BULAŞICI  HASTALIKLAR

VE

BULAŞICI  HASTALIKLARDAN  KORUNMA YÖNTEMLERİ

 

 

Hastalıkların Bulaşma Yolları

Enfeksiyon Zinciri

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma

Asepsi-Antisepsi

Bazı Dezenfektanlar ve Antiseptikler

Ambulans ve Bulaşıcı Hastalıklar

Bulaşıcı Hastalıklar

Çocukluk Çağı Hastalıkları

Vektörlerle Bulaşan Hastalıklar

Bildirimi Zorunlu Hastalıklar

 

 

HASTALIKLARIN  BULAŞMA  YOLLARI

 

TANIMLAR

 

Bulaşıcı: Bulaşabilme yeteneği olan.

Bulaşıcı hastalık: Bir canlıdan diğerine bulaşabilen hastalıklar.

Mikroorganizma: Doğal olarak her yerde bulunabilen, tek hücreli, karmaşık enzim yapısı olan; virüs, bakteri, parazit, mantar olarak adlandırılan mini canlılar.

Normal flora: İnsan vücudunda bulunan ve yer değiştirmedikçe hastalık yapmayan mikroorganizmalar topluluğu.

Patojen  mikroorganizma ( enfeksiyon etkeni ): İnsan  vücudunda (ya da hayvanda, bitkide) istenmeyen etki ( hastalık ) oluşturan mikroorganizmalardır.

EnfeksiyonMikroorganizmaların insan vücuduna girdikten sonra, üreyip çoğalarak, istenmeyen belirtiler ve/veya hastalıklar oluşturmasıdır.

Enfeksiyon  zinciri: Mikroorganizmanın, enfeksiyon oluşturabilmesi için, tamamlamak zorunda olduğu  aşamalardır.

Bulaşma  yolları: Enfeksiyon etkeninin yayıldığı yollardır; doğrudan, dolaylı  bulaşma  vd.

Bulaşma  süresi: Enfeksiyon etkeninin, bir  konakçıdan diğerine bulaşabilme süresi.

İnkübasyon ( kuluçka ) süresi: Enfeksiyon etkeninin konakçıya girdikten sonra, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması arasında geçen  süredir.

Kontaminasyon (bulaşma): Enfeksiyon etkeninin hastanın vücudunda, giysilerde, su veya yiyeceklerde bulunmasıdır. Hastalık etkeni mikroorganizmanın bulaştığı nesnelere kontamine denir

Virulans: Mikroorganizmanın hastalık oluşturabilme yeteneği.

Çapraz Enfeksiyon: Hastalık etkeninin hasta kişiden hasta olmayan kişiye, sağlık personeli tarafından gerekli önlemlerin alınmaması(elleri yıkamama, malzemeleri sterilize etmeme vb) nedeniyle bulaştırılmasıdır.  

 

 

Enfeksiyon zincirini oluşturan altı halkadan biri  engellendiği takdirde enfeksiyon oluşamaz. Bu  zincir  iyi  bilinir ve gerekli önlemler alınırsa, bulaşıcı hastalıklardan korunmak  mümkündür.

enfeksiyonzinciri

 

 

Başa Dön

 

 

ENFEKSİYON ZİNCİRİ

 

1 - Enfeksiyon  etkeni:

Bakteri, virüs, mantar, parazit şeklinde isimlendirilen, patojen mikroorganizma(lar)dır. Enfeksiyon etkeninin hastalık oluşturma potansiyeli, şu koşullara bağlıdır:

- Mikroorganizmanın  sayısına                                                  DOZ  x   VİRÜLANS

- Mikroorganizmanın  virülansına                 ENFEKSİYON = --------------------------------

- Bireyin vücut  direncine                                                            KONAK  DİRENCİ

 

DOZ: Mikroorganizmanın hastalık oluşturabilmesi için gerekli olan sayısal yeterliliğidir. Bazıları çok az miktarlarda hastalık oluşturabilirken diğerleri fazla sayıda hastalık oluşturabilmektedirler.

Genel kural: mikroorganizmanın sayısı arttıkça hastalanma olasılığı da  artar.

VİRÜLANS: Mikroorganizmaların  hastalık oluşturabilme yeteneğidir. Bazı mikroorganizmalar çok virülandır. Örneğin, Hepatit B virüsü (HBV) yüzeylerin üzerinde haftalarca canlı kalabilir ve kişiye bulaştığında miktarı az olsa bile hastalık oluşturabilir. Oysa AİDS etkeni olan HIV, ışık ve havada kısa bir süre kaldığında ölür. HBV, HIV’ e göre  40 kat daha bulaşıcıdır.

 

2 - Enfeksiyon  kaynağı ( rezervuar) : Mikroorganizmaların  doğal olarak yaşayıp çoğaldıkları ortamdır: insan, hayvan veya cansız nesneler (su, toprak vd.).

 

3 - Çıkış  kapısı: Mikroorganizmaların enfeksiyon kaynağından ayrıldıkları yerlerdir. İnsanlarda; solunum sistemi, boşaltım sistemi, sindirim sistemi  ve deri bütünlüğünün bozulduğu yerlerdir. Örnek: balgam, tükürük, kan, idrar, dışkı, meni, vajen salgısı, gözyaşı vs. aracılığı ile bu kapılardan çıkarlar.

 

4 - Bulaşma yolu ( yayılma yolları, kaynaktan çıkış): Mikroorganizmalar bir yerden bir yere çeşitli yollarla taşınırlar. Bulaşma yolları: kontamine su ve besinler olabileceği gibi kontamine eşyalarda olabilir; örnek, makas, tarak, şapka, giysi  vb. Hava, toz zerrecikleri, portör veya vektör ile de mikroorganizmalar bulaşabilirler.

Vektör: Sinek, bit, kene, fare vd bazı hayvanlar, bazı hastalıkları taşırlar bunlara vektör denir. Örneğin, sıtma mikrobu  anofel adı verilen dişi sivrisinekte gelişimini tamamlayarak, sineğin insanı sokmasıyla insana geçerek hastalık yapar. İnsanda hastalığın ortaya çıkabilmesi için sıtma mikrobunun mutlaka sivrisineğin vücudunda bir süre kalarak gelişim aşamasını tamamlaması gerekir. O nedenle insandan insana bulaşmaz.

- Portör (taşıyıcı) : Bir insan veya hayvan, bir mikroorganizmayı vücudunda taşıdığı halde, kendisinde hastalık belirtisi görülmezken diğer insanlara bulaştırabiliyorsa bu kişilere portör denilmektedir. En sık görülen, Hepatit A virüsü (HAV) taşıyıcılarıdır. Bu kişiler  besin endüstrisinde kesinlikle çalışmamalıdır.

 

5 - Giriş kapısı: Mikroorganizmaların vücuda girdiği yerlerdir. Genellikle giriş kapısı ile çıkış kapısı aynıdır: ağız, burun, kulak, göz, kan damarları, hasar görmüş deri vd. (Sağlam deriden mikroorganizma giremez)

 

6 - Konakçı: Mikroorganizmayı vücudunun üzerinde veya içinde barındıran insana ( veya hayvana, bitkiye) denir. Özellikle vücut direnci azalmış; kronik hastalığı olan (kronik böbrek, kalp hastalığı, KOAH, kanser vs. gibi), dengesiz beslenen, aşırı yorgunluk, alkol ve sigara bağımlılığı, bağışıklık sisteminin yetersiz olması durumunda kişiler, mikroorganizmalar için uygun konakçıdırlar.

 

HASTALIKLARIN  BULAŞMA  YOLLARI

Hastalıklar, 1- Doğrudan  temas,  2- Dolaylı temas (havayla, araçlarla, vektörle)ile bulaşırlar.

 

1 - Doğrudan  temas: Enfekte kişi(hastalığın bulaştığı kişi), ile duyarlı kişinin (konakçının) doğrudan temas etmesi sonucu oluşan bulaşma şeklidir. Doğrudan temas ile bulaşmaya: cinsel ilişki, cinsel öpüşme ve kan naklini örnek verebiliriz. Bu yolla; AİDS, HBV, frengi (bel soğukluğu), sifiliz, vd. hastalıklar bulaşmaktadır.

 

2 - Dolaylı  temas: Mikroorganizmanın, konakçıya bir aracı kullanarak girmesidir. Bu aracılar:

-  HAVA YOLU İLE BULAŞMA:  Uzun süre açıkta canlı kalabilen mikroorganizmalar  hava, toz veya damlacıkla duyarlı konakçıya ulaşırlaşabilirler.  Damlacıkla yayılma; öksürme-aksırma, tükürük, balgam, burun, gözyaşı sıvılarının damlacıklar halinde yayılmasıdır. TBC(tüberküloz, verem), grip, soğuk algınlığı, çocuk hastalıklarının çoğunluğu bu yolla yayılmaktadır.

ARAÇLARLA BULAŞMA: Kontamine olmuş ( enfeksiyon etkeni ile bulaşmış) nesnelerle oluşan bulaşmalardır. Örnek: HAV, enfekte yiyeceklerle; tetanoz mikrobu paslı çivi veya toprakla; hastalık etkenlerinin birçoğu da hastada kullanıldıktan sonra iyi sterilize edilmeden başka kişilerde kullanılan malzemelerle(airway, foley sonda, çarşaf, giysi vd.) bulaşır.

VEKTÖRLE BULAŞMA: Bazı  mikroorganizmalar, bazı hayvanlarda gelişim aşamalarını tamamladıktan sonra hastalık oluşturabilmektedirler, örneğin sıtma mikrobu. Bazı kistik parazitler iyi pişmemiş etlerle ( inek, domuz eti ile) insan vücuduna girdikten sonra akciğer veya karaciğerde kist oluşturabilmektedirler. Hayvan dışkısı bulaşmış ve iyi yıkanmadan ya da pişmeden yenilen besinlerle parazitler vücuda girerek hastalık oluşturmaktadır. Veba (fare), kuduz ( kedi-köpek-fare vd) hayvanlarla bulaşan hastalıklardır.

Bazı  mikroorganizmalar (virüsler ve bakteriler) çok kolay bulaşabilirlerken; parazitler ve mantarların bulaşması daha zordur.

 

Başa Dön

 

BULAŞICI HASTALIKLARDAN KORUNMA

Herkesin, özellikle de konumuz ilkyardım ve hastane öncesi acil bakım olduğundan nu alandaki personelin bulaşıcı hastalıkların yayılma yollarını ve özelliklerini çok iyi anlamaları gerekir. Bir paramedik olarak, yukarıda anlatılan enfeksiyon zincirinin kırılmasında, sizin sorumluluğunuz çok  fazladır. Hastalıkların, hastadan hastaya, hastadan kendinize, hastadan meslektaşınıza ya da ailenize; özellikle de solunum yolu ve kan yoluyla bulaşmasını önlemek üzere, gerekli önlemlerin alınması ve ambulansın temizlenmesi sizin temel görevleriniz arasındadır. Sadece paramediklerin değil hepimizin bulaşıcı hastalıklardan nasıl korunabileceğimizi öğrenmemiz, hem daha etkili korunmamızı sağlar hem de mikroplardan gereksiz yere korkup yanlış yöntemlerle mikroplara direnç kazandırarak kendimize zarar vermekten korunuruz.

