AHA ve ERC TOPLANTILARINDA ÖNERİLEN REHBERLER

 

ŞEMALAR

ERC TOPLANTI RAPORLARI

AHA TOPLANTI RAPORLARI

AHA ve ERC TOPLANTILARINDA ÖNERİLEN UYGULAMALARIN ADIM ADIM ŞEMALARI (2010, 2015)  

 AHA

 

SAĞLIK PERSONELİ İÇİN

BEBEK VE ÇOCUK TYD

YETİŞKİN TYD

 

SAĞLIK PERSONELİ DIŞINDAKİ İLKYARDIMCILAR İÇİN

BEBEK VE ÇOCUK TYD

YETİŞKİN TYD

 

ERC

 

BEBEK VE ÇOCUKTA YABANCI CİSİM ÇIKARMA

YETİŞKİNDE YABANCI CİSİM ÇIKARMA 1, 2

BEBEK VE ÇOCUK TYD- SP

YETİŞKİN TYD

AED Erişkin, Çocuk

 

Başa Dön

AHA Sınıflaması

AHA

 

BİLİNDİĞİ ÜZERE, 2005 YILINDA UZLAŞMA TOPLANTISI YAPILARAK TÜM DÜNYADA TYD VE İYD KONUSUNDA ORTAK BİR SONUCA VARILMASI DÜŞÜNÜLMÜŞTÜR. AŞAĞIDA  YERALAN ERC VE AHA REHBERLERİ ERİŞKİN VE ÇOCUKLARA YÖNELİK TYD REHBERLERİNİ KAPSAMAKTADIR. DİKKATLİ OKURSANIZ UFAK TEFEK DE OLSA FARKLILIKTAN VAZGEÇMEMİŞLER. O NEDENLE BEN HEPSİNİ BURAYA KOYDUM. ANCAK İLKYARDIM BÖLÜMÜNE HERKES TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKEN EN KOLAY UYGULAMAYI ÖZETLEDİM. BUNLARIN ASILLARINA ARAMA MOTORUNA "AHA" VE "ERC" YAZARAK ULAŞABİLİRSİNİZ. ERC'DE BİLGİLERE ULAŞABİLMEK İÇİN ÜYE OLMANIZ GEREKİYOR. (OCAK 2006).

Aşağıdaki bilgiler 2005 yılına ait gibi görünse de 2010 ve 2015 verilerine göre güncellenmiştir(2017 Ocak).

 

Başa Dön

 

AVRUPA, YENİDEN CANLANDIRMA KURULU (ERC), 2005 YILI YENİDEN CANLANDIRMA REHBERLERİ

(2015 yılı bilgileri ile güncellenmiştir).

 

YAŞAM ZİNCİRİ

GİRİŞ

ERİŞKİN TYD

SOLUKYOLU

GÖĞÜS BASISI

YAN YATIRMA(RECOVERY)

YCT

ÇOCUK VE BEBEKTE YCT

AED

ÇOCUKLARDA TYD

 

 

Demografi / NÜFUS BİLİM

Dünyadaki ölüm nedenlerinin başında İskemik kalp hastalıkları gelmektedir. Koroner kalp hastalığı olan erişkinlerdeki ölümlerin % 60 ndan fazlasının nedeni ani kalp durmasıdır. İskoçya ile Avrupanın beş farklı şehrindeki yıllık veriler göstermektedir ki, hastane dışında oluşan kalp kökenli kalp ve solunum durması nedeniyle uygulanan TYD(temel yaşam desteği) oranı 100.000 de 49.5 - 66 arasında değişmektedir. İskoçya’daki veriler hastane dışında meydana gelen 21.175 kalp durmasından elde edilmiştir ve kalp durmasının esas nedeniyle ilgili çok değerli bilgilerin ortaya çıkarılmasını sağlamıştır(tablo1-1).

 

Tablo 1.1 Nedenlerine Göre Hastane Dışında Meydana Gelen Kalp Durmaları

NEDENİ

Sayı

(%)

Hastane dışı kalp durmaları

21.175

 

 

 

 

Kalp Hastalığı Varsayılan

17 451

82.4

Kalp kökenli olmayan dahili hastalıklar

1 814

8.6

Akciğer hastalıkları

901

4.3

Serebrovasküler hastalıklar

457

2.2

Kanser

190

0.9

Sindirim sistemi kanamaları

71

0.3

Doğum/çocuk

50

0.2

Akciğer (pulmoner) embolisi

38

0.2

Epilepsi

36

0.2

Diyabetes mellitus

30

0.1

Böbrek hastalıkları

23

0.1

 

 

 

Kalp kökenli olmayan harici hastalıklar

1 910

9.0

Yaralanma

657

3.1

Asfiksi (havasız kalma, boğulma)

465

2.2

Aşırı doz ilaç alınması

411

1.9

Suda boğulma

105

0.5

Diğer intihar olayları

194

0.9

Diğer dış kaynaklı olgular

50

0.2

Elektrik çarpması / yıldırım

28

0.1

 

HAYATTA KALMA ZİNCİRİ

Kalbi aniden duran kişinin yaşamasını sağlayacak birbirine bağlı etkinlikleri kapsayan sıralamaya Yaşam(hayatta kalma) Zinciri denilmektedir. Bu etkinlikler sırasıyla aciliyetin fark edilmesi, acil hizmetlerinin haberdar edilmesi, hemen temel yaşam desteğine başlanması, hemen defibrile edilmesi ve hemen ileri yaşam desteğinin uygulanmasıdır.

Bebek ve çocuklar için oluşturulan yaşam zincirinde; kalp ve solunum durmasına yol açabilecek koşulların önlenmesi, hemen TYD ne başlanması, hemen acil hizmetlerin haberdar edilmesi ve hemen ileri yaşam desteğinin uygulanması yer almaktadır.

Hastanede ise, hastanın durumunun aciliyetinin kısa zamanda fark edilerek, hemen tıbbi acil ekibin haberdar edilerek müdahale edilmesinin önemi artık çok iyi bilinmektedir. 

Önceki yeniden canlandırma rehberlerinde, canlandırma sonrasındaki bakım hakkında çok az bilgi içermekteydi. Kalp durması sonrası geri döndürülen komadaki hastaların kendi dolaşımlarının başlamasından sonraki ilk saatler ve ilk birkaç gündeki tedavileri çok farklılık göstermektedir. Bu konular bizi ilgilendirmediğine göre bizi ilgilendiren konulara dönelim.

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

ULUSLARARASI (ADIM ADIM) TYD UYGULAMA ŞEMALARI

Erişkinler için adım adım TYD ve İYD ile çocuğu yeniden canlandırmada adım adım uygulama şemaları ERC rehberlerini yansıtacak şekilde güncelleştirildi. Kalbi duran kişilere çeşitli ortamlarda müdahale ederken daha kullanışlı olabilecek bu şemalar mümkün olduğunca basitleştirilmeye çalışıldı.

Kurtarıcı, eğer kişinin bilinci kapalıysa, kişi hiç tepki vermiyorsa ya da kişinin solunumu normal değilse ( ara sıra oluşan nefes alma çabası göz ardı edilir) “TYD” ne başlar. Hastane dışındaki TYD nde, yenidoğan bebek hariç, erişkinde ve çocuktaki göğse bası(GB)-suni solutma(SS) oranı 30:2 dir. Bu tek döngülük oran, eğitimi basitleştirmeyi, becerilerin kalıcılığını artırmayı, göğse yapılan bası sayısını artırarak basılar arasındaki kesintileri(verilen araları) en aza indirmeyi hedeflemiştir.

Defibrilatör bağlandığında ve şok verilmesi gereken ritim görüldüğünde bir kere şok verilir.  Şok sonrası hangi ritim olursa olsun aldırmadan göğse bası(30) ve solutma(2) döngüsüne başlanır (30:2 döngüsü 2 dakika boyunca tekrarlanır). Şok sonrası dolaşıma daha fazla ara vermemek için en kısa zamanda TYD (GB/SS)başlatılmalıdır.  

Eğer solunum berme olasılığı yoksa göğüs basısı le TYD sürdürülür, göğüs basısı dakikada en az 100 – 120 olmalıdır.

 

TYD nin Özelliği

Göğüs basılarında verilen aralar mümkün olduğunca en aza indirilmelidir, 10 saniyeden uzun olmamalıdır. (30 göğüs basısı sonrası 2 soluk verirken bu süre mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır 10 saniyeden uzun olmamalıdır; çünkü bu arada kalbi besleyen) koroner damarlardaki kan akışı gerekenden daha az olacaktır; göğse tekrar bastırılmaya başlandığında, kan akımının, ara vermeden önceki miktarına gelebilmesi için, defalarca bası yapılması gerekir.  Son zamanlardaki veriler, gerek hastane dışında gerekse hastanede göğse bası yapılırken gereksiz yere aralar verildiğini ortaya koymuştur. O nedenle Yeniden canlandırmayı öğreten  öğreticilerin bu verileri göz önünde bulundurarak, ara verme sürecini mümkün olduğunca kısaltmanın önemini vurgulamalıdırlar.

 

ÖZET

Bu yeni rehberlerle hedeflenen, yeniden canlandırma işlemini daha uygulanabilir kılarak kalp durmalarında daha iyi sonuçlar almaktır. Evrensel oran olan 30 göğüs basısı ve 2 solutma, göğüs basılarına ara vermeleri ve hiperventilasyon olasılığını azaltacak, öğretmeyi ve becerilerin kalıcılığını artıracaktır. Tek şoklamanın amacı da yine kesintiye uğrayan kalpteki kan akımınin süresini en aza indirmektir. Kurs malzemeleri bu yeniliklere göre güncellenmelidir.

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

 

2.BÖLÜM

ERİŞKİNDE TEMEL YAŞAM DESTEĞİ VE OTOMATİK DEFİBRİLATÖR KULLANILMASI

 

(European Resuscitation Council Guidelines for Resuscitation 2005

Section 2. Adult basic life support and use of automated external defibrillators)

Anthony J. Handley, Rudolph Koster, Koen Monsieurs, Gavin D. Perkins, Sian Davies, Leo Bossaert

 

Temel yaşam desteği (TYD), koruyucu haricinde, hiçbir malzeme kullanmadan, soluk yolunun açık olmasını ve açık kalmasını sağlamak, solunuma ve dolaşıma destek vermekle eşdeğer anlam taşımaktadır.

1. Bu bölümde, olay anında orada bulunan kurtarıcılar için, erişkinde TYD ve otomatik defibrilatör uygulama rehberi yer alacaktır. Ayrıca, ani kalp durmasının saptanması, yan yatırma, yabancı cisimle yıkanmalarda müdahale gibi konularda yer almaktadır. Hastanede İYD ile elle kumanda edilen defibrilatörlerin kullanılması rehberlerini 3 ve 4b bölümlerinde bulabilirsiniz.

