KANAMA VE İLKYARDIM

 

KANAMA NEDİR?

damarlar

Bu soruyu yanıtlamak için yine ilkyardıma giriş konusuna dönelim. Hani şu bedenimizi apartmana benzettiğimiz konuya… Ne demiştik?  (aşağıya aynen aldım)

Bu apartmanın;

Temiz su tesisatı ATARDAMAR(ARTER), kirli/atık su tesisatı TOPLARDAMAR(VEN), elektrik tesisatı SİNİR SİSTEMİ, elektrik donanımının bulunduğu oda da BEYİN olsun.

Sekiz katlı bir apartmanı düşünelim: Şehir suyu apartmanın önüne kadar bir büyük boruyla gelmiştir. Bu boru apartmanın içine daha küçük borulara bölünerek, sekizinci kattaki dairelere kadar dağılmıştır. Kirli sular ise borular vasıtasıyla sekizinci kattaki dairelerden başlayarak zemine/aşağı doğru akar; birçok boru aşağı doğru birleşerek apartmandan tek bir boru olarak çıkar. Yani apartmanın girişinde bir temiz su borusu ile bir de kirli su borusu vardır. Biri temiz suyu apartmana taşırken diğeri kirli suyu apartmandan dışarı taşır. İşte bu giriş çıkış yerini kalp olarak düşünün. Aynı zamanda alt kattaki suyu üst kata göndermek için gerekli olan pompanın görevini de üstlenen kalpten, temiz su tüm apartmana pompalanmaktadır. Ve bu su apartmanın her dairesine ve daire içindeki çeşitli odalardaki(mutfak, banyo vb) musluklara daha küçük borularla (vücuttaki kılcal damarlar gibi) gitmektedir.  Aynen kanın, kalpten büyük damarla çıktıktan sonra parmaklara ve iç organlara doğru küçülen damarlarla(kılcal damar) vücuda dağılması gibi. Vücuttaki atardamarlar ve toplardamarlar bütün vücudu yan yana kat ederler; aynen apartmanlardaki temiz ve kirli su boruları gibi. Apartmandaki su tesisatları ile vücudumuzdaki kan damarları arasındaki benzerliği anlattıktan sonra en önemli farkı hatırlatmakta yarar var. Kesinti olmadığı sürece, apartmana şehir şebekesinden sürekli su gelmektedir. Oysa dışarıdan doğrudan giriş çıkış olmadığı için vücudumuzdaki kan miktarı sabittir. Yani dışarıdan içeri kan girmez içeriden dışarı kan çıkmaz. Vücudumuz çok tasarruflu davranıp, kanı arıtarak kullanmaktadır. İki arıtma sistemi vardır, kan bu arıtma sistemlerinden geçerek temizlenir. Bu arıtmalardan biri akciğerler diğeri de böbreklerdir. Kan akciğerleri dolaşırken vücuda yaramayan karbondioksit gazını akciğerlere verir ve akciğerlerden ihtiyacı olan oksijen gazını alır. Böbreklerden geçerken de hücrelerden topladığı her türlü atığı böbreklerde bırakır (elimizi yıkadığımızda, yıkandığımızda, çamaşır-bulaşık yıkadığımızda musluktan akan temiz su kirlenerek lavabolardan pis su olarak akıp kanalizasyona karışıyor ya… Kanın içindeki kir olarak adlandırabileceğimiz şeyler hücrelerden gelen atıklardır bunlar böbrekte temizlenir; apartmanımıza böyle bir arıtma tesisi yapsak demek ki bizde suyu tekrar kullanabiliriz).

Vücudumuzdaki bu sabit kan miktarı (ortalama bir genç yetişkinde 6 litre olduğu varsayılıyor) azalmaya eğilimlidir. Terlediğimizde, nefes alıp-verdiğimizde, böbreklerdeki atıkların idrar olarak atılmasıyla bu 6 litrelik miktar azalır. Bu eksikliği fark eden vücut susama mekanizmasını devreye sokar. İhtiyacımızı karşılamak için su içeriz ya da sulu yiyecekler tüketiriz.   