Bulaşıcı hastalıklardan korunma yolları: 1- Vücudun mikroplara karşı direnci, 2- Enfeksiyon kontrolü önlemleri.

 

  bagisiklik

             

1 - VÜCUDUN MİKROORGANİZMALARA KARŞI  DİRENCİ:

Mikroorganizma, vücuda yapısına uygun giriş kapılarından biriyle girer. Deri ve mukoza sağlam olduğu sürece vücudun savunma sistemlerinden biri olarak mikrop girişine engel olmaktadır. Deri veya mukozada oluşabilecek en ufak bir hasar bu engelin bozulmasına ve mikrobun vücuda girmesine neden olacaktır. O nedenle, bir paramedik olarak elinizde ufacık bir sıyrık varsa ya da tırnağınızı fazla derin kesmişseniz hastanın kanına veya vücut sıvılarına kesinlikle eldivensiz dokunmayın.

 

Vücut mikroplara karşı  I- Özgül olmayan direnç, II- Özgül dirençle karşı koyar.

  

I- ÖZGÜL OLMAYAN DİRENÇVücuda giren her mikroorganizmaya karşı, ayırım yapmaksızın vücudun gösterdiği dirençtir. Deri veya mukoza, sağlam olduğu sürece mikrobun vücuda girmesini engeller. Herhangi bir yolla deri barajını aşarak vücuda giren mikroorganizma,  fagositik hücreler  tarafından, Fagositoz denilen yöntemle yok edilir. RES (Retikülo endotelyal sistem) ise vücutta bulunan ağsı bir savunma sistemi olup, mikroorganizmalarla savaşır. Yangı, vücuda giren mikrop yok edilirken oluşan tepkidir (örnek, arı sokmasındaki kızarıklık). Ateş, mikroorganizma vücuda girip çoğalmaya başladığında oluşur; ateş sayesinde vücut savunma sistemini uyarır ve bu sayede mikroorganizmalar yok edilir. Savunma sisteminin uyarılabilmesi için vücut ısısının 375 -  38 °C  dereceye ulaşması gerekir. Hastalandığımızda ateşimiz  yükselmektedir. Ateşin yükselmesi, savunma sisteminin harekete geçmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle, ateş yükselmeye başladığında, ilaçlarla düşürmek yerine dışarıdan soğutma yolu ile ateş düşürülmeye çalışılmalıdır. Ancak ateş 38°C dereceye çıktı ise ve soğuk uygulama işe yaramamışsa, özellikle bebek ve çocuklar havale geçirmesin diye ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.  Soğuk uygulama, musluk suyu (20°C) ile yapılmalıdır. Kişi musluk suyu ile ıslatılmış çarşafa sarılabilir; ya da oda sıcaklığındaki (20°C) su ile duş aldırılabilir. Veya vücudu silinir, Ancak, ateş sık takip edilmeli ve 38 °C dereceye ulaşmışsa, ateş düşürücüler doktor önerisine göre verilmelidir.

 

II- ÖZGÜL  DİRENÇ: Vücudun, mikroorganizmanın özelliğine göre tepki göstermesidir. Yani, vücut daha önce karşılaştığı mikroorganizmayı, tanır ve ona özel tepki gösterir, bunun diğer adı bağışıklıktır. İki çeşit bağışıklık vardır:

 

·  DOĞAL  BAĞIŞIKLIK ( DİRENÇ): Türe, ırka, genetik yapıya, yaşa, hormonal veya metabolik değişikliklere bağlı olarak görülen bağışıklıktır. Örnek; hayvan hastalıkları, hayvanlardan insanlara veya insan hastalıkları, insanlardan hayvanlara, istisnalar dışında bulaşmaz. Çünkü insanda hastalık oluşturan  mikroorganizmalar  36 -37° C derecede çoğalabilirler, oysa hayvanların vücut ısıları daha düşüktür.

 

· EDİNSEL  DİRENÇ ( SONRADAN KAZANILAN  BAĞIŞIKLIK):  Bu bağışıklık iki şekilde ortaya çıkar.

«Pasif  bağışıklık:

· Doğumdan itibaren var olan bağışıklıktır. Anneden, plasenta yoluyla (3 ay) veya emdiği sürece sütüyle bebeğe geçen savunma hücreleri, bebeği korur. 

· Yapay pasif bağışıklık, hastalık etkeni vücuda girdiğinde, vücut savunmasını oluşturana kadar, dışarıdan desteklenmek üzere serum veya immünoglobülin (başka bir canlıdan alınan savunma hücreleri) verilmesiyle oluşur.

«Aktif  bağışıklık:

· Doğal aktif bağışıklık, vücudun, hastalığı  geçirerek bağışıklık oluşturmasıdır; örnek, HAV enfeksiyonu geçiren kişi HAV ye, HBV enfeksiyonu geçiren HBV ye ömür boyu bağışıklık kazanır. Doğal aktif bağışıklığın ömür boyu koruyucu özelliği vardır.

· Yapay aktif bağışıklık, aşılarla oluşur. Ağır seyreden hastalıkların mikroorganizmaları ölü veya zayıflatılmış olarak, daha önce o mikrop ile karşılaşmamış kişilere verilerek vücudun bağışıklık oluşturması sağlanır. Kişi gerçek mikropla karşılaştığında, hastalık daha hafif geçirilir. Yapay yolla oluştuğu için, belirli aralıklarla aşı tekrarlanmalıdır.                                 

 

2 - ENFEKSİYON  KONTROLÜ  ÖNLEMLERİ:

Kişinin kendisini ve çevresini, bulaşma yollarına göre önlem alarak, bulaşıcı hastalıklardan koruması  amacıyla geliştirilmiş yöntemlerdir. Hastanelerde bulunan enfeksiyon kontrol komiteleri, hastanede  uyulması gereken kuralları saptarlar. Hastanede çalışan herkes bu kurallara uymak zorundadır. Siz de, çalıştığınız kurumda varsa, enfeksiyon kontrol komitesinin kurallarını öğrenerek uymaya çalışın. Günlük hayatta hastalıkların bulaşmasını önleyebilecek önemli birkaç uygulama:

EL  YIKAMAK: Normal sabunla köpürterek ve ovarak el yıkamak, en iyi temizlik yöntemidir. Ve hastalıkların bulaşmasını önleyen en etkili yoldur.  Toplu yerlerde, hastanelerde ve tabii ki ambulansta mümkünse sıvı sabun kullanılmalıdır. Eğer kalıp sabun kullanılacaksa, sabunluklar süzgeçli olmalıdır, aksi halde, sulu bir ortamda bekleyen ve yumuşayan sabun, temizleyici özelliğini kaybetmekte, hatta mikrop yuvası haline gelmektedir. Toplu yerlerde sabun kullanılırken, sabunun yumuşamamış olmasına özen gösterin; elinizi aynı sabunla iki kere yıkayın ve sabunluğa geri koymadan önce sudan geçirerek köpüğünü akıtın.

-  Hasta (hatta sağlıklı) kişilerin kullandığı malzemeler başkaları tarafından kullanılacaksa, önce kirleri su ile akıtılmalı, sonra sabunlu su (veya deterjanla) yıkanmalı ve mümkünse (ya da gerekliyse) sterilize edilmelidir.

-  Başkaları ile özel eşyalar (tarak, jilet, diş fırçası, şapka, iç çamaşırı, yatak takımları vd.) paylaşılmamalıdır.

- Gerektiğinde izolasyon (ayırma, karantina) uygulanmalıdır. Solunum yolu ile bulaşan hastalık (örnek:TBC/verem) varsa, hastaya maske takılmalıdır. İdrar veya dışkı ile bulaşma söz konusu ise, mümkünse, hasta iyileşene kadar hastanın kullanacağı tuvalet (özellikle de klozet tipi-alafranga tuvalet) ayrılmalıdır. Tuvalet tek ise, o zaman hastanın tuvaleti her kullanımından sonra, dezenfektanla (deterjanda olabilir) sil(in)mesinde yarar vardır.

-  Risk altındaki kişiler aşılanmalıdır. Hepatit B (HBV) taşıyıcı kişinin eşi HBV’ ye karşı, çocuklar çocuk hastalıklarına karşı, çocukluk çağı hastalıklarını ve HBV geçirmemiş sağlık personelinin bu hastalıklara karşı aşılanması önerilmektedir. Özellikle sağlık personeli, bayansa ve geçirmemişse kızamıkçık aşısını, erkekse ve geçirmemişse kabakulak aşısını yaptırması önerilmektedir.

-  Başkalarının (özellikle hastanın) kan, tükürük, idrar, dışkı gibi atıkları ile doğrudan temas etmemeye özen gösterilmeli, temas edilecekse eldiven giyilmelidir.

-Mikroorganizmalar, çoğalmak için nemli ve kirli ortamları tercih ederler. O nedenle, ortamı hiçbir zaman nemli ve kirli bırakmayın. Temizlik veya bulaşık bezlerini kapalı yerde, ıslak ve sıkılı halde bırakmayın, daima havalanan bir yerde açarak asın ve kuru muhafaza edin.

-  Unutmayın;      

KURU  VE  TEMİZ  YERDE  MİKROP  ASLA  BARINAMAZ !

 

 Başa Dön

 

ASEPSİ-ANTİSEPSİ

Mikroorganizmalar, bulundukları ortamın koşulları uygun olduğu takdirde kolaylıkla çoğalırlar. Uygunsuz koşullarda ise ya ölürler ya da durağan hale geçerek, çoğalmak için uygun koşulların oluşmasını beklerler. Yüksek organizma hücrelerine göre, mikroorganizmalar uygunsuz koşullara çok daha dayanıklıdır. Ortam koşullarının mikroorganizmalar üzerindeki etkisine örnek verecek olursak; bir etken, uygun şiddet ve miktarda olumlu etki yaparken, uygunsuz şiddet ve miktarlar öldürücü etki yapar. Örnek 37°C derecelik bir ısı, çoğalmayı mümkün kılarken, 100°C derecelik bir ısı öldürücü etki yapar. Ortam koşulları, fiziksel veya kimyasal olmak üzere iki grupta incelenebilir. Kimyasal bir etken, mikroorganizmalara çeşitli fiziksel koşullarda farklı etkiler  yapabilir. Bu  etkenler, sterilizasyon yöntemlerinde anlatılacaktır.

