BOĞULMA VE DALMALARDA ACİL BAKIM

 

BOĞULMA

DALMA KAZALARI

AZOT NARKOZU

HAVA EMBOLİSİ

VURGUN

 

 

SU İLE İLGİLİ ACİL BAKIM GEREKTİREN SORUNLAR

 

- Boğulma

- Hipotermi

- Nefes tutmaya bağlı bayılma

- Bot pervaneleri, sivri kayalar vb nedenle oluşan yaralanmalar

- Azot Narkozu

- Hava Embolisi

- Vurgun

 

BOĞULMA

 

TANIMLAR

BOĞULMAK (DROWNİNG):

Suya daldıktan sonra nefessiz kalma nedeniyle ölmektir

 

BOĞULMAK ÜZERE OLMAK (BOĞULA YAZMA, NEAR DROWNİNG):

Suya daldıktan sonra nefessiz kalındığında boğulmamak (yaşamak) için harcanan çabadır

 

BOĞULMA NASIL OLUŞUR?

Sudaki kişi su yutma, halsizlik, akıntıyla baş edememe, yaralanma, kramp, yosunlara takılma, yönünü kaybetme, vs. nedenlerle kontrolünü kaybedebilir (paniğe kapılabilir).

Çok az miktarlarda bile olsa (tatlı veya tuzlu) su yutulması larinksi etkiler ve larinks kasılır (laringospazm).

Laringospazmın nedeni, yutulan suyun akciğerlere girmesini önlemektir.

Ancak laringospazm havanın giriş - çıkışını da önlediği için yetersiz solunuma, oksijen yetersizliğine sebep olurken karbondioksitin dışarı atılmasına da engel olur.

Bu ise bitkinliğe ve yüzme gücünün azalmasına yol açar.

Devam eden solunum yetersizliği(hipoksi) bilinç kaybına ve larinks kaslarının gevşemesine, dolayısıyla da akciğerlere su dolmasına, kalbin/solunum durmasına neden olabilir.

Araştırma sonuçlarına göre, suda iken oluşan bilinç kayıplarının % 85 - 90ında akciğerlere su girdiği saptanmıştır.

Suyun tatlı ya da tuzlu olması acil bakım tedavisi açısından önemlidir.

 

Dünya sağlık teşkilatının(WHO – DST) yayınına göre her günün her saatinde boğulma nedeniyle meydana gelen ölüm sayısının 40 kişiden fazla olduğu yönünde; yılda ortalama 372.000. WHO gerçek sayının bu rakamların üstünde olduğunu söylemektedir(Global Report on Drowning. Preventing a Leading Killer, 2014; s.175 ERC 2015).

ILCOR (international liason committee on resuscitation) boğulma tanımı:

Sıvı bir ortama dalma sonrası, soluk yoluna sıvının dolarak kişinin solunum yapmasının engellenmesidir. Kişi bu olay sonrası yaşayabilir ya da ölebilir ancak olay “boğulma”dır.

ILCOR a göre boğulma süresi 10 dakikadan az ise, uygun koşullarla yaşama şansı yükselir. 25 dakikadan uzunsa iyi bir sonuç alınma olasılığı çok azalır.

Yaş, acil bakımın ulaşma süresi, tuzlu ya da tatlı su, suyun ısısı ve tanıklar; boğulan kişinin yaşama olasılığı konusunda yararlı işe yarar bilgi vermez.

 

 

BOĞULMA ÇEŞİTLERİ

 

KURU AKCİĞER: TATLI SUDA BOĞULMA

Havuz ve göllerde bulunan tatlı su ile meydana gelen boğulmalarda, KURU AKCİĞER olarak tabir edilen patofizyoloji görülür:

Akciğerlere giren tatlı su hemen ozmotik basıncın etkisiyle alveollerden kana geçer

Hemodilüsyon olur; kandaki su miktarı artar içindeki elektrolitlerin yoğunluğu azalır.

Yoğunluk farkı nedeniyle su, alyuvarlara da girer ve alyuvarları(eritrositleri) şişirerek, patlatır.

