OKSİJEN TEDAVİSİ                                                

 

Oksijen Tedavisinin Zararları

Oksijen Tedavisinde Kullanılan Araç-Gereçler

Oksijen Verme Araç - Gereçleri

Makale

 

 

Oksijen tedavisi, hastane öncesi acil bakımın en önemli kısmını oluşturmaktadır.

Atmosferdeki oksijen oranı bilindiği gibi  % 21 dir.

Bu oran sağlıklı bir insanın yaşamını sürdürmesi için yeterli olurken, hasta veya yaralılara ilave oksijen gerekmektedir.

İlave oksijen gerektiren durumlar(sayfa sonundaki makaleye de göz atmanızda yarar var):

Başa Dön

 

HİPOKSİ

Hipoksi, dokuların yeterince oksijenlenememesidir. 

Zaman zaman anoksi ile karıştırılmaktaysa da, anoksi dokuların tamamen oksijensiz kalmasıdır. 

Hipoksiye neden olan birçok sebep vardır:

Ayrıca felç, şok ve diğer bazı durumlarda da hipoksi gelişebilir.

Hipokside  önemli  olan, bulguların hemen tanınması ve anında müdahale edilmesidir.

Hipoksi tanısı, derideki morarma (siyanoz) ile konabilir.

Eğer beyinde hipoksi gelişmişse, hastanın bilinç düzeyi  bozulur. Taşikardi, huzursuzluk veya konfüzyon görülebilir.

Acil bakım elemanı hipoksinin oluşmasını veya artmasını, oksijen vererek önleyebilir.

 

Başa Dön

 

 

OKSİJEN  TEDAVİSİNİN  ZARARLARI

 

Her ne kadar çok yararlıysa da, oksijen kullanılırken dikkatli olunmalıdır.

Oksijenin zararlarını tıbbi ve tıbbi olmayan şeklinde, iki başlık altında inceleyebiliriz.

 

Oksijen kullanImInIn tIbbi olmayan zararlarI

Tıbbi olmayan zararlar nadiren görülmektedir, oksijen kaynağının ve cihazların kurallara uygun kullanımı ile bu zararlar önlenebilir.

 

Oksijen kullanImInIn tIbbi zararlarI:   

  

Alanda, oksijenin tıbbi zararları nadiren  görülmektedir.

Çünkü oksijenin olumsuz etkileri, uzun süre ve yüksek yoğunlukta oksijen verildiğinde ortaya çıkar.

Alanda çok az görülmesine rağmen, oksijen tedavisinin daha iyi anlaşılması için tıbbi zararlarının bilinmesi gerekir.

Bunlar:

Oksijen zehirlenmesi ya da hava kesesi büzülmesi(atelektazi/kollaps):

Bazı hastaların akciğerleri, oksijen verildiğinde veya yüksek yoğunlukta uzun süre oksijen verildiğinde, istenmeyen tepki gösterirler. Aşırı miktardaki oksijene tepki olarak akciğer aktivitesi azalır veya hava kesesi kollapsı (atelektazi) gelişir.

 

Yenidoğanda körlük:

Şayet  yenidoğan bebeğe çok yüksek yoğunlukta (konsantrasyonda) oksijen verilirse, kandaki  yükselen oksijen seviyesi sonucunda bebeğin lens tabakasının arkasındaki dokuda skar (retrolental fibroplazi) oluşur ve kalıcı körlüğe neden olur.

 

Solunumun baskılanması (solunum depresyonu) veya solunumun durması (arresti):

Bu durum özellikle, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kronik bronşit, amfizem olan hastalara, uzun süre ve yüksek yoğunlukta oksijen verildiğinde görülebilir.

 

İlk ikisi alanda çok az görülmesine rağmen, akılda tutulması gereken durumlardır.

 

KOAH olan hastaların özellikleri vardır:

Bu hastalar sürekli hipoksiktirler.

