ÇOCUK – PEDİATRİK – ACİLLERİ

 

Çocuğun Değerlendirilmesi

Pediyatrik Acillerde Acil Bakım Rehberi

Tıbbi Olgularda İYD

Yaralanmalarda İYD

Çeşitli Yaş Grupları Sorunları

Solunum Acilleri

Gastrointestinal Sistem Acilleri

Nörolojik Aciller

Çocukluk Çağı Hastalıkları

Hırpalanmış Çocuk

 

 

HASTA ÇOCUK  VE PARAMEDİK

 

Ambulansla çocuk hastaya gittiğinizde Paramedik olarak sizi bekleyen bazı sorunlar vardır:

1- Korkmuş ve ağlayan bir hasta ya da kazazede çocuk

2- Telaşlı ve korku içindeki aile bireyleri

Erişkin hastada, hasta ile iletişim kurduğunuzda sorunlarınızı kolaylıkla çözümleme olanağınız vardır.

Ancak ağlayan ve korkmuş bir çocukla iletişim kurmak hiç de kolay değildir. İletişim kuramadığınız sürece muayene etme şansınız olmayacaktır.

Çocuk ağladıkça aile çaresizlikten sizi bunaltacaktır.

Onlara gerekli açıklamayı yapıp yardımcı olmalarını sağlayamazsanız acil bakım verme şansınız azalacaktır.

 

İşte bu sorunların üstesinden gelmenizi sağlayabilecek birkaç ipucu:

Çocuğu hemen gözle inceleyin ve en önemli sorunu saptamaya çalışın (baygın, yaralı vs)

Bir paramedik çocukla ilgilenirken diğer paramedik hem öyküyü almak hem de aileyi sakinleştirmek için onlarla ilgilenir ve sorularını yanıtlar

Çocukla ilgilenen paramedik onunla aşağıdaki yaklaşım önerilerine göre iletişim kurarak sorunlarını saptamaya çalışır

Ne yapacağına hızla karar vererek, hızlı ve doğru girşimi başlatır

 

PARAMEDİĞİN ÇOCUĞA YAKLAŞIMINDA YARDIMCI OLABİLECEK ÖNERİLER:

Önce adını söyleyerek kendini tanıt

Çocuğun adını sor ve ona ismiyle hitap et

Yarasına ya da ağrıyan yerine dokunmadan çocuğa yaklaş

Ağrıyan yerini çocuğun göstermesini sağla

Yaşı uygunsa (anlatabilecek beceriye sahipse) olayı çocuğun kendisinden öğren

Çocuktan aldığın hikâyenin ne kadarının hayal gücü olduğunu anlamaya çalış

Dürüst ol, yapılacak girişimler hakkında ASLA yalan söyleme

Yapacağın işlemleri anlat, canının yanmayacağını söyleyerek aldatmak yerine “ biraz acıyabilir ama sen cesursun dayanabilirsin, şimdi bu işlemi yapmazsak daha sonra daha çok acır, o nedenle şimdi cesaretini göster vs” gibi konuşmalarla dostluğunu kazanarak yardımını sağlayabilirsin. 

Ebeveyninin veya tanıdığı kişinin yanında ya da kucağında muayene et

Aileyi mutlaka yatıştırın, kararlı ve hızlı davrandığınızda size güven duyarlar; o nedenle mümkün olduğunca kararlı ve hızlı davranarak güven vermeye çalış

Çocuğu başka birine devrederken mutlaka söyle ve yeni geleni tanıştır

Durumu uygunsa annesinin/babasının kucağında ambulansa alarak taşıyabilirsin; istediği/ sevdiği oyuncak ya da eşyayı almasına izin ver

Çocuğun gelişim dönemlerini ve bu dönemleri etkileyen unsurları bilirseniz çocuğu daha rahat anlayıp iletişim kurabilirsiniz:

 

ÇOCUK VE BEBEK HASTALARDA

ACİL BAKIM İÇİN BAŞVURULABİLECEK GELİŞİM ÇİZELGESİ

 

YAŞ GRUBU

 

GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

Görülebilecek önemli endişe duyguları

AABT'ye Acil Bakımda

Yardımcı  olabilecek  yöntemler

BEBEK                 

( 0 - 1 yaş )

 

Yuvarlanır,

Emekler,

 

 

Konuşması ( dili ) sınırlıdır,

Kendini güvende hissedebilmesi  için ailesiyle fiziksel temasa gereksinimi vardır,

Bağımsızlık duyguları yoktur,

Fiziksel çevre üzerinde kontrolleri yoktur

 

 

Ayrılma  anksiyetesi

 

Mümkün olduğunca ebeveynin kucağında muayene edin,

Sıcak bir çevre sağlayın,

Elinizi ve steteskopu çocuğa dokundurmadan önce ısıtın,

Emziği varsa emmesine izin verin,

TODDLER             

( 1- 3 yaş)

 

Yürür,

Koşar,

Tırmanır,

Konuşması sınırlıdır, anlayabilir ancak düşüncelerini ifade etmede yetersizdir,

Gerçekleri  algılayabilir,

Hafızaları kısa süreli, dikkatleri anlıktır,

Ailesinden ve çevresinden ayrı bir varlık olduğunun farkındadır

 

 

 

 

Ayrılma anksiyetesi,

Ağrıdan korkma,

Mümkün olduğunca  ebeveyn  kucağında muayene edin,

Çocuğun seviyesine inerek iletişim kurun,

Mümkün olduğunca seçenekler sunarak seçim yapmasına olanak tanıyın,

Kendini güvende hissetmesi için oyuncağını almasına izin verin,

 

 

OKUL  ÖNCESİ

ÇAĞI

( 3 - 5 yaş )

 

 

Çok hareketlidir

Çok hızlı büyür

 

 

Hayalcidir, büyülü düşünce ve fantezileri  vardır,

Anlama yeteneği halen sınırlı olmasına rağmen sözel ifade yeteneği gelişmiştir,

Kendisini anlama isteği güçlüdür

Stres durumunda gerileme gösterir. 

 

 

 

 

Ayrılma anksiyetesi,

Ağrıdan, kandan, şekilsizlikten, çirkinlikten korkar

Mümkün olduğunca seçme şansı verin,

Yaptığınız işlemleri  gerekçeleri ile açıklayın,

Çocuğun seviyesine inerek iletişim kurun,

Oyun oynar gibi bakıma katılmasını sağlayın ( örnek: steteskopu tutturun dinletin),

Yaralarını sardıktan sonra renkli şerit veya flasterle cesaret ödülü verin

OKUL ÇAĞI 

(5 - 12 yaş )

 

Çok hızlı büyür,

Gözü karadır,

Yaşıt baskısı vardır,

 

Dil gelişimi oldukça iyidir,

Mantık yürütme, gerekçe bulma ve kendisini kontrol etme dönemi

Başlamıştır.

Vücudun fonksiyonlarını anlama ve algılama dönemi başlamıştır

 

 

 

Ağrıdan, şekilsizlikten, fonksiyon kaybından, ölümden korkar

 

Yaptığınız işlemleri gerekçeleri ile birlikte açıklayın,

Sevimli olun ancak hemen sonuç alacağınız sanısına kapılmayın

Kişiliğine (mahremiyetine) saygılı olun,

Cesaretini ve dayanma gücünü övün

ERGEN

( 12 - 19 yaş)

 

Yaşıt baskısı ağır basar,

Seksüel kimliğini tanır,

Bağımsızlık duygusu artmıştır ancak stres sonucu gerileyebilir,

Yaşıtları ailesinden daha

Önemlidir.

Acil olaylar karşısında aşırı tepki gösterebilir veya histerik davranabilir,

Ölüme gerçekçi yaklaşmasına rağmen tehlikeli girişimlerden kaçınmaz,

 

 

Kontrolü kaybetmekten,

fonksiyon kaybından korkar,

Yaşıtlarının onayına gereksinim duyar

Mümkünse seçenekler sunarak seçim yapmasını sağlayın,

Bağımsızlık duygusuna ve mahremiyetine saygılı olun,

Mümkünse yaşıtları ile iletişim kurmasına izin verin,

Tatlı bir iletişim kurarak sürdürmeye çalışın

 

Başa Dön

 

 

ÇOCUĞUN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Değerlendirmeye geçmeden genel bilgi bölümündeki çocukla ilgili yazıyı gözden geçirin.