 

TANIMLAR:

 

Asepsi: Ortamın mikropsuz olması; ortamda patojen mikroorganizmaların bulunmayışıdır.

Antisepsi: Enfeksiyonun önlenmesi için, patojen mikroorganizmaların yok edilmesi işlemidir. Vücut yüzeyinde (deri ve mukozalarda) ve lezyonlarda (yara vb.) bulunan patojen mikroorganizmaların, kimyasal maddelerle temizlenmesi işlemidir.

Antiseptik: Canlı yüzeylerdeki patojen mikroorganizmaları temizleyerek, antisepsiyi sağlayan kimyasal maddelerdir.

Dezenfeksiyon: Herhangi bir (cansız) yüzeyde bulunan patojen mikroorganizmaların, kimyasal maddelerle temizlenmesi işlemidir.

Dezenfektan: Cansız yüzeylerdeki patojen mikroorganizmaları temizleyerek, dezenfeksiyonu sağlayan kimyasal maddelerdir.

Sterilizasyon: Herhangi bir maddenin ya da cismin üzerinde bulunan, tüm patojen ve nonpatojen mikroorganizmaların temizlenmesi işlemidir. Sadece cansız nesnelere uygulanabilir. Steril, madde üzerinde patojen veya nonpatojen hiçbir mikroorganizmanın bulunmaması demektir. 

Mikrobiyostatik; (Stazis = sessiz kalmak):  Mikrobiyostatik kimyasal maddeye  maruz kalan mikroorganizma ölmez, temas ettiği sürece çoğalması önlenmiş olur. Mikroorganizma halen canlıdır, temas sona erdiğinde koşullar eski haline döneceğinden çoğalmayı sürdürür.

Bakteriyostatik: bakterilerin üremesini durduran kimyasal maddeler;

Fungustatik: mantarların üremesini durduran kimyasal maddeler.

Germicide=Jermisit=Mikrobisit; ( - cide , -sit = öldürücü) : Mikroorganizmaları öldüren; gelişme ve çoğalmalarını engelleyen kimyasal etkenlere denir. 

Bakterisit: bakteriyi öldüren kimyasal maddeler;

Fungusit: mantarları öldüren kimyasal maddeler;

Virüsit: virüsleri inaktive eden kimyasal maddeler.

 

Hastanelerde ve hastane öncesinde, hastaya kullanılacak malzemelerin steril olması gerekir. Peki bu malzemeler nasıl steril hale getiriliyor/sterilize ediliyor? Aşağıdaki şemada görülen yöntemler kullanılarak, birçok malzeme steril hale getirilmektedir. Bunların özelliklerine göz atacak olursak:  

      

  sterilizasyonyöntem

 

ISI  İLE  STERİLİZASYON YÖNTEMLERİ

Kuru  Isı: Pastör fırını denilen özel bir fırında, özellikle cam, metal, talk pudrası ve vazelin gibi maddeler sterilize edilmektedir. Isı derecesine göre maddelerin fırında tutulma süreleri değişir: 175 °C derecede 1 saat, 165°C derecede 2 saat, 150°C derecede  3 saat, 120°C derecede ise 18 saat, olmak üzere.

Yakma: Metal nesne, alevden geçirilmek suretiyle sterilize edilebilir. Metal  kızarana kadar ısıtılır, soğuduktan sonra kullanılır. Yakma, mikroplu ve değersiz eşya ya da hayvan kadavralarının yakılarak yok edilmesi anlamında da kullanılmaktadır.

Pastörizasyon: Genellikle besin maddelerindeki, patojen mikroorganizmaların öldürülmesi için kullanılan bir yöntemdir. Çok kısa sürede ısıtılan madde birdenbire soğutulur. Amaç, besin maddesinin zarar görmeyeceği, ama patojen mikroorganizmanın tahrip olacağı şekilde ısıtmak, sonra da birdenbire soğutarak şok etkisi ile dayanıklılığını artırmaktır. Örnek; süt 72 - 75°C dereceye kadar ısıtılıp 15-20 saniye kadar tutulduktan sonra hemen 5°C dereceye kadar soğutulur. Veya süt ince tabaka halinde, iki sıcak levha arasından geçirildikten sonra birdenbire soğutulur. Bu işlemlere pastörizasyon denilmektedir. Pastörize sütler, 10° C derecede 48 saat dayanıklıdır. Bir de 3 ay  dayanıklı sütler vardır. Dayanıklı sütler, UHT ( Ultra High Temparature ) tekniği ile pastörize edilirler. Bu sütler,  135 - 150°C dereceye kadar 2-6 saniyede ısıtılır ve hemen oda ısısına düşürülür. Oda ısısında 4 ay  dayanıklıdır.

Basınçlı  buhar: Otoklav ile yapılır. Otoklav, yüksek ısıda, basınçlı buhar vererek malzemeleri sterilize eder. Kumaş cinsi malzemelerle, ameliyathanede kullanılan setler bu şekilde sterilize edilmektedir. Çünkü basınçlı buhar en içteki gözeneklere kadar ulaşabilmekte, dolayısıyla tam sterilizasyon gerçekleştirebilmektedir. Basınçlı buharın sterilizasyon sağlayabilmesi için etki süresi: 121°C derecede 15 dakika, 115°C  derecede 30 dakikadır.

Basınçsız  buhar: 100°C derecenin üstündeki ısılarda bozulan maddelerin sterilizasyonunda kullanılır. Etkileme süresi, 100°C derecede 30 dakikadır.  

Kaynatma: Sterilizasyon elde etmek için, su fokurdamaya başladıktan sonra 30 dakika kaynatmak gerekir. Kaynatılacak malzemenin temiz olarak, su soğukken konarak kaynatılmasında, malzemenin zarar görmemesi açısından, yarar vardır. Kaynatma, dezenfeksiyon amaçlı da uygulanabilir: Örneğin, süt 100°C derecede 5 -10 dakika kaynatıldığında, tüberküloz (verem) mikrobu ölür ve süt dezenfekte edilmiş olur.

Tindalizasyon: Özellikle protein (amino asit) içeren maddelerin sterilizasyonunda kullanılan yöntemdir. Benmari de denilen bu yöntemde içinde su bulunan, ısıtılabilen bir kabın içine protein içeren madde konarak belirli bir süre tutulur ve üç defa aynı şekilde tekrarlanır. Isı 50 -100°C derece arasındadır ve 30 - 60 dakika tutulur. Bu sürede va rolan mikroorganizma ölür, ısı nedeniyle dayanıklı hale geçen mikroorganizmalar ısının etkisi kalkınca yine çoğalma faaliyetine başlarlar; ikinci gün yine ısıtıldığında bunlar ölür ve işlem üçüncü kez tekrarlandığında artık canlı patojen mikroorganizma kalmaz. Benmari yöntemiyle, hastanede dondurulmuş kan ve kan ürünleri ısıtılmaktadır. İstenilen ısı derecesine ayarlanan su dolu kap içine serum veya kan konarak çözülmesi sağlanır.

 

IŞINLAMA

Ultraviyole ( UV), Röntgen ( X)  ve Gamma (&) ışınları kullanılarak sterilizasyon gerçekleştirilebilir. İyi ambalajlanmış polietilen veya benzeri sentetik maddelerden yapılmış protezler, yapay kalp kapakçıkları, kan almak için kullanılan malzemeler, kateterler, sentetik organların sterilizasyonunda ve besinlerin uzun süre saklanmasında ışınlama yöntemi kullanılmaktadır.

 

KİMYASAL MADDELER

Gaz halindeki kimyasal  maddeler: Etilen  oksit, sağlık alanında en sık kullanılan bir  maddedir.10.8°C derece altında sıvı, üzerindeki ısılarda ise gaz halinde bulunur. Saf halde çok toksik, iritan ve patlayıcı olduğundan karbon dioksit ile karıştırılarak kullanılmaktadır. Kullanım talimatına mutlaka uyulmalıdır. Germisit  ve sporosittir. Madde ve aletlerin niteliğini bozmaz. Uçucu olduğundan zarar verici etkisi kalmaz. Disposable (tek kullanımlık) maddelerin sterilizasyonunda kullanılmaktadır. Sporosit: Sporları öldürebilen etkenlere sporosit denilmektedir. Sporlara etki eden yöntemler kısıtlıdır. Spor: Bazı mikroorganizmaların uygunsuz koşullarda, çekirdek kısmını yoğunlaştırarak, uygun koşul oluşuncaya kadar canlı kalabilecek hale gelmesine SPOR denilmektedir; sporu meyvelerin çekirdeğine benzetebiliriz.

Sıvı kimyasal maddeler: Dezenfeksiyon ve antisepsi için kullanılan her türlü sıvılardır. Dezenfektanlar hastane öncesi acil bakımda da en sık kullanılan malzemelerden biridir. Bazı  dezenfektanlar farklı yoğunlukta antiseptik olarak kullanılabilmektedir. Ancak, antiseptikler dezenfektan olarak kullanılamazlar. Çeşit ve içeriklerinden önce, etkin olabilmesi için bir dezenfektanda bulunması gerekli özellikleri bilmemiz gerekir.

  

DEZENFEKTANDA   BULUNMASI   GEREKLİ  ÖZELLİKLER:

1.    Güçlü ve geniş spektrumlu olmalıdır.

2.    Etkisi hemen başlamalı ve olabildiğince uzun sürmelidir.

3.    Kolay bulunabilir olmalıdır.

4.    Ekonomik olmalıdır.

5.    Normal ve farklı sıvılarda kimyasal etkisini kaybetmemelidir.

6.    Hoş kokulu olmalıdır.

7.    Çözücüde kolay erimelidir

8.    Renksiz olmalı, yüzeyleri boyamamalıdır.

 

Dezenfektan  kullanırken  dikkat  edilecek  noktalar:

- Göz kararı ile değil, ölçülerek sulandırılmalıdır.

- Dezenfekte edilecek madde temiz ve kuru olarak dezenfektana konursa, daha etkin sonuç alınır.

- Dezenfektan GÜNLÜK hazırlanmalıdır.

- Etki süresi öğrenilmeli  ve  bu süreye mutlaka uyulmalıdır.

 

 Başa Dön

 

 

BAZI DEZENFEKTANLAR VE ANTİSEPTİKLER

 

ALKOL ( ETİL  ALKOL) : Vejetatif (çoğalma özelliğine sahip, sporsuz) bakterilere bakterisit  etkilidir. %95 lik etil alkol  tüberkülosittir. % 70 lik solüsyonu  antiseptik  olarak kullanılmaktadır.

Proteinleri çökeltmesi nedeniyle, açık yarada ve mukozada kullanılmaz. Merceklerin yapısını  bozduğu, polietilen plastik tüpleri sertleştirdiği ve metallerin paslanmasına neden olduğu için dezenfektan olarak tercih edilmez.