- Dolayısıyla kanın oksijen (O2) taşıma kapasitesi azalır

- Alyuvarların patlaması sonucu kanda Potasyum(K) miktarı artar.

Artan K miktarı aritmilere neden olabilir

- Yine alyuvarın patlaması sonucu kana salınan hemoglobin böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Alveoller de bir süre sonra harabiyet başlar.

Surfaktan kaybı oluşur, bunun sonucunda da alveollerin yapısı bozulur büzüşür (yapışır). Akciğerlerde geri dönüşsüz hasar oluşur.

DİKKAT:

Ozmotik basınçta sıvı, yoğunluğu düşük ortamdan yoğunluğun fazla olduğu ortama geçer

 

YAŞ AKCİĞER: TUZLU SUDA BOĞULMA

Tuzlu deniz suyu ile meydana gelen boğulmalarda YAŞ AKCİĞER olarak tabir edilen patofizyoloji görülür:

Akciğerlere giren tuzlu su yoğun olduğundan ozmotik basıncın etkisiyle hemen dolaşımdaki sıvıları alveollere çeker, Pulmoner ödeme neden olur.

Sıvı ile dolan alveollerden oksijen ve karbondioksit alış verişi giderek zorlaşır.

Kanın yoğunluğu artar (hemokonsantrasyon),

Bozulan sıvı elektrolit dengesi nedeniyle şok gelişir

 

BİRİSİ BOĞULMAK ÜZERE ÇIRPINIYORSA

Uygun eğitim (cankurtaran eğitimi) almadıysanız ASLA yüzerek kurtarmaya çalışmayın

Bu gibi durumlarda kural : at, uzat, kürek çek, yüz

İp, can yeleği, can simidi varsa kişiye onu AT

Tutunması için dal, kürek vb bir şey UZAT

Sandal ya da motorla kişinin yanına ulaş

Başka hiç bir seçenek yoksa iyi yüzme biliyorsanız ve mümkünse can yeleği giyerek kişiye doğru yüzün

Daima, kişiye arkasından ve koltuk altlarından tutarak yanaşın ki, size sarılıp, sizi suya doğru çekmesin !!!

Başa Dön

 

BOĞULMAK ÜZERE OLAN KİŞİLERDE ACİL BAKIM

Boğulan kişi biran önce sudan çıkartılmalıdır.

Omurga yaralanması olan kişinin kurtarılma olasılığı çok düşüktür.

Sığ suya dalma veya ağır yaralanmalı su kayağı ve surf gibi durumların haricinde boyun omurlarını koruma çabalarının gereği yoktur(ERC 2015 s:175). 

Sudan çıkartır çıkartmaz TYD ye başlayın AED olanağı varsa, kişinin göğsünü mutlaka kurulayın sonra AED “pad”lerini yapıştırın. 

Kişinin solunumu hemen dönmüşse veya varsa torbalı(geridönüşsüz) maske ile dakikada 10 – 15 Lt gidecek şekilde oksijen verin.

İlk girişimin başarısız olduğu bilinç düzeyi bozulmuş ya da kalbi durmuş boğulanlarda hemen trakeal intübasyon yapın, SpO2 => % 94 – 98 olacak şekilde oksijen başlayın.

Pulse oksimetre takibi boğulan hakkında fikir verecektir.

PEEP 5 – 10 cmHg olacak şekilde ayarlanmalıdır; boğulan kişide ağır hipoksemi varsa PEEP 15 – 20 cmHg ayarlanabilir.

Uzun süre suda kalan kazazedelerde vücuttaki hidrostatik basınç bozulacağından hipovolemi gelişebilir, o nedenle eğer hastaneye ulaşma süresi uzunsa, hipovolemiyi düzeltmek için hızlı sıvı verilebilir (ERC 2015, s;176).