 

A - GÖZLE MUAYENE (İNSPEKSİYON)

1. GENEL DURUMUNA BAK:

Bilinci açık / kapalı, bitkin / halsiz, korkuyor, panik halinde, şok belirtileri var, aşırı terliyor, havala geçiriyor vb…

2. CİLDİNİN RENGİ NASIL:

Sararmış, morarmaya başlamış, külrengi gibi soluk, kızarmış, normal vs…

3. SOLUNUMU NASIL:

Normal, çok sık ve yüzeysel soluk alıp-veriyor, göğüs hareketi fark edilmeyecek kadar sığ ve yavaş; soluk alırken / verirken zorlanıyor, göğüste nefes alırken çekilme gözleniyor, karından soluk alıp veriyor, vs…

4. KARNI:

Şişkin (özellikle bebeklerde ve okul öncesinde çocukların karınlarının daha şişkin olduğunu unutmadan değerlendirme yapın!), gergin (patlayacakmış hissi veren bir gerginlik), çökük; üzerinde döküntü, ekimoz var; kitle görünümü var, sadece bir yerinde kızarıklık var, vs.

 

B – ELLE MUAYENE (PALPASYON)

Bilinci açık bebek ve çocukta özellikle dikkat edilmesi gereken püf noktaları: 

1. Genel kural olarak 6 yaşın altındaki çocuklarda muayene ayaktan başa doğru yapılmalıdır.

Yabancıdan korkacakları ve kendilerine zarar vereceklerini düşüneceklerinden muayene yaptırmak istemeyebilirler o nedenle ayaktan başa doğru muayene ederken zarar vermediğinizi güven duyulacak biri olduğunuzu düşünerek muayeneye izin verirler

2. Bazen 4 yaş grubundan itibaren iyi iletişim kurarak baştan ayağa da muayene yapabilirsiniz

3. Önce elinizle muayene edin alet kullanımını sonraya bırakın

4. Elinizin temiz ve sıcak olmasına özen gösterin

5. Soymanız gerektiğinde açıklama yapın, annesinden ve kendisinden yardım isteyin, habersiz soymayın.

Çünkü aileler, çocuklarına, yabancılar giysilerini soymak isterse, o kişilerin kötü insanlar olduğunu ve hemen kaçması gerektiği mesajını vermiş olabilirler.

6. Siz elle muayene ederken stetoskop ve ışık kaynağını eline verin zarar verici madde olmadığını anlasın ondan sonra akciğerlerini dinleyin, hatta birkaç dakika ayırır sizin akciğerinize götürüp sonra onunkini dinlerseniz ağlamasına fırsat vermeden sonuca ulaşabilirsiniz

7.  Ağrısı ve yarasının bulunduğu bölgeye en son ve çevresinden doğru gelin 

 

C – YAŞAM BULGULARI

1. BİLİNÇ DÜZEYİNİ SAPTAYIN:

Açık (yere, kişiye, zamana oryantasyonu), kapalı, uykuya meyilli, aşırı derecede ajite iletişim kurulamıyor vs…

2. SOLUNUM VE NABIZ:

Sayısı, derinliği ve düzeni (ritmi) yönünden incelenir; burun kanatları solunuma eşlik ediyor mu, dudaklarında ve tırnaklarında morarma var mı?

Kapiller geri dolum kaç saniye? Saptanarak çağrı raporuna saatiyle yazılır ve durumuna göre sıklıkla (5 dakika, 10 dakika arayla tekrar değerlendirilir).

Kan basıncı uygun manşon yoksa doğru sonuç vermeyebilir ancak şok konusunda da bahsedilmişti bebeklerde ve küçük çocuklarda kan basıncı ölçümü zor ve şokta hipotansiyon gelişmediği sürece fikir verici değildir, dolayısıyla diğer bulgularla tanı konulmalıdır.

3. VÜCUT ISISI:

Vücudu sıcak ve kızarmış, nöbet geçiren her çocukta derece ile ateşine bakılmasında yarar vardır.

Makattan(rektal) ve ağızdan bakılan ateş, koltuk altına göre 0.5 - 1° C yüksek olur.

Koltuk altından ölçerken koltuk altının kuru ve derecenin civalı kısmının koltuk altına iyi yerleşmiş olmasına; ağızdan ölçerken sıcak ve soğuk bir şey içtikten hemen sonra ölçmemeye, çocuğun bilincinin kapalı olmamasına; makattan ölçerken ucun en az bir santim içeride olmasına ve annesinin yan yatırarak tutmasına dikkat etmeniz gerekir.

Son yıllarda, daha pratik olan ve kısa sürede sonuç veren kulaktan ateş ölçümü yaygınlaşmıştır.     

ATEŞ: 39° C (koltuk altı ve kulaktan) ve üzerinde ise,

- Hemen ılık duş ya da çocuk küvetinde ılık banyo yaptırılır  

- Evde vakit kaybetmemeniz gerekiyorsa ıslak çarşafa sararak ateşi düşürebilirsiniz

- Ya da ambulansta üzerindeki giysileri çıkarıp klimayı soğuğa ayarlayabilirsiniz.

- Eğer vaktiniz ve çocuğun durumu uygunsa (nöbet geçirmiyorsa) ateşi evde ılık duş ile düşürmek daha sağlıklıdır.

Sonra kurulayarak ve giydirerek ambulansa alın, durumuna göre giysilerini ayarlayın.

- İnatçı ateş varsa ve hastaneye mesafe uzunsa, tıbbi danışma merkezine ilaç (antipiretik = ateş düşürücü) vermek üzere danışın ya da bu gibi durumlara hazırlıklı olmak için protokol bulundurun.

 

D- NÖROLOJİK MUAYENE

1. FONTANEL(BINGILDAK):

Ön fontanel bebeklerde 18 - 22 ayda kapanır.

18 aydan çok önce kapanırsa beyin gelişemez, 22 ay sonrası kapanmamışsa kemik gelişiminde gerilik var demektir.

Bıngıldağı henüz kapanmamış çocuklarda, bıngıldak muayenesi bize ipuçları verebilir:

Bıngıldak Çökükse: bebekte susuzluk (dehidratasyon) vardır

Bıngıldak Kabarıksa: menenjit, KİBAS, beyin ödemi olabilir; ya da çocuk ağladığı için kabarıktır.  

 

2. BİLİNÇ DÜZEYİ:

Bilinç açıklığının yaş gruplarına göre kontrolü:

Süt çocuğu ve küçük çocuklar: çevreyle ilgili ve sesli ağlar, etrafına aranarak bakınır, konuşur

Büyük çocuklar: konuşur, iletişim kurulabilir

 

Başa Dön

 

 

PEDİYATRİK ACİLLERDE ACİL BAKIM REHBERİ

Çocuklar küçük erişkinler değildir, bunu aklınızdan hiç çıkarmayın

Acil bakım ilkeleri (kanamanın durdurulması, yara bakımı, yaralı organın desteklenmesi vs. gibi uygulamaların yöntemleri) erişkinlerle aynı olmasına rağmen, verilecek ilaçların dozları ile verilecek sıvıların miktarları çocukların ağırlıklarına (kg) göre ölçülerek verilmelidir

KALP DURMASI ÇOCUKLARDA BİRDEN BİRE ORTAYA ÇIKMAZ:

- Genellikle varolan bir solunum sıkıntısının ilerlemesi ile hipoksi, hipoksiyi takiben   bradikardi ve bradikardinin ardı sıra asistol ortaya çıkar.

- Çocuklarda ventriküler fibrilasyon nadiren görülür.