Demek ki kirli olsun temiz olsun sular boruların içinde dolaşmaktadır. Diyelim ki bir gün mutfakta ki su borunuz delindi; deliğin büyük ya da küçük oluşuna göre suyun nasıl fışkırdığını hatırlayın. İşte vücudumuzdaki damarlarda bulunan kanın herhangi bir yaralanma nedeniyle damarın yırtılması/kesilmesi sonucu damardan dışarı fışkırması/akması KANAMAdır.

Kanın akışını gözümüzle görebiliyorsak buna DIŞ KANAMA denilir.

Eğer kanamayı gözle göremiyorsak buna İÇ KANAMA denir.

Yine evden örnek verelim: alt kattaki komşunuz banyosunun tavanının ıslak olduğunu söyledi oysa sizin görünürde patlak borunuz yok. Tamirciyi çağırdınız, fayanslar kırıldığında duvarın ıslak olduğunu, sonra bir borunun çürüyüp delindiğini suyun buradan aktığını gördünüz. İşte bu gözle görülmeyen ama bazı belirtiler(duvarların ıslanması) ile kendini gösteren bir boru patlamasıdır. Vücudumuzdaki damarlardan biri herhangi bir hasar sonucu zarar görüp yırtıldığında; vücudun içine doğru kanadığında gözle göremeyiz ama belirtileri sayesinde fark edebiliriz. Hele ki vücudun maruz kaldığı vurma, çarpma, darbe söz konusuysa; ya da kişide kalp-damar hastalığı, yüksek tansiyon(=>kan basıncı) varsa… Belirtiler, kanın azalması ile ilgili bedende ortaya çıkan sorunlardır.

 

KANAMA BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yine apartmanımıza dönelim. Diyelim ki sular kesik ve depodan kullanıyoruz. Aynen vücudumuzdaki sabit kan miktarı gibi depodaki suyun miktarı da sabittir. Boru patladığında depodaki su ne olur? Azalır! Bu durumda yıkanacak kadar suyunuz kalmaz, çamaşır da yıkayamazsınız, azaldığı için hemen biter.

 

Bedenimizde bir kanama olduğunda neler olur dersiniz?

 

20 yaşında, 170 cm boyunda, 70 kg ağırlığında bir delikanlıyı ele alalım, ortalama 6-7 litre civarında kanı vardır. Herhangi bir hastalığı yok, havanın da terletmediğini/üşütmediğini varsayarak oluşabilecek kanamaları inceleyelim:

 

- Parmağını bıçakla 1-2 cm derinlikte kesti. Damarlar ince olduğu sürece hiçbir şey olmaz. Evdeki borumuz patladığında hemen borunun delik kısmına bastırdığımız gibi, kanayan yerin üzerine diğer elinin parmakları ile bastırdığında kısa sürede kanama durur.

 

- Kolunun kesildiğini düşünelim; önkolu, 1-2 cm civarında kesildi ve damara denk geldiyse, deriye yakın olduğundan toplardamarlar kesilebilir; parmağa göre kısa sürede biraz daha fazla kanar yine kanayan yerin üstüne hemen bastırıldığında kanama kısa sürede durur. Eğer yaralanma 4-5 cm derinlikte ise atardamarlar kesilebilir ve fışkırarak kanar. Atardamar kesildiğinde yine kanayan damarın üzerine bastırmak gerekir. Ancak bu sefer daha uzun süre bastırmak önemlidir çünkü atardamar fışkırarak kanadığı için pıhtılaşma süresi uzar.

 

Bu anlatılanlardan ulaşacağımız sonuç:

Eğer kanayan damar toplardamar ise kanama daha yavaştır; ancak damarın çapı büyüdükçe aynı sürede kanayan miktar artar.

Toplardamarlar deriye daha yakın olduklarından kesiklerde genellikle ilk önce onlar kanar.  Atardamarlar biraz daha korunaklıdır yani derindedir ancak derin kesiklerde fışkırarak kanadıklarından kısa sürede yine damarın çapına göre fazla kan kaybı olabilir. Çünkü vücudun her yerine ulaşabilmesi için kalp atardamarlardaki kanı yüksek tazyikle pompalar. Oysa toplardamarda böyle bir tazyik yoktur.

Çok meraklıysanız başka bir bilgi: atardamar kanı parlak kırmızı iken toplardamar kanı daha koyu renklidir.

