JAPON VE TÜRK EĞİTİM SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

 

Hülya ÜNALAN GEDİK

DEÜ-Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Programlama ve Öğretim Ana Bilim Dalı,

Doktora Özel Öğrencisi

 

Türk Eğitim Sisteminin Yapısı ve Sorunları Dersi Ödevi;

Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Mustafa YILMAN

 

 

JAPONYA EĞİTİM SİSTEMİ

 

JAPONYA’YA GENEL BAKIŞ

  Japonya, Asya kıtasının doğu sahilinde 3800 km uzunluğunda bir yay çizerek uzanan Honshu, Hokkaido, Kyusuhu, Shikoku isimli büyük adalar olmak üzere toplam  3900 küçük ada üzerinde kurulmuştur. 2002 yılı nüfusu 127,435.000 dür (http://jin.jcic.or.jp/stat/index.html).

  Japonya’nın doğal kaynakları oldukça kısıtlıdır. Petrol, kömür cevheri, pamuk, yün gibi ana maddelerle, buğday gibi temel gıda maddelerini dışarıdan almaktadır. Özellikle son 40 yılda büyük ekonomik gelişme gerçekleştirilmiş ve dünyanın önde gelen endüstrisine sahip olmuştur.1995 yılı OECD göstergelerine göre dünyada en fazla GSMH ya sahip ülke olmayı başarmıştır. Otomotiv sanayii ve gemi yapımında başta gelen ülkeler arasındadır. Ekonomik gelişmişliğe paralel olarak yüksek düzeyde bir yaşam standardına sahiptir (Erdoğan,İ.;1988 s: 97).

  Nüfus yoğunluğu (km2)

 336 (2000)

  Nüfus Artış Hızı

 % 0.3 (2000)

  Okuryazarlık Oranı

 % 99.9   (1995)

  Enflasyon Oranı

 % -0,6        “

  Milli Gelir

 4.066 Mil. $  “

  İhracat 

 398 Mil. $     “

  İthalat

 260 Mil. $     “

  Milli Gelir

 4.066 Mil. $   “

  Cari İşlemler Dengesi

 142 Mil. $     “

  Ekonomik Büyüme Oranı

 % 0,6          “

  İşsizlik Oranı

 % 5.4 (2002)

http://www.japonya.8m.com/japonya/egitim.htm

 

  Yönetim biçimi Meşruti İmparatorluk olan Japonya’da kanun yapma yetkisi devlet gücünün en yüksek organı olan parlamentodadır. Doğrudan halk tarafından seçilen Parlamento (Diet), 512 sandalyeli Temsilciler Meclisi ve 252 sandalyeli Senatodan(Halk Meclisinden) oluşmaktadır. Meclis üyeleri 4 yıl, Senato üyeleri ise 6 yıllığına seçilirler. Senatonun yarısı her üç yılda bir yenilenir. İdari olarak 47 bölgeye ayrılmıştır. Bütün il, ilçe, kasaba ve köylerin halk tarafından seçilen birer meclisi vardır. Valiler ve belediye başkanları da seçilerek başa gelmektedirler.

 

KÜLTÜREL YAPI

   Japonlar yaratıcı olmayıp, eşsiz uygulayıcılardır. Kim nerede ve ne zaman yaşamış olursa olsun herkesten bir şeyler öğrenilebileceğine inanırlar. Ararlar, sorarlar, bulurlar, seçerler, öğrenirler; öğrendiklerini başarıyla uygulayarak geliştirmeye çalışırlar. Kimseden ileri olduklarını doğrudan söylemezler; ama kimseden geri olmadıklarına da inanırlar. Kendilerini ve kültürel varlıklarını her gün yenilemeye hazır ve açıktırlar. Bu özellikleriyle daima çağdaşlığı yaşayan bir toplum olmuşlardır. Japonlar için değişme, yaşamın değişmeyen kuralıdır. Japon toplumu yeniyi alırken eskiyi atmaz, yeniliği seçerken yaşlıyı kınamaz, kötülemez; yaşadığı hayatı, eskiden yeniye doğru uzanan, geçmişten geleceğe doğru akan bir süreklilik olarak görür.

    Çin ve Japon kültürlerinde uygarlık yazıya, yazı sanatına, yazı ürünlerine dayandırılır. Ortadoğulu bilge öğrencisini, konuşmasına ya da sözlerine bakarak tanımaya çalışırken, Japon öğretmen “bir şey yaz ki seni tanıyayım” der. Japon anlayışına göre yazının karakteri, güzelliği, okunaklılığı eğitim düzeyinin en güvenilir göstergesidir (Güvenç, 1990; aktaran İ.Erdoğan,1988:98)

   Japonlar okumayı çok seven bir toplumdur. Günde 1000 kişi için 550 gazete yayınlanmaktadır. Üç büyük Japon gazetesi 16 milyon civarında sabah baskısı bir o kadar da akşam baskısı yapmaktadır. Ayrıca  1400 civarında aylık tirajı 90 milyonun üzerinde olan dergiler yayınlanmaktadır(İ.Erdoğan, 1988: 99)

 

EĞİTİMİN TARİHİ GELİŞİMİ

    Japonları, M.Ö. Beşinci yüzyılın sonlarına doğru Çin yazı sistemi ile tanıştıran Korelilerdir. Konfüçyüs öğretilerini temel alan ve 701 yılında yürürlüğe konan Taiho Yasası ile toplumsal yaşam düzenlenmiştir.

    Bu yasalar çerçevesinde yürütülen soylulara yönelik ilk eğitim uygulamaları devlet için memur yetiştirmeyi amaçlıyordu. Yüksek dereceli devlet memurlarının çocukları 13-15 yaşlarında iken dokuz yıllık bir eğitimden geçiriliyordu. Soylu olarak görülen bu çocuklara Çin’in altın çağına ait klasiklerle, Konfüçyüs öğretilerini içeren eserler okutuluyordu. Bu eserler:

1- Değişiklikler Kitabı: Bir insanın bu kitabı ancak elli yaşında kavrayabileceği, içindeki mantığı öğrenenlerin yanlışlığa düşmeyeceğine inanılırdı.   

2- Belgeler Kitabı: Eski çağlara ait bilgileri içermekteydi.

3- Şiirler Kitabı: 300 ‘den fazla halk şarkısı içeren bir şiir antolojisidir.

4- Törenler Kitabı: Görgü kurallarını öğreten bir eserdir

5- İlkbahar ve Sonbahar Yıllıkları: M.Ö. 722-481 tarihleri arasındaki Çin tarihini ele alan eserlerdir.

6- Etimolojik Sözlük

7- Dört Kitap: Konfüçyüs öğretilerini(öğrenmek, yardımseverlik, adalet, cömertlik ve dürüstlük üzerine kurulmuş beş temel esasa dayanan öğretilerini) anlatan yapıtlardır.

8- Hayırlı Evlat Kitabı.

    Sıradan halk çocukları için eğitim, Hayırlı Evlat Kitabı’nın gece gündüz okunması anlamına gelmekteydi. (İ.Erdoğan,1988:100 -101)

Dokuzuncu yüzyılın başında başkent Kyoto’da beş yüksek öğrenim kurumu vardı. Ortaçağda (1185-1600) Zen Budist manastırları önemli eğitim merkeziydi. Ayrıca bu dönemde Portekizliler vasıtasıyla ülkeye Hıristiyan misyonerler akın etti. Misyonerler çeşitli okullar açtı. Tokugava döneminin (1600 -1867) başında okuryazarlık oranı oldukça düşük düzeydeydi. 200 yıllık inzivanın sonunda okuryazarlık oranı dönemin batı standartlarının da üzerine çıkarıldı. Tokugava döneminin sonunda, 14.000 civarında, matematikten okuma ve yazmaya, Budist metinlerin ezberlenmesinden modern tıbba kadar çok çeşitli alanlarda eğitim veren samurai (buşi) okulları vardı.

    Meici restorasyonuyla(1868) ülkenin feodal bir yapıdan modern bir ulus devlet haline dönüştürülmesinde yüksek eğitim seviyesinin yeri büyüktür. İmparator Meici, 1867’den sonra Japonya’nın sınırlarını dış dünyaya açmasıyla beraber çok sayıda Japon öğrenci, önde gelen Avrupa ülkelerinin eğitim sistemlerini incelemek amacıyla Batıya gönderildi. Bu öğrencilerin geri dönmesiyle, yeni bir eğitim sistemi ortaya çıktı. 1870’ lerde % 40-50 arasında olan okullaşma oranı 1900 yılına kadar % 90 gibi çok yüksek bir orana ulaştı.

    II Dünya savaşından sonraki işgal döneminde ülkenin tanıştı(rıldı)ğı yabancı (özellikle Amerikan değerleri) savaş sonrası eğitim sisteminin şekillenmesinde etkili olmuştur. Ancak, işgal döneminde getirilen birçok “yenilik” Japonya’nın 1952’de tam bağımsızlığını elde etmesinden sonra kaldırılmış ve yerine geleneksel Japon kültürel ve felsefi değerlerine uygun değişiklikler yapılmıştır.

 

Başa Dön

 

 

EĞİTİM SİSTEMİ

 

JAPONYA

Japon eğitim sistemi dünyada en iyiler arasında yer almaktadır.

Japonya’da eğitime büyük önem verilmektedir. 9 senelik temel eğitim zorunludur. Dolayısıyla asgari düzeyde eğitim görmüş olan işçiler bile matematiğe yatkındır. Firmalarda verilen hizmet içi eğitimlerle daha da gelişmeleri sağlanan bu işçilere Kalite Kontrol Yöntemlerinin öğretilmesi çok kolay olmuştur.

Japon eğitim sistemi yaratıcılığı, zihinsel güçleri ve muhakeme yeteneğini arttırmaktan ziyade, görevini güvenilir şekilde yerine getirecek, toplumsallaştırılmış, teknik başarısı olan disiplinli işçi kuşakları yetiştirmeye yöneliktir.