Sürekli hipoksi nedeniyle bu hastalarda karbondioksit seviyesine tolerans gelişmiştir ve hastada solunum gereksinimi, karbondioksit yerine oksijen seviyesi ile ayarlanmaktadır.

Oksijen verildiğinde, kandaki oksijen seviyesi yükseleceğinden beyne, solunumun azalması veya durması, yönünde sinyaller gidecektir.

O nedenle, KOAH’ lı hastalarda oksijen verirken dikkatli olmak gerekir.

 

 

Belirtiler

Oksijen miktarı ve verme yolu

Hafif belirtilerde

- Normal yaşam bulguları

- Cümle kurarak konuşabilme

- Solunum seslerinin iyi olması

2-4 litre/dakika oksijen, 

nazal kanül ile

Orta derece ağır belirtilerde

- Solunum sayısı dakikada 24 ün altında

- Kısa cümle kurabilme

- Solunum seslerinde azalma

% 50 yoğunlukta oksijen

venturi maske veya eşdeğeri ile

Şiddetli KOAH belirtilerinde

- Güçlükle konuşma

- Bilinç düzeyinde değişmeler

- Solunum seslerinde duracak kadar azalma

8-15 litre/dakika oksijen,

geridönüşsüz torbalı maske ile

(solunum durmasına karşı hazırlıklı olun)

 

KURAL:

Hastanın oksijene gereksinimi varsa, tıbbi olan veya olmayan zararlar, sizi oksijen vermekten alıkoymasın.

 

Başa Dön

 

 

OKSİJEN  TEDAVİSİNDE KULLANILAN ARAÇ - GEREÇLER

Hastane öncesi acil bakımda kullanılacak oksijen sistemleri  emniyetli, hafif, taşınabilir  ve güvenilir olmalıdır.

Hastane öncesinde kullanılan iki tip oksijen sistemi vardır:

 

Oksijen verme sistemleri, çeşitli elemanlardan oluşur.

Bunlar: oksijen tüpü, basınç ayarlayıcı (regülatör) ve hastaya oksijenin ulaştırıldığı gereçlerdir (nazal kanül, maske vb ).

 

OKSİJEN  TÜPLERİ:

 

Ülkemizde,  Medikal oksijen tüpleri olarak farklı kapasitelerde, birleşme yeri  olmayan çelikten veya hafif metal olan alüminyumdan üretilmektedir.

Oksijen basınç altında bu tüplere doldurulur.

 

Tüp rengi TS 11169 standartlarına göre:

MAVİ RAL 5002 olup TS 3402 medikal gaz tüplerinin işaretlenmesi ile ilgili standart çerçevesinde, tüp tabanından 2/3 yüksekliğe, beyaz boya ile çevresel olarak 5cm eninde beyaz şerit yapılmalıdır. Yayılan şerit içerisinde mavi renkte O2 yazılmalıdır.

 

10 litre hacme kadar olan oksijen tüpleri taşınabilir özelliktedir. 10 litreden fazla olan tüpleri tek kişinin taşıması neredeyse imkânsızdır. Taşınabilen oksijen tüpleri genellikle ambulanslarda, hastanelerin acil birimlerinde ve evlerde kullanılır.

Hastanelerde merkezi oksijen sistemi bulunmaktadır. Hastaneye döşenen tesisat sayesinde her hastaya medikal oksijen gazı ulaştırılabilir. Bu oksijen hastane kapasitesine göre ya oksijen tanklarında ya da çok sayıda büyük oksijen tüplerinde (20, 30, 40 veya 50 litre) depolanır.

 

Oksijen tüplerinin içinde yüksek basınç vardır. Bu nedenle bu basıncın düşürülerek kullanıma uygun hale getirilmesi gerekir. Bunun için medikal tüp manometresi kullanılır. Alüminyum veya çelik oksijen tüplerinin başlıklarına göre farklı manometreler vardır. Alüminyum tüplerde genellikle daha hafif olduğu için pin index (pin girişli) alüminyum manometreler kullanılmaktadır. Bunlar standart tip manometrelere göre daha hafiftir.

