen müdahale etmeniz gerekir. Bu müdahaleyi çevrenizdeki olanaklardan yararlanarak yapmalısınız.

 

İlkyardım için ihtiyacınız olan üç şey var: bilginiz, aklınız ve elleriniz (bazen de nefesiniz).

 

Bunların dışında malzeme aramak için zaman kaybetmeyin. Aklınızı ve bilginizi birleştirdiğinizde bütün malzemelerin yanı başınızda olduğunu göreceksiniz.

 

İlkyardımı gözünüzde büyütmeyin, korkmayın çünkü çok kolaydır; sadece ciddiye alın. Eğer ciddiye almazsanız yapacağınız hatalar siz dâhil herkesi üzebilir.

 

İlkyardım sonrası hasta ya da yaralı genellikle hastane tedavisine ihtiyaç duyar, işte bu nedenle geçici bir müdahale denilmektedir. Bazı durumlarda (mesela küçük bir sıyrık ya da kesikte) hastaneye gitmek gerekmez ama derin bir yara, büyük bir damar kanaması söz konusuysa mutlaka hastaneye gidilmelidir.

 

İlkyardımda kesinlikle ilaç(tıbbi tedavi) kullanılmaz, Ahmet beye iyi gelen bir ilaç Ayşe hanıma iyi gelmeyip ölümüne bile neden olabilir. O nedenle özellikle hastalananlarda ilaç vermeyin, yaralanmalarda zaten ilaca gerek yoktur.

 

İlkyardımla ilgili bilmeniz gereken diğer bir şey: ilkyardım yapıldığı yere veya ortama göre değişmez yani trafik kazasında, depremde, sporda, dağda, bayırda, okulda ilkyardım aynıdır (eğer bir yerde afetlerde ilkyardım başlığını görürseniz ciddiye almayın). Çünkü kanama hangi şekilde oluşursa oluşsun “üstüne bastırmazsanız” durmaz. Ya da kişi hangi nedenle bayılırsa bayılsın ayılması için sırt üstü yatırmanız gerekir. O nedenle hastalanma ya da yaralanmanın oluş şekli ile ortamı ilkyardım uygulamasını değiştirmez.

 

Sağlık personelinin (hekim, hemşire vs) veya ev hanımının (öğretmenin, köylünün, işçinin) yapacağı ilkyardım arasında fark yoktur; elinin altında malzemesi yoksa sağlık personeli de olsa fark etmez aynı ilkyardımı yapar. Eğer sağlık personeli ambulansla gelmişse ve malzemesi varsa ya da hastanedeyse o zaman yapılan zaten ilkyardım değil acil bakımdır.

 

Sanılanın aksine sağlık personeli ilkyardımı bilmeyebilir; çünkü ilkyardım ayrı bir bilgi alanıdır. Aynen, bilgisayar tamircisinin program yapamaması ya da bilgisayar programcısının tamir yapamaması gibi bir şeydir. Bir örnekle açıklamaya çalışayım:

 

Sanırım 1998 yılıydı, öğrencilerle İzmir’in en büyük, bölge hastanesi gibi çalışan hastanesinin acil servisinde stajdaydık. Öğrencileri çeşitli birimlere yerleştirdik. Bir süre sonra cerrahi müdahaledeki öğrenci geldi ve hocam orada bir hasta kanıyor gelir misiniz dedi. Hastayı görünce kanamayı niye durdurmayıp beni çağırdığını sorduğumda öğrencinin cevabı düşündürücüydü: ”Hocam buranın görevli sağlık memuru var, hemşire ve doktorlar gelip gidip görüyorlar onlar bir şey yapmayınca ben çekindim onun için sizi çağırdım”. Bu arada, benim dikkatimi çektiği kadarıyla, orada bir kişi görevini iyi yapmıştı. Kim dersiniz? Temizlikçi! Kan yere akmasın diye kanayan kolun tam altına bir çöp kovası yerleştirmişti.