 

Olası boyun yaralanmasına karşı önlem alın:

- Dalma kazasında, yüzme havuzu kazasında, olayın öyküsü bilinmiyorsa, mutlaka boyunluk takın

- Hastayı sırt tahtasına yatırın

- Boğulmak üzereyken kurtarılan kişileri mutlaka hastaneye götürün; hatta iyi görünseler bile.

 

Başa Dön

 

OLASI BOYUN YARALANMASINDA ACİL BAKIM

ÖZELLİKLE DALMA KAZALARINDA;

Kişi yaralanmışsa, bilinci kapanmışsa, kol veya bacağını hareket ettiremiyorsa ya da kuvvet kaybı varsa; başın ve vücudun bir yere çarpması olasılığı fazladır, bu durumda omuriliğin korunması önemlidir.

Dalma kazalarında genellikle boyun omurları etkilenmektedir.

O nedenle, mümkünse, daha suda iken boyunluk takılması önerilmektedir.

Kazazedenin, suda, sırt üstü çevrilmesi gerekiyorsa, yine karada olduğu gibi, baş-sırt-kalça aynı düzlemde olacak şekilde aynı anda çevrilmelidir ki omurlar zarar görmesin.

Yine mümkünse, yüzen(suya batmayan) sırt tahtasına alınıp emniyeti sağlandıktan sonra (suya geri düşmemesi için sırt tahtasının şeritleri bağlanarak) sudan çıkarılmalıdır.

DİKKAT:

Bu uygulamalar, derin olmayan havuzlarda kolaylıkla yapılabilirken; derin havuz veya denizde çok iyi yüzme bilmeden, suda kurtarma becerilerine sahip olmadan yapılamaz.

Bu gibi durumlarda kazazedenin mümkün olduğunca kısa zamanda sudan çıkarılıp, sonra acil bakım verilmesi önerilmektedir.

Ve çok iyi yüzme bilseniz bile, mutlaka cankurtaran yeleği giyiniz.

Mümkünse, eğitimin aldıysanız solunum desteğine suda başlayın (unutmayın ki derin sularda bu işlemi yapabilmek için, çok özel kurtarma eğitimi ve malzeme gereklidir)

Olay, derin havuz ya da denizde meydana gelmişse, en doğrusu hemen havuz kenarına/karaya çıkarmaktır

Her zaman olduğu gibi soluk yolunun açıklığı sağlanır(omurilik zedelenmesi olasılığı varsa boyunluk takma unutulmamalıdır).

Özellikle ağız içinde su olup olmadığına bakılır ve varsa hemen aspire edilir.

Solunum değerlendirilir.

Solunum yoksa suni solunuma başlanır; solunum var ancak sıklığı ve/veya derinliği yetersizse ambu ile solutulur ya da ambu el altında değilse ağızdan ağza suni solunum yapılır.

 

Temel yaşam desteği başlanmış olan kazazedeye gerekli ekipman varsa ileri yaşam desteği de verilebilir.

Vücut ısısından daha soğuk (21° C altındaki) sularda oluşacak hipotermi metabolizmayı yavaşlatacağından hayati organları bir süre oksijensizliğe karşı koruyacaktır.

İşte bu nedenle, kazazede kendine gelene ya da hastanede doktor tarafından ölü olarak kabul edilene kadar, temel ve ileri yaşam desteğini sürdürün.

Soğuk suda boğulmuş bazı kazazedeler, inatçı CPR(TYD, İYD) çabaları sayesinde, hiçbir hasar kalmadan hayata dönmüşlerdir

 

DALMA REFLEKSİ(MAMMALİAN DİVİNG REFLEX):

Çok soğuk suya atlayan ya da dalan kişilerde, vagus sinirleri ile ilgili olarak görülen bir reflekstir.

Aniden oluşan kkalp durması veya bradikardi nedeniyle metabolizma yavaşlar ve kazazede uzun süre su altında kalsa bile ciddi bir temel ve ileri yaşam desteği ile geri döndürülebilir.

 

Başa Dön

 

 

DALMA KAZALARI

 

TÜP (SCUBA; Self Contained Underwater Breathing Apparatus)

 

SCUBA, su altında solunum yapmayı sağlayan, basınçlı havayla doldurulmuş bir tüptür.