 

 

GİRİŞ

Avrupa’da, ani kalp durması nedeniyle yılda 700.000 kişi ölmektedir. Ani kalp durması kurbanlarının ilk kalp atım ritimleri(düzeni) incelendiğinde % 40 oranında VF (ventriküler fibrilasyon) olduğu görülmüştür. Kişi kendinden geçtiğinde (kollaps anında), kalp atım ritmi, muhtemelen VF veya VT (ventriküler taşikardi)dir; ancak EKG kayıt edilene kadar bu ritim asistole dönmektedir. VF, karma karışık ve hızlı depolarizasyon ile repolarizasyon olarak tanımlanmaktadır. VF de kalbin işleyiş düzeni bozulduğundan kanı pompalayamaz.  Kalbi aniden duran kişilerde, eğer yanındakiler ritim daha VF de iken hemen TYD ne başlarlarsa kişi kurtarılabilir; ancak ritim asistole dönmüşse başarılı bir TYD ye rağmen kişi kurtarılamayabilir. VF li kalp durmasında verilebilecek en uygun tedavi, çevredeki kurtarıcının en kısa zamanda başlayacağı TYD(göğse bastıma ve suni solutma) ile elekriksel defibrilasyon olacaktır.  Kişideki kalp durmasının nedeni bazen kurtarma çabasında önemlidir; yaralanma, ilaç zehirlenmesi(aşırı doz ilaç alma), suda boğulma ve çoğunlukla çocuklarda görülen havasız kalma gibi nedenlerle oluşan kalp durmalarında kurtarıcı solunum çok önemlidir.

 

Başarılı bir geri döndürme(canlandırma) için uygulanacak yaşamsal işlemler adım adım YAŞAM ZİNCİRİ nde özetlenmiştir. Bu işlemler hem VF hem de asfiksi(havasız kalmaya) bağlı kalp durmalarında kullanılır.

 

1. Acil durumun hemen tanınması/saptanması ve yardım istenmesi: ATH ya da bölgenizdeki acil uyarı sistemine ulaşmak ve onları harekete geçirmek. Bu genellikle ülkemizde ve Avrupa’da “112”yi aramakla mümkündür. Erken ve etkili müdahale ile kalp durması önlenebilir.

2. Çevredeki/olay yerindeki kişinin en kısa zamanda TYD ne başlaması: hemen başlatılan TYD ile VF ye bağlı kalp durması önlenebilir ve kişi yaşatılabilir.  

3. Hemen defibrilasyon: TYD ne ilave olarak defibrilasyon uygulandığında, kendinden geçen kişinin 3 - 5 dakika içinde yaşatılma oranı % 49-75 arasında iken, defibrilasyon uygulamak için kaybedilen her dakika yaşama şansını % 10-15 oranında azaltmaktadır.  

4. En kısa zamanda başlatılan İYD ile yeniden canlandırma sonrası verilecek bakım: resüsitasyon(yeniden canlandırma) esnasında ve sonrasında verilecek bakımın niteliği sonucu önemli oranda etkileyecektir.

Birçok yerde ATH nin aranması ile olay yerine varışları 8 dakikadan daha uzun sürmektedir. İşte bu süre içinde kurbanın yaşaması, çevredeki kurtarıcıların Yaşam Zincirindeki üç basamağı/halkayı en kısa zamanda uygulamaya koymasına bağlıdır.

Kalbi duran kişinin acil ihtiyacı TYD dir. TYD sayesinde az da olsa kalbe ve beyine kan akımı sağlanmaktadır ki bu kan akımı yaşamsal önemdedir. Defibrilasyonla verilen şokla VF ritmine son verilir ve kalbin atım düzeni daha etkili kılınır; düzen sağlanınca kalp etkili pompalama işlemine başlayarak vücuda yetecek kan akımını sağlar. Göğüs basısı, kişinin kendini kaybetmesi(kollapsı) sonrasındaki 4 - 5 dakikaya kadar şok verilemediği durumlarda çok önemlidir. Eğer kalp halen varlığını sürdürebilir durumdaysa, kendi uyarıcı sistemi işini devralır ve kalp atım düzenini etkinleştirir; dolaşımı başlatır. Başarılı bir defibrilasyondan birkaç dakika sonra, ritim yavaşlayabilir ve etkisiz hale gelebilir; bu durumda, kalp görevini yerine getirebilecek yeterliliğe ulaşana kadar göğüs basısı yapılmalıdır.

Çevredeki/olay yerindeki  kurtarıcılar, otomatik eksternal defibrilatör (AED) kullanmak üzere eğitilebilirler; ritmi değerlendirerek eğer VF ise şok verebilirler. TYD için geliştirilen yeni defibrilatörler, ritim konusunda kurtarıcıyı sesli olarak yönlendirebildiğinden, kullanılmaları çok kolaydır. AED ler oldukça hassas olup ritmi tanır ve sadece VF (veya onun öncüsü hızlı ventriküler taşikardi) ise şok verir. AED lerin çalışma sistemleri ve kullanımları 3.bölümde tartışılmaktadır.

Birçok çalışmanın sonucu göstermiştir ki, hemen başlanan doğru TYD yaşamayı sağlamaktadır.

 

Konu başına dön 

 

Başa Dön

  

ERİŞKİNDE TYD BASAMAKLARI/AŞAMALARI

 

TYD, aşağıdaki sıralamayı kapsamaktadır:

 

1. Ortamın kendiniz, kazazede/hasta ve çevredeki kişilerin tümü için, emniyetli olduğundan emin olun

 

2. Kurbanın verdiğiniz uyarılara tepki verip vermediğini değerlendirin

    Omuzlarından tutarak nazikçe sarsın ve yüksek sesle sorun “İyi misin?” 

 

3. a. Eğer cevap/tepki verirse;

        Çevrede de herhangi bir tehlike yoksa, bulduğunuz halde bırakın

        Herhangi bir sorunu var mı araştırın ve gerekiyorsa yardım isteyin

        Yardım gelene kadar düzenli aralıklarla kişinin yaşam bulgularını değerlendirin

 

3. b. Eğer cevap/tepki vermiyorsa;

        Yüksek sesle yardım isteyin

        Kişiyi sırt üstü yatırın ve baş-çene pozisyonu ile soluk yolunu açın

        Bir elinizle çeneden tutarken diğer elinizi kişinin alnına yerleştirin ve nazikçe başını geriye yatırın; alna yerleştirdiğiniz elinizin başparmağı ile işaret parmağını burun kanatlarına yaklaştırarak boşta tutun, suni solunum verilmesi gerektiğinde burun kanatlarından bastırmak üzere

       Soluk yolunu açmak için, çenenin altından tuttuğunuz parmaklarınızla çeneyi yukarı doğru itin

 

4. Soluk yolunu açık tutarken, normal solunum için bakın-dinleyin-hissedin

       Göğüs hareketlerine bak

       Kişinin ağzından solunum sesleri duyuluyor mu dinle

       Yanağınıza ağız ve burundan gelen hava/soluk var mı hissedin

Kalp durduktan birkaç dakika sonra, kişide zorlanmalı solunum veya seyrek aralıklarla cılız soluk alma çabaları oluşabilir. Bu normal solunumla karıştırılmamalıdır. Solunumun normal olup olmadığını saptamak üzere bakma dinleme ve hissetme süresi 10 saniyeyi aşmamalıdır. Eğer solunumun normal olmadığı konusunda şüpheniz varsa bunu normal olmadığını kabul edin.

 

5. a. Solunum normalse

      Kişiyi yan yatırın

      Ambulans çağırmak üzere yardım isteyin veya siz kendiniz 112 yi arayın

      Solunumu düzenli olarak kontrol edin.

 

5. b.Solunum normal değilse

    Birini 112 yi çağırmakla görevlendirin, yalnızsanız kazazedeyi/hastayı(K/H) bırakıp(telefon uzaktaysa) 112 yi siz arayın; tekrar kişinin yanına dönün ve aşağıdaki anlatıldığı gibi göğse bası yapmaya başlayın;

-  Kazazedenin/hastanın yan tarafına diz çökün

-  Elinizin topuk kısmını K/H nın göğsünün ortasına yerleştirin                     

-  İki elinizi üstüste koyup parmaklarınızı kenetleyin; kaburgalara, karnın üst kısmına, sternum/göğüs kemiğinin alt ucuna herhangi bir basınç uygulamadığınızdan emin olun(basınç sadece göğüs kemiğine/sternuma  uygulanmalıdır)   

-  K/H nın göğsüne dik olacak şekilde durun; kollarınızı bükmeden göğüs kemiğini/sternumu 4-5 cm içeri çöktürecek kadar basınç uygulayın

F  Her bası sonrası, elinizin göğüs kemiği ile temasını kesmeden, gevşemesine izin verin; dakikada 100 kez bu işlemi tekrarlayın(saniyede 2 “bası”dan biraz daha az)

-  Baskı uygulama ve gevşetme süreleri eşit olmalıdır 

 6. a. Göğse basıyı kurtarıcı soluklarla birleştirme

   30 göğüs basısından sonra baş çene pozisyonunu kullanarak soluk yolunu açın

   Alındaki elinizin baş ve işaret parmaklarıyla burun kanatlarından bastırarak burnu kapatın

   Çene yukarıda kalacak şekilde ağzı açın

   Normal nefes alın, dudaklarınızla K/H nın dudak çevresini hava kaçmayacak şekilde kapatın (çevirenin önerisi: K/H nın dudaklarını [balon gibi varsayıp] sanki balon şişirecekmiş gibi kavrayın)

   Nefesle aldığınız havayı düzenli bir şekilde K/H ya üflerken, göğüs kafesinin yükselmesini izleyin; normalde olduğu gibi bir saniye süreyle soluğu verin, etkili soluk verme işte budur.

   Baş çene pozisyonunu koruyarak, dudaklarınızı uzaklaştırın ve hava dışarı çıkarken göğüs kafesinin inişini izleyin. Tekrar normal bir nefes alın ve bir kez daha solutun; iki etkili kurtarıcı soluk verene kadar çabalayın. Ondan sonra ellerinizi göğüs kemiği üzerine doğru yerleştirerek, 30 kere göğüs kemiğini içe doğru bastırın  

   Göğüs kemiği basısı ve solutma işlemlerini 30:2 olacak şekilde yapmaya devam edin

   Kişinin solunumu döndüğünde işlemi durdurarak kontrol yapabilirsiniz aksi halde hiç ara vermeden TYD ni sürdürün

Şayet ilk kurtarıcı soluğu verdiğinizde göğüs kafesi normalde olduğu gibi yükselmiyorsa, ikinci soluğu vermeden önce,

   K/H nın ağız içini kontrol ederek tıkanıklığa neden olan bir şey varsa uzaklaştırın

   Baş çene pozisyonunu kontrol ederek, başın yeterince geriye yatırılıp yatırılmadığına bakın

   Göğüs basısına dönmeden önce, ikiden fazla soluk verme girişimini denemeyin. Eğer ikinci bir kurtarıcı varsa yorgunluğu önlemek üzere her 1-2 dakika sonra değişiklik yapılabilir. Ancak bu değişimler sırasında TYD nde gecikmeler olmamalıdır.

 

6. b.  Sadece göğse bası yapılan TYD aşağıdaki gibi olmalıdır

   Eğer kurtarıcı soluk veremeyecek durumdaysanız ya da vermek istemiyorsanız, o zaman sadece göğse bası uygulayabilirsiniz

   Sadece göğse bası yapacaksanız; o zaman hiç aralıksız dakikada 100 kez olacak şekilde bası uygulayın

   Kontrol etmek amacıyla sadece K/H nın solunumu normale döndüğünde ara verebilirsiniz, aksi halde aravermeden devam etmelisiniz.

 

7. TYD ni aşağıdaki koşullar yerine gelene kadar devam ettirin

     Sağlık ekibi gelip sizden debrealana kadar

     K/H normal solunuma başlayana kadar

     Siz tükenene(yapamayacak derecede yorulana) kadar 

 

KURTARICI İÇİN TEHLİKE VAR MI?