 

Karşımdaki müdahale masasında 18-20 yaşlarında bir genç yatıyordu, vücudunun üst kısmı çıplaktı, sol kolunun dirseğe yakın kısmında kesi vardı ve damla damla kanıyordu. Kan kaybeden genç adam soğuğa yakın bir odada yarı çıplak yatıyordu ve kimse farkında değildi, oysa bütün şok konularında şöyle yazar: kan kaybı varsa, kişinin şoka girmesini önlemek için kişinin üstü örtülmelidir.

 

Durumun korkunçluğunu anlayabildiniz mi? O kişi nereden getirilmişse getirilmiş, ama bir Allahın kulunun da o kanamaya baskı uygulamak-sargıyla kapatmak aklına gelmemiş! Hadi o getiren kişiler sağlıkçı değildi, peki hastanedeki sağlık personeli neden yapmamıştı? Müdahaleyi yapacak cerrah gelene kadar kaybedilen kanın hesabını kim verecek? Çünkü kaybedilen her gram kan şoka götüren bir olgudur, onu da bırakın savunma sistemi alt üst oluyor. Kan kaybı olmayan kişi o yara kapatıldıktan/dikildikten sonra, ertesi gün ayağa kalkabilecekken; kan kaybının arttığı durumlarda iyileşme gecikecek ve kişinin halsizliği geçene kadar belki üç gün belki de bir hafta yatacak. Aradaki farkı gördünüz mü? O hastanede çalışan sağlık personeli (hekim, hemşire, sağlık memuru) okullarından mezun olana kadar birçok kez kanama ve şok konularında sınava girmiş ve geçmişlerdir. O anda bir sözlü sınav yapılsa her birinin papağan gibi o konuları tekrarlayabileceğinden eminim. Ama tekrarlamak yani ezberlemek yetmiyor. Anlamak öğrenmek gerekiyor. Kanamayı ve şoku kalıp gibi ezberlemekle iyi uygulamacı olunmaz. Hele bir de tıbbi terim safsatasıyla yabancı kelimelerle dolu kişilerin içselleştiremediği bilgiler söz konusuysa sonuç beklemek boşuna.

 

Kısacası bazı bilgileri ezberleyerek ilkyardım yapılamaz öncelikle neyi – neden yapmanız gerektiğini iyi bilmeniz(anlamanız) gerekir ki çabalarınız boşa gitmesin. Kan kaybının önemini anlamazsanız yara kanar ve siz hastaneye yetiştirmeye çalışırsınız, ama hastaneye vardığınızda yaralıyı kaybedersiniz. Oysa kanamayı durdurup hastaneye yetiştirirseniz hastanızı kaybetmezsiniz. Unutmayın küçücük basit bir hareketiniz (kanayan damarın üzerine basınç yaparak kanamayı durdurmak) en modern, en gelişmiş aletlerin ve en iyi yetişmiş hekimlerin başaramayacağını başarır; kan kaybı olmayınca şoka girmez ve kurtulur, şoka giren kansız kalmış bir kişiyi ise hiçbir alet ve hekim geri getiremez.

 

Ne yazık ki ülkemizde kazalarda oluşan ölümlerin en önemli sebeplerinden biri, kanama kontrol altına alınmadan yani durdurulmadan kişilerin taşınmasıdır. Yine aynı acil serviste başka bir hastanenin acil servisinden nakil gelen bacağından yaralanmış genç bir adamın kanaması durdurulmadan gönderildiği için gözümüzün önünde ölmesi unutamadığım olaylardan biridir. Bunları yazmamın nedeni sizin bu konuya dikkatinizi çekmek ve hep aklınızda olmasını sağlamak içindir.

 

BİLGİYE, AKLINIZA VE ELLERİNİZE ihtiyacınız olduğundan söz ettim.

 

 

Ancak ilkyardım yapabilmeniz için öncelikle soğukkanlı olmanız gerekir. Eğer soğukkanlı olmazsanız sahip olduğunuz bilgilerinizi kullanamazsınız, çünkü aklınız devreden çıkar.