Japonya’daki katı hiyeraşi kendisini eğitim sisteminde de göstermektedir.Bir nevi sınıf farkı vardır. Belli  okulları bitirenler belli işlere girebilirler. Bu nedenle anaokuldan üniversiteye kadar bir yarış sözkonusudur.

Japonların % 90’ı ortaokul mezunudur ve bu okullarda matematik, bilgisayar ve Japonca’ya ağırlık verilir.Üniversite sınavlarında da matematik, Japonca ve İngilizce ağırlıklı sınavlardır. (http://www.insankaynaklari.gokceada.com/proje01.html)

   Modern milli eğitim sistemi Japonya’da 1872’de Devletin ülke çapında ilk ve orta okullar açmasıyla başlamıştır. 1866’da her çocuğun ilkokula üç veya dört yıl boyunca devam etmesi zorunlu, 1900’de ise parasız hale getirilmiştir. İlkokul için zorunlu eğitim süresi 1908’de  6 yıla; II. Dünya Savaşı’ndan sonra ise, ilk ve orta öğrenimi kapsayan zorunlu eğitim süresi 9 yıla çıkarılmıştır; bu uygulama halen sürmektedir.

   Bugünkü eğitim sisteminin temel yapısı ve prensipleri, 1947’de kabul edilen Temel Eğitim Kanunu ve Okul Eğitimi Kanunu olmak üzere iki kanunla belirlenmiştir. Temel Eğitim Kanununda ilan edilen temel prensip; eğitim fırsatlarından herkesin eşit yararlanmasıdır. Kanun ırk, din, cinsiyet, sosyal statü, ekonomik durum ve aile yapısına dayanan ayrımı yasaklamıştır.

   Eğitim sisteminin esas amacı, insan haklarına, sevgi gerçeğine ve barışa saygı duyan, barışçı ve demokratik bir milletin kendine güvenen insanlarını yetiştirmektir. Kanun, sağlıklı bir toplum için politik bilince ve dini toleransa çok önem vermektedir. Ancak, politika, partiler,dinler ile eğitim arasında herhangi bir bağı özellikle yasaklamıştır. Sosyal çalışmalar, devlet ve mahalli idareleri kütüphane, müze ve halk salonları gibi kuruluşlar oluşturmaya teşvik eden Temel Eğitim Kanunu  doğrultusunda kamu okulları müfredatın esas  unsurlarından birisidir

    Japonya’da, okullar nicelik  yönünden incelendiğinde, araç gereç, yerleşim ve eğitici kadrolarının yeterli olduğu; nitelik yönünde ise  kaliteye dayalı devamlı gelişme içerisinde oldukları görülmektedir.

(F.Erdoğan; http://www.caginpolisi.com.tr/21/17-18.htm)

   Japonya’nın eğitim sisteminin idaresinde yerinden yönetim esas alınmakta ve Eğitim Bakanlığının rolü genel olarak koordinatörlükle sınırlanmaktadır.

Okul bütçeleri, eğitim programları, ilk ve orta öğretimin denetimi alanlarında sorumluluk yerel öğretim kurullarındadır. Bu kurulların üyeleri yerel yönetimlerin idare başkanları tarafından seçilirler.

   Eğitim içeriği bakımından, her okul kendi programını Eğitim Bakanlığınca hazırlanan ve yayınlanan  “Çalışma Programına” uygun olarak hazırlamaktadır. Ders kitapları yerel öğretim kurulları tarafından  Bakanlığın üç yılda bir belirlediği kitaplar arasından seçilir.

   Eğitim politikalarının, müfredatın ve ders kitaplarının belirlenmesinden Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (MEXT; Monbuşo) sorumludur.

47 vilayetin her birinde merkezi hükümet tarafından atanmış beş kişiden oluşan eğitim müdürlüğü vardır. Merkezi hükümet okul inşaatları, öğretmen maaşları ve okullarda verilen öğlen yemeklerini karşılamak suretiyle eğitim harcamalarının yaklaşık % 50’ sini finanse etmektedir. Eğitimin milli gelirden aldığı pay son 20 yılda düşme eğilimindedir, buna rağmen dünya standartlarının üzerindedir.

   1980’lerden sonra çok başarılı olmasına rağmen, son yıllarda okullarda artan şiddet, en iyi okullarda yer kazanma rekabeti, global gelişime ayak uydurmakta zorlanma gibi sorunların mevcut eğitim sisteminden kaynaklandığı ve eğitim sisteminde değişikliğe gerek olduğu sonucuna varılmıştır.

   1984 yılında Ulusal Eğitim Reformu Konseyi kurulmuştur. 1987’de Konsey bireye saygı, ömür boyu eğitimin yaygınlaştırılması, Japon toplumunun daha  esnek, yaratıcılığa açık, uluslar arası nitelikte, yabancı kültürün etkisinin azaltıldığı bir eğitim sistemi oluşturmak amacıyla aşağıdaki tavsiyelerde bulunmuştur;

1-Orta öğrenimde (ortaokul ve liselerde) daha çeşitli seçenekli konuların sunulması,

2-Üniversite giriş sınav sisteminin revize edilerek her üniversitenin kendi giriş sınavını yapması,

3-Eğitim olanaklarının okula kayıtlı olmayanlar için artırılması ve yabancı öğrenci kabul sisteminin geliştirilmesi.

   Öğretim kurumları, resmi devlet okulları, mahalli okullar (il ve belediye okulları) ve Özel okullar, şeklinde sınıflandırılmaktadır

   Okulöncesi, ilkokul, orta okul, lise ve meslek liseleri, üniversite ve özürlüler için okullar olarak sıralanmaktadır.

   Okullaşma oranları okul öncesinde % 65, ilkokulda %99,9 , ortaokulda % 99 , lisede %92 ve yükseköğretimde %39’ dur.

(Ahmet Türk; http://54ahmetturk.sitemynet.com/japonturk.doc). 

   1985’de uzaktan eğitim yoluyla yetişkinlere, eğitimlerine devam etme olanağı sağlayan Açık Öğretim Üniversitesi açılmıştır.

   Japonya’daki ömür-boyu istihdam sisteminde “Eğitim geçmişi” çok önemli bir faktördür. Üst-düzey bir şirkette çalışmak için, öncelikle bir üniversiteden mezun olmak gerekmektedir. Bu da orta ve  lise öğrenimini yüksek başarıyla bitirmeye bağlıdır. Giriş sınavlarındaki şiddetli rekabet nedeniyle, artan sayıda öğrenci artık özel hazırlık okullarına devam etmektedirler.

   Zorunlu eğitim kapsamı dışında kalan bu okullar, okul öncesi ve üniversite eğitiminde özellikle önemli rol oynamaktadırlar. O nedenle tamamlayıcı olarak açılan bu okullar, anaokulundan üniversite giriş sınavına kadar her düzeyde bulunmaktadır

   Yurtdışında öğrenim gören Japon öğrenci sayısı artmaktadır. 2000 yılında 193,779 japon öğrenci yabancı ülkelerde öğrenim görürken; aynı yıl, Japonya’da %85’i Asya ülkelerinden olmak üzere 64,011 (2002 yılında: 95,550) yabancı öğrenci eğitim görmüştür (http://jin.jcic.or.jp/stat/category_16.html).

 

ÖĞRETİM YÖNTEMİ VE SINIF GEÇME 

   Japon ilk ve orta öğretiminin temelinde iki ana düşünce bulunmaktadır. Birincisi, hemen hemen bütün çocuklar okul programını anlayacak ve başarabilecek yetenektedir. İkincisi, çalışkanlık ve işin detayına ilgi göstermek gibi belli alışkanlıklar bütün öğrencilere kazandırılabilir. Bütün çocukların eşit potansiyele sahip oldukları tezi ileri sürülür. Öğrenci başarısındaki farklılıklar bireysel farklılıklardan değil, genel olarak bireysel çaba, azim ve özdisiplin gibi farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle öğrenciler yeteneklerine göre gruplandırılmazlar ve ayrı sınıflar açılmaz. Üst sınıfa geçiş ders başarısına göre değil , otomatik olarak gerçekleşir. Dersler bireysel farklılıklara göre düzenlenmez fakat öğretmenler zayıf öğrencileri teşvik etmeye ve onlara ayrıca özen göstermeye dikkat ederler. Japon ilkokul programı ihtiyaca yönelik ve kümülatiftir. Her sınıfta çocuğun bir çok şey öğrenmesi ve bir kavramdan diğerine çabukça geçmesi gerekmektedir.      Öğrencilerin çoğu öğretilenleri izleyebilmelerine rağmen bazıları geride kalmaktadır. Geri kalan öğrencilerin durumları Japonya için ciddi bir problem oluşturmaktadır.           Öğretimde bireyselliğin olmaması, yavaş öğrenenlerin veya diğer öğrenme   problemleri bulunanların başarısızlığını artırmaktadır. Japonya’daki bu sorunların giderilmesi ve eğitimde bireyselliği gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Fakat bu sorunlara rağmen sistemin akademik başarısı üzerinde Japon kültüründen gelen çok çalışma, azim ve sebat gibi özelliklerin etkisi büyüktür. 