Oksijen kullanılırken maksimum akış dakikada 2 litre olmalıdır. Bu sayede kanda karbondioksit birikmeyecektir. Aksi halde kandaki parsiyel karbondioksit basıncı (PaCO2) yükselecek ve asidoz oluşacak, vücudun pH değeri asidik hale dönüşecektir. Kanda biriken karbondioksiti atabilmek için hasta daha hızlı soluk alıp vermeye başlayacaktır.

Oksijen tüplerinin kullanım süreleri, tüp hacmine ve akış ayarına bağlıdır. Örneğin:

10 litre oksijen tüpü 2 litre/dakika akış ayarında yaklaşık 6 - 7 saat kadar,

  5 litre ise yaklaşık 3-3,5 saat kadar kullanılabilir.

 

 

Yabancı kaynakları karıştırdığınızda karşınıza çıkabileceğinden Amerika’ da kullanılan tüplerin özellikleri ve hacımlarını da bilmenizde yarar var:

- D tüpü - içinde   350 litre civarında oksijen vardır. 

- E tüpü  - içinde   625 litre civarında oksijen vardır.

- M tüpü - içinde 3 000 litre civarında oksijen vardır.

- G tüpü - içinde 5 300 litre civarında oksijen vardır.

- H tüpü - içinde 6 900 litre civarında oksijen vardır.

Genellikle ambulanslarda, M veya daha büyük olan tüpler  kullanılmaktadır.

 

Acil bakım elemanı olarak sizin sorumluluğunuz, tüpleri dolu ve kullanıma hazır bulundurmaktır. Türkiye’ deki genel eğilim tüpleri boşalana kadar ( tüpün % 98 ini ) kullanmak  yönündedir.

Ancak, acil bakım elemanı, ambulansta hiç beklenmedik ve çok gereksinim duyulan bir anda, oksijeninin bitmesi gibi bir sürprizle ASLA karşılaşmamalıdır. O nedenle, tüp boşalmadan dolusu ile değiştirmelidir.

Bunun için basınç göstergesinden  yararlanabilir veya tüpteki oksijen miktarını hesaplayabilir. Çünkü acil bakım elemanı, tüpü eline alıp şöyle bir tartarak dolu ya da boş diyemez. 

Aşağıdaki  formül Amerika ‘da  oluşturulmuş standartlar doğrultusunda kullanılmaktadır. Türkiye ‘de henüz standartlar oluşturulmadığından bu formülü şimdilik, ne yazık ki kullanamıyoruz ve basınç göstergedeki kırmızı uyarı çizgisine gelince her an boşalabilir düşüncesiyle değiştiriyoruz.

 

Tüpteki  oksijenin  kullanım  süresinin hesaplanması:

 

Akış süresi ( dakika ) =

Gösterge basıncı  (  atmosfer  basıncı ) --  Güvenlik miktarı  x  faktör

Akış  hızı  ( litre / dakika )

 

Gösterge basıncı ( GB): Tüpe bağlı basınç göstergesinde görülen miktar.

Güvenlik miktarı (GM): Tüpte bulunması gereken en az miktardır. 

ABD’nde standard rakamlar geliştirilmiştir. Bizde böyle bir standard oluşturuldu mu bilmiyorum, sadece tüpteki oksijenin  % 98 inin kullanılabildiği söyleniyor.

O halde Tüpün büyüklüğüne göre % 2 sini  güvenlik miktarı olarak düşünebiliriz.

Faktör (F): Yine ABD’ de tüp büyüklüğüne göre belirli faktörler saptanmıştır:

D = 0.16,   E = 0.28,   M = 1.56,   G = 2.41,   H = 3.14,   K = 3.14 

Örnek: 2000 psi GB olan M tüpünde, 10 lt/dk  akış hızına göre, ne kadar sürelik oksijen vardır?  GM = 200 psi

Akış süresi ( dk) =

(2000 - 200)  x  1.56

=

2808

=  4  saat  41  dakika

10

10

 

Oksijen tüpü ile çalışırken, öncelikle emniyete dikkat edilmelidir

 

Oksijen tüpü ile çalışırken ASLA YAPILMAYACAKLAR

 

Oksijen tüpü ile çalışırken HERZAMAN YAPILACAKLAR

 

Aşağıdaki bilgilere "TEMEL VE İLERİ SOLUK YOLU AÇMA VE SOLUTMA YÖNTEMLERİ" bölümünde daha özet olarak değinilmiştir. Oraya da göz atmanızda ve resimlerine bakmanızda yarar var.