Aslında bu bilgiler çok önemli değildir. Önemli olan kanama varsa en kısa zamanda vücuttaki miktarın azalmaması için kanayan damara baskı yapılarak kanamanın durdurulmasıdır.

 

Kanamanın belirtilerine geçmeden kanın ne işe yaradığını bir hatırlayalım:

 

Kan başımızdaki saç telinden ayak parmağımızdaki tırnağımıza kadar vücudumuzdaki bütün hücrelere gider.

Bu hücrelere şeker, oksijen ve diğer gerekli elementleri taşır. Getirdiklerini hücreye bırakırken hücreden çıkarken atıkları alırlar.

Yani hücreye girerken atardamarken hücreden çıktığında toplardamar olur.

Bir hücreye kan gitmezse hücre bir süre sonra ölür.

Oksijenin ve şekerin en çok ihtiyaç duyulduğu organ beyindir. Hatırlarsanız 5 dakika oksijen olmazsa beynin çalışması aksıyor 10 dakika sonra ise beyin hücresi ölmeye başlıyordu. Demek ki beyin hücreleri sadece oksijensiz kaldığında ölmüyor, oksijeni ve şekeri taşıyan kan olmazsa beyin yine ölüyor.

Patlak bir boru nasıl depodaki suyu saatler içinde boşaltırsa, kanama da vücuttaki kanın boşalmasına neden olur. Azalan her miktar önce beyni, kalbi sonra böbrekleri iflas ettirir.

O halde bir kanama varsa ilk hedefimiz akan kanın durmasını sağlamak olmalıdır.

 

DİKKAT: Hemofili denilen kanı pıhtılaşmayan kişilerde kanamayı durdurmak ve en kısa zamanda hastaneye götürmek sağlıklı bir insandan daha önemlidir. Ne yaparsanız yapın kanamayı durduramazsınız. Hastane tedavisi şarttır.

 

KANAMA BELİRTİLERİ:

Vücudumuzdaki kan azaldıkça:

- Beyni kansız bırakmamak için kalbimiz hızlı çarpmaya başlar.

- Nefes alış verişimiz hızlanır, çünkü pompalanan kan miktarı, kanama nedeniyle azaldığından beyne yeterli oksijen sağlamak için akciğerler de hızlı çalışmaya başlar.

- Derimizin-dudaklarımızın-tırnaklarımızın hafif kırmızımsı rengini veren deri altındaki damarlarımızda dolaşan kandır. Kanama arttığında beyin kendini beslemek için derideki kanı içeri doğru çeker, derideki damarlarda dolaşan kan azalır, bu durumda ilk önce dudakların rengi soluklaşmaya/morarmaya başlar, kanama devam ederse tırnaklarda, daha sonra kulak memesi ve burun ucunda morarma başlar. Deri azalan kan dolaşımı nedeniyle soğur, kişi üşümeye başlar.

- Kanama artar ve beyin çok etkilenirse kişinin bilinci bozulmaya başlar daha sonra da bilinç kaybı olur.

 

Bu belirtiler kanayan damarın cinsi ve çapına göre birkaç dakikada da ortaya çıkabildiği gibi birkaç saat sonra da görülebilir…

- Kan kaybı yavaşsa, belirtiler de yavaş yavaş belirir. Çünkü kalp ve beyin belirli miktara kadar kansız kalmaya tahammül gösterebilir ve dengesini korur, tahammül sınırı aşıldığında ise artık iflas ederler; sırasıyla şok, koma ve ölüm gelişir.

- Eğer kanama kısa sürede (birkaç dakikada) büyük miktarda olursa (vücuttaki kanın %10 ndan fazlası) beyin ve kalp bu ani kayba tahammül edemez, yani yavaş kanamadaki dengeleme sistemlerini devreye sokamaz ve şok oluşur.

- Eğer ciddi bir kaza sonucu oluşan iç ya da dış kanama söz konusuysa şok gelişir: belirtilerin tümü bir anda görülür.