 

Başa Dön

 

EĞİTİMDE REFORM ÇALIŞMALARI:

   Yukarıda anılan, eğitimde değişme zorunluluğu için başlatılan araştırma sonuçları doğrultusunda reform çalışmalarına girişilmiştir. 2001 yılında ilk girişimlerin başlatıldığı bu çalışmaların tanıtım anonsu : “Okul, Aile ve Toplulukları Yeniden Canlandırma; Okullar Gelişecek Eğitim Değişecek”tir. Adı ise, 21. Yüzyıl Eğitim Reformu İçin Gökkuşağı Planı –İzlenecek Yedi Öncelikli Strateji-

1- Öğrencilerin temel öğrenme yetkinliklerini artırma, dersleri daha kolay anlamalarını sağlama.

     a. En fazla 20 öğrencili sınıflar oluşturmak

     b. İnternet teknolojisi olan sınıflar oluşturmak

     c. Ulusal akademik erişimli araştırmalar yapmak

2- Topluma hizmet ve benzeri çeşitli programlarda görevlendirerek, gençlerin açık ve sıcak yürekli Japonlar olarak yetişmelerini teşvik etmek

 Öğrenme ortamının keyifli ve sıkıntılardan uzak olmasını sağlamak

     a. Okul kluplerinin aktivitelerini destekleyerek, kültürel aktiviteler ile spor aktivitelerini zenginleştirmek

     b. Çocuklar arasında oluşabilecek sorunlu davranışlarda gerekli önlemleri almak

     c. Çocukları zararlı bilgilerden korumak 

3- Okulları, ailelerin ve toplulukların güvenebilecekleri ortamlar haline getirmek

     a. Kendi kendini geliştirme sistemlerinin yardımıyla okulun gelişim sistemini kurmak

     b. Ailenin katılımını sağlamak ve açıklamalarla okul derneğini canlandırmak

     c. Değişik toplulukların gereksinimlerini karşılamak üzere, yeni özelliklere sahip okullar açmak  

4- Öğretmenleri, “eğitimin gerçek profesyonelleri” olarak eğitmek

     a. Ödüllendirme sistemlerini tanıtmak, gelişmeyi teşvik etmek

     b. Öğretmenlere değişik topluluklarda çalışma deneyimi kazandıracak sistemler oluşturmak   (çeşitli kuruluşlarda/şirketlerde çalışma deneyimi)

     c. Yetersiz kalan öğretmenler için uygun önlemler almak 

5- Üniversiteleri uluslararası standartlara getirmek

6- Yeni yüzyıla uygun eğitim felsefesi oluşturmak ve eğitimin gereksinimlerini karşılamak

     a. Temel Eğitim Yasasını gözden geçirerek yeni yüzyıla göre uyarlamak

     b. Eğitimsel ölçütlerin gelişimi gözönüne alınarak ayrıntılı bir plan geliştirmek (MEXT; http://www.mext.go.jp/english/index.htm)

    Reform kapsamında amaçlanan diğer bir konu öğrenciye yönelik rehberlik ve manevi eğitimi geliştirmektir. Özellikle, okuldan kaçma, zorbalık ve saldırganlık gibi  davranışlar sergileyen sorunlu öğrenciler için okul, aile ve toplum örgütlerinin birlikte çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Bununla amaçlanan, öğrencinin doğru ile yanlışı ayırt etmesini sağlamanın yanı sıra, başkalarına şefkatli, merhametli davranma gibi ahlaki değerlerin hayatına katacağı anlamın önemini kavratmaktır (http://www.mext.go.jp/english/index.htm).

 

TÜRKİYE

Türk Milli Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini,

1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı;Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan;insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;

2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri,davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;

  Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.

  

Özel amaçlar:

   Türk eğitim ve öğretim sistemi,bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir.

 (1739 sayılı METK, http://iogm.meb.gov.tr)

   Türkiye’deki eğitim sistemi, diğer ülkelerle kıyaslama esnasında birkaç kez tartışıldığı için daha fazla irdelenmemiştir.

 

Başa Dön

 

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

 

JAPONYA

   Okul öncesi eğitim 3 yaş üzerini kapsamaktadır, zorunlu değildir. 2003 yılı itibariyle Anaokuluna giden çocukların sayısı 1,760,442 (E: 891,721, K: 868,721).  Anaokullarının sayısı toplam 14,174 (49 devlet, 5,736 mahalli, 8,389 özel)dür.           

     Anaokullarının süresi tam gün, yarım gün ya da birkaç saatlik olabilmektedir; ancak,  39 haftadan az olamayacağı yasal olarak belirtilmiştir.

Okul öncesi eğitimin amaçları:

1- Akıl ve ruh sağlığını geliştirecek; sağlıklı, güvenli ve mutlu yaşamasına yardımcı olacak basit alışkanlıklar kazandırmak

2- Bağımsız(kendi ayakları üzerinde durabilen) ve işbirliğine yatkın, erdemli, karşılıklı güven duygularına sahip birey olmalarını sağlayacak davranışlar kazandırmak

3- İç dünyası zengin (çoşkulu, heyecan duyguları olan), çevresine(doğaya) merakla yaklaşan ve doğaya karşı artan ilgi kazandırmak

4- Konuşma ve dinleme alışkanlığı geliştirmek

5- Çeşitli deneyimlerle duygularını ve yaratıcılığını geliştirmek

    Temelde hedeflenen, oyunlarla, danslarla ve şarkılarla “sağlık, insan ilişkileri, çevreye duyarlılık, dil gelişimi ve kendini ifade etme” konularında çocukların eğitilmesidir. Ve bu beş madde ile ilgili çok geniş bir müfredat milli eğitim bakanlığının (MEXT) sayfasında yer almaktadır (http://www.mext.go.jp/english)

   

TÜRKİYE

    Okul öncesi eğitimi, mecburi ilköğrenim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar. Okul öncesi eğitiminin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,

1. Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak;

2. Onları ilk öğretime hazırlamak;

3. Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetişme ortamı yaratmak;

4. Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.

       Okul öncesi eğitime verilen önem nedeniyle 1992 yılında 3797 Sayılı Kanunla Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Genel Müdürlüğü kurulduğu

 

1992 yılından bugüne kadar okul öncesi eğitimdeki gelişmeler:

Resmi anaokulu sayısında     % 1.441

Resmi anasınıfı sayısında      % 214

Öğretmen sayısında              %  243

Çocuk sayısında                   % 244’lük bir artış sağlanmıştır.

   Bu hizmetlerin; %90’ı Millî Eğitim Bakanlığı, %10’u SHÇEK ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 191.Maddesine göre açılan kurum ve kuruluşlarca verilmiştir.

   Gelişmiş ülkelerde okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı  % 36-100 arasında iken, ülkemizde bu oran %10’lar seviyesindedir. VIII. Beş Yıllık Kalkınma Plânı sonunda okullaşma oranı % 25 olarak hedeflenmiştir.

   1991-1992 öğretim yılında % 5.1 olan okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı, 2001-2002 öğretim yılında %11.0’a yükselmiştir. Bu yükselişte, görevlendirilen kadrosuz usta öğreticilerin önemli rolü vardır (http://ooegm.meb.gov.tr).

   Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve niteliğini artırmak amacıyla Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü  tarafından çeşitli projeler geliştirilmiştir;

1. Okul Öncesi Veli-Çocuk Eğitim Programı

2. Erken Çocukluk Gelişimi ve Eğitimi

·        Aile-Çocuk Eğitim Programı Projesi (AÇEP)

·        Okul Öncesi Eğitimden İlköğretime Geçiş Projesi

3.Avrupa Birliği MEDA  Programı Kapsamında “Temel Eğitimin Desteklenmesi”

4.Temel Eğitim Programı II. Faz’ında “Okul Öncesi Eğitimin Desteklenmesi ve Yaygınlaştırılması”, projeleridir (http://ooegm.meb.gov.tr).

 

Başa Dön

 

 

İLKÖĞRETİM 

 

JAPONYA

   Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır. Sistemin temel özelliği yüksek okullaşma oranı ve derslere devam “zorunluluğudur”. Japonya’da ilköğretim 6 yıl süreli ilkokul ve 3 yıl süreli ortaokul olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. 6-14 yaş arası İlköğretim zorunlu ve ücretsizdir. Japon okullarında karma eğitim yapılmaktadır.

 

İLKOKUL

   Japonya’da 6 yaşını dolduran her çocuk 6 yıl süren ilkokula  başlar. 2003 yılı itibariyle 23,633 (73 devlet,  23,381 mahalli, 179 özel) ilkokul bulunmaktadır. Öğrenci sayısı toplam 7,226,911 (E: 3,697,357, K: 3,529,554) dür.

   İlkokulun amacı, toplumun/ulusun bir bireyi olarak, sağlıklı sosyal yaşama sahip olabilmesi için gerekli olan temel bilgi, beceri ve aklı kazanmasına yardımcı olmaktır. Aynı zamanda, çocuğun insancıl yönünü zenginleştirerek, diğer çocuklarla etkileşimi aracılığıyla kendi cazibesinin ve bireyselliğinin farkına varmasını, kendine güven duymasını sağlamak diğer bir amaçtır.   

   Japonya’da öğretim yılı 1 Nisan’da başlar ve 31 Mart’ta biter. Nisan-Temmuz ortası, Eylül – Aralık sonu ve Ocak- Mart sonu olmak üzere üç dönem halinde yapılır. Fiili olarak eğitim yapılan gün sayısı 210 gündür. Buna birçok okulun, okul festivalleri gibi sosyal aktiviteler için ayırdığı yaklaşık 30 günlük dönem dahil değildir. (Yılda toplam 240 gün).

   Tam gün eğitim yapılır. Sabah 8:30 ‘da ders başlar, 15:50’de biter. Dersler 45 dakikadır. Okul 5,5 gündür (cumartesi yarım gün).

Her sınıf bir tek öğretmen tarafından yürütülür ve o öğretmenin sorumluluğundadır.                        Yıllık ders saati sayısı 1.Sınıfta 850 (haftada 25 saat), 2.sınıfta  910 (haftada 26 saat),  3.sınıfta 980 (haftada 28 saat),  4.,5.ve 6.sınıflarda ise 1015 (haftada 29 saat)  saattir.

   İlkokulda Japonca, sosyal çalışmalar, matematik, fen bilgisi, müzik, resim ve el sanatları, ev işleri ( 5.ve 6.sınıfta ), beden eğitimi , ahlâk eğitimi ve özel faaliyetler dersleri verilir. 

   Devlet ilkokullarının çoğunda  üniforma yoktur ancak ayırt edilebilmeleri için şapka veya sembol taşımaları  gerekmektedir.

   İlkokulların % 98’inde devletin finanse ettiği  öğle yemeği verilmektedir. Öğretmenler tarafından verilen yemekte ayrıca informal olarak beslenme ve sağlık, yeme alışkanlıkları konularında eğitim verilmektedir. 