 

BASINÇ  DÜZENLEYİCİLER ( REGÜLATÖRLER):  

Oksijen tüpündeki basınç, hastaya oksijen vermek için çok yüksektir. O nedenle basıncı düzenlemek üzere, göstergeli düzenleyiciler kullanılır.

Regülatör, tüpe tam oturtulmalıdır. Gevşek yerleştirilmiş bir regülatör, tüpü öldürücü  füzeye dönüştürebilir.

İki çeşit regülatör vardır:

 

AKIMÖLÇERLER ( FLOWMETRELER):

Oksijenin litre olarak dakikadaki akış hızını ayarlar; örneğin, dakikada 2 litre gidecek şekilde vb. gibi. Bununda çeşitleri mevcuttur. Çalıştığınız yerde hangi tip kullanılıyor, özellikleri nedir? Araştırın.

 

NEMLENDİRİCİLER:

Akımölçerlere bağlı olarak kullanılırlar  ve tüpten kuru olarak gelen oksijeni nemlendirilirler. Kuru oksijen, uzun süreli kullanımlarda soluk yolu ve akciğerlerdeki mukoz membranların  kuruyarak tahriş olmasına neden olurlar.

Kısa süreli kullanımlarda  sorun yaratmamasına rağmen, kuru oksijen hastayı rahatsız edeceğinden nemlendirilmiş oksijen verilmesinde yarar vardır.

Özellikle de KOAH, krup ya da epiglotiti  olan hastalarda oksijenin nemlendirilerek verilmesi gerekir.

Nemlendirici, genellikle kırılmaz cinsten bir kap ve üzerine yerleştirilmiş akımölçerden oluşur. Oksijen, kabın içindeki sudan baloncuklar oluşturarak geçer.

Su kabı temiz tutulmazsa, yosun bağlayarak çeşitli bakterilerin ve mantarların üremesine yol açar. Ve bu mikroplar doğrudan hastanın akciğerlerine yerleşir. Bu nedenle, her nöbette  kabın yıkanarak, temiz su ile doldurulması gerekmektedir. 

 

Başa Dön

 

 

OKSİJEN  VERME  ARAÇ - GEREÇLERİ

Oksijen tedavisi, solunumu olan hastalara çeşitli koşullarda uygulandığı gibi, solunumu olmayan ve suni solunum yapılan hastalara da uygulanmaktadır. Her koşula uygun olan çeşitli oksijen verme araç gereçleri vardır. Bu bölümde solunumu olan ve olmayan hastalarda oksijen verme yollarından bahsedilecektir. Ancak solunumu durmuş(solunumu olmayan) hastalarda kullanılan aşağıdaki malzemelerin dışında otomatik solutucular da kullanılmaktadır. Solunumu olmayan hastaların solutulması için "aletle solutma" bölümünü okumanız gerekir.

Biz bu bölümde, hangi durumda hangisinin kullanılmasının en uygun olacağını öğreneceğiz.

 

Solunumu  olan  hastaLARda  kullanılabilecek malzemeler

NAZAL KANÜL - düşük yoğunluklu ( % 24 - 44  oranında ) oksijen vermek için kullanılır.

İki tane burun deliği çıkıntısı olan ince bir hortum şeklindedir.

Bu çıkıntılar burna yerleştirildikten sonra, hortum kısımları kulak arkasından geçirilerek, çene altında birleştirilir(bakınız aşağıdaki şekil).