TYD esnasında, hem kurtarıcı hem K/H için güvenlik en önemli unsurdur. Sadece tüberküloz ve SARS(akut respiratuar distres sendromu) gibi enfeksiyonların tespit edildiği tek tük verilere bakarak, kurtarıcıların TYD ni uygulamaktan çekindiği bilinen birkaç olay mevcut. TYD esnasında HIV bulaşması ile ilgili bildirilen herhangi bir veri yok. TYD nde soluturken kullanılan koruyucu araçların (barrier devices) etkinliği konusunda insanlarla yapılmış çalışmalar yok; ancak tek yönlü kapağı olan çeşitli filtrelerin ve koruyucu araçların, ağızdan ağza suni solunum yaparken K/H nın ağzındaki bakterilerin kurtarıcıya geçmesini önlediği laboratuar çalışmalarıyla gösterilmiştir. Kurtarıcılar, TBC veya SARS gibi bilinen bir bulaşıcı hastalığı olan hastalarda uygun bir koruyucu kullanmalıdır. Eğer SARS salgını veya benzeri bulaşıcı salgın varsa kurtarıcıların enfeksiyon kontrolü önlemlerine tam olarak uymalıdırlar.

 

Konu başına dön 

 

Başa Dön

 

 

SOLUK YOLUNUN  AÇILMASI

Alt çene (jaw thrust) pozisyonu sağlık personeli olmayanlar için önerilmemektedir çünkü öğrenilmesi ve uygulanması oldukça zordur; ayrıca bu duruş sağlanırken boyun omurları hareket ettirilmektedir. O nedenle, çevredeki kurtarıcılar, boyun omurlarında sorun olsa da olmasa da soluk yolunu açmak için baş - çene pozisyonunu kullanacaklardır.

 

SOLUNUM - DOLAŞIM DURMASININ TANINMASI/ONAYLANMASI

Karotis (şahdamarı) nabzının değerlendirilmesi, dolaşımın olduğunun ya da olmadığının saptanması konusunda doğru bir yöntem değildir. Bununla beraber, hareketin, solunumun veya öksürmenin değerlendirilmesinin (‘dolaşımın bulguları olarak’) tanısal üstünlükleri olduğuna dair deliller de yoktur. Bilinci kapalı bir kişide, solunum yeterli-normal ya da yetersiz olup olmadığının, gerek sağlık personeli gerekse çevredeki kurtarıcılar tarafından saptanması oldukça zordur. Bunun nedenine gelince, belki kişinin soluk yolu açık değildir ya da kişide ara ara (agonal) cılız soluk alma çabası vardır. Çağrı/haberleşme merkezindeki çağrı karşılayıcı tarafından telefondaki kurtarıcılara “kişinin solunumu var mı” diye  sorulduğunda görülmüştür ki, kurtarıcılar, cılız solunum çabalarını çoğunlukla normal solunum olarak kabul etmişlerdir.  Bu hatalı bilgi sonucunda, kurtarıcı TYD uygulamaktan alıkonabilir. Cılız solunum çabaları(agonal gaps) kalp durmalarının % 40 nda oluşmaktadır. Kurtarıcılar tarafından “cılız solunum çabaları” güçlükle soluma, ağır ya da çabalayarak soluma, sesli soluma veya etkisiz soluma olarak tanımlanmıştır.

O nedenle kurtarıcılara, bilinci kapalı(tepkisiz) kişilerde solunum normal değilse TYD ne başlamaları öğretilmelidir. Eğitim sırasında, ani kalp durmalarında ilk birkaç dakika içinde cılız solunum çabalarının olağan olduğu vurgulanmalıdır. Cılız solunum çabaları, hemen TYD ne başlama işareti olmalıdır; normal solunumla karıştırılmamalıdır.

 

KURTARICI SOLUNUMUN BAŞLATILMASI

Havasız kalarak boğulmalar dışındaki kalp durmalarının ilk birkaç dakikasında kandaki oksijen miktarı yüksektir, ancak kalp atımı olmaması nedeniyle myokard kasına ve beyne oksijen ulaşamamaktadır; ondan sonraki aşamada ise akciğerlerde oksijen kalmadığı için oksijenlenme gerçekleşememektedir. İşte bu gibi durumlarda, ilk anda göğse uygulanacak bası, verilecek solunumdan çok daha fazla önem kazanmaktadır.

Beceri kazandırmak ve akılda kalıcılığı artırmak amacıyla TYD nin adımları mümkün olduğunca basitleştirilmiştir. Yine bilinmektedir ki, kurtarıcılar ağızdan ağza soluk verme konusunda çok istekli değilller; ağız kokusunun rahatsızlık vermesi, hastalık bulaşma korkusu gibi çeşitli nedenlerden dolayı. Bu nedenlerden dolayı, göğüs basının önceliği vurgulanmaktadır; önerilen: erişkinlerdeki TYDnde, soluk vererek başlamak yerine, ilk önce göğse bası uygulanabilir.

 

SOLUTMA / SUNİ SOLUNUM VERME

TYD esnasında soluk vermenin amacı (özellikle kalpte ve beyinde)yeterli oksijenlemeyi sağlamaktır. En uygun tidal volum, solunum sayısı ve solunan havadaki oksijen miktarına ulaşılmak istenmesine rağmen, buna nasıl ulaşılabileceği tümüyle bilinmemektedir. Hâlihazırdaki öneriler aşağıdaki delillerden yola çıkılarak hazırlanmıştır:

1. TYD esnasında akciğerlere giden kan akımı oldukça azalmıştır, böyle bir durumda, yeterli ventilasyonperfüzyon oranı, normalden daha düşük tidal volüm ve solunum sayısı ile sürdürülebilir

2. Hiperventilasyon (çok fazla sayıda ya da miktarda soluk verme), gereksiz olmasının yanı sıra, intratorasik(göğüs içi) basıncı artırdığı için zarar verir; artan göğüs içi basıncın etkisiyle kalbe dönen (venöz) kan, dolayısıyla kalpten pompalanan kan azalır. Kişinin yaşama şansı da gittikçe azalır,

3. Soluk yolu korumasızsa, 1 litrelik tidal volum 500 ml’ye göre daha fazla gastrik distansiyon oluşturacaktır(ÇN: kişi çok derin soluk alıp olanca gücüyle K/H ya verdiğinde; soluğun bir kısmı akciğerlere dolarken bir kısmı da mideye dolacaktır. Birkaç soluk sonrası midede oluşacak şişkinlik sorun yaratacaktır, o nedenle derin değil normal soluk aldıktan sonra verilmesi önerilmektedir.)

4.  Düşük dakika - az solutma (normal solunum sayısından ve hacmından daha düşük) TYD esnasında daha etkili oksijenlenme ve solunum sağlayacaktır. TYD esnasında verilecek 500-600 ml ‘lik soluk miktarı(tidal volum) yeterli olacaktır; ortalama kg başına 6-7 ml (ÇN: 80 kilogramlık bir K/H için 80x6 = 480 ml)

5. Göğüs basılarına verilen aralar (örnek, soluk vermek için verilen aralar gibi)  yaşama şansını olumsuz yönde etkilemektedir. Kurtarıcı soluklar kısa zamanda verilerek bu ara kısaltılabilir

Hazırlanan önerilere göre, kurtarıcı, her bir soluğu ortalama 1 saniyede vermelidir, bu soluk göğüs kafesini yükseltecek miktarda olmalıdır; hızlı ve güçlü soluk vermekten kaçınılmalıdır. Bu öneriler, her türlü yaşam desteği esnasında uygulanan tüm solutmalar için geçerlidir; ağızdan ağza, oksijen bağlantılı veya oksijensiz balon maske sistemiyle(BVM) solutmalar dâhil.

Ağızdan buruna solutma, ağızdan ağza solutmaya karşı kullanılabilecek etkili bir seçenektir. Ağızda ciddi bir yaralanma söz konusu ise, ağız açılamıyorsa, kurtarıcı suda solutmaya çalışıyorsa ya da ağzı kavramakta (yaşlı ve dişsiz kişilerde olduğu gibi, hava kaçmaması için ağzı kapamakta) zorlanma varsa ağızdan burna solutma kullanılabilir.

Güvenlik, etki veya yapılabilirlik açısından, ağızdan trakeostomiye solutmalarla ilgili delil olabilecek herhangi bir basılı veri yok; ancak bu kişiler gerektiğinde trakeotomi tüpünden veya trakeal stomadan (boyundaki soluk borusunun devamı olan delikten) solutulabilir.

Balon maske sistemini (BVM, bag valve mask) kullanabilmek için, hatırı sayılır tekrar ve beceri gerekir. Tek başına olan kurtarıcı, alt çene yöntemiyle soluk yolunu açık tutarken, maskeyi de K/H yüzünde tutabilir. Bu yöntem, sadece siyanür zehirlenmesine veya diğer zehirleyici gazlara maruz kalınabilecek çok özel ortamlarda çalışan kurtarıcılar tarafından, BVM kullanımı konusunda eğitim aldıktan sonra uygulanabilir. Bunların dışında, yine bazı özel alanlarda çalışan ve sağlık personeli olmayan ilkyardım eğitimi almış kurtarıcılar, yoğun tekrarlarla BVM kullanımı konusunda eğitilmelidir. Benzer şekilde tüm sağlık personeli de BVM kullanımı konusunda aynı sıkı kurallarla eğitilmelidir  

 

Konu başına dön 

 

Başa Dön

 

 

GÖĞÜS BASISI(KALP MASAJI)

Göğse bası uygulandığında, kalbe doğrudan basınç yapılırken, göğüs içindeki (intratorasik) basınç da artırılmaktadır; bu basınçların etkisiyle kanın akışı sağlanmaktadır. Uygun göğüs basısında, sistolik arter basıncı 60-80 mmHg’ya kadar yükselebilmektedir; diastolik basınç düşük kalırken, karotid arterdeki ortalama arter basıncı nadiren de olsa 40 mmHg’yı geçmektedir. Göğüs basıları, az ama oldukça önemli bir miktar kanın beyne ve myokarda ulaşmasını sağlamaktadır, bu aynı zamanda defibrilasyonun başarısını da artırmaktadır. Kişinin kendini kaybetmesinin(kollaps) beş dakika sonrasında ilk şokun verilmesi çok önemlidir. Göğüs basısının fizyolojisi, çeşitli bası sayılarının etkinliği, göğüs basısı- solutma oranları ve döngülerin uygulanış  kuralları(göğse bası uygulama zamanının, bir basıdan diğerine kadar geçen toplam zamana oranı) konusundaki çok sayıda bilgi hayvan uygulamalarından elde edilmiştir. 2005 Consensus Conference sonucuna göre uygulamalar aşağıda sıralanmıştır:

(1) Ara verildikten sonra uygulanacak her bası için, kurtarıcı, gecikmeden ellerini “göğsün ortasına” yerleştirmelidir

(2) Göğüs basısı sayısı dakikada ortalama 100 - 120 olmalıdır (ERC 2015)

(3) Erişkin için, göğse uygulanacak basıncın, göğsü 5 - 6 cm içeri çöktürecek kadar olmasına dikkat edilmelidir (ERC 2015)

(4) Her bası sonrasında, (boşalan) kalbin boşluklarının dolmasına fırsat verilmelidir

(5) Basınç uygulama ve bırakma (kalbin boşalması ve dolması) arasındaki sürenin eşit olmasına dikkat edin

(6) Göğüs basılarına ara vermelerde süreyi mümkün olduğunca en aza indirin, 10 saniyeyi geçmemeli (ERC 2015).