ACİL BAKIMDAKİ ÖNCELİKLER, ÇOCUKLARDA DA ERİŞKİNLERDE OLDUĞU GİBİDİR:

- Soluk yolunun açıklığının sağlanması ve açıklığın sürdürülmesi 

- Gereksinimine göre oksijen verilmesi

- Gerekiyorsa, solunumun desteklenmesi (mekanik ventilasyon)

 

DİKKAT

Çocuklarda,

EOA(Özefageal Obturator Airway)

EGTA(Özefageal Gastrik Tüp Airway)

PTLA (Farengeal Trakeal Lümen Airway)

Esophageal combitubes (özefageal kombitüp)

KULLANILMAZ.

Demand valve, barotravmaya neden olduğundan KULLANILMAMALIDIR.

 

Çocuklarda soluk yolunun açıklığını sağlamak üzere kullanılması önerilen ENDOTRAKEAL TÜP tür.

 

Altı yaşından daha küçük çocuklarda intraosseus (kemik içi) yoldan sıvı ve ilaç verilebilir

Çocuklarda kan basıncı şokun ilerlemesiyle (dekompanse dönemde) düşüş gösterir ve ilerlemiş şokun belirtisidir.

O nedenle kan basıncına güvenilerek bakım aksatılmamalıdır.

Şokun belirtileri en iyi uç bölgelerin perfüzyonu ile görülebilir: tırnakların ve dudakların soluklaşması ve soğuması gibi.

 

KARDİYOPULMONER ARRESTİN ÖNLENMESİ

 

Hasta çocukların tümünde hemen solunum ve dolaşım değerlendirilmelidir.

Amaç:

Bu çocukta solunum ve kalp durmasına neden olabilecek herhangi bir solunum sıkıntısı veya kalp yetmezliği var mı?“ sorusuna yanıt bulmaktır.

BUNUN İÇİN AŞAĞIDAKİ KOŞULLAR İRDELENMELİDİR:

• Solunum hızı dakikada 60 kereden fazlaysa,

• 5 yaşın altında: kalp atım hızı dakikada 80 nin altında ve 180 nin üstündeyse, 

• 5 yaşın üstünde: kalp atım hızı dakikada 60  ın altında ve 180 nin üstündeyse,

• Solunum güçlüğü,

• Yaralanma,

• Yanık,

• Siyanoz (tırnaklarda ve dudaklarda oksijensizliğe bağlı morluk),

• Bilinç düzeyinde değişkenlik,

• Nöbet geçirme,

• Peteşilerle (deri altındaki küçük kanama odakları) birlikte yüksek vücut ısısı

varsa, solunum ve kalp durması olasılığı göz önünde tutulmalıdır

 

SOLUK YOLUNUN AÇIKLIĞININ SAĞLANMASI VE SÜRDÜRÜLMESİ

Soluk yolunu inceledikten sonra aşağıdaki soruları kendinize sorun:

Soluk yolu açık mı?

Soluk yolunun sürekli açık kalmasını sağlamak için hangisi daha uygun; baş pozisyonu mu, aspirasyon mu yoksa airway takmak mı?

Soluk yolunun açıklığı yukarıdaki işlemlerle sağlanamayacaksa, bunu sağlayacak en uygun yöntem ne olabilir? (endotrakeal entübasyon veya yabancı cisim tıkanması varsa yabancı cismi çıkarma girişimleri vb.)

Çocuğun yeterli soluk alış - verişini değerlendirirken aşağıdaki koşulları göz önünde bulundurmalısınız:

 

SOLUNUM HIZI

Bebeklerde(infant) solunum sıkıntısının ilk bulgusu taşipnedir; buna bağlı olarak bebek yorgundur.

Aniden hastalanan bebekte veya çocukta solunum sayısı normalin altındaysa, bu durumun kötü olduğunun habercisidir.

 

HAVANIN AKCİĞERLERE GİRİŞ-ÇIKIŞI

Yeterli havalanma; göğüs kafesinin yükselip alçalmasının izlenmesi, solunumun niteliği ve solunum seslerinin dinlenilmesiyle saptanabilir.

Duyulan stridor ve wheezing yetersiz solunumun göstergeleridir.

 

SOLUNUMUN ÖZELLİKLERİ

Bebekte ve çocukta, burun kanatlarının ve yardımcı solunum kaslarının solunuma iştirak etmesi; solunum için aşırı çaba harcandığının göstergeleridir.

 

RENK DEĞİŞİKLİKLERİ (SİYANOZ)

Siyanoz, solunum güçlüğü ilerlediğinde ortaya çıkan bir bulgudur.

En belirgin tırnaklarda ve dudaklarda görülen; bebekte ve çocukta oksijen yetersizliğini gösteren bir morluktur.

Özellikle tırnaklarda görülen siyanoz, solunum güçlüğünden ziyade dolaşım yetersizliğinin (şokun) en belirgin göstergesidir.

 

DOLAŞIMIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Çocuğun dolaşımını değerlendirirken aşağıdaki sorunları göz önünde bulundurmalısınız:

 

KALP ATIM HIZI

Bebekte(infant) sinüs taşikardisi varsa, bu bebeğin streste olduğunun göstergesidir. 

O nedenle, bebekte veya çocukta var olan taşikardinin nedeni hemen saptanmalıdır.

Sıkıntısı olan bir bebekte veya çocukta bradikardi varsa bu önemsenmesi gereken bir bulgudur. Çünkü bradikardi hipoksiye, hipoksi de solunum ve kalp durmasına neden olur.

 

KAN BASINCI

Hipotansiyon daha önce de belirtildiği gibi, genellikle dolaşımın dekompanse döneminin en geç ve aniden ortaya çıkan bulgusudur.

(DEKOMPENSASYON DÖNEMİ: Vücudun dengeleme sistemlerinin iflas ettiği ve çoğunlukla kalbe dönen kanın yeterli olmadığı dönemdir).

Kan basıncındaki hafif düşme varsa bunun anlamı hemen önlem alınarak, hipovolemik şokun dolayısıyla solunum ve dolaşımın durmasının önlenmesidir.

 

PERİFERİK (UÇLARDAKİ) DOLAŞIM

Ayaklarda ve el bileklerinde nabız alınıyorsa, önemli iç organlarda yeterli kanlanma(dolaşım) var demektir.

 

NABIZ BASINCI (sistolik ve diyastolik kan basıncı arasındaki fark) azaldıkça şok olasılığı artar.

Merkezdeki (femoral, brakiyal, karotis) nabızlarının alınamaması kötü bulgulardır.

 

ÖNEMLİ  İÇ ORGANLARIN KANLANMASI

Deri, böbrekler ve beyin bu organlardan olup kanlanmaları çok önemlidir.

Derideki yetersiz kanlanma şokun erken belirtisidir.

Bunun göstergesi ise kapiller geri dolumdur(KGD).

KGD iki saniyeden uzun sürerse yeterli kardiyak out-put yok ve beyin kanlanamıyor demektir.

Beynin kanlanmasında yetersizlik varsa, bilinç düzeyinde gittikçe kötüleşen değişiklikler ortaya çıkar.

Özellikle çocuklarda konfüzyon veya letarji ortaya çıkar, nöbet geçirebilirler.

Çocuğun ebeveynini tanımaması bu kötü gidişin bulgusu olabilir.

 

DOLAŞIMI SIK ARALIKLARLA DEĞERLENDİRİN

Bahsedilen bulguları elverdiğince sık değerlendirerek hastanın durumundaki gelişmelerin olumlu ya da olumsuz yönde olduğunu saptamanız da yarar vardır.

Değişimler çok ani olduğundan tetikte olun ve önlemlerinizi almayı ihmal etmeyin.  

 

Başa Dön

 

 

TIBBİ OLGULARDA ACİL BAKIM REHBERİ - İLERİ YAŞAM DESTEĞİ -

 

(TYD: Temel Yaşam Desteği; resüsitasyon); Suni solunum ve göğüs basısı; 2015 yılı İYD iş akış şeması için TIKLAYINIZ.)

• Nabza bak, yoksa TYD ne başla

• En az bir derivasyonla kalbin ritmini sapta.