Basınç altındaki hava, bir düzenleyici (hava akışını ayarlayan mekanizma) aracılığıyla belirli basınçla kişiye ulaştırılır.

Böylece dalgıcın akciğerleri normalde olduğu gibi genişler; alveollere, sinüslere ve orta kulağa hava akışı sağlanmış olur.

Ayrıca, çözünmüş gazların da (özellikle de nitrojen/azot) vücut sıvılarına karışması sağlanır. Dalgıç yüzeye çıkarken çok kontrollü olmalıdır.

Çok hızlı yüzeye çıkarsa aşağıdaki sorunlar görülebilir: Akciğer, sinüs ve orta kulaklardaki hava birdenbire genleşir.

Kanda ve dokularda azot kabarcıkları oluşur.

Sinüslerde ve orta kulaktaki genleşen havanın basıncı, yüzeye birdenbire çıkıldığı için dengelenemediğinden şiddetli ağrıya yol açar.

Yine orta kulaktaki dengelenemeyen basıncın etkisiyle timpanik zar yırtılır, dengesizlik ortaya çıkar

Bu konuyu daha iyi anlamak için bakınız: DERİN SULARA DALMA VE YÜKSEKLERE ÇIKMA İLE İLGİLİ BASINÇ SORUNLARI

 

Başa Dön

 

 

AZOT NARKOZU

Kişinin genel görünümü nedeniyle adına “Derinlik Neşesi/sarhoşluğu” da denilmektedir. Nedeni:

Havanın yaklaşık beşte dördü azottur.

Deniz seviyesindeki basınçta azot, vücutta herhangi bir soruna neden olmazken; yüksek basınçta, basıncın şiddetine göre çeşitli narkotik (uyuşturucu) etkilere sebep olmaktadır. Örnek:

Dalgıç 40 metre derinliğe indiğinde hafif narkoz belirtileri görülür; kişi neşelidir ve çevresine ilgisini kaybetmiştir.

50 – 60 metrede uyuşukluk başlar

60 – 80 metrede gücü ve becerisi azalır

80 metreden daha derinlikte (8.5 atmosfer basıncında) uzun süre kalırsa iş yapamaz hale gelir

Azot narkozunda, alkol zehirlenmesine benzer belirti ve bulgular görülür.

Yüzeye çıkıldığında sorun da ortadan kalkar

 

AZOT:

İnsan vücudu yeryüzündeki normal hava basıncı altında (deniz seviyesinde yaklaşık 760 mmHg) yaşamaya alışıktır.

Bu basınç düzeyinde -başta azot olmak üzere- atmosferdeki bazı gazlar vücut dokularında çözelti halinde (sıvı halde) bulunurlar.

Hava basıncı düşmeye başlarsa, dokulardaki gazlar yavaş yavaş kana karışırlar ve solunum yoluyla vücuttan atılırlar.

Ancak vücuda etki eden basınç aniden düşerse (örneğin basınç ayarlaması olmayan bir uçak aniden yüksek bir irtifaya çıkarsa) bu gazlar dokularda kabarcık haline gelirler.

Önceden de bahsedildiği gibi, soluduğumuz havada ortalama % 79 oranında nitrojen(azot), % 21 oranında oksijen vardır.

Solunum sırasında bu gazlar akciğerler aracılığıyla kana karışırlar.

Oksijen, metabolizmada kullanılırken, azot metabolizma tarafından hiç kullanılmadan yine akciğerler vasıtasıyla dışarı atılır.

Havanın içindeki azot yüksek oranda olduğundan doğal olarak vücuda da yüksek oranda girer. Dalışta, ortam basıncının artması nedeniyle, soluduğumuz havanın basıncı da artacaktır.

Dalış esnasında dalgıçların vücuduna etki eden basınç gitgide artar, dalgıcın soluduğu havanın da basıncı aynı oranda artar.