Nazal kanül  genellikle tıbbi acili olan, ancak distreste olmamasına rağmen, oksijenle rahatlayacağı düşünülen hastalarda kullanılır.

Bir de rahat nefes almasını engellediği için maske kullanamayan hastalarda tercih edilir. 

Nazal kanül kullanıldığında verilecek oksijen miktarı  dakikada 4 - 6 litreden fazla olmamalıdır. Aksi halde hastayı rahatsız eder.

KOAH olan birçok hasta evinde nazal kanül  kullanmaktadır.

Evde dakikada 1- 2  litre olarak kullanılırken, siz hastaneye götürürken bu miktarı  2 - 3 litreye yükseltebilirsiniz.

 

BASİT  MASKE - yumuşak, şeffaf,  plastik maskedir. Orta yoğunlukta ( % 35 - 60 oranında ) oksijen vermek üzere kullanılır.

Bebekler için kullanılan basit maske, stoması olan hastalarda kullanılabilir.

DİKKAT:

Dakikada  6 litreden az vermeyin. Örneğin, dakikada  1 litre verdiğinizde, hasta havada bulunandan daha az oksijen alacaktır, çünkü maskede karbondioksit birikecektir.

 

PARTİAL  REBREATHER MASK (KISMİ GERİ DÖNÜŞLÜ MASKE) - bir basit maske ve ona bağlı şeffaf torbadan (rezervuar) oluşmaktadır. Maske ile torba arasında iki yönlü hava geçiren bağlantı tüpü vardır (bakınız aşağıdaki şekil).

Bu maske hastanın yüzüne doğru yerleştirildiği  zaman işe yarar.

Önce, oksijen torbaya bağlanır sonra maske hastanın yüzüne takılır.

Torbaya doldurulan oksijenin miktarı, hasta soluduğunda torbanın üçte ikisi  dolu kalacak kadar olmalıdır.

Çünkü hastanın verdiği soluk torbaya dolacak, torbanın içindeki oksijenle karışacak ve oksijen yüzdesi hasta soluk alırken, verdiği soluğa yakın olacaktır.

Dakikada  6 - 10 litre arasında bir akış hızı ile verildiğinde, yoğunluğu  %  35 - 60 arasında değişen oksijen sağlar.

 

NONREBREATHER MASK (GERİ DÖNÜŞSÜZ MASKE) -  oksijen bağlanmış bag valve mask (ambu ) ve demand valve resuscitator hariç, Acil bakım elemanının yüksek  yoğunlukta oksijen verebileceği en uygun maskedir.

Bir maske ve şeffaf torbadan oluşmaktadır (bakınız aşağıdaki şekil).

Geri dönüşlü maskeden farkı, maske ile torba arasındaki bağlantı tüpü tek yönlüdür, dolayısıyla sadece torbadan hastaya geçiş vardır.

Maske hastanın yüzüne yerleştirilmeden önce torbası oksijen ile doldurulmalıdır.

Daha öncede anlatıldığı gibi, torbaya doldurulacak oksijen miktarı, hasta en derin soluğunu aldığında bile torbanın üçte ikisi dolu kalacak şekilde olmalıdır.

Bunun amacı oksijen akış hızını düzenlemektir.

Zira bu maske tek yönlü olduğundan hastanın verdiği soluk torbaya gitmez, sadece torbadan hastaya oksijen gider.

Hastanın verdiği soluk, maske kısmında bulunan deliklerden dışarı çıkar.

Dakikada 12 - 15 litreye kadar (%  99 yoğunlukta) oksijen verilebilir. Bu maske özellikle hipoksi veya şokta olan hastalarda kullanılır.

KOAH’ nda kullanılmamalıdır (solunum durması hariç).

 

VENTURİ  MASKE - düşük yoğunlukta (%  24 - 50 oranında) oksijen vermek üzere, özel olarak geliştirilmiş maskedir.

Basit maske ve oksijeni aktarmak üzere değişik oranlarda oksijen geçişine izin veren değişik renkli adaptörlerden (uyarlayıcılardan) oluşmaktadır.