 

SABUN: Yağları ve kirleri parçalayarak uzaklaştırır. En etkili antiseptik ve temizleyicidir. Ancak kuru tutulmalıdır. Yumuşamış ve sulu ortamdaki sabun, mikroorganizmaların üremesini engelleyemeyeceğinden, temizleyici özelliğini kaybeder. O nedenle, topluluk tarafından kullanılan yerlerde, sıvı sabun tercih edilmelidir.

Deterjanla etkisini kaybeder. Kimyasal dezenfektanların etkisini yok eder.

Kuduz şüpheli ısırıklarda, tek ve en etkili antiseptik sabundur; ısırılan kısım vakit kaybedilmeden beş dakika sabunla köpürtülerek yıkanırsa, yüzeydeki  virüsler inaktive olur.

 

PRESEPT:  0.5 - 2.5 - 5 gramlık tabletler şeklinde hazırlanmış dezenfektanlardır. Kutularla satılır. 0.5 gramlık tablet 500 mg sodyumdiklorizosiyanürat içermektedir ve bu tablet iki litre suya atıldığında, temizlenmiş aletlerin dezenfeksiyonu için ideal bir solüsyon elde edilir. Tüberküloz basiline, AİDS etkeni HIV’e, Hepatit  ve Herpes virüslerine, sporlara etkilidir.

 

SODYUM  HİPOKLORİT ( KLORAK,  ÇAMAŞIR  SUYU, AĞARTICI):  1/ 6  oranında sulandırıldığında dezenfektan, koku giderici veya ağartıcı olarak kullanılabilir. Ancak, bulaşıcı sarılık denilen Hepatit B ile Hepatit A, C, D, E  ve AİDS etkeni HIV için 1/ 10 luk solüsyonu önerilmektedir. 1/10 luk hazırlamak için: 1 kısım klorak +  9 kısım su, karıştırılır. Bu karışım yukarıdaki mikroorganizmalar için en etkili dezenfektandır. Kullanırken, derinizin tahriş olmaması için eldiven giyin. Hastanın mukozası ile temas eden malzemelerde kullanılmaz veya kullandıktan sonra iyice durulanır. Her seferinde taze solüsyon hazırlanıp kullanılmalıdır.

 

SAVLON: %  1.5 luk  klorheksidin ve % 15 lik şetrimit (setavlon) maddelerinin karışımından oluşan, antiseptik ve dezenfektan  özelliğinde olan bir solüsyondur. Gram pozitif ve gram negatif bakterilere, bakterisit etkilidir. Toksik değildir. Sabunla etkisini kaybeder. Antiseptik ve dezenfektan olarak 1/ 100 lük sulandırılması önerilmektedir. Hazırlamak için: 990 cc su + 10 cc Savlon = 10 / 1000 = 1/ 100 lük solüsyon.

Ameliyat öncesi el yıkanmasında; cerrahi, kadın hastalıkları, doğum, ürolojik işlemler öncesi deri temizliğinde; idrar kültürü alınması esnasında, derece dezenfeksiyonunda kullanılır.

 

BATİKON (POVİDON - İYODİN, BETADİN, BATİCON): geniş spektrumlu antiseptiktir. Ancak, uzun süreli kullanımlarda, ciltte iritasyona ve kimyasal aktiviteye neden olabilir. Sporlara da etki edebilmesi için, 15 dakika ciltte ıslak halde durması gerekir. Yanıklı hastaların tedavisinde kullanıldığında, metabolik asidoza neden olmaktadır. Solüsyon, merhem, gargara, vajinal antiseptik, jel ve suppozituvar şeklinde bulunmaktadır.

 

HİBİSCRUB ( KLORHEKSİDİN GLUKONAT): Gram pozitif ve negatif bakterilere bakterisit etkili antiseptiktir. Genellikle, ameliyat öncesi el yıkamak için kullanılmaktadır. Ayrıca, ameliyat öncesi hibiskrab ile yıkanan hastalarda, ameliyat sonrası enfeksiyonların azaldığı gözlenmiştir.  

 

Başa Dön

 

AMBULANS VE BULAŞICI HASTALIKLAR

 

AMBULANSIN  VE  KULLANILAN  ARAÇ-GEREÇLERİN   BAKIMI 

Ambulansınız, aletlerin yüzeyine yerleşen bakteriler nedeniyle bir enfeksiyon kaynağı olabilir. Düzenli bir temizlik programı ile aracınızda bakterilerle teması veya bulaşmayı en aza indirebilirsiniz. Temizlikte, yıkama ve dezenfeksiyon iki önemli adımdır.

 

TEMİZLİK: Yüzeydeki görülebilir artıkların, fiziksel olarak uzaklaştırılmasıdır. Temizlik su ve sabun (veya deterjan) kullanılarak yapılır. Yüzeyler dezenfekte edilmeden önce, iyice temizlenmelidir. Temizlik yaparken kıyılar, köşeler, birleşme yerleri gibi kir ve yağların birikmeye elverişli olduğu yerler, özellikle daha dikkatli temizlenmelidir. Ambulans yıkandıktan (veya silindikten) sonra, iç yüzeyleri kimyasal dezenfektan kullanılarak dezenfekte edilmelidir. Böylece aracın içindeki patojen mikroorganizmalar yok edilerek, çapraz enfeksiyon önlenmiş olur. Çapraz enfeksiyon, bulaşıcı hastalığın, aseptik koşullara uygun çalışmayan sağlık personeli tarafından, bir hastadan diğerine bulaştırılmasıdır.

 

BULAŞICI  HASTALIĞI  OLAN  HASTA  TAŞINDIĞINDA  AMBULANSIN  TEMİZLENMESİ:

Bulaşıcı hastalık tanısı konmuş veya şüphelenilen hasta taşındığında, taşıma işlemi bittikten sonra, ambulans mutlaka temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.

Eğer, her hasta taşıma sonrasında, aracınızı siler ve temizlerseniz, bulaşıcı hastalığı olan hasta taşıdıktan sonra yoğun temizlik ve dezenfeksiyon yapmak zorunda kalmazsınız.

Temizlik yaparken, özellikle en çok kullanılan alanda yoğun temizlik yapılmalıdır.

Ambulansın havalandırılması mutlaka gerekli değildir.

Enfekte materyellerle temas eden tüm malzemeler özel işlem gerektirir. Örneğin, HBV teşhisi konmuş bir hastanın kanı çarşafa bulaşırsa, çarşaf özel kirli torbasına konularak üzerine “Enfekte” etiketi yapıştırılır veya yazılır. Çalışma saatleri içinde sık gelen çağrılar nedeniyle, vakit kısıtlı olduğundan, temizlik ya ambulans istasyonuna dönerken veya diğer hastaya giderken yolda iken yapılmalıdır.

 

ENFEKTE  MATERYALLERİN  ENFEKSİYON  OLUŞTURMAMASI  İÇİN   ALINACAK ÖNLEMLER:

Enfekte materyeller, hastanın soluk yolu ve ağız salgıları(sekresyonları), yara akıntıları, kanı, idrarı ve dışkısı ile temas eden tüm  malzemelerdir. Enfekte materyel, özel işleme tabi tutulur. Bu özel işlemler aşağıda sıralanmaktadır.

-  Her hastaya giderken mutlaka tek kullanımlık (disposable) eldiven giyin. Özellikle hastanın kanı veya vücut salgıları ile temas edilecekse.

-  Hastada kullanılmış veya hastanın sekresyonu/kanı ile bulaşmış tüm pansuman malzemelerini ve doku artıklarını bir torbaya koyarak, yakılmak üzere “enfekte” şeklinde etiketleyin

-  Çarşaf, yastık kılıfı, battaniye vd. kumaş cinsi malzemeleri, kirli çamaşır torbasına koyup ağzını bağladıktan sonra, üzerine “enfekte” etiketi yapıştırın.

-  Tek kullanımlık olan iğne ve enjektörleri atarken, size veya başkalarına batarak enfekte etmemeleri için, özel kutulara ya da boşalmış serum şişesine atın. Kullandığınız ilaç ampullerini de bu kutulara atarak yaralanmaları önleyebilirsiniz.

UNUTMAYIN: sağlık personeline HBV ve HIV bulaşmasına neden olan en önemli etken, hastaya kullanılan iğne uçlarının batmasıdır.

- Tekrar kullanılabilen, maske, ambu, laringoskop ucu(blade) vd, malzemeleri kullandıktan sonra kirlerini su ile akıtın. Sabunlu veya deterjanlı su ile yıkayın. Sterilizasyon için hastaneye verecekseniz hastanenin istediği koşullara uygun olarak saklayın. Eğer, kendiniz dezenfekte ederek kullanacaksanız, o zaman sabunlu su ile yıkadıktan sonra duru sudan geçirerek iyice durulayın. Kurulanabilir özellikte ise, sırf o amaçla kullanılan temiz bezle kurulayın, aksi halde suyunu akıttıktan sonra dezenfektan içine koyun. Daha öncede anlatıldığı gibi sabun veya deterjan dezenfektanın etkisini yok edeceği için, durularken özen gösterilmelidir. Yıkanan malzeme kurulanmazsa, içine konduğu dezenfektanın, su oranı artacağından yoğunluğunu dolayısıyla da etkisini azaltır. Dezenfektanı hazırlarken ölçülere harfiyen uyarak ve taze olarak hazırlayın. Malzemeyi, dezenfektan içinde, prospektüste önerilen süreye uygun olarak bekletin. Az beklettiğinizde sonuç almayabilirsiniz. Çok beklettiğinizde malzeme zarar görebilir. Malzemeyi, süre tamamlandıktan sonra dezenfektandan çıkarın ve hava akımıyla kuruyabileceği bir yere koyun veya asın. Eğer, malzeme hastanın mukozasına temas edecekse, bu gibi durumlarda dezenfektandan çıkardıktan sonra steril distile su veya SF ile durulayın. Son yıllarda malzeme dezenfeksiyonu için genellikle Presept tabletler veya Savlon kullanılmaktadır. Savlon hazırlanırken;  990 ml distile su + 10 ml  Savlon = % 1’lik Savlon çözeltisi  elde edilir. Pratik olarak, 1 litrelik distile su şişesi içinden enjektörle 10 ml su çekilir, yerine 10 ml  Savlon enjekte edilir. Dezenfektanlar, hastanelerde genellikle eczanelerde sulandırılarak bidonlara dolduruluyor ve size bu şekilde teslim ediliyor. Bu gibi durumlarda, kullanacağınız günlük miktarı küçük bir kaba koyduktan sonra ağzını sıkıca kapatıp kapalı bir yere kaldırın. İçinde malzeme dezenfekte ettiğiniz dezenfektanı bir daha kullanmayıp dökün. Dezenfektanı siz hazırlayacaksanız,  steril distile su ile sulandırın. Elinizin altında steril distile su kalmamışsa, temiz musluk suyu  kullanılabilir.