Dolayısıyla havanın bileşenlerinin de kısmi basınçları artacaktır, yani vücut dokularına da daha fazla azot girecektir.

Yüzeye çıkışta azalan dış basınç ile dokulardaki azot da yavaş yavaş atılmaya başlar.

Süresi uzun tutulan bir dalışta, çok miktarda azotun dokular tarafından emileceği bir gerçektir..

Hızla yüzeye çıkıldığında aniden düşen basınç, azotun normal atılım süresini zorlayacak ve azot sıvı hale geçecek, kabarcıklar oluşacaktır.

Dalgıç yüzeye çıkmaya (yükselmeye) başladığında vücuttaki fazladan gazların atılması için yeterli zaman ayırmazsa (hızla yükselirse) dokularda gaz kabarcıkları meydana gelir

Bu kabarcıkların oluşumu ile ortaya çıkan soruna Dekompresyon(vurgun) Hastalığı denilmektedir.

Azot daha çok yağlı dokularda çözülür.

Bu nedenle lipit vb. dokular diğerlerinden daha fazla azot çözünür.

Sinir sisteminin %60'ı lipidlerden oluşur.

Beyin, omurilik ve çevresel sinirlerde oluşan kabarcıklar felç, konvulsiyon (istemsiz kasılma), kas koordinasyon sorunları, duyu anormallikleri, uyuşma, mide bulantısı, konuşma güçlüğü ve kişilik değişimlerine neden olabilir.

Kabarcıklar eklemlerde oluştuğunda ağrı dayanılmaz hale gelir ve vücut hareketleri kısıtlanır. Vurgun hastalığına İngilizcede "Bends" (bükülme, The Grecian Bends) denmesinin nedeni kişinin vücudunu düz hâle getirememesidir.

Deri altındaki gaz kabarcıkları kızarıklığa ve kaşıntıya neden olurlar.

Bu durum genellikle 10 - 20 dakikada geçer.

Şiddetli öksürme ve nefes darlığı, solunum sisteminde gaz kabarcıklarının varlığına işaret eder. Diğer belirtiler göğüs ağrısı, nefes alıp-verirken yanma hissi ve şiddetli şoka girmedir.

 

 

AZOTUN ATILMASI:  

Azot, kana ve vücut dokularına belirli bir süre içerisinde girdiğine göre, dışarı atılması da içinde aynı şekilde belirli bir süre gerekir.

Bir dalışta, vücut hastalık oluşturmayacak kadar azot emmişse, sorunsuzca yüzeye çıkabilir ve bu arada vücut azot atma işlemini sürdürür.

Hemen ardından yapılacak bir dalışta, kanda ve dokularda bir miktar artık azot var demektir.

Araştırmalar, 6 metreden az derinliklerde yapılan dalışlarda vurgun olasılığının olmadığını göstermiştir.

Yine yapılan birçok araştırmalar sonucunda, her derinlik için güvenli bir zaman sınırı ( Sıfır - Deko süresi ) bulunmuştur.

Bu süreler aşıldığında dalgıç vurgun olasılığı ile karşı karşıya kalacaktır.

Dalışlar, bu Sıfır-Deko süresi içerisinde tutulursa, vurgun olasılığı kuramsal olarak ortadan kalkar.

Bir dalışta, yüzeye çıkış esnasında görülen basınçtaki azalma hızı, çıkış hızı ile doğru orantılıdır.

Dolayısıyla, çıkış hızı vurgun olasılığını doğrudan etkiler.

 

Başa Dön

 

 

HAVA EMBOLİSİ

 

HAVA EMBOLİSİ:

Kan dolaşımına karışan hava, tıkaç rolü oynayarak, vücudun belli bölümüne kan ve oksijen akışını engelleyen bir durumdur.

Suya dalan kişi, nefesini tutarak ve aniden yüzeye çıkarsa görülür.

O nedenle tüple dalan kişi derinde soluduğu havayı yukarı çıkarken dışarı vermelidir.

İniş sırasında akciğerler basınç nedeniyle büzüşür (rezidüel hacme kadar).