Adaptörler, hastanın verdiği soluğun bir kısmının dışarı çıkmasına olanak sağlarken, diğer kısmının tüpten gelen oksijenle karışarak hastaya verilmesini sağlar.

Böylece sürekli ve aynı yoğunlukta oksijen verilmiş olur.

Venturi  maske özellikle hafif solunum sıkıntısı olan KOAH ‘ nda  kullanılmaktadır.

 

Alan uygulamalarında, basit maske ile kısmi geri dönüşlü maske nadiren kullanılmaktadır. Hastaya çok düşük yoğunlukta oksijen verilmek istendiğinde nazal kanül veya venturi maske kullanılmaktadır.

Acil tıp hizmetlerinde, çoğunlukla geri dönüşsüz maske ( nonrebreather mask) kullanılmaktadır.

 

 TABLO: Oksijen Tedavisi

 

Veriliş yolu

Akış hızı

(litre/ dakika)

Yüzde ( % )

NAZAL  KANÜL

1

2

3

4

5

6

24

28

32

36

40

44

BASİT  MASKE

5 - 6

6 - 7

7 - 8

40

50

60

KISMİ GERİ DÖNÜŞLÜ MASKE

( PARTİAL  REBREATHER )

6

8

10 - 15

35

45 – 50

60

VENTURİ

MASKE

Mavi

Sarı

Beyaz

Yeşil

Pembe/Kırmızı

Turuncu

4

4

6

8

8

8

24

28

31

35

40

50

 

 oksijentedavisi

 

Solunumu  olmayan  hastalarda kullanIlabilecek araÇlar

Bir hasta solunumu durmuş (apneik) olarak bulunduğunda, hemen suni solunum başlatılmalıdır. Acil bakım elemanına bu durumda yardımcı olabilecek araçlar aşağıda sıralanmıştır.

 

CEP  MASKE (POCKET  MASK)

Bu maske hastanın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir.

Acil bakım elemanı, maskenin üzerinde bulunan yukarı doğru çıkıntı oluşturan delikten soluk verir.

Birçok cep maskesinde, ilave oksijen vermek için bağlantı  yerleri vardır. Ve suni solunum esnasında, dakikada  10 litrelik bir akış hızı ile hastaya  % 50 yoğunlukta oksijen verilebilmektedir.

Cep maskesi kullanım kolaylığı nedeniyle, alanda en çok tercih edilen bir maske türüdür.

Hastanın yüzüne yerleştirildikten sonra, iki elle maske yerinde tutulmaya çalışılır.

 

BALON MASKE SİSTEMİ (BAG - VALVE MASK, AMBU  MASKE)

Solunumu durmuş olan hastaya basınçla hava vermek için kullanılır.

Bir maske ve bağlantıda olduğu balon şeklindeki torbadan oluşmaktadır. İlave oksijen vermek için bağlantı yeri vardır ve dakikada  15 litrelik bir akış hızı ile hastaya  %  90  yoğunlukta oksijen verilebilir.

Maske soluk alamayan hastanın yüzüne, tepe kısmı burun kemiğine alt kısmı  alt dudak ile çene çıkıntısı arasındaki girintiye gelecek şekilde yerleştirildikten sonra, bir el ile maske yüzde tutulmaya çalışılırken diğer el ile balon kısmı belirli aralıklarla sıkılarak hastaya hava verilir. Ambu maske, yaşamını sürdürebilmesi  için, solunumu yetersiz olan hastalarda, solunumu desteklemek üzere kullanılabilir.

UYARI

Ambu maske kullanımı kolay olmayan bir maskedir. O nedenle, alanda sorun yaşamamak için, maske ile yeterince deneme yapmalısınız.

Eğer maske yüze doğru yerleştirilmezse veya balon kısmı yeterince güçlü sıkılmazsa, etkili suni solunum gerçekleşmeyecektir.

Bag valve mask, iki kurtarıcı olduğunda daha etkin kullanılabilir.