 

ASİSTOL VARSA:

TYD ne devam et

Soluk yolunun açıklığının devamlılığını sağla 

% 100 oksijenle Hiperventilasyon sağla

Damar yolu aç (veya öğrenildiyse kemik içine giriş yap)

Epinefrin (Adrenalin; ilk doz)

IV veya IO: 1:10.000 lik solüsyondan 0.01 mg/kg, 

ET: 1:1.000 lik solüsyondan 0.1 mg/kg

Epinefrin (ikinci ve diğer dozlar)

IV, IO veya  ET: 1:1.000 lik solüsyondan 0.1 mg/kg; her 3-5 dakikada bir tekrarlanabilir

Resüsitasyona devam ederek mümkün olduğunca, en kısa sürede hastaneye götürün.

 

EĞER NABIZSIZ ELEKTRİKSEL AKTİVİTE VARSA:

Hipoksemi, asidoz, hipovolemi, tansiyon pnömotoraks, kalp tamponadı veya hipotermi olasılığını belirleyerek; gerekli acil bakımı vererek hastanın durumunun düzelmesini sağlayın

TYD ni bu arada arkadaşınız devam ettirsin 

Soluk yolunun açıklığının devamlılığını sağlayın 

% 100 oksijenle Hiperventilasyon sağlayın

Damar yolu açın (veya öğrenildiyse kemik içine giriş yapın)

Epinefrin (Adrenalin; ilk doz)

IV veya IO: 1:10.000 lik solüsyondan 0.01 mg/kg, 

ET: 1:1.000 lik solüsyondan 0.1 mg/kg

Epinefrin (ikinci ve diğer dozlar)

IV, IO veya  ET: 1:1.000 lik solüsyondan 0.1 mg/kg; her 3-5 dakikada bir tekrarlanabilir

Resüsitasyona devam ederek mümkün olduğunca, en kısa sürede hastaneye götürün

 

EĞER VENTRİKÜLER FİBRİLASYON/NABIZSIZ VENTRİKÜLER TAŞİKARDİ VARSA:

TYD ni sürdürün

Soluk yolunun açıklığının devamlılığını sağlayın 

% 100 oksijenle Hiperventilasyon sağlayın

Damar yolu açın (veya öğrenildiyse kemik içine giriş yapın)

3 kereye kadar defibrile edebilirsiniz (2 j/kg, 4 j/kg, 4 j/kg).

Epinefrin (Adrenalin; ilk doz)

IV veya IO: 1:10.000 lik solüsyondan 0.01 mg/kg, 

ET: 1:1.000 lik solüsyondan 0.1 mg/kg

IV, IO veya ET yoldan  Lidocaine 1 mg/kg

İlaçtan 30 - 60 saniye sonra, 4 j/kg ile Defibrile edin

Epinefrin (ikinci ve diğer dozlar)

IV, IO veya  ET: 1:1.000 lik solüsyondan 0.1 mg/kg; her 3-5 dakikada bir tekrarlanabilir

İlaçtan 30 - 60 saniye sonra, 4 j/kg ile Defibrile edin 

Lidocaine 1 mg/kg, toplam doz 3 mg/kg olacak şekilde verilebilir

Resüsitasyona devam ederek mümkün olduğunca, en kısa sürede hastaneye götürün

Herhangi bir sorun ya da sorunuz olduğunda Tıbbi danışma merkezini arayarak doktora danışın.

 

Başa Dön

 

 

YARALANMALARDA İLERİ YAŞAM DESTEĞİ ACİL BAKIM REHBERİ

Çocuk yaralanmalarında kullanabileceğiniz yaşam bulguları tablosu ve travma değerlendirme tablosu.

EĞER, KAZAZEDE AĞIR YARALANMIŞ VE KALBİ DE DURMUŞSA:

Soluk yolunun açıklığını boyunluk takarak güvenceye alın

Solutun

Dolaşımı sağlayın aynı zamanda kanama varsa bir kişi de kanamanın durdurulması için çaba harcasın ki, kalp basısı ile pompaladığınız kan dışarı akmasın ve önemli organlara ulaşsın 

DİSABİLİTY:

Çocuğun yetersizliklerini (bilinç düzeyi; kaslarda duyu, güç ve hareket sorunları, gibi…) değerlendirin 

EXPOSURE:

Çocuğun maruz kaldığı sorunları (soğuk, sıcak ve güneş; çevredeki kalabalık; duman vb) dikkate alın 

 

• Araçtan veya herhangi bir yerden kurtarma gerekiyorsa, omurganın korunması için gerekli tedbirleri alın (yarım sırt tahtası veya travma yeleği ile). Burada amaç: baş-sırt-kalçayı aynı düzlemde olacak şekilde ve omurgayı sağa sola hareket ettirmeden çıkarmaktır.

• Boyunluk takılı haldeyken Endotrakeal tüp takarak soluk yolunun sürekliliğini sağlayın.

• Acilen hastaneye götürün

• Ambulansla naklederken, damar yolu açarak 20 ml/kg olacak şekilde sıvı başlayın. Ringer Laktat’ı tercih edilebilirsiniz

• Yoldayken tıbbi danışma merkezi ile temasa geçerek bilgi alış verişi ile acil bakımı sürdürün

• Kazazede de düzeltilmesi gerekebilecek olası sorunlar : 

Ciddi hipoksemi 

Kardiyak tamponad

Basınçlı pnömotoraks (Tension pneumothorax)

Ağır asidoz tablosu

• Her türlü sorun ve soru için mutlaka tıbbi danışma merkezindeki acil tıp uzmanına başvurun

 

DİKKAT

Bir kaza sonrası çocuğun  bilinci kapanmış ya da bulanıksa KİBAS (Kafa İçi Basıncının Artması Sendromu) olduğunu varsayıp çocuğu hiperventile edin: yüksek yoğunlukta oksijen bağladığınız ambu ile solunumu destekleyin.

Çünkü çocuklar erişkinlere göre daha çabuk ve olumlu nörolojik iyileşme gösterirler.

 

Başa Dön

 

 

ÇEŞİTLİ YAŞ GRUPLARINDA EN SIK RASTLANILAN SORUNLAR

 

YENİDOĞAN (0 – 28 Gün)

Solunum sıkıntısı

Sarılık

Kusma

Yüksek vücut ısısı

Sepsis

Menenjit

Bedensel ve cinsel taciz

 

BEBEK (1 – 5 Ay)

Solunum sıkıntısı

Yüksek ateş

Ani Bebek Ölüm Sendromu

Kusma ve ishalle ortaya çıkan dehidratasyon

Menenjit

Bedensel ve cinsel taciz

 

BEBEK ( 6 – 12 Ay)

Yüksek ateş, ateşe bağlı nöbet geçirme

Kusma ve ishalle ortaya çıkan dehidratasyon

Bronşiyolit

Krup (croup, laryngotracheobronchitis)

Sepsis

Menenjit 

Solunum sıkıntısı (bronşiyolit, krup, yabancı cisim tıkanmaları)

Bedensel ve cinsel taciz

Düşmeler

Motorlu taşıt kazalarına bağlı yaralanmalar

 

ÇOCUK ( 1 - 3 Yaş )

Yüksek ateş, ateşe bağlı nöbet geçirme

Kusma ve ishalle ortaya çıkan dehidratasyon

Solunum sıkıntısı (astım, bronşiyolit, krup, yabancı cisim tıkanmaları)

Sepsis

Menenjit 

Sindirim yolu zehirlenmeleri

Düşmeler

Motorlu taşıt kazalarına bağlı yaralanmalar

Bedensel ve cinsel taciz

 

ÇOCUK ( 3 – 5 Yaş )

Krup

Astım

Yüksek ateşe bağlı nöbet geçirme

Sepsis

Menenjit

Yanıklar

Suda boğulma

Motorlu taşıt kazalarına bağlı yaralanmalar

Bedensel ve cinsel taciz

 

ÇOCUK ( 6 – 12 Yaş )

Suda boğulma

Motorlu taşıt kazalarına bağlı yaralanmalar

Bisiklet kazalarına bağlı yaralanmalar

Kırıklar

Düşmeler

Spor yaralanmaları

Yanıklar

Bedensel ve cinsel taciz

 

ADÖLESAN ( 12 – 15 Yaş )

Astım

Motorlu taşıt kazalarına bağlı yaralanmalar

Spor yaralanmaları

Alkol veya bağımlılık yapan ilaç kullanımı

İntihar girişimleri

Hamilelik

Bedensel ve cinsel taciz

 

GENEL DEĞERLENDİRME

Daha öncede bahsedildiği gibi:

- Genel görünümü (halsiz, güçlü ağlıyor, ağlaması inilti şeklinde vs.)