Sanırım buraya kadar anlattıklarımla, kanamayı durdurmanın ne kadar önemli olduğunu ifade edebilmişimdir. Şimdi gelelim kanamanın nasıl durdurulması gerektiğini anlatan klasik bilgilere:

 

1. Kanayan damarın üzerine bastırmak

2. Basınçlı sargı uygulamak  

3. Yükseğe kaldırmak

4. Turnike uygulamak

5. Atellemek/kırık kemiği desteklemek

 

1.  KANAYAN DAMARIN ÜZERİNE BASTIRMAK

ellebasınc

Yandaki çizimlerde de görüldüğü gibi kanayan damarın üzerine bastırdığınızda (delik hortumdan ya da borudan akan suyu durdurur gibi) kanamayı durdurabiliriz. Biz damarın üzerinden bastırırken damarın uçlarında kandaki pıhtılaşma askerleri göreve başlar ve pıhtı oluşturarak kanın akmasını engeller.

Kanayan damarına, durumu uygunsa, yaralanan kişi kendisi bastırabilir.

bezlebasinc

DİKKAT:

Eğer yaralı kendisi bastıracak durumda değilse siz yardımcı olacaksanız ve elinizde açık yara, taze kabuk bağlamış yara ya da çizik varsa mümkün olduğunca yaralının kanına dokunmayacak şekilde bastırın (karşımızdaki kişide kanla bulaşan bir hastalık ihtimaline karşı).  Bunun için:

1) yaralının giysisinden yararlanabilirsiniz; ceketin/gömleğin/pantolonun/kravatın/atkının/fanilanın ucuyla bastırabilirsiniz,          

 2) her yerde plastik torba ve poşet bulunur; bunu elinize geçirerek bastırabilirsiniz,

 3) ilkyardım çantanızda eldiven varsa onu giyerek bastırabilirsiniz.

 

 

2.  BASINÇLI SARGI UYGULAMAK

 

Yaralıya daha fazla yardımcı olmak ve zamandan kazanmak için elimizle bastırmanın yerini tutacak bir yöntemdir. Kanayan damara basınç yapacak ve yarayı kapatacak bir sargı yapılır.

Elbette ki bu sargı baş, kol ve bacaklardaki kanamalarda uygulanabilir.

Vücuttaki kanamalrda ne yazık ki elle basınç yapmaya devam etmek zorundasınız.

basinclisargi

DİKKAT: 

Kanayan yaraya kesinlikle pamuk koymayın!

Pamuğu gazlı bezin arasına koyarak, yaranın üzerine gazlı bez gelecek şekilde yara kapatılmalıdır. Sonra da rulo sargı bezi ile bu gazlı bezin üzerinden sarılır.

Gazlı beze ve sargı bezine ulaşma imkanınız yoksa en iyi yara kapatma malzemesi yaralının kendi fanilası/gömleği vs dir. Kravat, şal, eşarp ise en güzel sargı malzemesidir.

 

Kanama fazlaysa ve sargıdan dışarı sızıyorsa üzerine ikinci bir malzeme koyun.

Sakın ola ki bir önceki gazlı bezi/yarayı kapattığınız malzemeyi atmayın. Çünkü onu kaldırırken oluşmuş pıhtıyı da kaldırır kanamayı artırırsınız.

kanamadurdur 

 

3.  YÜKSEĞE KALDIRMAK

 

Yükseğe kaldırma tek başına kanamayı durdurmaz!!!

Baskı ya da sargı uygulanmış kanamada kanamayı durdurmaya yardımcı olur.

İlkyardım eğitimlerinde en kızdığım bilgilerden biri yakındaki atardamara baskı uygulamak, ikincisi ise kolu tavana değecek gibi yükseğe kaldırmaktır. O nedenle bunları anlatmıyorum, zaten yükseğe kaldırmanın ne kadar etkili olduğu da bilinmiyor. Damara bası yapmanın da anlamı olmadığı saptanmış durumda (AHA First Aid 2010).

 

Yükseğe kaldırmanın mantığı:

Elinizde bir kanama varsa ve elinizi aşağı doğru sarkıtırsanız, kalp kendi seviyesinden aşağı doğru (yer çekimi nedeniyle) daha güçlü pompaladığı için kanama artar.

O nedenle kanayan bölge kalp seviyesinden aşağıda olmamalıdır.