 

Hepimiz beklenmedik (hem de üzücü) bir olayla karşı karşıya kaldığımızda ne yapacağımızı şaşırırız bu normal bir tepkidir. Anormal olan bu tepkiyi sürdürmektir. Belki şöyle bir örnek ne demek istediğimi size daha iyi anlatır: sınava gireceksiniz, çok güzel çalıştınız. Sınava girdiniz sorular geldi, hepsi çalıştığınız ve bildiğiniz konulardan. Ancak ilk soruyu okudunuz, cevabı biliyorsunuz ama o an aklınıza gelmiyor, çıldıracaksınız! İşte bu dakikadan sonra karşınızda iki seçenek var ya o soruya takılıp kalıp zaman kaybı ve panikle(aklın devreden çıktığı dönem) boş kâğıt verirsiniz ya da diğer sorulara bakar hangisinin cevabını hatırlarsanız ondan başlayıp yavaş yavaş sakinleşip(aklın devreye girdiği dönem) tüm soruları cevaplarsınız.

 

İlkyardımda da bu yol izlenir, eğer “ben ne yapacağım şimdi” diye telaşa kapılırsanız belki kurtarabileceğiniz bir kişiyi kaybedebilirsiniz. Oysa biran için gözünüzü kapatıp derin bir nefes alıp kişiye odaklanıp ne yapabilirim diye düşünürseniz aklınıza mutlaka bilgilerinizden biri gelir. O anda sıralama önemli değildir, ama doğru olduğundan emin olduğunuz işlemden başlayın. Bu 112 yi aramak olabileceği gibi, çevredeki insanları yardım için örgütlemek, kanamayı durdurmak, kişiden adı soyadını öğrenmek olabilir. Bir yerden başladığınızda akıl devreye girer ve diğer bilgiler çorap söküğü gibi gelmeye başlar.

 

Doğru olduğundan emin olduğunuz işlemden başlamanız konusunu tekrar hatırlatmak isterim; yapılan araştırmalara göre ilkyardımda doğru olduğundan emin olunmayan bilgilerin uygulanması esnasında hata yapma olasılığı % 50 den yüksekmiş. Bunun anlamı emin değilseniz o bilgiyi uygulamayın çünkü hata yapma olasılığınız yüksektir, o nedenle doğruluğundan emin olduğunuz bilgiyi uygulayın.

 

İlkyardımda bazı temel kurallar vardır (hayatımızın her anında olduğu gibi). Temel kural demek hiç atlamamanız gereken kural demektir. Bu kurallardan birincisi, belki de en önemlisi

 

EMNİYET/GÜVENLİKTİR: bir hastalanma, kaza, yaralanma söz konusu ise kişiye ya da olay yerine müdahale etmeden önce üç emniyet tedbirini sağlamak zorundasınız:

1.KENDİ GÜVENLİĞİNİZ,

2.HASTANIN/YARALININ GÜVENLİĞİ,

3.ÇEVREDEKİ KİŞİLERİN GÜVENLİĞİ.

Gazetelerde okumuşsunuzdur, yardım ederken araba çarptı öldü, suda boğulmakta olan kişiyi kurtarırken öldü vs. gibi. Demek ki kurtarmaya çalışırken ölmek kimseye yarar sağlamıyor olsa olsa gelecek yardım ekibinin işini zorlaştırıyor. O halde ölmek değil de işe yaramak istiyorsanız hemen çevreyi kolaçan edin size zarar verebilecek sorunları saptayıp, önleminizi mutlaka alın. Daha sonra yaralıya/hastaya zarar verebilecek sorunlar var mı, ya da yardım edeyim derken kullanacağınız yöntemler ona zarar verebilir mi? Bizim amacımız karşımızdakine zarar verip yaralamak, öldürmek değil; tersine hayatını kurtarıp, sakatlamadan, en kısa ve doğru yoldan hastaneye ulaştırılmasını sağlamak olmalıdır. Yardım yaparken kendimizin ve hastanın/yaralının güvenliğini sağladık ama çevrede insanlar varsa onların yardımına muhtaçsak onların da güvende olmasını sağlamalıyız. Bunun için 6 temel kurala uymalıyız:

 

1.Tedbir, 2.teşhis, 3.Tedavi, 4.Telekominikasyon, 5.Triyaj, 6.taşıma

 

TEDBİR: Emniyet ya da güvenlik de dediğimiz bu basamak hakkında yukarıda açıklama yaptım

TEŞHİS: Emniyet sağlandıktan sonra hastanın/yaralının sorunu ne ise ona odaklanırız; bayıldı, merdivenden düştü yarası var mı, top oynarken ayağını burktu, kesici bir cisimle yaralandı kanaması var vs gibi. İlkyardımcı olarak teşhis dediğimizde kastettiğimiz kişinin sorununu saptamaktır.

TEDAVİ: Saptadığımız soruna yönelik yapacağımız ilkyardım uygulamalarıdır. Bayıldıysa sırt üstü yatırıp ayağını yukarı kaldırmak, yarası varsa yarasını kapatmak, burkulan kısmı desteklemek-soğuk uygulamak –dinlendirmek, kanayan yere basınç uygulayarak kanamayı durdurmak vs.

TELEKOMİNİKASYON: İletişim safhasıdır, ilkyardım uyguladığımız kişilerin hastaneye götürülmesi söz konusuysa ambulans çağırma işlemi aşamasıdır.

TRİAJ: Özellikle kazalarda çok sayıda yaralı varsa, hangisinin öncelikle yardıma ihtiyacı olduğunu saptama aşamasıdır, bazen teşhisten sonra uygulanır bazen de tedaviden sonra naklederken hangisinin öncelikle gönderilmesi gerektiğini saptamak üzere uygulanır. 

TAŞIMA: hastanın/yaralının taşınması için en uygun koşullar ambulansta(cankurtaranda) mevcuttur, o nedenle ilk tercih ambulans olmalıdır(kara, hava, deniz ambulansı gibi). Ancak ambulanslar her vakaya gelmedikleri için ya da yetersiz kaldıkları durumlarda farklı araçlarda kullanılabilmektedir. Unutmayalım, hayati tehlike olan durumlarda mutlaka cankurtaranla hastaneye gönderilmelidir.

 

Başa Dön

 

 

 

İLKYARDIM MALZEMELERİ

 

İlkyardım için ihtiyacımız olan üç şeyin bilgi, akıl ve ellerimiz olduğunu daha önce belirtmiştim. Çünkü bilgimiz ve aklımız sayesinde çevremizdeki çeşitli malzemeleri ilkyardım amaçlı kullanabiliriz. Eğer bir arabamız varsa, evde ya da işyerindeysek elimizin altında bulunduracağımız birkaç malzeme ilkyardım için bize zaman kazandıracaktır. Bu malzemeleri koyacağımız yere göre ilkyardım çantası(arabada) ve ecza dolabı (evde, işyerinde) adını veriyoruz.

 

İlkyardım çantasında veya Ecza dolabında neler bulunmalıdır derseniz çok değişik kaynaklarda çok farklı malzemeler bulabilirsiniz. Ben işinizi kolaylaştırmaya çalışacağım

 

ECZADOLABInda bulundurulması gereken malzemeler 

 

1. ÜÇGEN SARGI BEZLERİ 

Üçgen sargı bezleri ilkyardımda en kullanışlı malzemelerden olup hazırlanışı da çok kolaydır. Bir metrekarelik herhangi bir kumaş parçasını verevine kestiğinizde iki adet üçgen beziniz olur. Eşarp, herhangi bir örtü veya masa örtüsü de katlandığında işinize çok yarayacaktır. Üçgen sargı bezinin hazırlanışı ve kullanış şekilleri için numaraların üzerine tıklayın: 1,  2,  3,  4,  5,

 

2. STERİL GAZLI BEZLER (değişik boyutlarda ve tercihan steril)

Kanayan yerin ya da yaranın üzerini kapatırken kullanılır. Malzeme bulamadığınız yerde(dağda, çarşıda, pazarda) kişinin kendi fanilasını, gömleğini de kullanabilirsiniz.