-  Dezenfeksiyon, sterilizasyon ve enfekte malzemelerin paketlenmesi işlemleri konusunda çalıştığınız kurumda protokol oluşturulmuşsa veya enfeksiyon kontrol  komitesi önerileri varsa, öğrenin ve uygulayın. Yoksa, siz bir protokol oluşturun veya oluşturulması için çaba harcayın.

UNUTMAYIN: Sizin  çöpünüz normal bir çöp değil enfeksiyon kaynağı olabilecek bir çöptür ve özel olarak imha edilmektedir. Hem çevrenizi hem de kendinizi enfeksiyondan korumak için çöplerin uygun biçimde imha edilmesi için mutlaka protokol oluşturun.

 

AMBULANSIN  GENEL TEMİZLİĞİ

 

Hastanede yapılabilecek işlemler: Hasta hastaneye götürüldüğünde, paramedik hastayı hastane personeline teslim ettikten sonra, hastaneye verilecek raporu hazırlarken; diğer (sürücü olan) paramedik ambulansı diğer çağrı için hazırlayabilir. Burada amaç zamandan kazanmaktır. Bunun için:

 

1- Enfeksiyon kontrol komitesinin aldığı kararlar doğrultusunda ve eldiven giyerek, hasta bölümü temizlenir.

-   Kan, kusmuk ve diğer vücut sıvıları, döşemeye veya başka bir yere dökülmüş ya da değmişse silinir.

-   Kullanılan bandaj malzemeleri, kumaş türü kontamine malzemeler ve kullanılmadığı halde açıkta kalması nedeniyle kontamine kabul edilen kumaş malzemeler, kirli torbasına konularak üzerine ENFEKTE  yazılır.

-   Araç içine dağılmış çöpler süpürülür.

-   Kusmuk, dışkı, idrar kokusu varsa havalandırma olanağı kısıtlıysa, oda spreyi sıkılarak koku giderilir.

2- Solunum emalzemeleri, diğer çağrı için hazırlanır:

-    Kullanılmış, tek kullanımlık olmayan bag-valve-mask, oksijen maskesi, nazal kanül ve diğer parçaları temizleyin ve dezenfekte edin.

-    Kullanılan tek kullanımlık malzemenin yerine yenilerini koyun.

3- Eksilen sarf malzemelerinin yerine yenilerini koyun:

-    Çarşaf, bandaj malzemeleri, havlu, tek kullanımlık maske, başlık, eldiven, steril  distile su ve IV solüsyonlar eksildiğinde hastaneden veya kurumunuzun önerdiği bir yerden tamamlayabilirsiniz.

-   Değişimleri suiistimal etmeyin. Bir harcadığınız malzeme yerine depolamak amacıyla birden fazla aldığınızda, sürekliliği sağlayan değişim kuralını ihlal etmiş olursunuz. Bu da ambulans ile hastane arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden olabilir. Ya da siz sizden öncekilerin yapması nedeniyle siz malzemesiz kalabilirsiniz.

4- Ekipman değişimi yerel politikalara göre olmalıdır:

-    Atel ve sırt tahtalarının değişimi bu gruba girmektedir.

-    Hastanede yedek malzeme varsa, alırken, kırık veya arızalı olup olmadığına, sizin kullandığınız malzemeye uyum sağlayıp sağlamadığına dikkat ederek alın.

-    Değiştirilecek malzemeler içinde kırık veya arızalı olan varsa, sorumlu kişilere haber verin.

5- Ambulansın içini düzenleyin.

 

AMBULANS  SEDYESİNİN  DÜZENLENMESİ:

-    Hastaya kullanılmamış battaniyeyi temiz bir yere koyun.

-    Yastık kılıfını çıkararak, yastığı da temiz bir yere koyun.

-    Kullanılmış olan tüm çarşaf cinsi malzemeyi kirli torbasına koyun

-    Sedyeyi düzenlerken yükseltirseniz, daha rahat çalışırsınız.

-    Sedyenin yatağını her seferinde ters yüz ederseniz, yatağın ömrü uzar.

-    Yatağı çarşafla kaplayın. Düzgün bir şekilde çarşaf kenarlarını yatağın altına yerleştirin.

-    Yastığın kılıfını taktıktan sonra baş kısmına yerleştirin.

-    Yatağın üzerine ikinci bir çarşafı açarak ortalı yerleştirin, onun üzerine battaniyeyi ortalayarak örtün. Battaniyeyi, baş kısmı, çarşaftan 15 - 20 cm kadar aşağıya yerleştirin ki, çarşaf battaniye üzerine katlanarak, hastaya teması önlensin. Battaniye, hastaya temas etmediği veya enfekte olmadığı sürece değiştirilmez. O nedenle çarşafla kaplanır.

-    Emniyet kemerlerini yatağın üzerinde bağlayın.

-    Sedyeyi ambulansa yerleştirin.

 

AMBULANSIN  TEMİZLENMESİ  VE  DEZENFEKSİYONU:

1- Hastanın temas ettiği her malzemeyi temizleyin.

-   Sedyenin yüzeyini, diğer plastik ve çadır bezinden yapılmış  malzemeleri sabun ve su ile temizleyin.

2- Kullanılmış olan solunum ve inhalasyon araç-gereçlerini aşağıda anlatıldığı şekilde temizleyip dezenfekte edin:

-    Araç-gereçlerin tüm yüzeyleri açıkta kalacak şekilde, ayrılabilen kısımları çıkartın.

-    Büyük, derin bir plastik kabın içine, uygun miktarda cerrahi sabun ve su doldurun.

-    Malzemeleri 10 dakika kadar suda tutarak, iç ve dış yüzeylerini fırçayla (dar olan iç yüzeyler için cam şişe fırçası kullanılabilir) temizleyin. Tüm artıkların temizlendiğinden emin olun.

-    Sonra, musluk suyu ile durulayın.

-    Duruladıktan, suyunu akıttıktan veya kuruladıktan sonra, jermisit solüsyon içinde bekletin. Tüm yüzeylerin jermisitle temas ettiğinden emin olun. Sulandırılma, bekletilme ve malzemelere uygunluk gibi özelliklere dikkat edin.

-    Bekletilme süresi sona erdikten sonra, malzemeleri iyi havalanan temiz bir yere asarak, 12-24 saatte kurumasını sağlayın.

3- Hasta taşıma bölümünün temizliği ve dezenfeksiyonu:

-    Temiz olan silinebilir kısımları jermisit solüsyon ile silin.

-    Hasta veya sekresyonlarının değdiği yüzeyler daha öncede bahsedildiği gibi  temizlenir ve dezenfekte edilir.

-   Temizlikte genel kural:

  

TEMİZLİK ,  HER ZAMAN,  TEMİZ  YERDEN  BAŞLAYIP KİRLİ  OLAN  YERE  DOĞRU  YAPILMALIDIR !

  

4- Kendinizi yeni bir çağrıya hazırlama:

-   Mümkünse ( özellikle mesai bitiminde ) yıkanın. Bu mümkün değilse, elinizi - yüzünüzü yıkayın. Tırnak dipleri, enfeksiyonların yerleştiği  ve hastalıkların bulaşmasına neden olan vücut kısımlarıdır. O nedenle, tırnak  diplerini fırçalayarak yıkamanızda yarar vardır.

-   Bulaşmış giysilerinizi değiştirin. Bulaşıcı hastalığı olan hasta taşıdığınızda, hastanın sekresyonları ile bulaşmış giysilerinizi mümkünse mutlaka değiştirin.

5- Kullanılmış malzemelerin yerine yenisini koyun, eksikleri tamamlayın.

6- Oksijen tüplerini değiştirin, hatta mümkünse çok az kullanmış olduğunuz tüpü bile.

7- Bulaşıcı hastalığı olduğu bilinen hasta çağrısı aldığınızda, ambulans içinde kullanılmayacak olan malzemeleri, çarşaf vb. kapalı yerlere kaldırın. Taşıma bitip, temizlik ve dezenfeksiyon tamamlandıktan sonra, kaldırılan malzemeleri yerine yerleştirin.

8- Aracınızın, çağrı için hazır olup olmadığını kontrol edin:

-   Su seviyesini, lastik basınçlarını, ışıkları, benzin seviyesini vd. kontrol edin.

-    Arıza varsa, çağrıya gitmeden önce arızayı  giderin veya ilgilileri bilgilendirin.

9- Ambulansın dış yüzeyini temizleyin. Unutmayın ki, dış kısmı temiz bir ambulans

    profesyonelliğinizin göstergesidir.

10- Merkeze yeni bir çağrı için hazır olduğunuzu bildirin.

11- Eksik raporlarınızı  vakit geçirmeden tamamlayınız. Aksi halde, çağrı sayısı arttıkça, bir önceki çağrıdaki ayrıntıları unutma ya da karıştırma olasılığınız artacaktır. 

 

 Başa Dön

 

 

BULAŞICI HASTALIKLAR

 

Enfeksiyonlardan korunma yöntemlerini gösteren tablo için tıklayınız.

 

Bulaşıcı hastalıklar, genelde acil bakım gerektirmez. Ancak, acil bakım gereken durumlarda, hastanın bulaşıcı hastalığı olursa, Paramedik açısından bu, iki nedenden dolayı önemlidir. Birincisi, kendisini korumak; ikincisi ise, başkalarını çapraz enfeksiyonlardan korumaktır. İşte bu iki nedenden dolayı, Paramedik özellikle bazı bulaşıcı hastalıkları, onlardan korunma yollarını  bilmek zorundadır. Paramedik kendisini korumak için her zaman eldiven giymelidir, solunum yolu  ile bulaşma söz konusu ise maske takmalıdır; eğer kendisi gripse hastaya bulaştırmamak için maske takıp nedenini de hastaya açıklamalıdır. Hastanın fışkırır tarzda kanaması veya kusması halinde,  varsa mutlaka tıbbi gözlük takmalıdır.

UYARI: Sağlık personeline HBV bulaşmasının en önemli nedeninin iğne batması olduğunu hatırlayın. Eldiven olsa bile bir şey fark etmeyecektir. O nedenle, hastada kullanılan iğnelerin iğne ucunun dışarı çıkmasına izin vermeyecek sertlikte kapalı kaplara atılması gerekir. Çöpe atmanız gerekiyorsa, acele etmeden büyük bir dikkatle iğnenin kapağını kapatarak atın ki, sizden sonraki kişilere batmasın. Zira çöpleri toplayan kişilere hastalıkların, naylon çöp torbalarını toplarken iğne ucu batması sonucunda, bulaştığı tespit edilmiştir.