   Okulların % 90’ında jimnastik salonu,  % 75’inde yüzme havuzu bulunmaktadır. Bütün okullarda eğitim amaçlı Japon Televizyon Kurumu (Nippon Hosa Kyokai) tarafından mükemmel bir şekilde hazırlanmış radyo ve televizyon sistemi mevcuttur. Yeni reform çalışmaları kapsamında sınıflara bilgisayar ve internet erişimi sağlanmaya çalışılmaktadır 

   

ORTAOKUL 

   Ortaokullar zorunlu eğitimin son kısmı olup 3 yıl sürmektedir. 7-8 ve 9.sınıfları kapsar. 2003 yılında toplam okul sayısı 11,134 dür(76 devlet, 10,358 mahalli,  700). Öğrenci sayısı ise toplam  7,226,911 dir (E:  3,697,357, K: 3,529,554).

   Ortaokulların amacı, ilkokul ile benzerlik göstermektedir; toplumun/ulusun bir bireyi olarak, sağlıklı sosyal yaşama sahip olabilmesi için gerekli olan temel bilgi, beceri ve aklı kazanmasına yardımcı olmaktır. Diğer bir amacı, çocuğun insancıl yönünü zenginleştirerek, bireyselliğinin farkına varmasını ve kendini geliştirmesini, kendine güven duymasını sağlamaktır.   

   Devlet okullarında öğrencilerin saç ve kıyafetleri, ortaokullarda düzenlenmektedir, üniforma giyme mecburiyeti vardır. Kılık kıyafetle birlikte davranış, tutum ve beklentilerde görülen değişiklikler ortaokulların ciddiyetini göstermektedir. Japon ilkokullarının çok disiplinli olduğu görülmekle birlikte, ortaokullar ilkokullara oranla çok daha ciddi ve çok daha disiplinlidir.

   Ortaokul binaları ilkokul ve liselerden ayrıdır ancak, örgütlenme ve fiziksel ortamlar benzerdir. Araç gereç donanımı ilkokullara oranla daha azdır. Yine de okulların %50 sinde bilgisayar mevcuttur ve bu oran hızla artmaktadır. Yönetim şekli ilkokulla aynıdır.

   Haftalık ders saatleri 30 saattir. Ders süreleri 50 dakikadır. Derslere göre öğretmenler değişir. Her sınıfın bir danışmanı bulunur. 

   Ortaokulda şu dersler verilir: Japonca, sosyal çalışmalar, matematik, fen bilgisi, müzik, güzel sanatlar, sağlık ve beden eğitimi, endüstriyel sanatlar ve ev işleri, ahlak eğitimi, özel faaliyetler, İngilizce ve seçmeli dersler

   1992-1993 eğitim yılında yürürlüğe giren yeni eğitim sistemiyle Japon kültür ve tarihine, vatandaşlık bilgisine ve ülkenin uluslararası toplumdaki konumuna daha fazla ağırlık verilmektedir.(http://www.japonya.8m.com/japonya/egitim.htm)

   Genel olarak eğitimde analiz, araştırma ve kritik düşünme yerine ezber ve tekrara dayalı somut bilgiye önem verilmektedir. Öğretimin merkezi öğretmendir. İlkokulda olduğu gibi, öğrenciler kabiliyetlerine göre ayrılmazlar, bütün öğrencilere aynı eğitim verilir. Öğrenciler her üç dönem sonunda üç sınava girerler. Sonuçlar öğretmenin genel değerlendirmesi ve öğrencinin günlük performansı ile birlikte bir karta işlenerek velilere bildirilir.

       

TÜRKİYE

   Türkiye’ de ilk ve orta okul birleştirilerek 1997-98 yılından beri İlköğretim olarak sekiz yıllık zorunlu eğitime dönüştürülmüştür. İlköğretim, 6 - 14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar, İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

   İlköğretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,

1. Her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak; onu milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmek;

2. Her Türk çocuğunu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır.

3. İlköğretimin son ders yılının ikinci yarısında öğrencilere, orta öğretimde devam edilebilecek okul ve programların hangi mesleklerin yolunu açabileceği ve bu mesleklerin kendilerine sağlayacağı yaşam standardı konusunda tanıtıcı bilgiler vermek üzere rehberlik servislerince gerekli çalışmalar yapılır. (1739 s. METK)

 

LİSEYE GEÇİŞ

 

JAPONYA

   Japonya’da ortaokuldan liseye geçiş, Bölge Eğitim Kurulları tarafından Mart ayında yapılan bir sınavla gerçekleştirilir. Belli idari yapıya sahip bütün devlet liseleri aynı testi uygularken, bölgesel ve yerel yapıya göre verilen testler değişebilmektedir. Sınav soruları Japonca, İngilizce ve matematik olmak üzere üç konudan oluşmaktadır. Bazı yönetimler, fen bilimleri ile sosyal bilimlerle ilgili konuları da sınav sorularına eklemişlerdir. Sınav ortaokulun 3 sınıfındaki bilgileri içermekle birlikte soruların yarısı 3. sınıfta öğrenilen konulardan gelir İdari yapıların uygulamalarında farklılıklar olmasına rağmen genellikle öğrenciler bir tek liseye başvurabilmektedirler. Okullar öğrencileri giriş sınavlarındaki derecelerine ve ortaokullardaki derecelerine ve ortaokullardaki başarılarına göre seçerler. Mart ayı giriş sınavlarının sonuçları ay sonunda ilan edilir. Okul seçimi, hesaplama hataları ve yanlış danışmanlık nedeniyle her hangi bir okula kabul edilmeyenler veya sınava katıldığı halde başarılı olamayanlar için ikinci kez başka bir okulun sınavına girmelerine imkân verilir. 9. sınıfın sonunda, eğitimlerine devam etmek isteyen bütün öğrenciler liselere başarılı bir şekilde yerleştirilir.

(Ahmet Türk, http://54ahmetturk.sitemynet.com/japonturk.doc

 

TÜRKİYE

Ülkemizde de, Anadolu, Meslek (Sağlık, Teknik, Turizm, Öğretmen, Ticaret, Kamu Yönetimi, vb), Anadolu Yabancı Dil Eğitimi, Anadolu Güzel Sanatlar, Askeri, Fen, Özel liselere giriş sınavla olmaktadır. Amacına göre düzenlenen farklı sınavlarda alınan puanlara göre merkezi sistemle yerleştirme yapılmaktadır. Herhangi bir okula yerleştirilemeyen veya sınava katılmayan öğrenciler kendi ikamet adreslerindeki liseye başvurmak zorundadırlar.

 

Başa Dön

 

 

ORTA ÖĞRETİM

 

JAPONYA

   Lise eğitiminin zorunlu, daha da önemlisi eğitimin ücretsiz olmamasına rağmen ortaokul mezunlarının % 95’i liseye devam etmektedir. Özel liselerin toplam liselere oranı % 24’dür. Özel okul ücretleri devlet okullarının ücretlerinin yaklaşık olarak iki katıdır. Gayri resmi olarak başarı oranlarına göre sıralanan liselere giriş sınavladır.

 

2003 SAYILARI

LİSE

TEKNİK OKULLAR

MESLEK LİSELERİ

TOPLAM OKUL

5,450

63

3,439

DEVLET OKULU

15

55

90

MAHALLİ OKUL

4,117

5

208

ÖZEL OKUL

1,318

3

3,141

TOPLAM ÖĞRENCİ

3,809,801

57,875

786,135

ERKEK ÖĞRENCİ

1,927,499

47,660

361,949

KIZ ÖĞRENCİ

1,882,302

10,215

424,186

http://jin.jcic.or.jp/stat/category_16.html

   Lise eğitiminin amacı, öğrencinin, kendi yaşamının anlamının farkına varması; mesleğini seçebilecek akıl ve beceriyi kazanması, toplumu daha derinlemesine anlaması olanağını sağlamaktır. Sunulan çeşitli olanaklardan, öğrencilerin ilgileri doğrultusunda yaptıkları seçimle ilgili temel özellikleri öğrenmeleri için öğrencilerin yönlendirilerek ve yüreklendirilerek, kişiliklerinin gelişmesine ve bağımsızlıklarını kazanmalarını sağlamak diğer amaçlardır.

Liseler üç çeşittir:

1- Tam gün eğitim yapan ve üç yıl süren lise,

2- Çalışan gençlere yönelik yarım gün eğitim yapan ve dört yıl süren lise,

3- Okuldan uzakta olanlar için, en az dört yıllık mektupla öğretim lisesi. 

    Ders programları, üniversiteye hazırlanacak öğrencilere ve teknik yüksek okullara devam etmek isteyen öğrencilere göre farklılık göstermektedir. Ancak, öğrencilerin % 70’inden fazlası üniversite sınavına girmektedir. Lise öğrencilerinin en büyük sorunu üniversite giriş sınavlarıdır. Sıkı bir hazırlık gerektiren sınav öğrencilerin sosyal yaşamlarının belirleyen en büyük ve en önemli faktördür.

    İlk yılda ağırlıklı olarak Japonca, İngilizce, matematik ve fen bilimleri dersleri verilmektedir. İkinci yılda öğrencilerin tercihlerine ağırlık verilmekte ve bireysel başarı durumuna göre dersler verilmektedir. Liselerden mezuniyet oranı % 90, öğrencilerin derslere devamsızlık oranı % 2-2.5 civarındadır.

    Yüzlerce çeşit teknik lise mevcuttur ve en popüler bölümler: bilgi teknolojileri, denizcilik, balıkçılık, ticari İngilizce ve endüstriyel alanlardır. Diğer yaygın meslek eğitimi alanları: ev ekonomisi, Tarım (tarım ürünlerinin dağıtımı ve personel değerlendiesi, biyoteknoloji, global çevresel konular, besin endüstrisindeki gelişmeler, çiftlik ve dağ köylerinde hafta sonu aktivitelerini yeniden canlandırılması), İmalat sanayii(teknolojik yenilikler), Ticaret, Deniz ürünleri endüstrisi, Hemşirelik, Sosyal refahın felsefesi ve anlamı, Bilgi çalışmaları (information studies) vs.