 

3. RULO SARGI BEZLERİ (değişik boylarda)

Yarayı kapatmak üzere koyduğunuz gazlı bezin(pansumanın) orada kalmasını sağlamak için kullanılır; sargı malzemesidir. Rulo sargı yerine kravat, üçgen sargı bezi, kişinin uygun bir eşyası kullanılabilir.

 

4. FLASTER

Bana göre olup olmaması çok önemli değil. Eğer yeterince üçgen sargı beziniz varsa birçok sorununuz çözülür. Flaster genellikle sargı bezini deriye tutturmak için gereklidir. Kumaşı kumaşa tutturmaz, çabuk açılır. Ayrıca bazı kişilerde alerji yapması nedeniyle mümkün olduğunca az kullanılmalıdır. 

 flaster

 

5. ÇENGELLİ İĞNELER

Kumaşı kumaşa tutturmak için gereklidir.

 

6. PAMUK 

Yara ve kanayan yerin üzerine doğrudan konulmaz, yapışarak sorun yaratır. O nedenle mutlaka gazlı bez arasına yerleştirilerek kullanılır. Özellikle akıntılı/kanamalı yaralarda gereklidir.

 

7. YARA BANDLARI

Küçük kanama, derin olmayan küçük yara ve sıyrıklarda çok kullanışlıdır. Ancak çok uzun süre kullanılırsa, havasız kalacağından cilt beyazlaşır ve özelliği bozulur. O nedenle ıslandığında çıkarın, iş yapmadığınız zaman da kanama durmuşsa biraz açık bırakın iş yaparken yenisini yapıştırın.

 yaraband

 

8. ANTİSEPTİK SOLÜSYONLAR (Batikon/Mersol 50 ml/100 ml )

Bazı sağlıkçılar bu solüsyonları önermemekle birlikte, hastaneye gitme olanağınızın olmadığı durumlarda, sıyrık benzeri bir yara oluştuğunda (yara geniş ve derin değilse; diz-dirsek yarası gibi) yara kirlenmişse temiz suyla yıkayıp gazlı bezle suyunu aldıktan sonra antiseptik solüsyon sürebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken sorun: bazı kişilerde her ilaçta olduğu gibi alerjiye neden olabiliyorlar. Eğer sürdüğünüz yerde kaşıntı, yanma, artan kızarıklık olursa hemen yıkayıp hastaneye götürün.

 

9. MAKAS

Giysi ya da sargı bezi kesmek için gerekebilir. Kesici özelliğe sahip olmasına özen gösterin.

 

10. İLKYARDIM REHBERİ 

Hatırlamakta zorlandığınız, bilgilerinizin doğru olduğundan emin olmadığınız durumlarda göz atmak için gerekir. İşinize yaraması için en az bir kez okuyun ki ilkyardım yapmanız gerektiğinde neyi nerede bulacağınızı bilin, aksi halde siz konuyu ararken hasta için vakit geçebilir. Diyeceksiniz ki artık cep telefonlarından bakabiliriz rehbere ne gerek var. Haklısınız ancak unutmayın acil durumda aranan zor bulunur, o nedenle bir program bulup telefonunuza yükleyin ve yazılanları iyi bilin ki aradığınızda hemen bulabilesiniz.

 

İLKYARDIM ÇANTASInda yukarıdaki malzemelere ek olarak bulundurulabilecek malzemeler:

 

11. TEBEŞİR

Kaza yerini ve yaralının konumunu çizmek için gerekiyor. Ancak şimdi herkesin cep telefonları fotoğraf çekebildiği için olay yerini birkaç değişik açıdan çekerek bu sorunu çözebilirsiniz.