Denizin derinliğindeki basıncın etkisiyle, alveollerde sıkışmış halde bulunan hava, yüzeye birden bire çıkıldığında, basıncın da birden bire azalmasıyla genleşir.

Birden bire genleşen bu hava, akciğer dokusunda yırtılmalara neden olur.

Örnek: dalgıç 30 metre derinlikte 6 litre hava soluduğunda, basınç yüzeydekinden 4 misli fazla olduğundan bu yüzeye göre 24 litre olacaktır. 

Hava, yırtılan akciğer dokusundan diğer dokulara ve dolaşıma geçer, bu duruma hava embolisi denir ve hayati tehlike oluşturur.

 

TÜPSÜZ DALIŞ YAPILIYORSA:

Dalgıç yüzeyde akciğerlerini tümüyle doldurup dalar ve çıkışta nefesini tutarsa akciğer embolisi oluşmaz.

Aklınızda bulunsun, 1 metre kadar sığ derinliklerden çıkışlarda da hava embolisi oluşabilmektedir. 

Kısacası:

Hava embolisi yüzme havuzlarında da oluşabilir!

 

Yırtılan akciğer dokusundan çıkan hava;  

- Plevra boşluğuna geçtiğinde, Pnömotoraksa

- Mediastinuma geçtiğinde, Pnömomediastinuma

- Kan dolaşımına karıştığında, damar içinde kabarcıklar oluşturarak Hava Embolisine

- Pulmoner dolaşım aracılığıyla beyne ulaşarak herhangi bir damarı tıkadığında beyin embolisine, neden olur.

Bunlara bağlı belirti ve bulgular ortaya çıkar

 

BELİRTİ VE BULGULAR

Belirti ve bulgular yüzeye çıkar çıkmaz hemen görülür

- Kollarda ve bacaklarda aniden ortaya çıkan halsizlik ve duyu kaybı

- Hemipleji (vücudun yarısının felç olması)

- Emboli oluşan taraftaki gözbebeğinde genişleme (dilate pupil)

- Nöbet geçirme, koma

 

ACİL BAKIM

- Yüksek yoğunlukta (geridönüşsüz balonlu maske ile % 90 - 100 oranında) oksijen başlanır

- Gereksinmesi varsa; solunum sayısı ya da derinliği yeterli değilse, kazazedeyi solutun

- Kişiyi sol tarafının üzerine ve başı 300 aşağıda kalacak şekilde yatırın

- Damar yolu açarak SF veya RL başlayın

- Bilinç durumunu sık aralıklarla izleyin ve kaydedin

- Mümkünse, basınç odası olan bir merkeze nakledin

- Türkiyedeki basınç odaları için bakınız:

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu http://tssf.gov.tr/basinc-odalari/        

 

Başa Dön

 

 

VURGUN

(DEKOMPRESYON HASTALIĞI, BASINÇLI HAVA HASTALIĞI, CAİSSON HASTALIĞI, DALGIÇ PARALİZİSİ, DİSBARİZM)

 

Özellikle dalgıçlar, pilotlar veya su altı inşaat işçileri gibi basınç değişimine maruz kalan kimselerde rastlanır.

 

Genellikle dalgıç, çok derine inmişse veya çok uzun süre su altında kalmışsa görülür.

Yine hızla yüzeye çıkma ile ilgili olmasına rağmen buradaki oluşumda etken azottur.

Dalarken ve dipte solunan azot, basınç altında olduğundan kanda çözünür.

Hızla yüzeye çıkarken azalan basınç nedeniyle kanda çözünmüş haldeki azot küçük kabarcıklara dönüşür ve damarları tıkar.

Ve emboli benzeri belirti ve bulgular görülür.