Teknik okullarda eğitim  tam gün ve beş yıl sürelidir. Mezunlar teknisyen olmaktadır.

    Tamamı üniversite mezunu olan öğretmenlerin % 20’si bayandır. Okul idaresi öğrencilerin okul dışı sosyal faaliyetlerinin dahi düzenlenmesinde etkin rol alabilmektedir. (http://www.japonya.8m.com/japonya/egitim.htm)

 

TÜRKİYE

    Orta öğretim, ilk öğretime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar.

    İlköğretimini tamamlayan ve orta öğretime girmeye hak kazanmış olan her öğrenci, orta öğretime devam etmek ve orta öğretim imkanlarından ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahiptir.

    Orta öğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,

1. Bütün öğrencilere orta öğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak,

2. Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yükseköğretime veya hem mesleğe hem de yükseköğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır.

Bu görevler yerine getirilirken öğrencilerin istekleri ve kabiliyetleri ile toplum ihtiyaçları arasında denge sağlanır (1739 s.METK).

     Sunulan çok çeşitli olanaklara rağmen orta öğrenimde istenen başarı sağlanamamıştır. Çünkü, Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlama amacı güdülmesine karşın aileler ve öğrenciler yeterince bilgilendirilmeden, dolayısıyla ilgi ve istidatları göz ardı edilerek, merkezi sistem sınavlarıyla meslek liselerine yönlendirilmektedir. Genellikle dar gelirli olan aileler, çocuklarının kısa yoldan meslek sahibi olmaları için meslek liselerine ilgi göstermektedirler. Ancak mezuniyet sonrası iş alanlarının olmaması var olan iş alanlarında ise iş-belge ilişkisinin kurulmaması ve eğitimsiz kişilerin daha ucuz işgücü olması nedeniyle mezunlar diplomalı işsiz konumuna düşmektedirler. Ayrıca üniversiteye girişte meslek lisesi mezunları ile lise mezunları farklı eğitimlere rağmen aynı koşullarda sınava tabi tutulmaları nedeniyle meslek liseleri amaçlarına ulaşamamışlardır.

     Mesleki ve teknik eğitimdeki okullaşma oranı henüz çağdaş ülkeler seviyesine çıkarılamamıştır. Halihazırda meslek yüksekokullarının örgün öğretimdeki payı %24.2 toplam öğretimdeki  payı ise %14.7 olup çok düşük düzeydedir. Bu oran ileri ülkelerin çoğunda %30’un üzerinde olup Avustralya’da %66, Singapur’da %63, Japonya’da %44, ABD’de %37’dir. (http://www.yok.gov.tr/egitim/endustriyel/sinavsiz_gecis_bilgi.doc)

     10.ARALIK.2001 – 30.MAYIS. 2002  Tarihleri arasında, yaklaşık 6 ay süren, tarafları Üniversite, İş dünyası ve Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere geniş katılım, oldukça yoğun araştırma  ve çalışmayı kapsayan; Mesleki Teknik Ortaöğretim Programları İle Meslek Yüksekokulları Eğitim Programlarının, İş Dünyasının Talep ve İhtiyaçlarını da Karşılayacak Şekilde, Bütünlük ve Devamlılığını Sağlamak üzere MEB-YÖK Program Geliştirme Projesi hazırlanmıştır (http://cmyo.ankara.edu.tr/proje).

     Bu proje kapsamında teknik meslek liselerinin müfredatları yeniden düzenlenmiş ve üniversite eğitimiyle entegrasyon sağlanmıştır. Bu çalışmalarla METEB Projesi güçlendirilmiştir.  

 

Başa Dön

 

 

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVI

 

JAPONYA

   Üniversiteye giriş, üniversite giriş sınavında alınan başarı puanına göre belirlenmektedir. Sınav sonucunda öğrencilerin büyük bir kısmı özel üniversitelere gitmesine rağmen tarihsel olarak özellikle Tokyo ve Kyoto üniversitelerinin başarıları ve Japon liderlerin birçoğunun bu okullardan mezun olmuş olması gibi nedenlerden dolayı devlet üniversiteleri daha prestijlidir.

   Üniversite giriş sınavı iki aşamalı olarak yapılmaktadır. Birinci basamak sınavı ulusal düzeyde baraj niteliğindedir. İkinci sınav ise öğrencilerin girmek istedikleri üniversite idaresi tarafından yapılmaktadır. Talebin yüksek olduğu bazı üniversiteler birinci basamak sınavı sonuçlarına göre değerlendirme yapmaktadırlar. Sınavda başarılı olamayan öğrenciler ertesi yıl sınava hazırlanıp tekrar girmektedir. Bu öğrencilere RONİN denilmektedir.

 

TÜRKİYE

   Ülkemizde de üniversiteye giriş sınavla olmaktadır. Zaman zaman değişiklik gösteren merkezi sınav ve yerleştirme sistemiyle, öğrenciler aldıkları puan doğrultusunda yaptıkları seçimle çoğunlukla istedikleri değil ama tesadüfen seçtikleri okullara yerleştirilmektedirler.

   Elimizdeki verilere göre her yıl üniversite sınavına giren her 100 çocuğumuzun yalnız 11’i, hedefleri olan 4 yıllık lisans programlarına, 10’u 2 yıllık önlisans programlarına, 19’u açık öğretime girebilmekte, 60’ı, hiçbir programa girememektedir. Açıkta kalanlar, gelecekten umutsuz birer birey olarak beklentilerini bir sonraki yıla ertelemektedir (http://www.maltepe.edu.tr/basinda/makaleler/nasilama.asp).

   YÖK’ e göre ülkemizin mesleki ve teknik eğitim alanında önemli başarılara imza atacağı ve bunun sonunda mesleki ve teknik eğitimde reform niteliğinde sonuçlara ulaşılabileceği umulan ve 10 Temmuz 2001’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren  4702 Sayılı Kanun çerçevesinde, meslek lisesi mezunları, sınavsız geçiş sistemine göre mesleki ve teknik eğitim veren okullardan mezun olan öğrenciler kendi branşlarında eğitim veren bir meslek yüksek okuluna ÖSS ya da başka bir sınava girmeksizin kayıt yaptırabilme olanağına sahipler.

 (http://www.yok.gov.tr/egitim/endustriyel/sinavsiz_gecis_bilgi.doc).

 

Başa Dön

 

 

YÜKSEKÖĞRETİM

 

JAPONYA

   2003 yılında toplam 702 (100 devlet, 76 mahalli, 526 özel) üniversitede; 2,803,901 (E:1,716,518, K: 1,087,383) öğrenci eğitim görmektedir. Öğrencilerin % 40’ı sosyal bilimlerde, % 19’u mühendislik bilimlerinde, %15’i  edebiyat ve %7’side eğitim bilimlerinde okumaktadır.

   Yüksek öğrenim üniversiteler, yüksek okullar ve teknik okullar olmak üzere üç çeşittir. Üniversite harçları oldukça yüksektir; vakıflar, yerel yönetimler, hükümet burs ve kredi şeklinde finansal destek sağlamaktadır.

   Üniversiteler (Daigaku), lisans ve lisans üstü eğitim vermektedirler. 6 yıl süren tıp ve diş hekimliği hariç diğer okullar 4 yıllıktır; sonunda bakelorya (diploma) alınır. Master, 4 yıllık  bakelorya sonrası iki yıl, doktora ise beş yıl sürelidir. Tıpta doktora bakelorya sonrası 4 yıldır.

   Yüksek okullar (Tanki-daigaku), lise mezunlarına yönelik 2 ya da 3 yıllık eğitimi kapsar. 

 

TÜRKİYE

   Yükseköğretim, orta öğretime dayalı en az iki yıllık yükseköğrenim veren eğitim kurumlarının tümünü kapsar.

Yükseköğretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak,

1. Öğrencileri ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yurdumuzun bilim politikasına ve toplumun yüksek seviyede ve çeşitli kademelerdeki insan gücü ihtiyaçlarına göre yetiştirmek;

2. Çeşitli kademelerde bilimsel öğretim yapmak;

3. Yurdumuzu ilgilendirenler başta olmak üzere, bütün bilimsel, teknik ve kültürel sorunları çözmek için bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve araştırmalarda bulunmak;

4. Yurdumuzun türlü yönde ilerleme ve gelişmesini ilgilendiren bütün sorunları, Hükümet ve kurumlarla da elbirliği etmek suretiyle öğretim ve araştırma konusu yaparak sonuçlarını toplumun yararlanmasına sunmak ve Hükümetçe istenecek inceleme ve araştırmaları sonuçlandırarak düşüncelerini bildirmek;

5. Araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını gösteren, bilim ve tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayınları yapmak;

6. Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici ve kamu oyunu aydınlatıcı bilim verilerini sözle, yazı ile halka yaymak ve yaygın eğitim hizmetlerinde bulunmaktır

   2003 yılında Türkiye’de 53 ü Devlet, 24 ü Özel olmak üzere 77 üniversite bulunmaktadır; 2002-2003 yılında  üniversitelerdeki toplam yeni kayıt sayısı 782500 (E: 684200, K: 98300),  mevcut 1889200 (E: 1656900, K: 232300), mezun 186900 (E: 163300, K: 23600) dur. (http://www.yok.gov.tr/istatistikler/istatistikler.htm)

“Bizde, bazı acı gerçekleri açıklamak için "üniversiteye girmeyen pişman, girenbin pişman" dendiği bilinmektedir. 1999 yılında üniversiteler arası girişsınavına 1,479,562 kişi başvurmuş, bunların ancak 448, 475' i, yani % 30,3'ü yerleştirilmiştir.
1999 yılında fakültelerdeki kayıtlı öğrenci sayısı 659,254, açıköğretimde kayıtlı öğrenci sayısı ise 488,569 idi. Türkiye' de yükseköğretim çağ nüfusu (18-25 yaş) yaklaşık olarak 13 milyon kadardır. AB' debu kadar genç nüfusu olan başka bir ülke yoktur. Demek ki, çağ nüfusunun ancak %11'i yükseköğretim imkânını elde edebilmektedir.
1998'de Almanya'da yükseköğretimdeki toplam öğrenci sayısı 1,801 000; İngiltere'de 1996 yılında1,392,607; Fransa'da ise 1998 yılında 2 086, 885 idi.
1995 yılındayükseköğretimdeki öğrenci başına kamu kaynaklarından yapılan harcama Türkiye'de755 dolar, Avrupa'da 6585 dolar dünya ortalaması ise 3370 dolar idi. Türkiye'deüniversite mezunlarının büyük bir bölümü iş bulamamaktadır”.