 

12. CEP FENERİ, IŞILAK

Karanlıkta görüşünüzü artırmak için gereklidir. Cep telefonu bu işi görebilirse de şarjını tehlikeye atmanın anlamı yok.

 

13. KÂĞIT, KALEM

Özellikle yaralıya yapılan müdahaleleri, yaralı hakkındaki bilgileri, yaralının durumundaki baştan beri ortaya çıkan değişiklikleri yazmak için gereklidir. Diyelim ki yaralı/hasta ilk anda konuşuyordu sonra kendinden geçti, bu hastanede tedavi edecek hekim için önemli bir bilgi olabilir. Tanımadığınız biriyse ilk anda hem yardım edip hem de adını soyadını bir yakınının telefon numarasını sorup hemen not edin ki kendinden geçtiğinde en azından ilgililer yakınına ulaşabilsin ya da kişinin kim olduğu bilinsin. Bu bilgiler tahmininizden öte çok değerlidir.

 

14. BOYUNLUK (SERVİKAL KOLLAR) 

 

boyunluk

Aslında işyerinizde de bulunması gereken bir malzemedir. Düşme, araba çarpışması gibi durumlarda boyun omurları zarar görmüşse daha fazla zarar görmemesi(felç olmaması) için oldukça önemli bir malzemedir.

Bunun yerine havlu, kazak vs kullanılabilir ama boyunluk daha kullanışlıdır.

 

 

 

Diğer önerilenler:

Turnike lastiği: Çantada ve dolapta bulunması gerekmeyen en sakıncalı malzemelerden biridir. Turnike dediğimiz şey durmayan kanamalarda her türlü yolu denedikten sonra son çaredir; sadece kol ya da bacaktaki atardamar kanamalarında kullanılır. Üçgen sargı, kravat, ya da herhangi bir kumaş parçası bu işi görür. Sakın ola ki ip, lastik vb şeyleri kullanmayın. Yarar yerine zarar verirsiniz. Amputasyon(organ kopması) konusunda ayrıntılı bilgi vereceğim.

 

ELDİVEN: Son zamanlarda her ilkyardımcı, eldiveni olmazsa olmaz malzeme olarak öneriyor. Bence olması iyi olur. Ama olmadığı takdirde de sorun değil. Çünkü her yerde naylon poşet var. Kanamalı bir yaralıya müdahale ederken zaten kanamaya doğrudan elimizi değdirmemiz gerekmez yaralının kendi giysisi ile bastırabiliriz. Ancak bir konuyu aklınızdan çıkarmayın elinizde yara varsa(kabuk halen tazeyse), tırnağınızı çok dipten kesmişseniz elinize yaralının kanının değmemesi için eldiven bulamadıysanız poşet geçirin. Çünkü karşınızdaki kişinin bulaşıcı hastalığı varsa yaranıza kanı değdiğinde size geçebilir. Ancak derinizde herhangi bir yara yoksa fazla korkmanız gerekmez elinizi güzelce yıkarsanız sorun kalmaz. Tedbirli olmak her zaman iyidir.

 

Başa Dön

 

 

 

İLKYARDIMA GİRİŞ

 

İlkyardımın önemini bildiğimizi sanıyoruz. Ancak ilkyardım kavramını ne kadar kavramış olduğumuzun farkında mıyız? Bu soruyu yanıtlayabilmek için önce vücudumuzu tanımak zorundayız. Bazı organların nasıl çalıştığını ne iş yaptığını bilmezsek ne kanamayı durdurmak için çaba harcarız ne de sara nöbeti geçirene doğru yardımı yapabiliriz.

 

Vücudumuzu tanımak için bazı benzetmelerden yararlanmak istiyorum. Bedenimizi bir apartman gibi düşünün. Gerçi giriş çıkışları biraz farklı ama o kadarcık fark olsun… 

 

Bu apartmanın;

 

Temiz su tesisatı ATARDAMAR(ARTER), kirli/atık su tesisatı TOPLARDAMAR(VEN), elektrik tesisatı SİNİR SİSTEMİ, elektrik donanımının bulunduğu oda da BEYİN olsun.