- Bilinç düzeyi

- Kas tonüsü

- Solunumu (sayısı, derinliği, soluk alıp verirken zorlanma olup – olmadığı)

- Dolaşımı (cilt bulguları, cildin rengi),

dikkatle değerlendirilmelidir.

 

Başa Dön

 

 

SOLUNUM ACİLLERİ

 

Çocuklarda solunum sıkıntısına neden olan birçok sorunla karşılaşabilirsiniz:

- Üst veya alt soluk yolunun yabancı cisimle tıkanması

- Üst soluk yolu hastalıkları (krup, bakteryel trakeit,epiglottit)

- Alt soluk yolu hastalıkları (astım, bronşiyolit, pnömoni)

 

Çocuklardaki kalp durmasının en önemli nedenlerinin başında solunum yetersizliği gelmektedir.

O nedenle hastane öncesi acil bakımla solunum yetersizliğinin hemen düzeltilmesi gerekir.

 

ALT VE ÜST SOLUK YOLUNUN YABANCI CİSİMLE TIKANMASI

Özellikle 1- 4 yaş grubu çocuklarda sık görülür.

Tam tıkanmalarda, hemen yabancı cisim çıkarmaya başlanır (bebeklerde sırttan vurma göğüsten bastırma, çocuklarda heimlich gibi)

Kısmi tıkanmalarda mümkün olduğunca sakin ama hızlı davranarak çocuk hastaneye ulaştırılır. Yaratacağınız heyecanın çocukta paniğe, dolayısıyla da cismin ilerleyerek tam tıkanmaya neden olabileceğini unutmayın 

 

KRUP (CROUP, LARYNGOTRACHEOBRONCHITIS)

Üst soluk yolunu tutan viral enfeksiyondur.

Sonbaharın bitiminde kışın başlangıcında yoğunlaşır.

6 ay – 4 yaş arasında sık görülür

Krup genellikle üst soluk yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar hafif ateş yapar.

Çocuk, subglottik ödem nedeniyle “havlar” ya da “horoz öter” gibi öksürür (Stridor).

Soluk alırken hırıltı vardır

Genellikle bulgular gece ağırlaşır ve çocuk nefes almakta zorlanır.

Oturarak(ortopne) nefes almaya çalışır

Burun kanatları solunuma eşlik eder, interkostal çekilmeler vardır

Alanda Krupu Epiglottitten ayırt etmek zordur.

 

ACİL BAKIM:

- Soğuk hava ya da soğuk buhar hastayı çok çabuk rahatlatan uygulamalardandır, ambulansa taşırken rahatladığını fark edebilirsiniz

- Rahat soluk aldığı pozisyon ile soluk yolunun açıklığını sağlayın

- Boğazına bakmak için dil basacağı kullanmayın, aksi halde laringospazma neden olabilirsiniz 

- Geridönüşsüz maske ile nemlendirilmiş oksijen verin

- Endotrakeal entübasyon için malzemelerinizi hazırlayarak, her an entübasyona hazırlıklı olun

- Pulse oksimetreyi takın, kalbin atımını izlemek için monitörü bağlayın

- Damar yolu açmayı mümkün olduğunca sonraya erteleyin

- Tıbbi danışma merkezindeki acil uzmanı ile iletişim kurun 

- Tıbbi danışma merkezinin önerisi doğrultusunda, Nebülizör ile Ventolin (veya elinizde varsa Racemic Epinephrine, damlacık-spray- şeklindedir) verin

- Çok zor nefes alıyorsa, nebülizatör ile, 4 cc SF + 0.3-0.5 cc Epinefrin (Adrenalin) inhale ettirin

 

EPİGLOTTİT

Çok çabuk (6-8 saatte) ortaya çıkan, hayati tehlike oluşturan bir bakteriyel enfeksiyondur

Her yaşta görülürse de 3 – 7 yaşlarda daha sık ortaya çıkar

Yüksek ateşe neden olur

Epiglotta ödem ve şişlik, boğazında kızarıklık olur, tükürük salgısı artar, yutkunurken ağrısı olur

Soluk alırken hırıltı duyulur, burun kanatları solunuma eşlik eder, suprasternal çekilmeler olur

Hasta oturur halde rahat nefes alır, nefes açlığı vardır ve solunum güçlüğünün tüm bulguları vardır.

Boğazında hafif bir uyarı ya da korku endişe gibi durumlarda soluk yolu birdenbire tıkanabilir. O nedenle dikkatli ve uyanık olmalı, ağza /boğaza bakılmamalıdır

 

ACİL BAKIM

- Hastanın pozisyonunu değiştirmeye kalkışmayın

- Soluk alabildiği sürece soluk yolunu inceleme(ağzına bakma) girişiminde bulunmayın

- Tıbbi danışmayı haberdar edin ki hastanede gerekli ekipmanı hazır bulundursunlar

- Rahatsızlık duymadığı sürece, nemlendirilmiş % 100 oksijen verin

- Damar yolu açmayın

- Ani bir solunum durmasına karşı, uygun ölçülerde soluk yolu açma malzemelerinizi hazır bulundurun

- En kısa zamanda ve rahat ettiği pozisyonda hastaneye nakledin

 

ASTIM

Enfeksiyon ya da alerjik reaksiyon nedeniyle alt soluk yolunun aniden tıkanmasıdır (astım krizi, astım atağı)

2 - 10 yaş arasındaki çocuklarda görülme sıklığı % 5-10 dur

Öykü ile ayırt edici tanıya gidilebilir; kronik bir hastalıktır, kullandığı ilaçları vardır: theophylline veya beta antagonist türevleri gibi

TETİKLEYİCİ ETKENLER:

Besin maddeleri, ilaç, iritan maddeler(sigara dumanı, spray vb), enfeksiyon, ısı değişiklikleri, vücudun aşırı hareketi (yorulma) ve duygusal etkenlerdir

Atak anında, aniden ağırlaşan hastada, anksiyete, dispne, taşipne, soluk verirken duyulan ıslık sesi (wheezing), yardımcı solunum kasları solunuma eşlik eder, soluk verme süresinde uzama ve kuru öksürük görülür

Hipoksi => Hiperkapne => Baş dönmesi => Bilinç kaybı gelişebilir

 

STATUS ASTMATİKUS:

Astım krizinin(atağının) diğer adıdır.

Ataklar olmadığı zaman astımlı kişiler diğer insanlar kadar sağlıklıdırlar.

Ancak kriz anında yukarıdaki bulgular ortaya çıkar ve hemen müdahale edilmesi gerekir

 

ACİL BAKIM

Amaç, öncelikle hipoksiyi önlemek ve bronkospazmı çözmek olmalıdır

- Hemen, nemlendirilmiş yüksek yoğunlukta (%100 ) oksijen başlanmalıdır

- Bronkospazmı çözecek tedavi yapılmalıdır: kendi ilaçları varsa öncelikle onlar kullanılmalıdır

- Yoksa bronkodilatatör olarak Ventolin, Albuterol(Proventil); ya da SC Epinefrin (1:1000) 0.01 ml/kg olacak şekilde verilebilir.

İlaç için tıbbi danışmanla iletişim kurabilir ya da protokolden yararlanabilirsiniz

- Solunum durmasına karşı, uygun boyuttaki endotrakeal entübasyon malzemelerinin hazır bulundurulması

- Hastaneye nakilde geç kalınmamalıdır, yolda tedaviye devam edilebilir

 

Başa Dön

 

 

MİDE – BARSAK (GASTROİNTESTİNALSİSTEM) ACİLLERİ

 

BULANTI VE KUSMA

Diğer sistem hastalıklarının da bulgularıdır.

Özellikle yüksek ateş, kulak iltihapları, solunum yolu enfeksiyonları ile bağırsak enfeksiyonları bulantı ve kusmaya neden olabilirler.