(7) Karotid ya da femoral arterden alınan nabza güvenerek arterlerde etkili kan akımı olduğuna karar vermeyin

Erişkinlerde, TYD esnasında bası uygulamak üzere, elin yerleşimini belirleyen destekleyici kanıt yok. Önceki önerilerde, sternumun alt yarısının ortasını bulmak üzere bir parmak sternumun alt ucuna konuyor diğer el onun yukarısına yerleştiriliyordu. Sağlık personeliyle yapılan çalışmalarda, kişilere ”elinizin topuk kısmını göğsün ortasına, diğer elinizi de onun üzerine yerleştirin” şeklinde eğitim verildiğinde, elin önerilen yerleşiminin çok daha çabuk bulunduğu görülmüştür; bu eğitimde, eğitici tarafından, “sternumun alt yarısına elin yerleştirilmesinin” eğitilenlere gösterilmesi (demonstrasyonu) şartı vardır. Bu eğitimin kurtarıcılara da aynı şekilde öğretilerek yaygınlaştırılması gerekir.

Bası hızı(compression rate) ile basıların uygulanış hızı kast edilmektedir, yoksa bir dakikada uygulanması istenen toplam sayıyı değil. Verilen sayı, hız esnasında saptanan sayıdır; bu sayı aynı zamanda soluk yolunu açmak, soluk vermek ve AED değerlendirmeleri için verilen araları da kapsamaktadır. Hastane dışında yapılmış bir çalışmada kurtarıcılar dakikadaki bası sayısını 100 - 120 arasında  kaydetmişlerdir. Ancak, çok sık ara verilen durumlarda bu sayı ortalama dakikada 64 olarak saptanmıştır.  

 

GÖĞÜS BASISI VE SOLUTMA ORANI

Bası ve solutma oranlarıyla ilgili insanlarda yapılmış çalışma sonuçları yetersiz olup; hayvanlarda yapılan çalışmaların verileri 15 : 2 oranını desteklemektedir. 

Bir matematiksel tahmin modeline göre, kan akımı ile oksijen dağılımı arasındaki en iyi uzlaşma 30:2 oranıyla sağlanabilmektedir. Hastane dışında, erişkin ve çocuklarda TYD yapıldığında önerilen oran 30 göğüs basısı ve 2 suni solunumdur. Bu oranla, basılara ara verme azalmakta, hiperventilasyon engellenmekte, becerilerin öğretilmesi kolaylaşmakta ve akılda kalıcılık artmaktadır.

 

GÖĞÜS BASISI

Sağlık personeli gibi çevredeki kurtarıcılar da, kalbi durmuş tanımadıkları kişilere ağızdan ağza soluk verme konusunda isteksizler. Hayvan deneylerinde, havasızlıktan dolayı kalp durması dışındaki, kalp durmalarında ilk birkaç dakika içinde sadece göğüs basısı uygulandığında; bası ve solutmanın birlikte uygulandığındaki kadar etkin bir TYD sağlandığı görülmüştür. Erişkinlerde, hiç TYD uygulanmayan olgular ile solutmasız uygulanan basılar kıyaslandığında; solutmasız basılarla daha iyi sonuçların alındığı saptanmıştır. Eğer soluk yolu açıksa, cılız soluk alma çabaları ve göğsün pasif olarak geri çekilmeleri ile biraz da olsa gaz değişimi oluşabilir. Düşük dakika – solutması, TYD esnasında normal ventilasyon perfüzyon oranını sağlamak üzere gerekli olabilecek tek şeydir. 

Bu nedenle kurtarıcılar da, eğer solutamıyor veya solutmaya istekli değillerse sadece göğüs basısını uygulamak üzere teşvik edilmelidirler; elbette ki, TYD nde göğüs basısı ve solutmanın bir arada olması en iyi yöntemdir.

 

DAR ALANLARDA TYD

Tek kişi olduğunda baş üzerinden TYD ve iki kişi olduğunda kişilerin bacaklarını ayırarak/ata biner gibi oturup TYD yapabilirler 

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

 

YAN YATIRMA / Recovery position

Bu yatırma şeklinin, çok değişik uygulamaları mevcut; her birini kendine göre yararı var. Herhangi bir pozisyon tek başına tüm K/H lar için mükemmel değildir. Pozisyon(duruş), hareket etmeyi önlemelidir, başı koruyarak yan yatırmaya yakın olmalıdır, solunumu bozmamak için göğse baskı olmamalıdır.

              

ERC tarafından önerilen recovery pozisyonunu (yan yatış) aşağıda belirtilen adımlarla K/H ya uygulayabilirsiniz:  

  K/H nın gözlüklerini çıkarın (ÇN:elbette emniyetli bir şekilde muhafaza ederek K/H ile birlikte götürülmesi sağlanmalıdır)

  Her ki bacağını düz olarak uzattıktan sonra(ÇN:kırıklara dikkat!) kişinin yanına diz çökün

  Size yakın olan kolunu, vücuduna en uygun açıyla başının yanına koyun, kolu dirsekten bükün ve avuç içi yukarı doğru baksın

  Size uzak kalan diğer kolu, göğsünün üzerine yerleştirin, kolu dirsekten bükün ve elinin sırt kısmı, kişinin size yakın yanağına değecek şekilde yerleştirin

   Size uzak olan bacağı tutun ve dizden bükün, diz yukarıda kalacak şekilde ayak tabanını yere bastırın

   Hastanın eli yanağında iken hastanın uzak bacağının diz kısmını size doğru çevirin ve hastayı kendinize doğru çekerek yan yatırın

   Üst bacağı öyle bir yerleştirin ki, hem kalça hem de dizler sağ tarafta açı yapsın

   Başı yan yatırın ve soluk yolunun açık olduğundan emin olun

   Eli yanağın altına yerleştirin, gerekirse başı yana yatırın

   Solunumu düzenli olarak kontrol edin

   K/H bu pozisyonda 30 dakikadan uzun süre kalırsa, diğer tarafına çevirin böylece önkoldaki basınç azaltılmış olur

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

 

YABANCI CİSİM TIKANMASI(YCT, BOĞULMA)

YCT çok yaygın olmayan, müdahale edilebilir bir sorun olmakla birlikte, kazaen ölüm sebeplerinden biridir. İngiltere’de acil servislerde, yılda 16000 erişkin ve çocuk YCT nedeniyle tedavi edilmektedir. Bu olguların %1 den az kısmı ölümle sonuçlanmaktadır. Erişkinlerde meydana gelen YCT, genellikle et (balık, kümes hayvanları ve diğer) gibi yiyeceklerle oluşmaktadır. Çocuklarda ise, bildirilen YCT olgularının yarısı birşeyler yerken (çoğunlukla şekerleme, çerez gibi), diğer yarısı da madeni para/jeton veya oyuncak gibi yiyecek özelliği taşımayan nesnelerle oluşmaktadır. İngiltere’de 1986-1995 yılları arasında bildirilen YCT nedeniyle ölen bebek ve çocuk sayısı 24 olup, bunların yarısından fazlası 1 yaşın altındaki bebeklerdir. Çocuk ve bebeklerde YCT nedeniyle oluşan ölüm nadirdir (ÇN: Türkiye için rakamlar var mı? Ben araştırdığımda sadece Toraks dergilerinde yayınlanan YCT ameliyat sonuçlarına rastladım)

Birçok tıkanma/boğulma olguları yiyecekle oluşmaktadır ve genellikle de bu kişilerin yanında bu olaya tanıklık eden birileri vardır. O nedenle, kişiye hemen müdahale edilme olasılığı da vardır.

 

YCT nın ANLAŞILMASI/FARK EDİLMESİ/TANINMASI

Olayın fark edilmesi başarılı bir sonucun anahtarıdır; önemli olan bu acil durumu fenalık geçirme, kalp krizi, nöbet geçirme veya ani solunum yetmezliğine, siyanoza ya da bilinç kaybına neden olabilecek diğer olgularla karıştırmamaktır.  Yabancı cisimler hafif ya da şiddetli tıkanmalara neden olabilirler. Bu ikisi arasındaki farklılıklar, belirti ve bulgular akış şemasında özetlenmiştir.
Bilinci açıkken kişiye “tıkandın mı?” sorusunu sormak önemlidir.  

 

a- ERİŞKİNDE YCT MÜDAHALESİNİN AŞAMALARI

 

Bu aşamalar, bir yaşın üstündeki çocuklardan itibaren her yaş grubuna uygulanabilir:

1. Eğer kişide hafif soluk yolu tıkanması bulguları varsa,

    Öksürmeye devam etmesi için kişi teşvik edilir, başka bir şey yapılmaz.

2. Eğer kişide şiddetli soluk yolu tıkanması bulguları varsa ve kişinin bilinci açıksa;

    Sırtına beş kez aşağıda anlatıldığı şekilde vurun

    - Tıkanan kişinin, hafifçe sırtına doğru olacak şekilde yanında durun

    -  Bir elinizle kişinin göğsünden desteklerken, kişinin mümkün olduğunca öne doğru eğilmesini  söyleyin ki, tıkanmaya neden olan yabancı cisim bu şekilde soluk yolundan aşağı gitmek yerine ağza doğru hareket etsin

    Diğer elinizi topuk kısmıyla, kürek kemiklerinin arasından 5 kez sert şekilde vurun

    Yabancı cisim tıkanması, bu 5 darbenin her birinin etkisiyle açılmış mı, kontrol edin. Sert vuruşların amacı beş sayıdan ziyade tıkanmayı açmaktır

    Eğer sırttan vurulan beş darbe ile yabancı cismi çıkarma çabaları başarılı olamamışsa, aşağıda belirtildiği şekilde, beş kere “karından itme” uygulayın:

    - Tıkanan kişinin arkasına geçerek, kollarınız (kişinin) üst karın bölgesine(ÇN:göbek çukurunun yukarısına) gelecek şekilde kişiyi sarmalayın

    - Kişinin öne doğru eğilmesini sağlayın

    - Yumruk haline getirdiğiniz bir elinizi, göbek çukuru ile ksifoid çıkıntı arasındaki boşluğun ortasına yerleştirin

    - Diğer elinizle, önceki koyduğunuz elinizi kenetleyerek; içe ve yukarı doğru sert darbeler uygulayın

    - Beş kere tekrarlayın

  Tıkanma halen açılmadıysa, beş kez sırttan vurma ve beş kez karından itme şeklinde devam edin

3. Tıkanan kişinin herhangi bir anda bilinci kapanırsa:

   Bilinci kapanan kişiyi destekleyerek yere yatırın

   Hemen 112 yi arayın

   TYD ne başlayın (bölüm 5b deki erişkin TYD basamaklarına göre)

Karotis nabzı hissetme konusunda eğitim almış ve deneyimli sağlık personeli, nabız olsa bile, tıkanma nedeniyle bilinci kapanan kişide göğüs basısına başlamalıdır.