 

Sekiz katlı bir apartmanı düşünelim: Şehir suyu apartmanın önüne kadar bir büyük boruyla gelmiştir. Bu boru apartmanın içine daha küçük borulara bölünerek, sekizinci kattaki dairelere kadar dağılmıştır. Kirli sular ise borular vasıtasıyla sekizinci kattaki dairelerden başlayarak zemine/aşağı doğru akar; birçok boru aşağı doğru birleşerek apartmandan tek bir boru olarak çıkar. Yani apartmanın girişinde bir temiz su borusu ile bir de kirli su borusu vardır. Biri temiz suyu apartmana taşırken diğeri kirli suyu apartmandan dışarı taşır. İşte bu giriş çıkış yerini kalp olarak düşünün. Aynı zamanda alt kattaki suyu üst kata göndermek için gerekli olan pompanın görevini de üstlenen kalpten, temiz su tüm apartmana pompalanmaktadır. Ve bu su apartmanın her dairesine ve daire içindeki çeşitli odalardaki(mutfak, banyo vb) musluklara daha küçük borularla (vücuttaki kılcal damarlar gibi) gitmektedir. Aynen kanın, kalpten büyük damarla çıktıktan sonra parmaklara ve iç organlara doğru küçülen damarlarla(kılcal damar) vücuda dağılması gibi. Vücuttaki atardamarlar ve toplardamarlar bütün vücudu yan yana katederler; aynen apartmanlardaki temiz ve kirli su boruları gibi. Apartmandaki su tesisatları ile vücudumuzdaki kan damarları arasındaki benzerliği anlattıktan sonra en önemli farkı hatırlatmakta yarar var. Kesinti olmadığı sürece, apartmana şehir şebekesinden sürekli su gelmektedir. Oysa dışarıdan doğrudan giriş çıkış olmadığı için vücudumuzdaki kan miktarı sabittir. Yani dışarıdan içeri kan girmez içeriden dışarı kan çıkmaz. Vücudumuz çok tasarruflu davranıp, kanı arıtarak kullanmaktadır. İki arıtma sistemi vardır, kan bu arıtma sistemlerinden geçerek temizlenir. Bu arıtmalardan biri akciğerler diğeri de böbreklerdir. Kan akciğerleri dolaşırken vücuda yaramayan karbondioksit gazını akciğerlere verir ve akciğerlerden ihtiyacı olan oksijen gazını alır. Böbreklerden geçerken de hücrelerden topladığı her türlü atığı böbreklerde bırakır (elimizi yıkadığımızda, yıkandığımızda, çamaşır-bulaşık yıkadığımızda musluktan akan temiz su kirlenerek lavabolardan pis su olarak akıp kanalizasyona karışıyor ya… İşte sudaki bu kir böbrekte temizlenir; apartmanımıza böyle bir arıtma tesisi yapsak demek ki bizde suyu tekrar kullanabiliriz). Ancak vücuttaki bu kan miktarı (ortalama bir genç yetişkinde 6 litre olduğu varsayılıyor) azalmaya eğilimlidir. Terlediğimizde, nefes alıp-verdiğimizde, böbreklerdeki atıkların idrar olarak atılmasıyla bu 6 litrelik miktar azalır. Bu eksikliği fark eden vücut, susama mekanizmasını devreye sokar. İhtiyacımızı karşılamak için su içeriz ya da sulu yemekler tüketiriz. 

 

Bu arıtma sistemlerinin dışında vücudumuzda enerji sağlamak üzere oluşturulmuş sindirim sistemimiz vardır. Bu sistemi arabanın çalışma sistemine benzetmeyi tercih ediyorum. Arabanın çalışması için nasıl yakıt (benzin, mazot vs)gerekiyorsa vücut için de yiyecek içecek gerekir. Ağızdan alınan yiyecek ve içecekler, ağızdan bağırsağa gidene kadar, vücutta kullanılabilecek enerji haline dönüştürülürler. Bu dönüştürülen maddelerle ve su, bağırsaklardan kan damarlarına geçerler (emilirler); ihtiyaç fazlası işe yaramayan posalarda dışarı atılır. Eksilen su ihtiyacımız bu şekilde karşılanırken; ağızdan alınan ve parçalanarak glikoz dediğimiz vücudun kullanabileceği şekere dönüşen besin maddelerinden de enerji ihtiyacımız karşılanır.