İshal de bu tabloya eşlik edebilir.

En büyük sorun kusmaya bağlı olarak ortaya çıkabilecek dehidratasyon ve elektrolit dengesizlikleridir.

İshal tablonun daha kötüleşmesine neden olur.

Bebeklerde ve 3 yaşına kadar olan çocuklarda dehidratasyonun farkına varmak, diğer yaş gruplarına göre daha zordur.

Bu ise tedaviyi geciktirir.

Dehidratasyonun düzeltilmesi(susuzluğun giderilmesi) gerekir, bulantı ve kusma nedeniyle ağızdan verilemeyeceği için damar yolu açmak gerekir.

Bebeklerde damar yolu bulmak için zaman harcamak yerine gerekli önlemleri alarak hastaneye götürmek daha uygundur.

Yol uzun ve ağır dehidratasyon bulguları varsa: kapiller geri dolum uzamışsa, fontanel içe çökmüşse, karın turgoru iyice bozulmuşsa; 20 ml / kg olacak şekilde Ringer Laktat veya  % 0.9 NaCl damar yolundan verilebilir.

 

İSHAL

Çocukluk döneminde sık görülen bir durumdur

Bir gün içinde 10 kere veya daha fazla, çok sulu dışkılamaya ishal denilmektedir.

Barsak enfeksiyonları ya da vücudun diğer sistemlerindeki bir enfeksiyon nedeniyle oluşabilir.

Bulantı ve kusma ile birlikte seyrettiğinde dehidratasyon ve elektrolit bozukluğu nedenidir.

Ağır dehidrastasyon var ise ve hastaneye ulaşım çok zaman alacaksa bulantı ve kusmadaki tedavinin aynı uygulanır.

 

DEHİDRATASYON

Dehidratasyon, vücuttan su ve elektrolit kaybı olmasıdır.

 

dehidratasyon

 

GENEL BELİRTİ VE BULGULAR

Gözlerde yaşın kuruması, gözlerin çukurlaşması

Deri ve ağız içi mukozası kurudur (bebeklerde karın, büyük çocuklarda el üzeri derisi iki parmak arasında tutulup bırakıldığında eski haline gelmesi uzun sürer)

Bebeklerde fontanel çöküktür (normalde saç derisi kemikle aynı hizadadır, dehidratasyonda deri içe doğru çöker)

Sık ve derin soluk alıp verir (hiperpne)

Nabız hızlı ve zayıftır (taşikardi)

Bulantı kusma

Yüksek ateş

Şok bulguları

 

ACİL BAKIM

- Soluk yolunun açıklığını sağla ve sürdür

- Yüksek yoğunlukta oksijen ver

- Hastaneye kadar olan mesafe uzak değilse damar yolu açmak için vakit kaybetmeyin çünkü şok bulgularında damar bulmak zaman alır, o nedenle en kısa zamanda hastaneye götürmek gerekir

- Hastane çok uzaksa damar yolundan (veya kemik içi girşimi eğitimi aldıysanız kemik içine)  Ringer Laktat (RL) veya Serum Fizyolojik (SF) başlayın. 20 cc/kg olacak şekilde 20 dakikada gönderin    

 

ÇOCUKLARDA HİPOTANSİYONUN TANIMI:

Sistolik Kan Basıncı 

- Yenidoğan (0 - 30 gün): 60 veya altında

- Bebek (1 -12 ay): 70 veya altında

- 1 yaşın üzerinde: 70 + (2 + yaşı –yıl olarak-)

ise hipotansiyon olarak kabul edilir.

 

Bir yaşın altındaki bebeklerde kan basıncının ölçümü zor olduğundan, şok bulgularına göre hipotansiyon tanısı konur:

- Solunum ve kalp atım hızının artması

- Kapiller geri dolumun uzaması (2 saniyenin üzerinde olması)

- Soğuk, soluk cilt

- Periferik nabızların çok zor alınması ya da hiç alınamaması 

- Bilinç düzeyi gittikçe bozulur

 

Başa Dön  

 

 

NÖROLOJİK ACİLLER

 

Çocuklarda nörolojik olgulara çok sık rastlanmaz.

Nöbet geçirme, Reye’s Sendromu, Menenjit çocuklarda görülebilecek nörolojik sorunların başında gelmektedir.

 

NÖBET (HAVALE) GEÇİRME

 

ÇOCUKLARIN NÖBET GEÇİRMESİNE NEDEN OLAN SORUNLAR:

Yüksek ateş

Hipoksi

Enfeksiyonlar

Nedeni saptanamayan(idiopatik) Epilepsiler

Elektrolit dengesizlikleri

Kafa yaralanmaları

Hipoglisemi

Zehirli maddeye maruz kalma veya zehirli bir şey yeme

İlaç zehirlenmeleri

Tümör

Merkezi sinir sistemi bozuklukları

 

NÖBET GEÇİREN ÇOCUĞUN AİLESİNE SORULABİLECEK SORULAR:

Daha önce havale geçirdi mi?

Havale geçirdiğinde yüksek ateşi olmuş muydu?

Şimdiki havalesini geçirirken  ateşi var mıydı?

Kaç kere havale geçirdi, en son ne zaman geçirdi?

Nasıl başladığını fark ettiniz m?i

Havale geçirmeden önce dalgınlık, korku, bağırma, hayal görme, kusma, bayılma gibi  belirtiler oldu mu?

Düştü mü; nereden düştü, düşerken başını bir yere (beton, halı, masa köşesi vs) çarptı mı?

Zehirli bir şey yemiş olabilir mi?

Şeker hastalığı var mı?

Düzenli kullandığı bir ilacı var mı (antikonvulsan, antibiyotik, antitüberkülotik, antihipertansif, kortizon, kemoterapötik, antihistaminik vs.)?

Çocuğun kronik bir hastalığı var mı?

Havale sırasında ağzından köpük geldi mi, idrar veya dışkı kaçırdı mı (inkontinans)?

Havale öncesi dalgınlık(aura), bilinç kaybı, uykuya dalma olmuş mu?

Havale sonrasında (postiktal devre, iki saate kadar) uykuya dalmış mı?

Nefes alıp-vermesinde değişiklik olmuş mu, nasıl?

Çocuğun renginde herhangibir değişiklik olmuş mu?

Vakit kaybetmemek için bu sorular hastaneye giderken sorulabilir; ilk değerlendirme ve acil bakım sonrasında.

 

FEBRİL NÖBET (HAVALE)

(yüksek ateşe bağlı geçirilen nöbettir; ateş 39.2 °C üzerindedir)

Genellikle 6 ay – 6 yaş arasında sık görülür. Vücut ısısının birdenbire yükselmesiyle ortaya çıkar

Aileler ateşin yükselmesini çoğunlukla soğuk algınlığının başlangıcı sanabilir

Alanda ateşin nedeni araştırılmaz, hemen hastaneye nakledilir

 

STATUS EPİLEPTİKUS:

Nöbetin uzaması (20 - 30 dakika) ya da kendine gelmeden nöbetin arka arkaya çok kez tekrarlanmasıdır.

Nedeni bilinmemekte, ancak çocuklarda sıklıkla oluşabilmektedir.

Paramedik genellikle ateşe bağlı olarak oluşan nöbetlere çağrılmaktadır. 

 

ACİL BAKIM

Acil bakım erişkinde olduğu gibidir.

Hastayı düzgün bir yüzeye yatırın(yatak, yer, sedye…)

Durumu uygunsa yan ve mobilyalardan uzağa(çarpmaması için) yatırın

Nöbet esnasında bağlamayın ya da güç kullanarak kol ve bacaklarına baskı uygulamayın, ancak yaralanmalara karşı önlem alın : çırpınıyorsa o bölgelere yaralanmasını önleyecek şekilde battaniye, giysi veya yastık koyun.