Eğer kurtarıcının biri etkin kullanamazsa diğerinin kullanma olasılığı yüksektir.

Tek kişi  olarak suni solunum yapmanız gerektiğinde, oksijen bağlanmış cep maskesinin kullanımı daha pratik olacaktır.

 

Başa Dön

 

 

Kaynakça:

1- Bolgiano, C. S., et. Al., “Administering Oxygen Therapy: What You Need To Know ”, Nursing 90, June, p.48.

2- Brady emergency Care, 

3- Brady Paramedic Emergency Care,

4- Hasta ve yaralıların Acil bakımı ve Nakli ,

5- İç Hastalıkları  Hemşireliği,

6-JEMS, July 1994, vol.19, nr.7, ss:44

7- Celil Çağlar ÖZLÜ, http://sesanltd.com.tr/oksijen-tupu/ ,07 Mar 2016,

 

 

MAKALE

Makalenin yazarları, hastane öncesi oksijen kullanımında yaygın 11 sorunun araştırma sonuçlarını inceleyerek aşağıdaki makaleyi yazmışlardır(ben makalenin tümünü değil sadece 11 sorunu aldım) Jason Merrill, Ocak 2013, http://jkmerrill.ca/prehospital-oxygen-therapy/

 

AKUT MYOKARD İNFARKTÜSÜ(AMI)

Oksijen 1930 dan beri AMI için önemli bir tedavi olarak kabul edilmiştir.

1950 de başlayan sınırlı kontrollü araştırmalarda görülmüştür ki, eğer HİPOKSİ yoksa AMI de oksijen kullanmanın olumlu bir etkisi yok.

Yakın zamandaki araştırmalarla ortaya çıkan sonuç:

HİPEROKSİ koroner arter direncini artırıyor, koroner artere giden kan akışını azaltıyor ve sonuçta myokardın oksijenini azaltıyor. 

Daha fazla araştırmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir. Ancak hali hazırda görülen o ki, hipoksi olmayan AMI hastalarına verilen oksijen hastanın durumunu kötüleştirmektedir.

Hâlihazırdaki STEMİ vakaları için geliştirilmiş ECC rehberlerinde, ilk muayene esnasında eğer dispne, hipoksi veya kalp yetmezliği belirtileri varsa, SpO2 % 94 olacak şekilde oksijen verilmesi öneriliyor.

 

İNME(stroke)

İnmede hiperoksemi(kandaki oksijenin yükselmesi) serebral vazokonstriksiyona (beyin damarlarında daralmaya) dolayısıyla beyinde kan akımının azalmasına neden olur. Oksijen(hiperoksemi) beyin dokusunda reperfusion (reoxygenation) injury denilen olaya neden olur.

[Reperfusion (reoxygenation) injury: bir süre iskemik ya da oksijensiz(hipoksi, anoksi) kalan dokuya kan gelmeye başladığında oluşan doku hasarıdır.

İskemik dönemde beyin dokusunda kanlanma olmadığı/kan akışı kesildiği için ortaya çıkan oksijen ve besin eksikliği, dolaşım(kan akışı) yeniden sağlandığında, eski haline dönmesi beklenirken, oksidatif stres adı verilen, yangıya ve oksidatif hasara neden olur.]

550 hastadan oluşan bir çalışmada; hastaların bir kısmına, inme sonrası ilk 24 saat nazal kanülle oksijen verilirken, diğer kısmına verilmemiştir. Yedi ay sonra yapılan kontrolde, hipoksi oluşmuş ve oksijen verilmiş olan hastalarda ölüm oranının belirgin bir yükseklikte olduğu görülmüştür.

 

KALP DURMASI (KARDİYAK ARREST)

6000 hastada geriye dönük(retrospektif) yapılan bir araştırma göstermiştir ki, hastanede oluşan kalp durmasında hiperoksi ölüm olasılığını artırmaktadır. Bu araştırma hayvanlardaki araştırmada görülen kalp durmasında hiperoksi ve nörolojik sorunların oluşma olasılığı ile uyumludur.