 

HIV ( HUMAN  IMMUNODEFİCİENCY  VIRUS, AİDS, EBES = EDİNSEL BAĞIŞIKLIK EKSİKLİĞİ  SENDROMU)

 

BELİRTİLERİ:

-   Nedeni belirlenemeyen gece terlemeleri

-   Bir ayı geçen ısrarcı ateş

-    Titremeler, konuşurken zorlanma, hareketlerde yavaşlama

-    Kısa sürede, vücut ağırlığının % 10 undan fazla kilo kaybı

-    Bir ayı geçen, sürekli ya da aralıklı devam eden ishal

-    Bir ayı geçen, kuru ve ısrarlı öksürük, aşırı  yorgunluk ve halsizlik

-    Koltuk altında ve kasıklardaki bezelerde, şişlik ve ağrı

-    Deride morumsu lekeler, ağızda pamukçuk

-    Çeşitli fırsatçı enfeksiyonlar( vücut direnci düştüğünde ortaya çıkan hastalıklar); mantar hastalıkları, sitomegalovirus(CMV), toksoplasma, tüberküloz vd

-    Paraziter akciğer enfeksiyonu: pneumocystis carinii pneumoni;  Kaposi sarkom: deride ve ağız içinde görülen bir çeşit kanser

-    Beyinde oluşan akut enfeksiyondan, kronik demansa kadar değişebilen nörolojik sendromlar.

 

İNKÜBASYON  SÜRESİ:  6 ay - 5 yıl arasında değişmektedir.

HIV vücuda girdikten sonra, kişinin savunma sisteminin durumuna (yani vücut direncine) göre, belirtiler ortaya çıkmaktadır. Vücut direnci çok düşük kişilerde, belirtiler 3ay gibi kısa sürede de görülebilirken; nadirde olsa HIV taşıdığı halde 10 yıldır hiç belirti görülmeyen hastalar olabilmektedir. Taşıyıcı olabilen bu kişiler, sağlık personeli ve diğer kişiler için risk oluşturmaktadırlar. O nedenle, çalışırken her zaman tedbirli olmalıyız.

 

BULAŞMA  YOLLARI:

-   Cinsel ilişki (meni ve vajen salgısında yoğun olarak HIV bulunduğundan dolayı)

-   Hastalık bulaşmış(kontamine) kan ve kan ürünlerinin nakli

-    Hastalık bulaşmış(enfekte) organ(böbrek, kalp, akciğer vd), doku (deri, kemik vd) veya meni  nakli

-    Hastalık bulaşmış(enfekte) anneden bebeğe, doğum esnasında veya doğumdan sonra, bulaşabilir. 

 

RİSK  ALTINDAKİ  GRUPLAR:

-   Damar yolundan ilaç(uyuşturucu) alan bağımlılar

-    Çok eşli cinsel ilişkiye girenler

-    Kan veya kan ürünü alıcıları

-    Dövme yaptıranlar.

-   Sağlık personeli, hemodiyaliz hastaları

  

TEŞHİS YÖNTEMLERİ:

-    ELİSA (3 kez tekrarlanmalıdır)

-    Western Blot (ELİSA 3 kez olumlu olduğunda, doğrulamak için kullanılan yöntemdir

ELİSA, viral hastalıkların teşhisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. HIV’ e  özgün değildir. O nedenle yanıltıcı sonuçlar alınabilmektedir. Bu yüzden 3 kez tekrarlanır. Birden fazla olumlu sonuç alındığında, HIV’ e özgü olan ancak daha pahalı bir yöntem olan Western Blot yöntemiyle doğrulanır. Bu bahsedilen yöntemler ucuz olması nedeniyle tercih edilen yöntemlerdir ve teşhisi geciktirmektedirler. Son yıllarda çok pahalı, ancak kısa sürede kesin tanı konmasına yardımcı olan yöntemler geliştirilmiştir. Özel laboratuarlarda bu yöntemler kullanılmaktadır.

 

TEDAVİ:

Henüz yok. O nedenle, korunma büyük önem taşımaktadır. Aşı çalışmaları ve tedavi araştırmaları halen devam etmektedir. Varolan tedaviler semptomların hafifletilmesinde kullanılmakta ve oldukça pahalıdır; hastalığı yok etmemektedir.

 

KORUNMA:

-    Cinsel ilişkide prezervatif (kondom, kaput) kullanılmalıdır.

-    Test yapılmamış kan ve kan ürünleri  kullanılmamalıdır.

-    Mümkün olduğunca hastalara, tek kullanımlık malzemeler kullanılmalıdır.

-    Hastaya  bakım veren kişiler mutlaka eldiven giymelidir.

-    Tek kullanımlık Disposable) olmayan malzemeler, iyi sterilize edilmelidir.

 

HIV ‘ NİN  BAZI  ÖZELLİKLERİ:

-    Etere duyarlıdır

-    4.5 pH’ ya duyarlıdır (dolayısıyla yutulduğunda mide asidiyle inaktive olur)

-    56°C  derecede 30 dakikada inaktive olur.

-    Kuru oda ısısında 3 gün, nemli ortamda 7 gün canlı kalabilir. Açık havada ve ışıklı ortamda ömrü kısalır.

-    % 70 lik Alkol ve % 0.5 lik  sodyum hipoklorite (1/ 10 sulandırılmış çamaşır suyuna) duyarlıdır.

-   1/ 4000 lik Formaldehit ve Gluteraldehite duyarlıdır.

HIV nin duyarlı olması, bu etken ya da koşullara maruz kaldığında etkisini kaybetmesi ( ölmesi, inaktive olması) demektir.

-   Sosyal öpüşme, aynı ortamda çalışma, veya birlikte oturma ile bulaşmaz

-   Hava yolu, fekal - oral (anüs - ağız) yol; su ve yiyecekler  ile bulaşmaz

-   Kan emici böcek (sivrisinek vd) sokması ile bulaşmaz

-   Ancak, diş fırçası, tıraş bıçağı (jilet) gibi eşyalar ortak kullanılmamalıdır

-   Kulak deldirme ve dövme yaptırma esnasında steril malzeme kullanılmasına dikkat edin.

 

Başa Dön

 

 

HEPATİT  VİRÜSLERİ

 

Hepatit, karaciğer dokusunun enfeksiyonudur. Yüzlerce nedeni vardır: bakteriler, parazitler, virüsler, alkol bağımlılığı vs. Bunlardan Hepatit virüsleri, ilaç tedavisi olmayan, bazılarının siroz ve kansere dönüşebildiği enfeksiyonlara neden olmaktadırlar. Halbuki, önlem alınarak  Hepatit virüsü enfeksiyonlarından korunmak mümkündür.

 

             hepatit

     

 HEPATİT BELİRTİLERİ:

-    Halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal,

-    Koku ve tat alma duylarında bozukluk; sigara içenler tat alamadıklarını  ifade ederler

-    Ateş, ürtiker(kaşıntı), artralji (eklem ağrıları). Sarılık başladığında bu belirtiler kaybolur.

-    Sarılık, birinci ve ikinci haftalarda en yüksek düzeye ulaşır. Daha sonra giderek azalır. Sarılık her zaman görülmeyebilir veya çok hafif atlatılabilir.

-    Bölgesel lenfadenopati ve splenomegalo olabilir.

-    Akut dönemde, karaciğer enzimleri (SGOT, SGPT) 1000 in üzerine yükselir ve altıncı haftada normal düzeyine iner.  

 

TEDAVİ:

-    İstirahatla iyileşme görülür. Tam iyileşme 3 - 6 ay  sürebilir. İyileşme olmadan kronik hepatite de dönüşebilir.

-    Akut dönemde, karaciğeri yormayan yiyecekler olmak üzere vitamin, mineral ve dengeli besinlerden oluşan beslenme önerilmektedir.

 

RİSK  ALTINDAKİ  GRUPLAR:

-    Vücut direnci düşük olan kişiler

-    Sağlık personeli

-    Kan, kan ürünü ve organ nakli olanlar

-    Hemodiyaliz hastaları ve yakın ilişkide olan yakınları

-    Toplu yaşanan yerlerdeki kişiler; akıl hastaneleri, ceza evleri, yaşlı bakım evleri gibi yerlerde yaşayan kişiler

-    IV  ilaç ya da uyuşturucu bağımlıları

-    Çok eşli cinsel yaşamı olanlarla, cinsel yaşamı hareketli kişiler.

 

KORUNMA:

-    Bireysel korunma önlemleri AİDS ile aynıdır. AİDS’ e göre 40 kat daha bulaşıcıdır 

-    Risk altındaki kişiler, HBV enfeksiyonu ile daha önce karşılaşmamışsa, aşı yaptırmalıdır.

-    HAV ve  HEV enfeksiyonları, altyapı  ve hijyenik koşulların bozuk olduğu durumlarda artış gösterir. O nedenle bu gibi yerlerde sular kaynatılarak içilmeli, sebze ve meyveler iyi yıkanmalı, hijyenik çalışmayan yerlerde yemek yenilmemeli; özellikle et türü.

-    Hep C, kronikleşmeye eğilim gösteriyorsa, tedavide alfa interferon kullanılabilir.

 

KANDAKİ HEPATİT  B DEĞERLERİNİN ANLAMLARI

HBsAg  +  ise: akut  enfeksiyonun varlığını gösterir.

                         6 ncı ayın sonunda halen pozitif ise: aktif taşıyıcılığı gösterir

Anti-HBs +  ise: HBV enfeksiyonu geçirilmiş ( ya da aşı olmuş) ve bağışıklık oluşmuştur.

                            Hastalık  geçirildiği halde, bazen bir seneye kadar ( - ) olabilir.

HBcAg   + ise: aktif  enfeksiyonu  gösterir.

Anti-HBc +  ise: akut enfeksiyon döneminden itibaren uzun süre görülebilir.

HBeAg   + ise: aktif  enfeksiyonu ve bulaşma  olasılığını gösterir

Anti-HBe  + ise: bulaşıcılık sona ermiştir.

 

 

MYCOBACTERİUM TUBERCULOSİS (TBC, VEREM)

 

Her organa yerleşebilir. Ancak en çok akciğerleri tercih eder ve havalanmanın en yoğun olduğu üst (apeks) kısmına yerleşir. Özellikle, vücut direnci düştüğünde (dengesiz beslenme, uzun süren hastalıklar, içki-sigara kullanımı, düzensiz yaşam tarzı, uygunsuz koşullarda yaşama sonucunda olduğu gibi), ortaya çıkan fırsatçı bir enfeksiyondur. Eğer kemiğe yerleşir ve enfeksiyon oluşturursa, buna Maldepot hastalığı denir.

Hastalığın oluşması için, 1-3 basilin vücuda girmesi yeterlidir. Balgamda bol miktarda basil bulunur. O nedenle çevremizdeki kişilerin yere tükürmesini, ya da başkalarının yüzüne karşı öksürmesini engellemeliyiz.