Soluk yolunun açıklığını sağlayın, ancak güç kullanarak zorlamayın

Çocuğun ateşi yüksek ise üzerindeki giysileri çıkarın

Genel durumunu, yaşamsal bulgularını sıklıkla yazın

 

STATUS EPİLEPTİCUSTA ACİL BAKIM

Damar yolu açın RL veya SF başlayın

Diazepam uygulayın:

1 AY – 5 YAŞ ARASI ÇOCUKLARDA:

0.2-0.5 mg, çok yavaş, damar yolundan verilir, nöbet geçmezse, 2-5 dakika aralıklarla aynı dozda ve çok yavaş tekrar verilebilir; toplam doz 2.5 mg aşmamalıdır

5 YAŞ VE ÜZERİ ÇOCUKLARDA:

1 mg, çok yavaş, damar yolundan verilir, nöbet geçmezse, 2-5 dakika aralıklarla aynı dozda ve çok yavaş tekrar verilebilir; toplam doz 5.0 mg aşmamalıdır

Damar yolu açılamıyorsa diazepam rektal yoldan verilebilir (ki çoğunlukla tercih edilen bu yol olmaktadır)

Tıbbi danışma merkezi ile temas kurarak ilave uygulamalar danışılır

Ateşini düşürmek için çocuk ılık su ile ıslatılmış çarşafa sarılabilir

 

MENENJİT

 

MENENJİT:

Omuriliği ve beyni saran zarların (meningslerin), bakteri veya viruslarla oluşan iltihabıdır.

Aseptik menenjit olarak adlandırılan viral enfeksiyon diğerine göre daha hafif seyreder ve bulaşıcı değildir

Bakteriyel menenjitin etkenleri Streptococcus pneumonia, Haemophilus influenza, Neisseria meningitides olabilir, bulaşıcıdır ve hemen tanınıp müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilir.

Eğer menenjit olduğundan şüphe ettiğiniz bir hasta taşıdıysanız hastanın tanısını takip ederek bakteriyel ise doktorunuzla görüşerek koruyucu olarak antibiyotik tedavisine başlayın

Menenjit çocuklarda erişkinlere göre daha yaygındır

 

MENENJİTTE BELİRTİ VE BULGULAR:

Bir veya birkaç gündür kulak ya da solunum yolu iltihabı nedeniyle yakınma

Yüksek ateş

Şiddetli baş ağrısı

Bilinç düzeyinde gittikçe kötüleşme, kendinden geçme, kasılmalar

Ense sertliği (hastanın boynu dümdüz ve serttir hasta başını öne doğru eğemez)

Bebeklerde genellikle ense sertliği görülmez, fontanel yukarı doğru şişkinlik yapar

Hasta iştahsız, halsiz, bitkin ileri dönemlerde ise letarjik görünümlüdür

 

ACİL BAKIM:

- Soluk yolunun açıklığı sağlanarak ve yüksek yoğunlukta (% 80 - 90) oksijen verilerek en kısa zamanda hastaneye taşınır

- Alanda enfeksiyonun niteliği saptanamayacağı için bakım verirken kendinizi korumayı ihmal etmeyin

 

Başa Dön

 

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI HASTALIKLARI

 

HASTANE ÖNCESİ ACİL BAKIM VERENLERİN DİKKATİNE:

Çocukluk çağı hastalıkları solunum yolundan ya da sekresyonlarıyla (tükürük, balgam, burun akıntısı, sümük gibi) damlacık yoluyla yayılırlar.

Eğer, çocukluk çağı hastalıklarını geçirmişseniz, sizin için sorun yok demektir.

Bu durumda sadece çapraz enfeksiyonu  önlemek için önlem almalısınız.

Eğer geçirmediğiniz bir hastalık söz konusu ise, çocuğa veya kendinize maske takarak, hastalıktan korunun. Bulaşıcı hastalıklarda da bahsedildiği üzere, bayansanız  kızamıkçık, erkekseniz kabakulak hastalığını  geçirmediyseniz mutlaka aşı olunuz.

 

KIZAMIK

BELİRTİLERİ:

İlk  3 - 4 gün nezle, öksürük, yüksek ateş, gözlerde sulanma, kızarıklık, ışığa duyarlılık vardır.

4 üncü günden sonra, yüzde başlayan ve tüm vücuda yayılan kırmızı döküntüler görülür. Bunlar basmakla solar, kaşıntısızdır.

Bir hafta sonra kahverengiye dönerek kaybolur, deri pul pul olarak dökülür.

KULUÇKA  SÜRESİ: 

8 - 13 gündür, ortalama 10 gündür.

BULAŞMA:

Hasta çocuğun öksürük, hapşırık ve solunumu ile kirlenen havayı, sağlam çocuğun soluması ile  bulaşır.

Döküntüler başlamadan önceki ve sonraki bir hafta boyunca, hastalık bulaşır.

KOMPLİKASYONLARI(Hastalığın yol açtığı/açabileceği sorunlar):

Kızamık sonucu ölüm oranı oldukça yüksektir.

Bu oran, çocuğun beslenme durumuna, yaşına ve ishalli olup olmamasına bağlı olarak, değişiklik gösterir.

Örnek: Ölüm  oranı, 1 yaşın altında % 15, kötü beslenme sonucunda % 20, ishalle birlikte görüldüğünde % 25 tir.

Ölümler  kızamıktan olmayıp, komplikasyonlarından olmaktadır.

En önemli  ölüm nedenleri zatürree (pnömoni, akciğer iltihabı), orta kulak iltihabı (otitis media), ishal, malnütrisyon(kötü beslenme), anensefalittir.

En sık rastlanılan pnömonidir.

HASTANIN  YAKIN  ÇEVRESİNİN KONTROLÜ:

Hastalığın yayılmasını önlemek için, hasta çocuk ile teması olan çocuklar, temastan sonraki 72 saat içinde aşılanırlarsa korunmuş olurlar.

Kızamık  BİLDİRİMİ  ZORUNLU  HASTALIKTIR.

15 inci ayda aşılanma veya hastalığı geçirme ile ömür boyu bağışıklık kazanılır.

Salgınlarda, 9 uncu ayda aşılama yapılmaktaysa da aşıyı 15 inci ayda tekrarlamak gerekir.

 

KIZAMIKÇIK

BELİRTİLERİ:

Ateş, nezle, halsizlik ve makülopapüler döküntülerle seyreden, genellikle 10 yaşın altındaki çocuklarda görülen, hafif bir çocukluk çağı enfeksiyonudur.

Döküntüler birinci  gün yüzde başlar, sonra gövdeye daha sonra kol ve bacaklara yayılır.

Açık kırmızı renkli  olup, birleşmezler. 4 - 5 gün sürer.

Kızamıkçık erişkinde poliartralji(eklemlerde ağrı)  şeklinde görülür.

KULUÇKA  SÜRESİ:  17 - 25 gündür.

BULAŞMA:

Damlacık yolu ile yayılır ve üst solunum yoluna  yerleşerek çoğalır.

Genellikle ilkbaharda görülür.

KORUNMA:

Aşı ile mümkündür.

Rutin aşılama yoktur.

Risk altındaki erişkinlere tavsiye edilir.

Çocuklarda, KKK (kabakulak, kızamık, kızamıkçık) üçlü aşı olarak 12 nci aydan sonra tercihen 15 inci ayda yapılır.

Kızamıkçığa karşı bağışık olmayan bir kadın hamileliğinin 8 - 12 nci haftasında enfeksiyonu geçirirse, virüs plasenta yoluyla  fetüse  geçerek, kalıcı  malformasyona neden olur.

O nedenle, sağlık hizmetinde çalışacak ve/veya  evlenmek üzere olan bağışık olmayan kadınların aşılanması önerilmektedir.

 

KABAKULAK

BELİRTİLER:

Öncelikle, parotis bezleri tek veya çift taraflı tutulur.

Şişlik ve ağrılı enfeksiyon görülür.

Kabakulak virüsünün salgı bezlerine karşı ilgisi(affinitesi) nedeniyle, enfeksiyon özellikle parotis bezleri, pankreas ve testislerde görülür.

Testislerde nekrotik odaklar oluşturur, nadiren de olsa kısırlığa(steriliteye) yol açar.

Özellikle erişkin erkek kabakulak geçirdiğinde daha ağır seyreder ve kısırlık olasılığı daha yüksektir.