(http://bilimpolitikasi.tripod.com/Konular/avrupa.htm)

 

 

JAPON VE TÜRK EĞİTİM SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI:

 

   Japon ve Türk eğitim sistemlerindeki ilköğretim kademeleri okula başlama yaşı, verilen dersler, okul yönetimi, öğretim yöntemleri, sınıf geçme, karma eğitim yapılması gibi özellikler açısından benzerlik göstermektedir.

Belirgin farklılıklar ise şöyle sıralanabilir: 

İlköğretimin dokuz yıl olması  

İlkokulda yabancı dil dersinin verilmemesi, 7.sınıftan itibaren verilmesi

Yıllık işgünü sayısının yüksek olması

Eğitim-öğretimin üç dönem halinde uygulanması, çok uzun süreli ( 2-3 ay gibi ) tatillerin olmaması

Eğitimin hem merkezi hem de yerel bir özellik taşıması

Eğitimin finansmanına yerel yönetimlerin de ortak olması

Ailelerin ve Milli Eğitim Bakanlığının çocukların eğitimine büyük önem vermesi

Çok çalışma anlayışının egemen olması

Ahlâk eğitimine okulun ilk gününden itibaren ağırlık verilmesi

Anaokulundan itibaren kişilik gelişimi, kendine güven duyma, çevreye ve topluma karşı sorumlu olma eğitiminin verilmesi

Okullaşma ve okur-yazar olma oranının yüksek olması

 

Bu farklılıklar kapsamında Türkiye’nin ilköğretim sistemi için bazı öneriler:

-  İlk olarak Türkiye’de 180 gün olarak uygulanan yıllık işgünü sayısının artırılması söylenebilir.

Ayrıca birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi eğitim-öğretimin iki değil de üç dönem halinde yapılması da öğrencilerin çok uzun süre okuldan uzak kalarak okuldan soğumalarına engel olabilir.

-  Yabancı dil dersinin ne zaman verileceği sorunu. Japonya’ya 7. sınıftan itibaren başlanmaktadır. Üç yıllık ortaokul süresince öğrenciler iyi düzeyde İngilizce öğrenmektedirler. Liselere giriş sınavında yer alan alanlardan biri İngilizcedir. Oysa ülkemizde 4.sınıftan itibaren verilmeye başlanılan İngilizce ’den istenilen sonuç alınamamaktadır. 8. sınıfı bitiren bir öğrencinin İngilizce seviyesi sadece birkaç sık kullanılan kalıp ve cümleden ibaret kalmaktadır. İngilizce öğretiminin daha önceden olduğu gibi 6. sınıftan itibaren başlatılması, 4. ve 5. sınıflardan bu dersin kaldırılması, bunun yerine Türkçe’nin öğretimine ağırlık verilmesi daha faydalı olacaktır. 

 -  Eğitimin yerel yönetimler tarafından da yapılmasına değinebiliriz. Japonya gibi birçok ülkede yerel yönetimler eğitim kurumları açabilmekte ve bunları yönetmektedirler. Böylece devletin yükü azaltılmış olmakta, yerel yönetimlerin de katkısıyla eğitimin maddi imkânları artmış olmaktadır. Eğitimin kalitesinin yükselmesine de olumlu etkileri bulunmaktadır. Ayrıca yerinden yönetimin birçok faydasından da istifade edilmektedir. Türkiye’de uygulanan aşırı merkeziyetçi sistemin olumsuzluklarından böylece kurtulabiliriz. 

 

Başa Dön

 

 

ÖZEL DERSHANELER

 

JAPONYA
    "Özel Eğitimli Okullar"  denilen özel dershanelere, öğrenciler okul saatleri dışında devam etmektedirler:

1- Özel Eğitimli Okullar Endüstrisi (JUKO):
    Genelde bu kurumlara ilk ve ortaokul öğrencileri (zorunlu eğitim öğrencileri) devam etmektedir. Jukolar, öğrencileri genel olarak liselere giriş için il düzeyinde yapılmakta olan Akademik Başarı Sınavı'na hazırlamaktadır.
2- Gram Okulları (YOBİKO)
    Yobikolar ağırlıklı olarak, üniversiteye hazırlık kursları yapmaktadır.
  Kısaca JUKO ve YOBİKO şeklinde adlandırılan özel dershaneler, Japonya'da çok yaygın eğitim kurumlarıdır. Görevleri yalnızca lise giriş ve üniversite giriş sınavlarına öğrenci hazırlamak ile de sınırlı değildir. Genel olarak Özel Eğitimli Okullar (Juko ve Yobiko) aşağıdaki alanlarda faaliyet göstermektedir:

Lise giriş sınavlarına hazırlama

Üniversite giriş sınavlarına hazırlama

Yetiştirme kursları

Seviye belirleme (hensachi)

Eğitim danışmanlığı (rehberlik hizmetleri)

Uydu yoluyla öğretim

Eğitim araştırmaları

Eğitim yayınları

Pedagojik formasyon dersleri

  Görüldüğü gibi Japonya'da özel dershaneler çok yaygın bir faaliyet alanı içinde olmalarına karşılık, açılış ve işleyişlerine MEXT (MONBOSHO) karışmamaktadır. Herhangi bir ticari şirketi gibi açılmakta ve eğitim işi yaptıkları için de, hiç vergi vermemektedirler.
   Özel Dershanelerin İşleyişi: Japonya'da öğrencilerin büyük bölümü okul saatleri dışında özel dershanelere devam etmektedirler. Okullarda sınıf mevcutları 20-30 iken, özel dershanelerde anfi şeklindeki sınıflarda mevcutlar 150-300 arasında değişmektedir. Mevcutların kalabalık oluşu pek yadırganmamakta ve öğrenme önünde bir engel olarak görülmemektedir. Özel dershanelerdeki bir yıllık kurs ücreti ortalama olarak 700.000 Yen civarındadır.
   Özel dershaneler, öğrencilerin başarı durumlarını belirten ve HENSACHİ (hensaçi) adı verilen Seviye Belgesi vermektedirler. Hensachi, bir öğrencinin öğrencilik yaşamı boyunca kullandığı önemli bir belgedir. Bu belge üst okullara kayıt sırasında da, toplum içinde de, bir işe girişte de önemli bir belge olarak görmektedir.
    Uydu Aracılığı İle Eğitim: Japonya'da özel dershanelerin yaptığı işlerin içinde en ilginç olanlarından biri uydu yoluyla yapılan öğretimdir. Bazı dershaneler, yaptıkları dersleri canlı olarak veya paket halinde okullara satmaktadır. Ders işlendiği anda, abone olan okullar, Japonya'nın çeşitli yerlerinde uydu aracılığı ile öğrencilerine dersleri canlı olarak izletebilmektedirler. Bazı dershaneler adeta televizyon stüdyolarına benziyor.
     Özel Dershanelerin Japon Eğitimine Katkısı: Bilindiği gibi, Japon ekonomik kalkınmasının temelinde, Japon insanının çalışkanlığı yatmaktadır. Bu çalışkanlık eğitim alanında ve özellikle de Özel Eğitimli Okullar adı verilen özel dershaneler sürecinde de kendini göstermektedir. Aşırı çalışma yarışı öğrencileri daha nitelikli yetiştirmek için organize olan, özel dershanelere talebin artmasına neden olmuştur. En iyi liselere, en iyi üniversitelere girme ve buna bağlı olarak en iyi iş ve yaşam koşullarını elde etme isteği, Japon kalkınmasının temel öğesidir. Bu noktada çok iyi organize olmuş ve topluma dinamizm veren özel dershaneler, Japon eğitimine büyük katkı sağlamaktadırlar. Aşırı yarışın, öğrencilerin psikolojik olarak yorulmalarına neden olduğu şeklindeki görüşler Türkiye'de olduğu gibi Japonya'da da tartışılmaktadır.  Yarışı sınav cehennemi olarak nitelendirenler de vardır. Ancak buna rağmen, Japon insanı, tercihini çok çalışmaktan yana kullanmaktadır

   

TÜRKİYE

 “Türkiye'de eğitim sistemi içinde özel dershanelerin yeri tartışılırken, özel dershanelerin yalnız Türkiye'de varolduğu şeklinde görüşler ifade edilerek özel dershaneler suçlanmaktadır. Yine bu görüşe göre, yalnız Türkiye'de üniversite giriş sınavları vardır ve özel dershaneler bu sınavdan dolayı bir fırsatçılık sonucu doğmuştur. Birçok ülkede özel dershanelerin olmadığı, yine birçok ülkede üniversite giriş sınavlarının olmadığı bir gerçektir; ama üniversite giriş sınavları ve özel dershanelerin olduğu da bir başka gerçektir. Almanya gibi bazı ülkelerde, öğrencilerin üst okullara geçişi bilimsel bir yönlendirme ile yapılmaktadır. Bu gibi ülkelerde, özel dershane türü kurumlar azdır. Ama Japonya, Yunanistan ve İsrail gibi ülkelerde, hatta Amerika Birleşik Devletleri'nde bile özel dershane türü kurumlar vardır. İnsanların okul sistemi dışında kendilerini daha iyi yetiştirme, daha iyi öğrenim yapma gereksinimlerinden doğan özel dershaneler pek çok ülkede vardır” (ÖZ-DE-BİR; Özel Dershaneler Birliği Derneği)

   Japonya’da olduğu gibi Türkiye’de de özel dershaneler ilk ve orta, hatta yükseköğretim öğretim sonrası oldukça önemlidir. Liselere giriş, üniversitelere giriş, dil sınavlarına (ÜDS, KPDS)hazırlık, lisans üstü eğitime giriş, işe giriş (KPS) vb bir çok sınava hazırlamak amacıyla dershanelerin syısı çığ gibi artmaktadır. Japonya için kullanılan “sınav cehennemi” deyimi ülkemizde de geçeli hale gelmiştir.