Paramedik, TBC enfeksiyonu şüphesi olan ve öksüren bir hasta taşıyorsa, hastaya maske takmalıdır. Hastanın solunum zorluğu varsa ve maskeden rahatsız oluyorsa bu durumda, paramedik kendisine maske takmalıdır.

BELİRTİLERİ: Geceleri  aşırı terleme ve ateş, kilo kaybı, iştahsızlık.

TEŞHİS: PPD ve akciğer röntgeni ile teşhis konur.

KORUNMA: BCG aşısı ile korunmak mümkündür. Birinci aydan itibaren bebekler aşılanır. 5 yılda bir tekrarı önerilmektedir. Vücut sağlığını korumaya çalışarak, savunma sistemi güçlendirilirse TBC’ ye yakalanma oranı düşürülebilir. Bu ise, dengeli beslenerek, istirahat ederek, alkol ve sigara kullanılmayarak sağlanabilir.   

PPD (Pürifiye Protein Derivesi):

1 ml de 1 ünite olacak şekilde sulandırılır. Ön kolun (tercihen sol) iç kısmına, tüysüz alana, deri içine (intrakütan)   5 ünite enjekte edilir. 48 - 72 saat sonra okunur:

0 - 4  mm ise: PPD ( - ) tir ve BCG aşısı yapılmalıdır. Aşıdan 4 - 6 hafta sonra ( + ) olur.

5 - 9  mm ise: şüphelidir, test tekrarlanmalıdır.

   10  mm üstünde ise: PPD ( + ) tir.  Vücutta TBC basili vardır, diğer teşhis yöntemleri ile aktif hastalık var mı araştırılır. Aktif enfeksiyon varsa, aile fertleri de kontrol edilir ve tedaviye başlanır.

 

TETANOS 

 

BELİRTİLER:

YENİDOĞANDA: bebek huzursuzdur, emmeyi reddeder, vücutta kasılmalar olur. Her türlü ses, hafif gürültü ve hatta okşama bile şiddetli kasılmalara neden olur.

YETİŞKİNDE: özellikle çene ve boyun kaslarında olmak üzere, tüm vücutta ağrılı kasılmalar ve sertlikler görülür.

Bu her yerde, her durumda ve her yaştaki insanı tehdit eden bir hastalıktır. 28 günden küçük bebeklerde görülen yenidoğan tetanozu, göbek kordonundan girerek ölüme neden olabilir.

Bütün dünyada ve ülkemizde hastaların çoğu, tanı konulamadan öldüğünden, hastalığın ne kadar yaygın olduğu ve önemi anlaşılamamaktadır.

KULUÇKA  SÜRESİ:  3 - 28 gündür. Ortalama 7 gündür.

BULAŞMA: Toprak ve paslı  metallerle olur. Yenidoğan tetanosu, göbek kordonunun steril olmayan aletlerle kesilmesi ya da doğum sonrası göbeğe kirli birtakım şeylerin bulaşması sonucu  görülür.

KORUNMA: Aşı ile mümkündür. 8.- 12.- 16. Haftalarda, 3 kez DBT (difteri-boğmaca-tetanos) karma aşısı, bir kez de 1. 5 yaşında DBT aşısı, İlkokul birinci sınıfta DT aşısı ve lise birde TT(tetanos toksoidi) aşısı olarak tekrarlanır.

Hiç aşılanmamış gebelerin aşılanması şarttır. Gebeliği tespit edildikten sonra bir ay ara ile 2 kere tetanos aşısı yapılır. Önceki gebeliğinde 2 doz aşı yapılmışsa; o zaman bir doz olarak tekrarlanır.

3.doz, ikinciden en az 6 ay sonra yapılırsa, kişiyi  5 yıl korur.

4.doz, üçüncüden en az 1 yıl sonra yapılırsa, kişiyi 10 yıl korur.

5.doz, dördüncüden en az 1 yıl sonra yapılırsa, ömür boyu korur. 

 

Başa Dön

 

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI HASTALIKLARI

Çocukluk çağı hastalıkları solunum yolundan (tükürük, balgam, sümük, burun akıntısı gibi salgılarla) öksürme sonucu damlacık yoluyla yayılırlar. Eğer sağlık personeliyseniz, çocukluk çağı hastalıklarını geçirmişseniz, sizin için sorun yok demektir. Bu durumda sadece çapraz bulaşmayı önlemek için önlem almalısınız. Eğer geçirmediğiniz bir hastalık söz konusu ise, çocuğa veya kendinize maske takarak, hastalıktan korunun. Bayansanız kızamıkçık, erkekseniz kabakulak hastalığını geçirmediyseniz mutlaka aşı olunuz. Geçirip geçirmediğinizi bilmiyorsanız tetkik yaptırarak öğrenebilirsiniz.

 

KIZAMIK

 

BELİRTİLERİ:

İlk 3-4 gün nezle, öksürük, yüksek ateş, gözlerde sulanma, kızarıklık, ışığa duyarlılık vardır.

4 üncü günden sonra, yüzde başlayan ve tüm vücuda yayılan kırmızı döküntüler görülür. Bunlar basmakla solar, kaşıntısızdır. Bir hafta sonra kahverengiye dönerek kaybolur, deri pul pul dökülür.

KULUÇKA  SÜRESİ:  8 -13 gündür, ortalama 10 gündür.

BULAŞMA: Hasta çocuğun öksürük, hapşırık ve solunumu ile kirlenen havayı, sağlam çocuğun soluması ile  bulaşır. Döküntüler başlamadan önceki ve sonraki bir hafta boyunca, hastalık bulaşır.

HASTALIĞIN SEYRİ(KOMPLİKASYONLARI): Kızamık sonucu ölüm oranı oldukça yüksektir. Bu oran, çocuğun beslenme durumuna, yaşına ve ishalli olup olmamasına bağlı olarak, değişiklik gösterir. Örnek: Ölüm  oranı, 1 yaşın altında % 15, kötü beslenme sonucunda % 20, ishalle birlikte görüldüğünde % 25 tir.

Ölümler  kızamıktan olmayıp, komplikasyonlarından(hastalık esnasında ortaya çıkan diğer sorunlar nedeniyle) olmaktadır. Kızamıktaki en önemli  ölüm nedenleri zatürree (pnömoni, akciğer iltihabı), orta kulak iltihabı (otitis media), ishal, malnütrisyon(kötü beslenme), anensefalittir. En sık rastlanılan pnömonidir.

Hastanın  yakın  çevresinin kontrolü: Hastalığın yayılmasını önlemek için, hasta çocuk ile teması olan çocuklar, temastan sonraki 72 saat içinde aşılanırlarsa korunmuş olurlar. Kızamık  BİLDİRİMİ  ZORUNLU  HASTALIKTIR.

Hastalığı geçirme veya 15 inci ayda aşılanma ile ömür boyu bağışıklık kazanılır. Salgınlarda, 9 uncu ayda aşılama yapılmaktaysa da aşıyı 15 inci ayda tekrarlamak gerekir. Çünkü kızamığa bağışıklık yanıtı veren hücreler 15 inci ayda olgunluğa ulaşır ve 15 inci ayda yapılan aşı ile ömür boyu bağışıklık kazanılır.

 

KIZAMIKÇIK

 

BELİRTİLERİ: Ateş, nezle, halsizlik ve makülopapüler döküntülerle seyreden, genellikle 10 yaşın altındaki çocuklarda görülen, hafif bir çocukluk çağı hastalığıdır.

Döküntüler birinci gün yüzde başlar, sonra gövde, kollara ve bacaklara yayılır. Açık kırmızı renkli  olup, birleşmezler. 4 - 5 gün sürer. Kızamıkçık erişkinde poliartralji  şeklinde görülür.

KULUÇKA  SÜRESİ:  17- 25 gündür.

BULAŞMA: Damlacık yolu ile yayılır ve üst solunum yoluna  yerleşerek çoğalır. Genellikle ilkbaharda görülür.

KORUNMA: Aşı ile mümkündür. Tehdit altındaki erişkinlere tavsiye edilir. Çocuklarda, KKK (kabakulak, kızamık, kızamıkçık) üçlü aşı olarak 12 nci aydan sonra tercihen 15 inci ayda yapılır. Kızamıkçığa karşı bağışık olmayan bir kadın hamileliğinin 8 -12 nci haftasında kızamıkçık geçirirse, virüs plasenta yoluyla  fetüse geçerek, kalıcı yapısal bozukluklara (malformasyona) neden olur. O nedenle, sağlık hizmetinde çalışacak ve/veya  evlenmek üzere olan bağışık olmayan kadınların aşılanması önerilmektedir.

 

KABAKULAK

 

BELİRTİLER: Öncelikle, parotis (tükürük)bezleri tek veya çift taraflı tutulur. Şişlik ve ağrılı iltihap görülür. Kabakulak virüsünün salgı bezlerine meyli nedeniyle, hastalık özellikle parotis bezleri, pankreas ve testislerde görülür. Testislerde nekrotik odaklar(doku harabiyeti) oluşturur, nadiren de olsa steriliteye(kısırlığa) yol açar. Özellikle erişkin erkek kabakulak geçirdiğinde daha ağır seyreder ve kısırlık olasılığı daha yüksektir.

KULUÇKA SÜRESİ:  16 - 20 gündür.

BULAŞMA: Damlacık yoluyla olur. Tükürük bezlerinin şişmesinden sonraki  9 gün  bulaşıcıdır. Kış aylarında epidemilere neden olur. Birçok kişi hastalığı belirtisiz (enfeksiyonu asemptomatik) olarak geçirir.

EPİDEMİ: Belirli bir bölgede, hızla  yayılarak, birçok kişinin aynı anda hastalanmasına sebep olma; hastalık salgını.

KORUNMA: Aşı ile mümkündür. Rutin aşılama yoktur. KKK üçlü aşı olarak 15 aylık çocuğa uygulanır. Anneden geçen antikorlar çocuğu 9 uncu aya  kadar korur. Hastalığı geçirmemiş veya aşılanmamış yetişkin erkeklerin, sağlık hizmetinde çalışmaya başlamadan önce aşılanmaları önerilmektedir.

 

BOĞMACA

 

BELİRTİLER: İlk 1-2 hafta boyunca burun akıntısı, ateş, hapşırma, ısrarlı öksürük. İkinci haftadan sonra, 4 hafta kadar devam eden öksürük nöbetleri başlar. Morarma olabilir. Öksürük sonrası ötücü bir ses duyulur. Arkasından kusma başlar. 4 - 8 hafta sonra öksürük azalır, belirtiler kaybolmaya başlar.

KULUÇKA  SÜRESİ: 6-12 gündür. Ortalama 7 gündür.

BULAŞMA:  Hastanın nefesindeki ve tükürüğündeki mikropların havaya yayılması ve bu havanın solunması ile bulaşır. Hastalık ilk iki haftada bulaşıcıdır.