 

Konu başına dön 

 

Başa Dön

 

 

b- ÇOCUKTA VE BEBEKTE YCT MÜDAHALESİNİN AŞAMALARI

 

YABANCI CİSİM TIKANMASI İLE OLUŞAN HAFİF SOLUK YOLU TIKANMALARI

Öksürme, yüksek ve sürekli bir basınç oluşturarak yabancı cismi dışarı atmaya çalışır. Öksüren kişilere uygulanacak sırttan vurma, karından itme ve göğüs basısı; ciddi sorunlara yol açabilecek olasılıklardır ve hatta soluk yolu tıkanmasının daha kötüleşmesine neden olabilirler. O nedenle bu uygulamalar şiddetli soluk yolu tıkanmalarına saklanmalıdır. Hafif tıkanmalarda kişi göz önünde tutulmalı tıkanıklık geçene ya da şiddetli soluk yolu tıkanması oluşana kadar.

    

YABANCI CİSİM TIKANMASI İLE OLUŞAN ŞİDDETLİ SOLUK YOLU TIKANMALARI

Tıkanma sonucu boğulmalarla ilgili klinik veriler, çoğunlukla, geriye dönük ve fıkra/kısa hikâyeler niteliğindedir. Bilinci açık erişkinlerle, 1 yaşın üstündeki çocuklarda oluşan tam YCT ile ilgili vaka kayıtları, sırttan vurmanın, karından itmenin ve göğse bastırmanın ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Aşağı yukarı olguların % 50 sinde, tek yöntem kullanılarak soluk yolu açılamamıştır. Oysa sırttan vurma, karından itme ve göğüsten itme uygulamaları birlikte kullanıldığında daha başarılı olunmuştur. Anestezistlerin gönüllü olarak gerçekleştirdikleri iki (prospektif) araştırma ile kadavralar üzerinde yapılan araştırmalarda; yapılan kıyaslamada göğüsten itmede karından itmeye göre soluk yolunda daha yüksek basınç oluştuğu saptanmıştır.

Göğüsten itme ile göğse bası aynı gibi olsalar da; YCT nedeniyle bilincinin kapandığı bilinen ya da YCT nedeniyle kapandığından şüphelenilen kişilere, TYD başlanmasının gereği kurtarıcılara öğretilmelidir. TYD esnasında, soluk yolunu açarken, yabancı cismin çıkma olasılığı nedeniyle her seferinde, kişinin ağız içi, zaman kaybına fırsat vermeden kontrol edilmelidir.

Tıkanma şüphesi olmayan bilinç kapanmalarında ve kalp durmalarında TYD uygulanırken, ağız içini alışkanlı haline getirip kontrol etmek gereksizdir.

 

PARMAKLA TEMİZLEME

Görünen bir yabancı cisim olmadığı halde, düzenli olarak ağız içini parmakla temizleme konusunda, herhangi bir çalışma yapılmamıştır; ancak dört vakada hastanın ya da kurtarıcının zarar gördüğü bildirilmiştir.  O nedenle, körleme olarak ağız içini parmakla temizlemekten kaçının; soluk yolunu tıkayan katı madde görülüyorsa sadece o zaman çıkarın.

 

OLAY SONRASI BAKIM VE TIBBİ OLARAK GÖZDEN GEÇİRİLME GEREKSİNİMİ

Yabancı cismin başarıyla tıkandığı durumlarda, yabancı cisim soluk yolunda kalmayacağı için alt veya üst soluk yolunda bu nedenle ilerde herhangi bir sorun olmaz. Ancak kişi sürekli öksürüyorsa, yutkunurken zorlanıyorsa veya boğazına sanki birşeyler batıyormuş gibi hissediyorsa; bir doktora görünmesinde yarar vardır.

Karından itme sırasında, içte çok ciddi yaralanmalar oluşabilir; o nedenle yabancı cismi çıkarmak üzere karından itme basıncı uygulanan kişilerin bir doktor muayenesinden geçmesinde yarar vardır.

 

ÇOCUKLARDA YENİDEN CANLANDIRMA (TYD)

(Aşağıda yer alan 6. Bölümü de okuyunuz) ve SUDA BOĞULAN KİŞİLER (7c Bölümünü de okuyunuz)

Kalp durmasında, oksijen depoları boşaldığında, hem solutma hem de göğüs basısı çok önemlidir; VF nedeniyle kendini kaybeden kişi 4-6 dakikada, havasızlık nedeniyle kendini kaybeden kişi de TYD başlatılmalıdır. Önceki rehberlerde, olgunun patofizyolojisine göre müdahale de farklı öneriler vardı; kurtarıcı tek başınaysa suda boğulma, yaralanma, zehirlenme gibi nedenlerle havasız kalan kişilerde ve çocuklarda, bir dakika süreyle TYD uygulandıktan sonra 112 aranıyordu. Hastane dışında meydana gelen ani kalp durmalarının çoğunluğu VF sonucunda ve erişkinlerde oluşmaktadır. Küçük bir grubu etkileyen bu ilave öneriler, rehberleri karmaşık hale getirmektedir.

Burada önemli bir noktanın farkında olunmalıdır; kurtarıcı olabilecek kişiler, çocuğa zarar verme korkusuyla TYD uygulamamaktadır.

Bu bir yersiz korkudur; o nedenle erişkinlerdeki TYD uygulamalarının çocuklar içinde geçerli olması, hiç TYD yapılmamasından daha iyidir. Kurtarıcı olabilecek çevredeki kişiler, tepki vermeyen ve solunumu olmayan çocuklara, erişkin basamakları ile TYD öğretilirse bilgi daha kalıcı olur.

 

Erişkin basamaklarında yapılan ufak tefek değişikliklerle, çocuklar için uygun hale getirilen basamaklar aşağıda sıralanmıştır.

  Göğüs basısına başlamadan önce, 5 kurtarıcı soluk verin (erişkinde 5b basamağı)

 Tek başına olan kurtarıcı, bir dakika süreyle TYD uyguladıktan sonra, 112 den yardım isteyebilir

  Göğse uygulanan basının derinliği, göğsü üçte bir oranında, içe doğru çöktürecek kadar olmalıdır; göğüs basısı bir yaşın altındaki bebeklerde iki parmakla, bir yaşın üzerindeki çocuklarda ise göğsü üçte bir içe bastıracak şekilde tek veya iki elle uygulanmalıdır.

Benzer değişiklikler, suda boğulan kişilere uygulandığında; beş solunumla başlayıp, tek başına ise bir dakika TYD uyguladıktan sonra kurtarıcının yardım istemesi, boğulan kişiler için oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Ancak bu değişiklikler, sadece, görevi boğulan kişiyi kurtarmak olan özel görevlilere (örnek: cankurtaranlara) öğretilebilir. Suda boğulma kolaylıkla fark edilebilir. Öte yanda, kişideki solunum ve kalp durmasının, yaralanma ya da zehirlenme sonucu oluşup oluşmadığını anlamak kurtarıcılar için zor olabilir. O nedenle bu kişilere, standart protokollere göre müdahale yapılmalıdır.

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

 

OTOMATİK DEFİBRİLATÖRÜN KULLANILMASI

(AED, automated external defibrilator)

 

Bölümde hem otomatik hem de elle kumanda edilen defibrilatörlerle ilgili rehberler tartışılacaktır. Ancak bazı özel durumlarda, çevredeki kişiler ya da sağlık personeli olmayan kurtarıcılar AED kullanabilmektedirler.

Standard AED ler 8 yaşın altındaki çocuklarda kullanılabilmektedir. 1- 8 yaş arasındaki çocuklara, varsa çocuk kaşıkları veya çocuk ayarları kullanılabilir; eğer yoksa AED olduğu gibi kullanılabilir. Bir yaşın altındaki bebeklere AED kullanılması önerilmemektedir.   

 

AED KULLANMA BASAMAKLARI 1, 2

 

1. Kendinizin, K/H nın ve çevredekilerin güvenliğini sağladığınızdan emin olun

2. Eğer, K/H tepki vermiyorsa ve solunumu da normal değilse; hemen bir kişiyi

    AED yi getirmesi ve 112 yi araması için gönderin

3. Rehberine göre hemen TYD ne başlayın

4. Defibrilatör gelir gelmez,

•   Defibrilatörün düğmesini açın, elektrot kaşıklarını yerleştirin; eğer ikinci bir kurtarıcı varsa o bu sırada TYD ne ara vermeden devam edebilir

•   Defibrilatörün sesli ya da yazılı yönergelerini uygulayın

•   Siz kalp atım ritmini değerlendirirken, hiç kimsenin K/H ya dokunmadığından emin olun

5.a Eğer, şok verilmesi gerekiyorsa;

•   Hiç kimsenin K/H ya dokunmadığından emin olun

•   Şok verme düğmelerine verilen komutlara göre basın(tam otomatik AED, şoku kendiliğinden verir)

•   Defibrilatörün sesli ya da yazılı komutlarına göre devam edin

5.b Eğer şok verilmesi gerekmiyorsa;

•   Hemen TYD ne başla, 30 kalp basısı 2 suni solunum şeklinde sürdür

•   AED nin sesli ya da yazılı komutlarına göre devam et

6. AED komutlarını, aşağıdaki koşullar gerçekleşene kadar uygula;

•   Nitelikli yardım gelip sizden K/H yı teslim alana kadar

•   K/H normal soluk alıp verene kadar

•   Siz tükenene kadar

 

TYD ÖNCESİ DEFİBRİLASYON

AED gelir gelmez, mümkün olduğunca çabuk defibrilasyon yapılmalıdır; bu rehberlerde ve eğitimde bir anahtar unsur olmalıdır; çünkü VF sonrası kişinin yaşama olasılığını önemli ölçüde artıran en önemli unsur en kısa sürede uygulanan AED dir. Bu kavram çok tartışılmıştır; nedenine gelince delillere göre, defibrilasyondan önceki göğse bası uygulamaları, ambulansın çağrılmasıyla gelmesi 5 dakikadan daha uzun süren durumlarda, kişinin yaşama şansını artırdığı düşünülmektedir. Bir çalışma, bunun doğruluğunu onaylamıyor; ancak defibrilasyon öncesinde uzun süren TYD uygulamasını destekleyen deliller ağır basmaktadır. Bu çalışmaların hepsinde, TYD paramedikler tarafından uygulanmış; soluk yolunun açıklığı ve devamlılığı intübasyonla sağlanmış ve % 100 oksijen verilmiştir. Elbette ki, ağızdan ağza soluk veren çevredeki kurtarıcılardan, böyle yüksek nitelikli solutma beklenemez. İkincisi, TYD nin verimi, sadece, defibrilatör istenme süresi 5 dakikadan uzun olan durumlarda artıyordu; kişinin kendisinden geçmesi ile bir AED’ li kurtarıcının ulaşması arasındaki gecikme nadiren de olsa kesinlikle bilinmektedir. Üçüncüsü, çevredekiler tarafından iyi bir TYD uygulanmaya başlamışsa, AED geldiğinde bunu AED uygulamadan sürdürmek pek mantıklı görünmüyor. AED uygulama rehberlerinde, bu gerekçelere dayanarak, AED gelir gelmez hemen şok verilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda, gögüs basılarına mümkün olduğunca az ara vermenin önemi de vurgulanmaktadır

 

SESLİ KOMUTLAR/YÖNERGELER

Birçok yerde, uygulama basamakları içerisinde “sesli komutlara göre hareket edin” ifadesi yer almaktadır. Bu komutlar genellikle programlanabilmektedir (düzenlenebilmektedir, değiştirilebilmektedir), 2. bölümde verilen TYD uygulama basamaklarındaki şok ve zamanlamaya göre ayarlanması önerilmektedir.