 

Glikoz(C6H12O6, kandaki şeker) arabanın benzinine eşdeğerdir nasıl benzin olmazsa araba çalışmazsa kanda şeker belli oranın altına indiğinde de vücut çalışamaz. Glikozun azalmasından en çabuk etkilenen organımız beyindir. Enerjiye en çok ihtiyaç duyan organ beyindir. Hatırlarsanız yukarıda demiştik ki beyin sinir sisteminin kontrol merkezidir; yani apartmana dağılan elektrik kablolarının ana dağıtım merkezidir, sigortaların bulunduğu kapalı alandır. Aynen arabada olduğu gibi benzin olmazsa akünüz işe yaramaz. Beynin ihtiyacı olan şeker yoksa sinir sistemi ne kadar sağlıklı olursa olsun çalışamaz.

 

Her zaman denir ki, vücut, oksijen olmazsa birkaç (4-5)dakika içinde ölür, aynı şey şeker içinde geçerlidir. Kanda yeterince glikoz (şeker)olmazsa kişi çok kısa sürede hayatını kaybedebilir(kan şekerim düştü, gözüm karardı denir ya; eksiklik giderilmezse bunun ötesi ölüm olabilir).

 

Vücudumuzdaki sistemlerden bahsederken iskelet sistemini de unutmayalım. Aynen apartmanda olduğu gibidir. Mutlaka inşaatlarda görmüşsünüzdür, öncelikle demir ve çimento ile apartmanın iskeleti(kolonları) oluşturulur. Apartmanın sağlam olması bu iskelete bağlıdır, dairelerde değişiklik yapılırken kesinlikle kolonlara dokunulmaz çünkü kolona gelecek bir darbe bütün apartmanın çökmesine yol açabilir. Vücudumuzdaki iskeleti oluşturan kemikleri de bu kolonlara benzetebiliriz. Üst kattaki kolon zarar gördüğünde sadece o daire etkilenirken alt kattaki kolon zarar gördüğünde bütün apartman etkilenir. Elimizdeki kemik kırıldığında elimiz etkilenirken, omurgamızın üst bölümündeki boyun omurları zarar gördüğünde bütün vücudumuz felç olabilir, ya da üst bacak kemiğimiz kırıldığında uzun süre yürüyemeyiz.

 

Yukarıda anlattığım benzetmeli yapıyı hatırınızda tutmaya çalışın çünkü bir sonraki yazımda ilkyardım ile ilgili uygulamalara başlayacağım. Bu yapı üzerinde anlatacağım.

 

Başa Dön

 

 

İlkyardımda bahsetmek istediğim konuları en çok karşılaştıklarımızdan bahsederek başlatmak istiyorum.

1.    Bilinç kaybında(kendinden geçme, bayılma, sara) ilkyardım

2.    Yabancı cisim tıkanmasında ilkyardım

3.    Kanamaların durdurulması

4.    Yaralanmalarda ilkyardım

5.    Yanıklarda ilkyardım

6.    Zehirlenmelerde ilkyardım

7.    Sıcak ve soğuğa maruz kalındığında ilkyardım

8.    Kırık-çıkık-burkulmalarda ilkyardım

9.    Bazı özel durumlarda (kalp krizi, Şeker hastalığı, felç vs)ilkyardım 

10. Suni solunum ve kalp masajı

Kim çizdiyse eline sağlık dediğim çok güzel bir anatomi (insanın vücudunu tanıtan) karikatürü sizinle paylaşmak istiyorum
anatomikarikatur

 

Başa Dön

 

Anasayfaya Dön