   Ancak Japonya’dakinden farklı olarak, Milli Eğitim Bakanlığının onayı ve denetimine tabi olan kurslar, Japonya’daki gibi bir gelişim gösterememiş ve örgün eğitime herhangi bir katkı sağlayamamıştır.

 

Başa Dön

 

ÖĞRETMEN EĞİTİMİ

    

    Japon eğitiminin başarısında öğretmenler önemli bir unsurdur. Japon toplumu öğretmene büyük sorumluluklar vermekte ve onlardan beklemektedir. Öğretmenler yüksek sosyal statü ve ücrete sahip olmakla birlikte sürekli halk tarafından kontrol edilmektedirler. Çünkü Japon kültürü, okulları toplumun ahlak kurumları  ve iyi bir vatandaş yetiştirmek için uygun bir ortam olarak görmektedir. Öğretmenler, bütün okul kademeleri süresinde öğrencilere, ahlak eğitimi, karakter geliştirme, Japon değerlerinin kazandırıldığı tutum ve “hayat tarzı” nın oluşturulmasında büyük sorumluluklara sahiptirler.

   Öğretmenlerin okulda ve okul dışında, öğrenci yaşantılarıyla ilişkili olan kültür değerlerini değişik aktiviteler yoluyla öğrencilere öğretmeleri beklenmektedir. Onların gayretleri ve etkileri çoğu kez aileye ve topluma kadar uzanmaktadır.

Toplumsal durum açısından incelendiğinde, öğretmenlik Japonya’da çok cazip bir meslek olarak görülmektedir. Japonya’da öğretmenliğin cazip hale getirilmesi 1980 li yıllara dayanmaktadır. Bir öğretmenin maaşı diğer devlet memurlarından daha yüksektir; özel sektör tarafından tercih edilen diğer mesleklerle kıyaslanabilir düzeydedir. 

    2003 yılı rakamlarına göre; Anaokullarında 108,821 (E:6,622, K:102,199), İlkokullarda 413,876 (E:154,423, K: 259,453 ), Ortaokullarda 252,033(E:148,943, K:103,090), Liselerde 258,535 (E:188,571, K: 69,964), Teknik okullarda 4,474(E: 4,271, K: 203), Meslek liseleri 39,735 (E:19,369; K: 20,366) öğretmen ve Üniversitelerde 156,158 (E: 132,202 , K: 23,956) öğretim elemanı  bulunmaktadır.

   İlkokul düzeyinde bir öğretmene ortalama  25 öğrenci, ortaöğretimde 18 öğrenci, yükseköğretimde 11 öğrenci düşmektedir

   Okul müdürlüğü ve başöğretmenlik (müdür başyardımcılığı) birinci derece iki liderlik statüsüdür. İlkokulların %95’inde müdürler erkek ve ortalama yaşları 55’in üzerindedir. Müdürler okulun bütün faaliyetlerinden sorumludurlar ve çok yönlü liderlik rolü üstlenirler. Zamanlarının çoğunu okul ile dış baskı grupları arasındaki koordinasyonu  sağlamakla geçirirler. Ayrıca öğrenci temsilcileri ile haftanın belli bir gününde görüşmelerde bulunurlar. Okulun günlük hayatı genellikle başöğretmen tarafından idare edilir. Okulların  % 97’sinde başöğretmenler erkektir ve yaşları 50-55 arasında değişir. Okulun normal programı içindeki faaliyetleri, özel projeleri ve diğer programları yürütür, sorumluluğu idaridir. 

   İlkokulda: Öğretmenlerin % 62’si bayandır. Öğretmenlerin yarıdan fazlası 4 yıllık üniversite mezunu, 1/3’ü 2 yıllık yüksekokul mezunudur. % 1’i yüksek lisans diplomasına sahiptir. 

   Ortaokulda: Öğretmenlerin %60’ı erkektir. Lisede: Tamamı üniversite mezunu olan öğretmenlerin % 20’si bayandır.

   Reform hareketlerinin bir ayağını da “öğretmenin kalitesinin artırılması” oluşturmaktadır. Bunun için etkili öğretmen eğitimi veren okullarda hevesli, kaliteli(iyi özelliklere ve yeteneklere sahip) ve kişiliği oturmuş öğretmenlerin yetiştirilmesi öngörülmektedir. Öğretmen sertifikalandırma sistemi ile hem yeni hem de deneyimli öğretmenlere hizmet içi eğitim kadar kendini geliştirme eğitimi verilmektedir. MEXT aynı zamanda mahalli idarelere ve özel sektöre de öğretmen eğitimi programları geliştirmektedir. Bu eğitim programlarındaki diğer bir amaç da, toplumdaki eğitimcilerden yarı zamanlı olarak yararlanmaktır.

   Öğretmen olabilmek için, kişi okul derecesine ait (ilköğretim, ortaokul veya lise) bir öğretmenlik lisansına sahip olmalıdır. İlke olarak, MEXT tarafından tanınan ve gerekli görülen kredi sayısını üniversite döneminde tamamlayarak öğretmenlik sertifikasını alan öğretmen adayı, devlet okulunda görev alabilmek için, eğitim kurulu (board of education) ya da  mahalli eğitim müdürlüğü tarafından hazırlanan sınavı geçmek zorundadır. Sınav yazılı, sözlü, beceri sınavı, tez sınavı, doğal yetenek sınavı vb sınavlardan oluşanbilir. Diğer bir deyişle, kurul, işe almadan önce karar verebilmek için çok geniş kapsamlı sınav yapabilir.

   Ayrıca toplumda öğretmenlik sertifikasına sahip olmadığı halde yüksek kaliteli; uzmanlık bilgisine, mükemmel deneyime ve beceriye sahip bireylere özel lisans ile yarı zamanlı öğretmenlik sistemine dahil olma şansı verilmektedir.

   Göreve başladıktan sonra öğretmen adayına bir yıl süreyle öğretmenlik misyonuna sahip olması için göreve başlama ve uygulamalı önderlik eğitimi verilir.

Tüm öğretmenlere deneyimleri doğrultusunda çeşitli hizmet içi eğitimler düzenlenmektedir, yine özel sektöre ait kuruluşlarda sosyal alanda deneyim kazanma eğitimleri verilmektedir.

   Nisan 2001 de, bağımsız bir idari kurum olan Öğretmen Eğitim ve Öğretimi Ulusal Merkezi, çok yönlü veya tek tip eğitimlerin tamamlanması amacıyla kurulmuştur. Okul eğitiminde insan kaynaklarının yönetimi ve acil durumlarla baş etme eğitimi vb çeşitli eğitici kurslar düzenlemesi için hükümet tarafından görevlendirilmiştir.

   Öğretmenlerin hizmet içi eğitimi hakkında daha fazla bilgi edinmek üzere bakınız Ek: Japonya’da Öğretmen Eğitimi Şeması

   Çeşitli düzeylerde öğretmenlik yapabilmek için gerekli eğitimler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Tablo 1 

 

SINIFLANDIRMA

TAMAMLANMIŞ UZMANLIK  EĞİTİMİ (KURSU)

TAMAMLANMIŞ ORTA

EĞİTİM (KURS)

TAMAMLANMIŞ LİSE

EĞİTİMİ (KURSU)

İLKOKUL ÖĞRETMENİ

 

 

 

  İLERİ (ÜST) SERTİFİKA

 

 

 

1. SINIF SERTİFİKA

 

2. SINIF SERTİFİKA

 

 

 

 

2. SINIF SERTİFİKA

ORTAOKUL

ÖĞRETMENİ

LİSE ÖĞRETMENİ

ANAOKULU

ÖĞRETMENİ

HEMŞİRELİK ÖĞRETMENİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖZEL EĞİTİM OKULU ÖĞRETMENİ

(KÖR, SAĞIR VE DİĞER)

ÜST SERTİFİKA

(ilave olarak anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenliği genel sertifikası)

1. SINIF SERTİFİKA

(ilave olarak anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenliği genel sertifikası)

2. SINIF SERTİFİKA

(ilave olarak anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenliği genel sertifikası)

 

 

 

 

http://www.mext.go.jp/english/index.htm 

Sertifikalar,  İl Eğitim Kurulları tarafından verilmektedir. Sertifikalar birinci ve ikinci sınıf diye ayrılırlar. Birinci sınıf sertifikalar bütün illerde ve her zaman geçerlidir. İkinci sınıf sertifikalar ise, geçicidir.

İlk ve ortaokul öğretmeni olabilmek için gerekli olan ikinci sınıf sertifikalar, üniversite ya da lise üstü 2 yıllık yüksekokul eğtimi sonunda alınabilir. Birinci sınıf sertifika, bakalorya eğitimi sonunda alınabilir.

Lise öğretmeni olabilmek için, en az bir yıllık yüksek lisans eğitimi sonunda alınacak birinci sınıf sertifika gerekir. Sadece bakalorya eğitimi alırsa ikinci sınıf sertifika sahibi olabilir.

Okul müdürleri birinci sınıf sertifika sahipleri arasından seçilirler(Özcan Demirel).  

 

TÜRKİYE

   1981 yılında çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu gereği daha önce Millî Eğitim Bakanlığı ve Üniversitelere bağlı olarak faaliyet gösteren öğretmen yetiştiren yüksekokul, enstitü, akademi ve fakülteler, 20 Temmuz 1982’de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında üniversiteler bünyesinde toplanmıştır. 1989-1990 öğretim yılından itibaren öğretmen yetiştiren bütün yükseköğretim kurumlarının öğretim süresi en az dört yıllık lisans düzeyine çıkarılmıştır.