Bu önerilere göre:

1. Şok verilmesi gereken ritim saptandığında, sadece bir tek şok verilir

2. Şok sonrasında, ritim yoksa kontrol et veya solunum var mı, bir nabız alınıyor mu kontrol et

3. Şok sonrasında, hemen TYD yi başlatmanız için sesli komut verilir (dolaşımın kendiliğinden başladığı durumlarda uygulanacak göğüs basıları zarar verecek düzeyde değildir)

4. Ritmi, solunumu veya nabzı hızlı bir şekilde değerlendirmeden önce, 2 dakika TYD yapılmalıdır

Şok uygulama basamakları ve verilecek akım değerleri(enerji) 3. bölümde tartışılmıştır.

 

TAM OTOMATİK AED ler

Şok verilmesi gereken ritmi saptadıklarında, kurtarıcının herhangi bir müdahalesine gerek kalmadan, şoku verirler. Manken üzerinde yapılan bir çalışmada, kullanma eğitimi almamış öğrenci hemşirelerin tam otomatik AED kullanırken yarı otomatik AED ye göre daha az “emniyetli uygulama” hatası yaptıkları saptanmıştır (ÇN: Emniyetli uygulama: şok verirken, kendisi dahil çevredeki kişilerin hastadan uzak durmasını sağlamak, hastaya temas eden metal cisim olmaması gibi). Bu bulguların klinik ortamda da kullanılabileceği konusunda karar vermeyi sağlayacak insan üzerinde yapılmış araştırma verileri bulunmamaktadır.

 

DEFİBRİLASYONUN HALKA ULAŞTIRILMASI PROGRAMLARI

Defibrilasyonun halka ulaştırılması ve ilkyardımcılara*** AED eğitimleri ile hastane dışında görülen ani kalp durmalarındaki yaşama olasılığı, yanındaki kurtarıcıların TYD uygulaması ve en kısa zamanda defibrile edilmesi sonucunda artacaktır.

***(ÇN:ilkyardımcı “first responder” karşılığı olarak kullanılmıştır; aslında ifade ettiği anlam çevredeki veya K/H yanındaki ilkyardım eğitimi almış kişilerden farklı olarak; olay yerinde ilk bulunabilecek polis, itfaiyeci, özel görevli gibi daha kapsamlı “first responder” eğitimi almış kişilerdir, bu eğitim ilkyardımcı eğitiminden daha kapsamlı ve daha ciddi bir eğitimdir.)

Bu eğitimlerin; acil olgunun saptanması, 112 ile ATH ni harekete geçirmesi, AED kullanılması gibi etkinlikleri kazandıran örgütlenmeye; eğitimli ve teçhizatlı sağlık personelinin eşlik ettiği uygulamalara gereksinimi var.

Havaalanı, uçak ve eğlence mekânı gibi yerlerdeki kurtarıcıların AED eğitimi ile çok kısa sürede müdahale sağlanmış ve first responder eğitimi almış polislerle yapılan kontrolsüz bir çalışma sonucunda da yaşama döndürme oranı % 49-74 olarak bildirilmiştir. Uzayan gecikmelerde yaşam eğrisi düşmektedir/ düzleşmektedir.  

 

DEFİBRİLASYONUN HALKA ULAŞTIRILMASI PROGRAMLARI İÇİN ÖNERİLENLER:

• Planlı ve uygulamalı tepki

• Öngörülen kurtarıcıların TYD ve AED konusunda eğitimleri

• Bölgesel ATH sistemi ile bağlantı

• Sürekli denetim programları (niteliği artırmak/kaliteyi geliştirmek üzere)

Defibrilasyonun halka ulaştırılması programları genellikle kalp durmasında yaşam olasılığını artırma girişimlerine benzer, eğer uygun yerlerde konuşlandırılırlarsa. Bu uygun yerler, son iki yılda kalp durması olgularıyla en sık karşılaşılan yerlerdir (örnek, havaalanı, eğlence yerleri, spor müsabakaları gibi). Hastane dışı kalp durmalarının % 80 i özel yerlerde veya konutlarda oluşmaktadır, bu özellik kaçınılmaz biçimde Defibrilasyonun halka ulaştırılması programlarının yoğunluğunu kısıtlamaktadır bu da yaşam olasılığını artırma oranlarını. AED nin evlerde yayılmasının ne kadar etkili olduğu konusunda yayınlanmış çalışma yok.

 

Konu başına dön 

 

Başa Dön

 

 

6. BÖLÜM. ÇOCUKLARDA TEMEL YAŞAM DESTEĞİ

(European Resuscitation Council Guidelines for Resuscitation 2005)

Section 6. Paediatric life support

Dominique Biarent, Robert Bingham, Sam Richmond, Ian Maconochie, Jonathan Wyllie, Sheila Simpson, Antonio Rodriguez Nunez, David Zideman

 

YÖNERGELERİN  / UYGULAMA REHBERLERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ

Rehberlerin değişmesinin nedenlerinden biri bilimsel gelişmeler iken, diğeri basitleştirilmesi gereğiydi. Özellikle çocuklarda ve bebeklerde farklı uygulamalar olduğu biliniyorsa, hata yapma korkusuyla hiçbir şey yapılmıyor; böylece birçok çocuk kurtarılabilecekken hayatını kaybediyor. Yapılan hayvansal deneylerde görülmüştür ki, hiçbir şey yapmamaktansa, belli sınırlarda bile olsa, göğüs basısı ya da solutma çabaları ile oldukça iyi sonuçlar alınmaktadır. O nedenle çevredeki kurtarıcılar için işlemler basitleştirilmiş, ancak sağlık personeli için çocuklarda farklı yaklaşım belirlenmiştir.

 

GÖĞÜS BASISI: SOLUTMA ORANLARI

ILCOR, çevredeki kurtarıcılar için, çocuklardaki oranı 30:2 olarak önermektedir; birkaç küçük farklılık dışında erişkinle aynı olan bu oran öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. Yapılan hayvan ve manken araştırmaları sonucuna göre; İLCOR, iki veya daha fazla sayıdaki sağlık personeli için bu oranı 15:2 olarak önermektedir. Aynı zamanda, sağlık personelinin de “Çocuk TYD” konusunda özel eğitim alması önerilmektedir. Manken çalışmaları, hayvan deneyleri ve matematiksel hesaplar sonucunda 5:1 oranı ile 15:2 oranları arasında, birini diğerine üstün kılacak veri bulunamamıştır. Ancak deliller 5:1 oranında yeterli sayıda göğüs basısı yapılamadığını ortaya koymuştur. Yine görülmüştür ki, 8 yaşın altındaki ve üstündeki çocuklar için iki farklı oranı kullanılmasının kesin bir gerekliliği yok; o nedenle ikiden fazla sağlık personelinin olduğu durumlarda sadece 15:2 oranı yeterlidir. Tek kişi olan sağlık personeli için 30:2 oranı yeterli sayıda göğüs basısının sağlanması açısından daha kolay bir uygulamadır.

 

YAŞIN TANIMI

Tüm yaş gruplarındaki çocuklarda tek bir göğüs basısı: suni solutma oranının ve AED kullanımındaki değişikliklerin benimsenmesi üzerine, önceki rehberlerde yer alan 8 yaş altı ve üstü ayrımının gereksiz olduğu sonucuna varılmıştır.

Yeniden canlandırma konusunda erişkin ve çocuklar arasındaki farklı uygulamanın nedeni kalbin durma nedeninden kaynaklanmaktadır. Erişkinlerde doğrudan kalbe bağlı kalp durması görülürken, çocuklarda kalp durması AHA rehberinde bahsedildiği gibi, farklı etkenler sonrası ortaya çıkmaktadır. 

Fizyolojik açıdan ergenliğin başlamasıyla çocukluk dönemi sona erer; çocuklara yönelik uygulama rehberlerinde yaş sınırı olarak bu özellikten yararlanılmaktadır. Bu özellik, TYD esnasında yaşın belirlenmesinde, yaş sınırlarına göre olan tanımlamaların tersine, yaş tanımlamasını kolaylaştırmaktadır. Elbette, TYD esnasında ergenlik dönemini resmi olarak belirlemeye çalışmanın anlamı ve gereği yok; eğer kurtarıcı çocuk olduğunu düşünüyorsa çocuk rehberini, erişkin olduğunu düşünüyorsa erişkin rehberini kullanır. 

Bebek, bir yaşından küçük çocuklara denir. Çocuk ise, bir yaş ile ergenlik dönemi arasındaki yaş grubudur. Bebek ile çocuk arasındaki fark iyi bilinmelidir, çünkü aralarında önemli fark vardır. Çocuklarda AED dozları (ERC 2015).

 

GÖĞÜS BASISININ UYGULANIŞI:

Yaş tanımlarının yapılması göğüs basısı uygulamalarında kolaylık sağlamaktadır. Hâlihazırdaki rehberde, göğüs basısı yapılacak yer bebeklerde çocuklarla aynıdır.

Bası yaparken bebeklerde yine iki parmak; çocuklarda ise gereksinime göre tek veya iki el kullanılacak.

Eğer bebeğe sağlık personeli müdahale edecekse tek kişi ise iki parmakla; iki veya daha fazla kişi varsa, bebek iki elle kavranır ve iki başparmakla göğse bası uygulanır. Çocukta sağlık personeli müdahale edecekse, tek veya fazla sayıda kişi olması, tek veya iki elle bası yapılması kuralını etkilemez; kurtarıcı kendisi tek veya iki el uygulamasına karar verir. Buradaki genel kural: yeterli derinlikte bası uygulanması ve verilen araların mümkün olduğunca kısa tutulmasıdır.  

 

OTOMATİK EKSTERNAL DEFİBRİLATÖR (AED)

2000 yılındaki rehberlerin yayınlanmasının ardından, 8 yaşından küçük çocuklarda AED nin başarılı ve güvenli kullanılması hakkında raporlar yayınlanmıştır. Ayrıca, yeni yapılan çalışmalar, AED lerin çocuklardaki aritmileri doğru tespit edebildiklerini göstermiştir. Sonuçta, AED nin bir yaşından büyük çocuklarda kullanılması önerilmektedir. Çocuklara AED kullanılacağı zaman, kullanılan bu AED nin çocuktaki aritmileri tespit etmek üzere denenip denenmemiş olduğunu saptamak kullanacak kişinin sorumluluğundadır. Birçok üretici firma, çocuklara kullanmak üzere AED lere pad(uygun boyuttaki elektrot yapışkanı) veya 50-75 J arasında akım verebilen program eklemektedir; 1- 8 yaş arasındaki çocuklarda bu AED lerin kullanılması önerilmektedir.  Bir yaşın altında AED kullanımını destekleyen yeterli bilgiler bulunmamaktadır.

 

ELLE YÖNLENDİRİLEN (MANUEL) DEFİBRİLATÖRLER:

2005 Uzlaşma Konferansı, tedavi önerilerine göre; çocuklarda VF (ventriküler fibrilasyon) veya VT (nabızsız ventriküler taşikardi) söz konusu olduğunda en kısa zamanda defibrile edilmelidir. Erişkin İYD önerilerine göre, tek şok verilip hemen ardından, ritim(atım düzeni) veya nabız değerlendirilmeden TYD ne devam edilir(bakınız bölüm 3). Erişkinlerde, önceden 200 j ile başlanıp artırılarak üç kez uygulanabilen şok verme işlemi, yeni alınan kararlara göre, monofazik defibrilatör ile 360 joule’ lük tek şok verme işlemine dönüştürülmüştür. Çocuklardaki güvenli ve etkili defibrilasyon dozu bilinmemektedir; ancak hayvan örneklerinde ve küçük çocuk serilerinde görülmüştür ki, kilogram başına 4 Joule’ den yüksek dozlarla defibrile edildiğinde etkili ve kayda değer yan etkisi olmayan sonuçlar elde edilmektedir. Bifazik şoklar da monofazik şoklar kadar etkilidir. Çocuklarda, tek doz, monofazik ya da bifazik, kilograma 4 J olacak şekilde şok verilebilir.