Kollar ve baş için bu kolay ama vücuttaki ve bacaktaki kanamada ne olacak onu hiç söylemezler. Üstelik kanayan/yaralı kol tavana değecekmiş gibi kaldırıldığında yorulup daha çok strese neden olacaktır. O halde ne yapmalıyız?

 

Çok basit, tek kural:

 

Kanayan bölge kalp seviyesinden aşağıda olmamalıdır.

Baştaki kanamalı yaralanmada, bilinci yerindeyse kişi oturtulur.

Elde/kolda ise dirsekten bükülüp boyna askı yapılarak kalp hizasında tutulması sağlanır.

Eğer üst koldaysa kişi yatırılır ve kolun altına yastık konur.

Vücuttaki kanamada kişi sırtüstü yatırılır (kanama sırtta ise, sırt üstü yattığında basınç oluşacağı için daha uygundur).

Bacaklara gelince: üst bacaktaki kanamalarda kişinin sırt üstü yatması daha uygundur, ayak ve diz altında ise kişinin durumu iyiyse oturabilir ancak ayağını sarkıtmayıp (sandalye/tabure gibi bir destek üzerine) uzatmalıdır.

 

4.  TURNİKE

 

Yine benim en nefret ettiğim bir uygulama. Ne yazık ki herkes tarafından bilinen ve zevkle kullanılan bir uygulama.

Turnike kanamalarda kullanıldığı şekliyle boğma işlemidir. Amaç: damarı, kemikle deri arasında sıkıştırarak kan akışını, dolayısıyla kanamayı durdurmaktır.

Sadece üst kol ve üst bacak kanamalarında uygulanabilir olduğundan; insanlar, turnike yapamayınca kol ve bacak dışındaki kanamaların durdurulması gerekmediği inancıyla yaralıya dokunmazlar ve yaralı kan kaybından ölür.

Turnike çok sakıncalı bir uygulamadır; çok fazla yaralı az sayıda ilkyardım yapacak kişi olduğunda, atardamar kanaması ve organ kopması söz konusuysa uygulanabilir.

Onun dışında normal koşullarda UYGULANMAMALIDIR.

Zaten en son seçenektir.

Yani, önce baskı uygulanacak, basınçlı sargı yapılacak, kalp seviyesinden aşağıda tutulmayacak, halen kanama çok şiddetliyse (bu pek rastlanılan bir durum değildir) ve kolda/bacakta ise turnike uygulanacak.

Oysa TV dizilerinde bir bakıyorsunuz ilk turnike uygulanıyor. Turnike ile ilgili ayrıntılı bilgiyi yaralanma konusu içinde yer alan organ kopmasında vereceğim. Kanamada bu kadar bilgi yeter.

turnike

 

5.  KIRIK KEMİĞİ DESTEKLEMEK/ATELLEMEK

 

kolsargi

Bu bir kanama durdurma yöntemi değildir! Sadece kanamayı kontrol altına almayı sağlar.

Mantık:

 

Kırılan kemik uçları desteklenip hareketsiz kalmaları sağlanmazsa uçları çevresindeki damar, sinir ya da kasa zarar vererek kanamanın şiddetlenmesine yol açacaktır. Bunu önlemek için kırık olan yaralı bölgenin hareketi kısıtlanacak şekilde destek uygulanır.

 

BURUN KANAMASI

 

Kafatası kırığı, darbe sonucu oluşan yüz yaralanmaları, sinüzit, enfeksiyon, burun anomalisi, yüksek tansiyon, kanama bozuklukları gibi nedenlerle oluşabilir.

 

İlkyardım:

- Kişi dik oturtulur, başı hafif öne eğilir ve burun kanatlarından iki parmakla bastırılır.

- Burna, alna ve enseye soğuk ıslak bez konarak soğutma yoluyla damarların büzüşmesi dolayısıyla kanamanın daha çabuk durması sağlanabilir.

- Özellikle endişeli ve yüksek tansiyonlu kişilerin sakinleştirilmesi önemlidir.

- 5 dakika kadar bastırıldığı halde kanama durmazsa burun ucuna gazlı bez konup bastırmaya devam edilip kişi hastaneye ulaştırılmalıdır.

 

Biraz uzun oldu ama bunları bilmeniz gerektiğini düşünüyorum.

 

 

 Anasayfaya Dön