Hâlbuki kalp durmasında hipoksi sık görülür. Ancak kalp durmasında oksijen düzeyini ölçme ve ona göre oksijen verme olasılığı var.

Hâlihazırdaki ECC rehberlerinde yeniden canlandırma(resüsitasyon) esnasında % 100 oksijen verilmesi öneriliyor. ECC, hiperoksi sorununun farkında ancak daha fazla araştırma gerekiyor.

 

KOAH

(KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI, UZUN ZAMANDAN BERİ DEVAM EDEGELEN TIKANMALI AKCİĞER HASTALIĞI)

1950 den beri tıp dünyasınca bilinmektedir özellikle acil bakım elemanlarınca iyi tanınır.

Yapılan araştırmalarda halen, hastane öncesi acil bakım alarak acil servise getirilen KOAH hastalarında hiperoksi görülmektedir bu ise hastaları olumsuz etkileyerek sorunlarının artmasına neden olmaktadır.

İngiliz Toraks Derneği, KOAH lılara verdikleri tanıtım kartlarında sağlık çalışanlarını yüksek yoğunlukta oksijen vermemeleri ve hastane öncesinde de ventüri maske kullanmaları ve SpO2 % 89 -  92 olacak şekilde ayarlamaları konusunda uyarmaktadırlar.    

 

KONJESTİF(TIKAYICI) KALP YETMEZLİĞİ (KKY) 

Konjestif kalp yetmezliğinin nedeni: MI, hipertansiyon, atriyal fibrilasyon, kalp kapağı hastalıkları, alkolizm, infeksiyon sorası oluşan koroner arter hastalığı sonucunda kalp artık vücudun ihtiyacı olan kanı pompalayamaz.

KKY ve pulmoner ödemde hipoksemi oluşur bu durumda oksijen tedavisi çok uygundur.

Araştırmacılar bir çalışmada, hastaneöncesinde CPAP (Continous Positive Airway Pressure) kullanıldığında ve FiO20.28 - 0.3 olarak ayarlandığında, çok olumlu sonuç alındığını ve acil servise ulaştırıldıklarında intubasyona daha az gereksinimi olduğu gözlenmiştir.

 

DİĞER AKCİĞER HASTALIKLARI

2923 hastadan oluşan bir Kanada çalışmasında, acil servisteki pnömoni hastalarında SpO2 %92 den az olduğunda hastanın durumunda kötüleşme ve 30 gün sonra ölme oranı belirgin şekilde artış göstermiştir. Araştırmacılar, pnömonide hastane öncesi acil bakımda SpO2 => % 92 hedef alınarak oksijen verilebileceğini düşünüyorlar. Yine bu araştırmacılar astım hastalarında yüksek yoğunlukta oksijen kullanımının hipoksi yoksa hiperkapniye yol açtığını düşünmektedirler.

 

TRAVMA(YARALANMA)

Araştırmalar sonucunda geridönüşsüz maskeyle % 100 oksijen verilmesinin yaralılarda hayat kurtarıcı olduğu görülmüştür.

HAMİLELİKTE

Araştırmacılara göre, hipoksi yoksa, hastane öncesinde hamilelerin oksijen desteğine gereksinimi yoktur.  

 

NEFES DARLIĞI

Araştırmacılara göre, hipoksi yoksa, hastane öncesinde oksijen desteğine gereksinim yoktur.  

 

ORAK HÜCRELİ ANEMİ ATAĞINDA

Araştırmacılara göre, hipoksi yoksa, hastane öncesinde oksijen desteğine gereksinim yoktur.

 

KARBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİ

Araştırmalarda görülmüştür ki, hiperoksemi 40 dakika ile 4-5 saat arasında kandaki karboksihemoglobinin yarı ömrünü düşürmüştür.

Karbonmonoksit zehirlenmesinde geridönüşsüz maskeyle % 100 oksijen verilmesi çok uygundur.  

Başa Dön

Anasayfaya Dön