 

YABANCI CİSİM TIKANMALARI

Yabancı cisim tıkanmalarında soluk yolunu açma uygulamaları da basitleştirilmiş ve erişkin uygulamalarına yakınlaştırılmıştır. Bu değişiklikler bölüm sonunda ayrıntılarıyla tartışılmıştır.

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

 

6a ÇOCUKLARDA TYD BASAMAKLARI/AŞAMALARI

Erişkinde TYD eğitimi almış ama çocuklardaki TYD hakkında bilgi sahibi olmayan kişiler aynı basamakları takip ederek TYD ni çocuklarda uygulayabilirler. İstisnası: tek başına olduğunda yardım istemek üzere çocuğu bırakmak durumundaysa, ortaklama 1 dakika TYD uyguladıktan sonra 5 kez soluk vermeli sonra telefon etmelidir(bakınız çocuk TYD iş akış şeması).

Aşağıdaki basamaklar, çocuk acili çağrısına giden ve sağlık personeli olan görevlilere göre hazırlanmıştır.

 

TYD, aşağıdaki sıralamayı kapsamaktadır.

1. Ortamın kendiniz, kazazede/hasta çocuk ve çevredeki kişilerin tümü için, emniyetli olduğundan emin olun

2. Çocuğun verdiğiniz uyarılara tepki verip vermediğini değerlendirin

- Omuzlarından tutarak nazikçe sarsın ve yüksek sesle sorun “İyi misin?”

- Boyun omurlarında zedelenme olasığı nedeniyle bebeği ya da çocuğu fazla sarsmamaya özen gösterin.

3. a. Eğer çocuk cevap veriyor ya da hareket ediyorsa;

- Çevrede de herhangi bir tehlike yoksa, bulduğunuz halde bırakın

- Herhangi bir sorunu var mı araştırın ve gerekiyorsa yardım isteyin

- Yardım gelene kadar düzenli aralıklarla çocuğun yaşam bulgularını değerlendirin

3. b. Eğer çocuk cevap/tepki vermiyorsa;

- Yüksek sesle yardım isteyin

- Çocuğun soluk yolunu baş-çene pozisyonu vererek açın

- Bir elinizle çeneden tutarken diğer elinizi çocuğun alnına yerleştirin ve nazikçe başını geriye doğru yatırın; aynı zamanda çenesinin altına yerleştirdiğiniz parmaklarınızla çenesini yukarı doğru kaldırın. Çenenin altındaki (boyundaki) yumuşak dokuya baskı yapmayın aksi halde soluk yolunu tıkarsınız.

- Soluk yolunu açmakta zorlanırsanız alt-çene pozisyonunu deneyin. Bunun için, her iki elinizin ilk iki(işaret ve orta) parmağını çocuğun çenesine yerleştirin ve parmaklarınızla çeneyi yukarı doğru itin

- Her iki yöntemi de rahat uygulayabilmek için, çocuğu dikkatlice (baş-sırt-kalça düzlemini koruyarak) sırt üstü yatırın.

 

4. Soluk yolunu açık tutarken; yüzünüzü çocuğun yüzüne yaklaştırarak ve göğüs hareketlerini gözleyerek normal solunum için bakın-dinleyin-hissedin

- Göğüs hareketlerine bakın

- Çocuğun ağzından ve burnundan solunum sesleri duyuluyor mu dinleyin

- Ağız ve burundan yanağınıza gelen hava/soluk var mı hissedin

Solunumun normal olup olmadığını saptamak üzere bakma, dinleme ve hissetme süresi 10 saniyeyi aşmamalıdır.

 

5. a. Çocuğun solunumu normalse

- Çocuğu yan yatırın

- Ambulans çağırmak üzere yardım isteyin veya siz kendiniz 112 yi arayın

- Solunumu düzenli olarak kontrol edin.

 

5. b. Solunumu normal değilse ya da iç çekmeli (agonal; seyrek ve düzensiz) solunumu varsa, 

- Ağzında görünen yabancı cisim varsa dikkatlice çıkarın

- Beş kere soluk verin

- Soluk verirken herhangi bir öğürme veya öksürme tepkisi verip vermediğine dikkat edin.

Bu tepkilerin olması ya da olmaması, daha sonra açıklanacağı gibi, çocuktaki dolaşım bulgularının değerlendirilmesini sağlayacaktır.  

Bir yaşından büyük çocuklarda kurtarıcı solutma:

- Baş-çene pozisyonu ile soluk yolunun açık olduğundan emin olun

- Çocuğun alnındaki elinizin baş ve işaret parmakları ile çocuğun burun kanatlarından sıkıştırarak burnunu kapatın.

- Ağzını hafifçe açın; çenenin yukarıda kalmasını sağlayarak.

- Nefes alın ve çocuğun ağzını hava kaçmayacak şekilde dudaklarınızla iyice kavradıktan sonra 

- (Balon üfler gibi) nefesinizi ortalama 1-1.5 saniye sürecek şekilde düzenli olarak üfleyin. Bu arada göğüs kafesinin yükselip yükselmediğini izleyin.

- Başınızı kaldırırken, baş-çene pozisyonunu bozmayın ve hava dışarı çıkarken göğüs kafesinin alçalmasını izleyin. 

- Tekrar soluk alın ve aynı işlemi beşinci kez tekrarlayın. Her seferinde verdiğiniz soluğun etkili olup olmadığını göğüs kafesinin yükselip alçalmasını izleyerek saptayın.

 

Bir yaşından küçük bebeklerde suni solunum:

- Baş-çene pozisyonu verin ve başın nötral pozisyonda olduğundan emin olun

- Nefes alın ve ağzınızla bebeğin ağzını ve burnunu birlikte hava kaçmayacak şekilde kavrayın. Bir yaşına yakın bebeklerde eğer ağız ve burun birlikte kavranamıyorsa çocukta olduğu gibi ağızdan ağza solunum yapın ve burnu kapatmayı unutmayın.

- Çocukta olduğu gibi, balon üfler gibi, nefesinizi ortalama 1-1.5 saniye sürecek şekilde düzenli olarak üfleyin. Bu arada göğüs kafesinin yükselip yükselmediğini izleyin.

- Başınızı kaldırırken, baş-çene pozisyonunu bozmayın ve hava dışarı çıkarken göğüs kafesinin alçalmasını izleyin.

- Tekrar soluk alın ve aynı işlemi beşinci kez tekrarlayın. Her seferinde verdiğiniz soluğun etkili olup olmadığını göğüs kafesinin yükselip alçalamasını izleyerek saptayın.

- Verdiğiniz soluk etkili değilse (göğüs kafesi yükselmiyorsa), soluk yolu tıkalı olabilir

- Bebeğin ağzını açın ve görünen bir yabancı cisim varsa çıkarın. Asla kör dalış/ körleme ağız içi temizleme yöntemini denemeyin.

- Baş-çene pozisyonunu bozmayın ve başın fazlaca geriye yatmadığından emin olun (bebeklerde baş çok fazla geriye yatırıldığında soluk yolunun yapısı nedeniyle soluk yolu kapanır)

- Baş-çene pozisyonu ile soluk yolu açılamadıysa, alt-çene pozisyonunu deneyin.

- Beş kere soluk verin; halen etkili olamadıysanız göğüs basınına başlayın.

 

6. Çocuğun dolaşımını değerlendirin, 10 saniyeden uzun sürmemelidir.

- Dolaşım bulgularını değerlendirin; herhangi bir hareket, öksürme ya da normal solunum gibi (seyrek ve düzensiz olan iç çekmeli solunum normal solunum değildir)

- Sağlık personeliyseniz nabzı değerlendirin, bu değerlendirme 10 saniyeden uzun sürmemelidir.

Çocuk bir yaşından büyükse, boyundaki şahdamarından (karotis nabızdan); bir yaşından küçük bebekse, üst kolun iç kısmındaki kol atardamarından (brakiyal arter) alınır.

 

7a. Eğer 10 saniyede dolaşımın olduğunu saptadıysanız

- Çocuğun kendi solunumu dönene kadar kurtarıcı soluk vermeye devam edin

- Solunumu döndüğünde, bilinci kapalıysa yan yatırın

- Sık aralıklarla yaşam bulgularını değerlendirin.

 

7b. Eğer dolaşım bulguları veya nabız yoksa ya da nabız yavaşsa (kalp atımı dakikada 60 altındaysa), veya emin olamadıysanız 

- Göğüs basısına başlayın

- Göğüs basısı ile kurtarıcı solukları birlikte yapın.

Göğüs basıları aşağıda anlatıldığı şekilde uygulanır:

Bütün çocuklarda göğüs kemiğinin(sternumun) alt yarısına bası uygulanır. Uygulanacak basınç, göğüs kemiğini/sternumu üçte bir içeri çöktürecek kadar olmalıdır. Sadece kalp masajı yapılmak istendiğinde dakikada 100 kez olacak şekilde göğse bastırılır. 15 göğüs basısı sonrasında, baş-çene pozisyonu korunarak iki etkili (göğüs kafesini yükseltecek) soluk verilir ve 15 göğüs basısı 2 suni solutma şeklinde devam edilir. Yalnız olan kurtarıcılar için oran 30:2 dir. Her ne kadar ulaşılmak istenen göğüs basısı sayısı dakika 100 ise de, 30:2 veya 15:2 oranlarında soluk vermek üzere verilen aralar nedeniyle bu sayı yüzün altında kalmaktadır. Bebeklerde göğüs basısı uygulanırken kurtarıcı tek başınaysa, göğüs kemiğine iki parmağının uçları ile bası uygular. Birden fazla kurtarıcı varsa, bebek iki el ile kavranır; başparmakların uçları başı gösterecek şekilde, göğüs kemiğinin alt yarısına yerleştirilir. Diğer parmaklar bebeğin sırtını desteklerken, iki başparmakla göğüs kemiği üçte bir (4cm) içe çöktürülecek kadar bastırılır.

Bir yaşından büyük çocuklarda, göğüs basısı uygulamak üzere elin topuk kısmı göğüs kemiğinin/sternumun alt yarısına yerleştirilir. Parmaklar yukarı kaldırılmalıdır ki kaburgalara basınç olmasın. Çocuğun göğsüne doğru dik olarak yaklaşın, kollarınızı bükmeden göğüs kemiğini üçte bir oranında(5 cm) içeri çöktürecek kadar basınç uygulayın. Büyük(iri cüsseli) çocuklarda ya da küçük cüsseli kurtarıcı söz konusu ise iki elin topuk kısmı kullanılır ve parmaklar birbirine kenetlenir.

 

8. TYD ni sonlandırma koşulları

• Çocukta/bebekte yaşam belirtileri varsa (kendi soluk alıp verebiliyorsa, hareket ediyorsa, nabız varsa)

• Sağlık personeli gelmişse

• Yorgunluktan tükenirseniz.

 

NE ZAMAN 112 DEN YARDIM İSTENMELİDİR?

Kurtarıcı için, mümkün olduğunca kısa sürede yardım ulaşması önemlidir.