Ülke gereksinimi doğrultusunda Bakanlığımız ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK)  iş birliğinde, 1998-1999 eğitim-öğretim yılından itibaren öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarında yeniden bir yapılanmaya gidilmiştir.

 

1. Bu yapılanma ile

İlköğretim alanlarına sınıf ve branş öğretmeni yetiştiren programlar 4 yıllık lisans,

İlköğretim ve orta öğretime ortak branş öğretmeni yetiştiren programlar (Resim-iş, Müzik, Beden Eğitimi, Yabancı Dil) ile meslekî ve teknik eğitim kurumları eslek dersleri öğretmenliği programları dört yıllık lisans,

Eğitim fakülteleri bünyesindeki orta öğretim alan öğretmenliği ile ilgili programlar 3,5+1,5=5 yıllık tezsiz yüksek lisans,

Orta öğretim kurumlarına alan öğretmeni yetiştiren Edebiyat, Fen, Fen-Edebiyat Fakülteleri, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, İlahiyat Fakülteleri ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu programları ise 4+1,5=5,5 yıllık tezsiz yüksek lisans düzeyine getirilmiştir.

2. Yeniden yapılanma ile ilköğretim kurumları öğretmenliklerine yan alan zorunluluğu getirilmiştir.

3. Türk Eğitim Sistemine öğretmen yetiştiren kurumların tamamı üniversiter yapı içinde olup; eğitim, meslekî eğitim, teknik eğitim, fen, edebiyat fakülteleri ile beden eğitimi ve spor yüksekokulları adı altında gruplanmıştır.

4. Bu kurumlara merkezi sınavla genel ve meslekî teknik orta öğretim kurumları mezunlarından öğrenci alınmaktadır.

5. Yeni öğretmen yetiştirme sisteminin uygulamaya girdiği 1998-1999 eğitim-öğretim yılından itibaren orta öğretim branş öğretmenliğine yönelik Pedagojik Formasyon Programı durdurulmuştur.

6. Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunları gereksinimi karşılanması nedeniyle 2001-2002 eğitim-öğretim yılı başından itibaren Sınıf Öğretmenliği Sertifika Programı uygulamasına son verilmiştir.

7. Üniversitelerin ilgili Enstitülerinde sadece İngilizce Öğretmenliği Sertifika Programı sürdürülmektedir. Bu programa İngilizce öğretim yapan tüm lisans mezunları başvurabilmektedir.

8. MEB Talim ve Terbiye Kurulunun 340 sayılı Kararına göre atamada öncelik sırası eğitim fakültesi mezunlarına verilmiştir (http://oyegm.meb.gov.tr/).

           Her ne kadar öğretmen olarak atanabilmek için 4 yıllık bir fakülte mezunu olmak gerekiyorsa da ülkemizde halen MEB’na bağlı olarak Anadolu Öğretmen Liselerinde öğretmenliğe hazırlama amacı güden orta eğitim düzeyinde eğitim verilmektedir. Ek‘te verilen özet bilgiler tablosunda bu öğrencilerle ilgili veriler yer almaktadır.

 

Okul Öncesi Öğretmenliği
    Bu programların amacı, 0-6 yaş çocuklarının eğitimini gerçekleştirecek öğretmenleri yetiştirmektir. Lisans eğitimi boyunca 4 yıl çocuk psikolojisi, çocuk gelişimi ve eğitimi dersleriyle; pedagojik formasyon dersleri ve ayrıca anaokullarında uygulanacak faaliyetlerle ilgili çeşitli dersler verilmektedir.
"Anaokulu Öğretmeni" unvanı alan mezunlar, devlete ya da özel sektöre bağlı anaokullarında, kreşlerde öğretmen olarak görev alırlar (http://www.milliyet.com.tr/ozel/universite/meslek/14.html).

    Okulöncesi eğitim öğretmenleri, üniversitelerin eğitim fakültelerinden yetiştirilmekle beraber gereksinim nedeniyle 2000-2001 öğretim yılından başlayarak, Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi de okulöncesi eğitime öğretmen yetiştirme işine başlamıştır. (http://www.aof.anadolu.edu.tr/oolp/e0102.html)

Ayrıca gereksinim nedeniyle son üç yıldır Kadrosuz usta öğreticilerden yararlanılmaktadır. Bunun için istenen nitelikler:

1. Yükseköğretim kurumlarının Okul Öncesi Eğitimi Öğretmenliği Lisans ve Ön Lisans Programı mezunu olmak,

2. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Programına kayıtlı olup, 2000-2001, 2001-2002 veya 2002-2003 Eğitim-öğretim yıllarında kadrosuz usta öğretici olarak başarılı görev yapmış olmak,

3. Açık Öğretim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Öğretmenliği Programına kayıt yaptırıp, 2000, 2001 ve 2002 yıllarında düzenlenen eğitim seminerine katıldığı halde kadrosuz usta öğretici olarak görev alamayanlar ile seminere katılamayanlar,

4. Kız Meslek Liselerinin Çocuk Gelişimi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi ile Çocuk Gelişimi ve Bakımı bölümlerinden mezun olup, kadrosuz usta öğretici olarak başarılı görev yapanlarla bugüne kadar hiç görev alamayanlar (http://ooegm.meb.gov.tr).

 

SONUÇ:

   Japonya ve Türkiye arasındaki benzerlikler kadar farklılıklar vardır. Her iki ülkenin en çok benzeşen yönü sınav ve dershane çokluğu olsa gerek. Her iki ülkede de ezberciliğe dayanan eğitime yol açan önemli etkenin, derslerin yetiştirilmesi zorunluluğu sonucunda öğrencilerde yeterli öğrenmeye fırsat tanınmaması, yavaş öğrenen öğrencilerin zor durumda kalması gerçeği olduğu düşünülmektedir. Japonya bu olumsuzlukları bertaraf edebilmek için eğitimde reformu gündeme getirmiştir. Bu reformda göze çarpan özelliklerden bazıları davranış bozukluğu sergileyen öğrencilerin davranışlarını işbirliği ile düzeltme çabası, eğitimde öğrencinin anlamasını kolaylaştıracak yöntemlere yönelme, ezber yerine araştırmaya özendirecek bilgisayar ve internet olanakları ile desteklenen programlar hazırlama, en önemlisi de öğretmen kalitesini daha iyiye götürecek çabalardır.

   Nüfus artış hızıyla orantılı olarak ilköğretim ve orta öğretim öğrenci sayılarında görülen azalma bu çabaları daha anlamlı kılacaktır. Meslek okullarına yönelimdeki artış, nitelikli iş gücünün önemli olduğunu göstermektedir. Japonya her şeye rağmen yüksek okur-yazar ve okullaşma oranıyla eğitimdeki amacına ulaşmıştır.

   Türkiye’de ise, okur-yazar oranı, okullaşma oranı, kaliteli iş gücünü temin edecek mesleki eğitim, kaliteli öğretmen eğitimi hedeflenenden çok uzak görüntü sergilemektedir.

   Eğer, kâğıt üstünde bahsedilen, yetenek ve ilgiye yönelik eğitim gerçekleştirilemezse, gittikçe artan sayıda mutsuz, işsiz, işini sevemeyen, sadece bir diplomaya sahip gençlerle Türkiye 21. yüzyılda ileriye gitmeyi değil mevcut durumunu korumayı dahi hayal edemeyecektir. Kısa zamanda iyileşme çalışmalarına başlanması kaçınılmaz zorunluluktur.     

 

Başa Dön

 

 

 KAYNAKÇA

1- Ahmet Türk, Türk Ve Japon Eğitim Sistemlerinde İlköğretim Kademesinin Karşılaştırılması ; http://54ahmetturk.sitemynet.com/japonturk.doc

2-  Dr.Fevzi Erdoğan (1.Sınıf Emniyet Müdürü), “Amerika, Japonya ve Avrupa Ülkelerinde Eğitim Sistemleri”; http://www.caginpolisi.com.tr/21/17-18.htm

3- İrfan Erdoğan, Çağdaş Eğitim Sistemleri, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1998,

      s: 97-119. 

4- Özcan Demirel, Karşılaştırmalı Eğitim, USEM Yayınları, Ankara, 1994,

      s: 85-95.

5- Prof.Dr.İsa Eşme, Maltepe Üniversitesi “Mesleksel Eğitim. Ama Nasıl?”; http://www.maltepe.edu.tr/basinda/makaleler/nasilama.asp                       

6-  Özel Dershaneler Birliği; http://www.ozdebir.org.tr/ozdebir/ozeldershaneler.asp?Kod=6)

7- OERI, Japon Eğitim Sistemi ,( Çevirenler : Ramazan Özen vd.), Avni Akyol Ümit Kültür ve Eğitim Vakfı, İstanbul, 1996, s. 139-140.                                              

 8- Japon Eğitim Sistemi ve Üniversiteler; http://www.japonya.8m.com/japonya/egitim.htm

 9-  Japon Örgüt Kültürü; http://www.insankaynaklari.gokceada.com/proje01.html

10- http://jin.jcic.or.jp/stat/category_16.html). 

11- MEXT; http://www.mext.go.jp/english/index.htm

12- http://bilimpolitikasi.tripod.com/Konular/avrupa.htm

13- 1739 sayılı METK, http://iogm.meb.gov.tr

14- http://ooegm.meb.gov.tr

15- (http://www.yok.gov.tr/egitim/endustriyel/sinavsiz_gecis_bilgi.doc)

16- (http://cmyo.ankara.edu.tr/proje).

17- (http://www.yok.gov.tr/istatistikler/istatistikler.htm

18-  http://www.milliyet.com.tr/ozel/universite/meslek/14.html).

19- (http://www.aof.anadolu.edu.tr/oolp/e0102.html

 

Eğitim Menüye Dön

 

Anasayfaya Dön