Komplikasyonları: Boğmacaya yakalanan çocuklarda, öksürük aylarca sürebilir. Kusmaya neden olduğu ve uykuyu engellediği için çocuklarda kötü beslenmeye ve gelişme geriliğine yol açabilir. Hastalık sırasında solunum yolu iltihapları ve pnömoni(zatürre) gelişebilir. Ölüm oranı(mortalite) % 3 tür, yarısını bir yaşın altındaki bebekler oluşturmaktadır. BİLDİRİMİ  ZORUNLU  HASTALIKTIR.

KORUNMA: Aşı ile ömür boyu bağışıklık sağlanır. 2.- 3. - 4. ayın sonunda (veya 8.- 12. - 16. haftada) üç kez DBT(difteri, boğmaca, tetanos) karma aşısı yapılır. 16 -24 aylıkken (1.5 yaşında) tekrar(4.doz) yapılır.

 

DİFTERİ

 

BELİRTİLER: İlk üç günde halsizlik, ateş, hafif boğaz ağrısı olur. Üçüncü günden sonra hastalık ağırlaşır. Boyunda şişlik, bademcikler üzerinde grimsi zarlar görülebilir.

KULUÇKA  SÜRESİ:  2-5 gündür.

BULAŞMA: Hasta ile doğrudan temasla bulaşır. Uygun tedavi başladığında 24 - 48 saat sonra bulaşıcılığı ortadan kalkarken, tedavi edilmeyen hastaların bulaştırıcılığı  4 haftadan uzun sürer.

HASTALIĞIN SEYRİ: Bademcikler üzerinde görülen pseudomembran (grimsi zar) bazen soluk yolunun tıkanmasına neden olur. Tedavi edilmeyen hastalarda, 2 hafta sonra kalp rahatsızlıkları  ve solunum felci meydana gelebilir.

KORUNMA: Aşı ile korunulan  BİLDİRİMİ  ZORUNLU  HASTALIK tır. 8. - 12.- 16. haftada  3 kez DBT karma aşısı yapılır. 1.5 yaşında yine DBT rapeli  ve İlkokul birinci sınıfta DT aşısı olarak tekrarlanır.

 

SUÇİÇEĞİ

 

BELİRTİLER: Yüksek ateş ve papüler döküntülerle başlar. Döküntüler gövdeden başlar, yüze ve boyna yayılır. Vezikül(sulu kabarcık) halindedir ve skar(iz) bırakmadan 7 - 10 günde kaybolur. Kaşıntılıdır; kaşındığında otoinokülasyonla (kendine hastalığını bulaştırmak) stafilokoksik iltihap gelişir ve iz kalır. O  nedenle kaşınma engellenmelidir.

Hastalık geçtikten sonra, virüs latent(durgun) döneme girer ve dorsal gangliona yerleşir  Çeşitli etkenlerle (AİDS, lösemi, kortikosteroid tedavisi, psikolojik stres vb) bağışıklık sistemi zayıfladığında aktif hale geçerek, ZONA  denilen deri lezyonuna neden olur. Zona, oldukça ağrılıdır ve 10 - 20 gün içinde geçer. Zonada topikal (bölgesel) tedavi uygulanır.

KULUÇKA  SÜRESİ:  14 - 20 gündür.

BULAŞMA: Damlacıkla yayılan, çok bulaşıcı, kışın epidemiler yapan çocukluk çağı enfeksiyonudur. Tekrarlayan enfeksiyonu ise Zona zosterdir.

Suçiçeği geçiren çocuk, erişkinde Zona oluşturamaz; ancak, Zona geçiren kişi çocukta suçiçeğine neden olabilir.  

 

Başa Dön

 

                                 

VEKTÖRLERLE BULAŞAN HASTALIKLAR

 

Ülkemizde bulaşıcı hastalıkların yayılmasında kaynak ya da taşıyıcı olarak en önemli etmenlerden biri vektörlerdir. Yine de sıtmayı taşıyan anofel dışında vektörlerin hiçbiriyle yeterli savaşım verildiği söylenemez. Vektörler enfeksiyon etkenini iki yolla taşır:

-  MEKANİK TAŞIMA: Vektör daha önce kontamine olmuş materyel üzerine konunca patojen etkenler ayaklarına, ağzına ve bedenine bulaşır. Sağlam kişiye ve onun kullandığı eşyalar ve besinlere konan vektör, etkenleri ya doğrudan ya da barsaklardan geçtikten sonra dışkısıyla yayar. Mekanik taşımada tipik vektörler karasinek ve hamamböceğidir. Özellikle uçma yeteneği yüzünden karasineğin verdiği zarar çok daha geniştir. Vibrio cholerea, Salmonella, Shigella, Stafilokok gibi bakteriler; Trahom etkeni ve her türlü barsak parazitinin yumurtası bu yolla kolaylıkla bulaşır.

-  BİYOLOJİK TAŞIMA: Vektörün insan ya da hayvandan emdiği kanda bulunan patojen etkenler, vektörün bedeninde ürer ya da bir yaşam evrimi geçirir. Sağlam kişinin kanının emilmesi sırasında biyolojik taşımanın en tipik vektörleri sivrisinekler ile bit, kene ve pirelerdir. Sıtma, Kala-Azar, Tifüs, Sarı Yangı, Filariazis bu yolla bulaşır.

 

VEKTÖR

HASTALIK

Karasinek ve Hamamböceği

Barsak enfeksiyonları, Barsak parazitleri, Piyodermi, Konjunktivit, Trahom, Hepatitis A, Poliomyelit

Sivrisinekler: Anofel    

                        Culeks ve Anofel 

Sıtma

Filariazis

Tatarcıklar

Deri Layşmanyozu (Şark Çıbanı)

Kala-Azar

Tatarcık Yangısı

Bit

Epidemik Tifüs

Pire 

Veba 

Endemik Tifüs

Salyangoz    

Şistomiyazis

 

 

ZOONOZLAR  

 

Bir görüşe göre insanlarla vertebralı hayvanların, diğer bir görüşe göre insanlarla memelilerin ortak hastalıklarıdır. Yurdumuzda görülen  en önemli zoonozlar Şarbon, Kuduz, Brusellozis, Toksoplazmozis, Psittakozis ve Listeriozis’dir.

Bazı yazarlar Tetanoz’u zoonoz kabul ederler: Bilindiği gibi tetanoz basili hayvan-bazen de insan- barsağında saprofit olarak yaşar. Dışkı ile atılınca sporlu hale dönüşür ve toprakta canlılığını sürdürür. Bir kesi içine girer  ve anaerob koşullar oluşursa insan organizmasında da yaşama ve toksini ile ağır bir tablo yaratma olanağına kavuşur.

 

BAZI  ZOONOTİK  HASTALIK  ETKENLERİNİ  TAŞIYAN  HAYVANLAR:

HASTALIK   ETKENİ

KAYNAK HAYVANLAR

ŞARBON                          

KUDUZ                       

BRUSELLOZİS         

TOKSOPLAZMOZİS          

PSİTAKOZİS                     

LİSTERİOZİS                    

RUAM                            

TULAREMİ                       

Q YANGISI                    

TEKRARLAYAN YANGI   

 

TÜBERKÜLOZ (BOVİNTİPİ)   DERMATOFİTLER

SALMONELLA                   

HİDATİDOZ    

SIĞIR, KOYUN, KEÇİ, AT, DOMUZ

KÖPEK, TİLKİ, KURT, KEDİ, YARASA, TAVŞAN 

KEÇİ, KOYUN, SIĞIR, DOMUZ, AT

KEMİRİCİLER, KEDİ, KÖPEK, KUŞLAR; TÜM MEMELİLER

PAPAĞAN, GÜVERCİN, HİNDİ VE DİĞER KEMİRİCİLER

PEK ÇOK MEMELİ HAYVAN, KUŞLAR; BAZEN İNSAN

AT, KATIR, EŞEK

YABAN TAVŞANI, DİĞER KEMİRİCİLER

SİNCAP VE DİĞER KEMİRİCİLER, KEÇİ, KOYUN, SIĞIR

FARE, MAYMUN, SİNCAP, DİĞER KEMİRİCİLER; SIĞIR, KÖPEK, AT, DOMUZ

YABANİ KEMİRİCİLER, FARE, BAZEN TAVŞAN

İNSAN, KÖPEK, KEDİ, SIĞIR VE DİĞER TÜM HAYVANLAR 

KÜMES HAYVANLARI, SIĞIR, KOYUN, DOMUZ, İNSAN

KÖPEK, KURT; KOYUN, SIĞIR, İNSAN  

     

Başa Dön

 

BİLDİRİMİ ZORUNLU HASTALIKLAR

 

Bulaşıcı hastalıklar halkın sağlığını sürekli olarak olumsuz etkileyen hastalıklardandır. Ortaya çıkışlarını önlemek ise sağlık örgütünün yanı sıra pek çok sektörün işbirliğini ve eşgüdümünü gerektiren çalışmalar ile olasıdır. Erken dönemde tanı konulmasının yanı sıra bulaşıcı hastalık yönünden risk altında olan kişilerin de koruyucu önlemlere ulaşmaları sağlanmalıdır.

Bulaşıcı hastalıklarla karşılaşıldığında ya da bulaşıcı hastalıktan kuşku duyulduğunda, en yakın sağlık örgütüne bildirimde bulunulması tüm yurttaşlara yasa ile verilmiş bir görevdir.

1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun (UHK) 58, 60, 61 ve 62 nci maddelerine göre, serbest çalışan hekimler, hastane başhekimleri, diş hekimi, eczacı, ebe, hemşire, sağlık memuru, diğer sağlık çalışanları, köy ihtiyar(seçilmiş)heyeti,otel, hapishane ve fabrika müdürleri, apartman kapıcıları, ölü yıkayıcılar, tabutlayanlar, kaptanlar, mesleği gereği hasta ile ilişkisi olanlar vb birçok yönetici ve sorumlu hastalık bildirimi yapmakla ödevlendirilmiştir. Bildirimin amacı, bulaşıcı hastalık konusunda ilgilileri uyarmak ve önlem alınmasını sağlamaktır.

İlk bildirim genellikle yörenin en yetkili sağlık kuruluşu olan Sağlık Ocağı’na yapılır. 

Sağlık ocağı ® Sağlık Grup Başkanlığı ® Sağlık Müdürlüğü ® Sağlık Bakanlığı

Paramedik sadece şüphelendiği veya hasta tarafından dile getirilen bulaşıcı hastalığı çağrı raporuna yazmak ve hastanedeki ekibi bilgilendirmekle sorumludur.

 

BİLDİRİMİ ZORUNLU HASTALIKLAR LİSTESİ 

Sağlık Bakanlığı - 2016

bilzorhstliklar

Gruplarına göre hastalıkların bildirim şekilleri için tıklayınız: Grup A Grup B , Grup C, Grup D 

 

Başa Dön

 

Geri Dön