DİKKAT:

Vurgun, aynı zamanda basıncı ayarlanmamış uçaklarda ani yükselme esnasında da gelişebilir. İşleyiş aynıdır: vücut üzerindeki dış basıncın aniden kalkmasıyla azot kabarcıklarının oluşmasıdır…

 

BELİRTİ VE BULGULAR

Emboliye göre belirti ve bulgular daha geç (birkaç saat sonra)ortaya çıkar

- Şiddetli eklem ağrıları (şayet eklemler etkilenmişse)

- Merkezi sinir sistemi bulguları(şayet beyin etkilenmişse)

- Boğulma bulguları(şayet akciğerlerde kan akımını engellerse)

- Şiddetli karın ağrısı da görülebilir

 

ACİL BAKIM

Emboli ile aynıdır.

- Yüksek yoğunlukta (geridönüşsüz balonlu maske ile % 90 – 100 oranında) oksijen başlanır

- Gereksinmesi varsa; solunum sayısı ya da derinliği yeterli değilse, kazazedeyi solutun

- Damar yolu açarak; SF, RL veya %0.9 NaCl içinde % 5 Dekstroz içeren sıvılardan birini başlayın

- Basınç odası olan bir merkeze nakledin

- Türkiyedeki basınç odaları için bakınız:

Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu http://tssf.gov.tr/basinc-odalari/

 

VURGUNUN ÖNLENMESİ

Uzun ve derin dalıştan sonra dalgıç belirli derinliklerde, belirli süre beklediği takdirde basınç dengeleneceği için vurgun (dekompresyon hastalığı) oluşmayabilir

Bunun için hazırlanmış derinlik ve süre tablolarına uyulması önemlidir

 

Bilgi için:

Dalgıç yüzeye yavaşça çıkarılırsa, erimiş nitrojen dekompresyon (basınç azalması) hastalığını önlemeye yetecek bir hızla akciğerlerden atılır.

Amerika Birleşik Devletleri Deniz  Kuvvetleri güvenli dekompresyon için özel bir çizelge hazırlamıştır.

Bu çizelgeye göre 57 metre derinlikte 60 dakika kalmış olan bir dalgıç için dekompresyon programı aşağıdaki gibidir:

15 metre derinlikte 10 dakika

12 metre derinlikte 17 dakika

  9 metre derinlikte 19 dakika

  6 metre derinlikte 50 dakika

  3 metre derinlikte 84 dakika

Böylece, sadece bir saatlik bir çalışma için derinde kalan dalgıcın toplam dekompresyon süresi yaklaşık üç saattir.

 

BASINÇ ODASI

İçinde bir kişinin yatacağı kadar yer olan ve kişiye yüksek basınçlı ortam sağlayan odadır

 

RECOMPRESYON:

Havayı veya nitrojen (azot) gazını solunuma geri kazandırmaktır; ya da diğer deyişle “ Vücudu yüksek basınçlı ortama alıp, oluşmuş gaz kabarcıklarının çözünmesini sağlamaktır”.

Bu yolla akciğerlerin iç ve dış basıncı eşitlenir.

Daha sonra kontrollü şartlar altında yavaş dekompresyon yapılır.

Dekompresyon hastalığına bağlı hasar genellikle düzeltilebilir.

Ama beyin, omurilik gibi özel organlara bağlı damarlarda tıkanıklık olmuşsa kalıcı beyin hasarı veya parapleji gelişebilir.

 

Başa Dön

 

 

KAYNAKLAR

Http://www.templejc.edu/dept/ems/Pages/PowerPoint.html

http://www.kadikoysualtimerkezi.com/scuba/dekotable1.html

Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi; Hasta ve Yaralıların Acil bakımı ve Nakledilmesi 4.Baskı; Nassetti,1991

Bledsoe, B.E., Porter, R.S., Shade, B.R., Brady Paramedic Emergency Care, 2 nd Ed.,Prentice Hall,U.S.A.,1994

Guyton ve Hall, Tıbbi Fizyoloji, 9. Ed., Nobel Tıp Kitabevleri, 1996

https://tr.wikipedia.org/wiki/Vurgun  , 2017 Ocak

www.elsevier.com/locate/resuscitation , European Resuscitation Counsil(ERC) Guidelines for Resuscitation 2015

 

 

 

Anasayfaya Dön