KULUÇKA SÜRESİ:  16 - 20 gündür.

BULAŞMA:

Damlacık yoluyla olur.

Tükürük bezlerinin şişmesinden sonraki  9 gün  bulaşıcıdır.

Kış aylarında epidemilere neden olur.

Birçok kişi enfeksiyonu belirtisiz (asemptomatik) olarak geçirir.

EPİDEMİ:

Belirli bir bölgede, hızla  yayılarak, birçok kişinin aynı anda hastalanmasına sebep olma; hastalık salgını.

KORUNMA:

Aşı ile mümkündür.

Rutin aşılama yoktur.

KKK üçlü aşı olarak 15 aylık çocuğa uygulanır.

Anneden geçen antikorlar çocuğu  9 uncu aya  kadar korur.

Hastalığı geçirmemiş veya aşılanmamış yetişkin erkeklerin, sağlık hizmetinde çalışmaya başlamadan önce aşılanmaları önerilmektedir.

 

BOĞMACA

Belirtiler: İlk  1 - 2 hafta boyunca burun akıntısı, ateş, hapşırma, ısrarlı öksürük.

İkinci haftadan sonra, 4  hafta  kadar devam eden öksürük nöbetleri başlar.

Morarma olabilir.

Öksürük sonrası ötücü bir ses duyulur.

Arkasından kusma başlar.

4 - 8 hafta sonra öksürük azalır, belirtiler kaybolmaya başlar.

KULUÇKA  SÜRESİ: 6-12 gündür. Ortalama 7 gündür.

BULAŞMA:  

Hastanın nefesindeki ve tükürüğündeki mikropların havaya yayılması ve bu havanın solunması ile bulaşır.

Hastalık ilk iki haftada bulaşıcıdır.

KOMPLİKASYONLARI:

Boğmacaya yakalanan çocuklarda, öksürük aylarca sürebilir.

Kusmaya neden olduğu ve uykuyu engellediği için çocuklarda kötü beslenmeye ve gelişme geriliğine yol açabilir.

Hastalık sırasında solunum yolu enfeksiyonları ve pnömoni gelişebilir.

Mortalite % 3 tür, yarısını bir yaşın altındaki bebekler oluşturmaktadır. BİLDİRİMİ  ZORUNLU  HASTALIKTIR.

KORUNMA:

Aşı ile ömür boyu bağışıklık sağlanır; 2.- 3. - 4. ayın sonunda (veya 8.- 12. - 16. haftada) üç kez DBT(difteri, boğmaca, tetanos) karma aşısı yapılır.

16 -24 aylıkken (1. 5 yaşında) rapel(4. doz) yapılır.

 

DİFTERİ

Belirtiler: İlk üç günde halsizlik, ateş, hafif boğaz ağrısı olur.

Üçüncü günden sonra hastalık ağırlaşır.

Boyunda şişlik, bademcikler üzerinde grimsi  zarlar görülebilir.

KULUÇKA  SÜRESİ:  2-5 gündür.

BULAŞMA:

Hasta ile doğrudan temasla bulaşır.

Uygun tedavi başladığında 24 - 48 saat sonra bulaşıcılığı ortadan kalkarken, tedavi edilmeyen hastaların bulaştırıcılığı  4 haftadan uzun sürer.

KOMPLİKASYONLARI:

Bademcikler üzerinde görülen pseudomembran( grimsi zar) bazen soluk yolunun tıkanmasına neden olur.

Tedavi edilmeyen hastalarda, 2 hafta sonra kalp rahatsızlıkları  ve solunum felci meydana gelebilir.

KORUNMA:

Aşı ile korunabilecek,  BİLDİRİMİ  ZORUNLU  HASTALIK tır.

8. - 12.- 16. haftada  3 kez DBT karma aşısı yapılır.

1. 5 yaşında yine DBT rapeli  ve İlkokul birinci sınıfta DT aşısı olarak tekrarlanır.

 

SUÇİÇEĞİ

BELİRTİLER:

Yüksek ateş ve papüler döküntülerle başlar.

Döküntüler gövdeden başlar, yüze ve boyna yayılır.

Vezikül(sulu) haldedir ve skar(iz) bırakmadan 7 - 10 günde kaybolur.

Döküntüler kaşıntılıdır; kaşındığında otoinokülasyonla (kendi kendini enfekte ederek) stafilokoksik enfeksiyon gelişir ve iz kalır.

O  nedenle kaşınma engellenmelidir.

Enfeksiyon geçtikten sonra, virüs latent(durgun) döneme girer ve dorsal gangliona yerleşir. 

Çeşitli etkenlerle (AİDS, lösemi, kortikosteroid tedavisi, psikolojik stres vb) bağışıklık sistemi zayıfladığında aktif hale geçerek, ZONA  denilen deri döküntüsüne neden olur.

Zona, oldukça ağrılıdır  ve 10 - 20 gün içinde geçer.

Topikal(bölgesel) tedavi uygulanır.

KULUÇKA  SÜRESİ:  14 - 20 gündür.

BULAŞMA:

Damlacıkla yayılan, çok bulaşıcı, kışın epidemiler yapan çocukluk çağı enfeksiyonudur. Tekrarlayan enfeksiyonu ise ZONA ZOSTERDİR.

Suçiçeği geçiren çocuk, erişkinde Zona oluşturamaz; ancak, Zona geçiren kişi çocukta suçiçeğine neden olabilir.  

 

Başa Dön

 

 

HIRPALANMIŞ ÇOCUK (ÇOCUK SUİİSTİMALİ)

Çocuğa çoğunlukla yakınları tarafından bedensel, ruhsal ve cinsel olarak zarar verilmesidir.

Çağrıya gittiğinizde muayene ederken aşağıdaki bulgulara rastlarsanız, şüphelerinizi aileye hissettirmeden çocuğu hastaneye götürmeye ikna edin ve hastaneye gittiğinizde ilgili birimlere ve doktora şüphelerinizi bildirin

Aileye herhangi bir tavır koymayın, kızmayın aksi takdirde reddedilirsiniz ve çocuk daha fazla zarar görebilir.

Şüpheleriniz hastanede doğrulanana kadar herhangi bir ithamdan ya da davranıştan kaçının 

 

BELİRTİ VE BULGULAR:

- Vücutta eski veya yeni her türlü morarma ve çürükler

- Vücuttaki izlerin bir cismin şeklinde olması

- O yaş grubundaki çocukta olmayacak yaralanmalar

- Kafasında yolunmuş saçlar (bazı hastalıklarda pelad denilen saç dökülmeleri olabilir, bununla karıştırmayın)

- Ayaklarda ve kaba etlerde yanıklar

- Yüzde, boyunda, göğüste, sırtta çürükler

- Eskiden oluşmuş kırık izleri

- Vücutta sigara yanıkları vs

Bu bulgular ve ailenin yakınma ile ilgili anlattığı tutarsız bilgiler size fikir verebilir.

Kesinlikle aileye şüphelerinizi belirtmeden hastaneye götürmeye ikna edin.

Hastaneye gitmek istemezlerse durumu merkeze bildirin.

Psikiyatrik acillere de bakınız.  

 

KAYNAKLAR:

Bledsoe, B.E., Porter, R.S., Shade, B.R., Brady Paramedic Emergency Care, 2 nd Ed.,Prentice Hall,U.S.A.,1994

http://www.spartanburgems.com/Protocol_02/croup.pdf

Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi; Hasta ve Yaralıların Acil Bakımı ve Nakledilmesi 4.Baskı; Nassetti, 1991

Paramedik (Ambulans ve Acil Bakım Teknikerleri için), DEÜ-SHMYO Yayını, DEÜ Rektörlük Matbaası, İzmir, 2000. Yayın Kod: 09.7777.2800.000/DK. 99.006.213

Sanders, Mick J., Mosby’s Paramedic Textbook, 2nd Ed. 2000. ISBN: 0-323-00652-3.

Prof. Dr. Necla Çevik, DEÜ-SHMYO, AABT Programı,1993-1994 dönemi Pediatrik Ders Notları.

 

Başa Dön

 

Anasayfaya Dön