- Eğer olay yerinde birden fazla kişi varsa, birisi K/H ile ilgilenirken diğer kişi yardım istemek için telefon etmeye gidebilir.

- Eğer olay yerinde tek kişiyseniz ve TYD uygulamak durumundaysanız, bir dakika TYD uyguladıktan sonra yardım istemek için telefon edin.

- TYD ne mümkün olduğunca kısa süre ara verin hatta mümkünse çocuğu/bebeği telefonun yakınına beraberinizde götürün.

- Yardım istemeden önce bir dakika süreyle TYD uygulama kuralı: sadece, çocuk/bebek gözünüzün önünde kendinden geçmişse ve kurtarıcı tek başına ise geçerlidir. Kalp düzeni bozukluğuna (aritmik) bağlı kalp durması olasılığında,  acilen AED ye gereksinim vardır, yalnızsanız bu durumda öncelikle yardım istemelisiniz.

 

YAN YATIRMA (RECOVERY POZİSYONU)

Bilinci kapalı, soluk yolu açık ve normal solunumu olan çocuk yan yatırılmalıdır. Birçok yan yatırma çeşitleri ve hepsinin de geçerli gerekçeleri vardır. Ancak burada aşağıdaki basamakları uygulamak önemlidir:

- Ağızda oluşabilecek salgıların (kusmuk, kanama vs) kolaylıkla dışarı akabileceği şekilde,  çocuğu mümkün olduğunca yan tarafına yatırın

- Yatış şekli, çocuğun hareketiyle bozulmamalıdır; bebeklerde bunu sağlamak için, sırtını yastıkla ya da yuvarladığınız battaniye/çarşaf ile desteklemeniz gerekir.

- Yan yatarken, göğsüne basınç oluşturabilecek etkenlerden koruyun, aksi halde solunumu etkilenebilir.

- Çocuğu çevirirken, boyun omuru zedelenmesi olasılığı göz ardı edilmeden, gerekli önlemler alınmalıdır.

- Yan yatarken soluk yolu kolay gözlenebilir olmalıdır

- Erişkinlerde uygulanan yan yatırma çocuklar için de geçerlidir.

 

Konu başına dön 

 

Başa Dön

 

 

YABANCI CİSİM İLE SOLUK YOLUNUN TIKANMASI

2005 Uzlaşma Konferansında bu konuda herhangi bir delil sunulmamıştır. Sırttan vurma, göğüsten bastırma, karından itme yöntemlerinin hepsi de göğüs içi (intratorasik) basıncı artırdığından yabancı cismin dışarı atılmasında yardımcı olmaktadır. Meydana gelen olguların yarısında birden fazla yöntem kullanılarak yabancı cismin dışarı atılması sağlanmıştır. Hangisinin ilk veya nasıl uygulanması gerektiği konusunda herhangi bir veri bulunmadığından ölçüt de yok. Şayet birini uyguladığınızda iyi sonuç alamamışsanız diğerini uygulayın; bu şekilde yabancı cisim çıkana kadar sırayla uygulayın. 2000 yılında açıklanan rehberlerdeki bilgilerin öğretilmesi ve akılda tutulması zor olduğundan, yeni uygulamalar çocuklar için basitleştirilmiş ve erişkinle aynıdır. Böylece kişilerin aynı bilgileri kullanarak çocuklara uygulama cesareti artacaktır. Yeni rehberdeki en belirgin farklılık: erişkinlerde uygulanan karından itme yönteminin bebeklerde kullanılmamasıdır. Her halükarda, tüm yaş gruplarında karından itme yönteminde bazı sakıncalar ortaya çıkıyorsa da, bu yöntem bebeklerde ve çok küçük çocuklarda daha fazla hasara yol açmaktadır. Bunun nedeni: bebeklerde daha yatay olan kaburgalar üst karın zarının (viscera) açıkta kalmasına ve yaralanmaya müsait hale gelmesine yol açmaktadırlar.  Bu nedenle, bebeklerde ve çocuklarda uygulanan yabancı cisim çıkarma işlemi farklıdır.    

 

YABANCI CİSİM TIKANMASININ SAPTANMASI

Soluk yoluna yabancı cisim girdiğinde çocuk hemen öksürmeye başlar ve cismi dışarı atmaya çalışır. Vücudun yabancı cismi dışarı atma çabası olan öksürme, başka biri tarafından uygulanacak herhangi bir yöntemden daha etkilidir. Ancak öksürme kesildiğinde ya da etkisizleştiğinde çocuk kısa zamanda havasız kalarak boğulacaktır. İşte bu durumda en kısa zamanda müdahale edilmesi ve yabancı cismin dışarı atılması sağlanarak, soluk yolunun açılması önemlidir. Bebek ve çocuklardaki yabancı cisim tıkanmalarına bağlı boğulmalar, genellikle yanında biri varken ve bir şey yerken ya da oynarken oluşmaktadır. Bu gibi durumlarda bebek/çocuk daha bilinçliyken hemen müdahale edildiğinde daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

Yabancı cisim tıkanmalarında görülen bulgular; genellikle aniden ortaya çıkan solunum güçlüğüyle birlikte öksürme, öğürme, nefes yollarındaki darlık nedeniyle oluşan horoz ötüşü gibi ses duyulmasıdır. Benzer belirti ve bulgular larenjit veya epiglottit gibi boğaz iltihaplanmalarında da görülür, ancak müdahaleler farklıdır.

Yabancı cisim tıkanması aniden ortaya çıkar ve herhangi bir hastalığın belirtileri eşlik etmez, ortada oyuncak veya yiyecek/içecek gibi maddeler varsa kurtarıcı uyanık davranıp yabancı cisim çıkarma işlemine başlamalıdır.

 

YABANCI CİSMİN ÇIKARILMASI

1. Her zaman olduğu gibi güvenlik önemlidir. Kurtarıcı kendisinin güvenliğini sağladıktan ve bağırarak yardım istedikten sonra güvenli bir şekilde yabancı cisme müdahale etmelidir.

- Çocuk etkili bir şekilde öksürüyorsa, dışarıdan herhangi bir müdahaleye gerek yok. Çocuğu öksürmeye teşvik edin ve sürekli gözleyin.

- Çocuğun etkisiz öksürdüğünü fark ettiğinizde hemen yardım bağırarak yardım isteyin ve çocuğun bilinç düzeyini belirleyin.

2. Yabancı cisimle tıkanan çocuk bilinçli ise,

- Çocuk bilinçli ancak yabancı cismi çıkaracak kadar etkili öksüremiyorsa veya hiç öksüremiyorsa, sırtından darbeler şeklinde vurun 

- Bu yöntemle, yapay öksürme etkisi oluşturuluyor ve göğüs içi basıncı artırılarak yabancı cismin dışarı atılması teşvik ediliyor.

 

Bebeklerde sırttan darbenin uygulanması:

- Bebeğin başı çenesinden kavranarak destekledikten sonra, başı gövdesinden aşağıda kalacak şekilde yüzüstü yatırılır; buradaki amaç yer çekiminin etkisiyle yabancı cismin çıkmasını teşvik etmektir

-  Kurtarıcı diz çökerek veya sandalyeye oturarak bebeği kolunun üzerine gelecek şekilde yüzüstü yatırıp kolunu da üst bacağına dayar.

- Kurtarıcı, bir elinin başparmağı ile bebeğin alt çenesinin bir köşesinden diğer parmaklarla da diğer köşesinden kavrayarak bebeğin başını destekler

- Destekleme esnasında boyundaki yumuşak dokulara baskı yapılmaz, aksi halde yabancı cismin çıkması engellenir

- Sırttan, kürek kemiklerinin ortasından, beş kere sert darbeler halinde vurulur; burada uygulanan darbenin sayısından ziyade amacı önemlidir: amaç yabancı cismin dışarı çıkmasını sağlamaktır.

 

Çocuklarda sırttan darbenin uygulanması:

- Sırttan vurulacak darbenin etkisi çocuğun başının aşağı doğru olmasıyla artacaktır.

- Küçük çocuklarda aynen bebeklerdeki gibi diz çökerek uygulanabilir; bu mümkün değilse çocuk başı aşağı doğru gelecek şekilde öne doğru eğilir ve sırttan beş kere darbeler halinde vurulur

Eğer sırttan vurulduğunda yabancı cisim çıkmamışsa ve çocuk/bebek halen bilinçliyse: bebeklerde göğüsten bastırma çocuklarda karından itme yöntemi (heimlich) uygulanır

 

Bebeklerde göğüsten bastırma:

- Boştaki el ile bebeğin başı kavranır, kurtarıcının kolu bebeğin sırtına desteklenir bebek iki kol arasında tutularak (sandviç yöntemi) güvenli bir şekilde çevrilir, sırta desteklenen kol üzerine sırt üstü yatırılır

- Bebeğin sırt üstü yatırıldığı kol da, kolun olduğu taraftaki üst bacağa desteklenir

- Göğüs basısında olduğu gibi göğüs kemiğinin alt ucunun bir parmak yukarısına iki parmak yerleştirilir

- Yabancı cismi çıkarmak için uygulanacak basıların, göğüs basısından farkı: daha sert darbeler halinde ve daha seyrek aralıkla uygulanmasıdır.

 

Bir yaşından büyük çocuklarda karından itme:

- Çocuğun yanına diz çökün; kollarınızı çocuğun koltuk altlarından geçirerek gövdeyi iki taraftan kollarınızla sarın

- Ellerinizi yumruk yapın ve birbirine kenetleyin; göbek çukuru ile göğüs kemiği arasındaki boşluğa yerleştirin

- Kenetlediğiniz ellerinizle karna, içe-yukarı doğru beş kez sert darbe uygulayın

- Darbeyi uygularken, göğüs kemiğinin altındaki kıkırdak çıkıntıya (ksifoid) ya da alt kaburgalara baskı yapmamaya özen gösterin; aksi halde karın yaralanması oluşabilir.

 

Sırttan vurma ve göğüs/karından bastırma işlemlerini bilinçli olduğu sürece, sırasıyla beşer kez tekrarlayın. Yalnızsanız ve yardım isteyebileceğiniz kimse olmasa bile bu aşamada çocuk yalnız bırakılmaz ve cismi çıkarmak için çaba harcanır. Cisim çıktığında, çocuğun genel durumunu inceleyin. Bazen yabancı cismin bir kısmı çıkmayabilir ve soluk yolunda sorunlara neden olabilir. O nedenle, şüpheniz varsa hekime danışmanızda yarar var. Her halükarda, karından itme yöntemi uygulanan kişilerde, karın içi yaralanması olasılığı olduğundan hekimin muayene etmesi önerilir.

 

3. Soluk yolundaki yabancı cisim tıkanması nedeniyle bilinci kapanan çocuk:

Eğer çocuğun/bebeğin bilinci kapanırsa, hemen düz bir zemine yatırın. Seslenerek yardım isteyin, yalnızsanız telefon etmek amacıyla bu aşamada yalnız bırakmayın ve aşağıdaki basamakları izleyin

Ağzını açıp bakın, görünen herhangi bir şey var mı? Varsa dikkatlice tek parmakla çıkarın. Tekrar tekrar çıkarma girişiminde bulunmayın ya da kör dalış/körleme süpürme vs yöntemi kullanmayın; bunlar cismin daha geriye gitmesinden veya boğazı zedelemekten başka bir işe yaramayacaktır.

- Baş-çene duruşu ile soluk yolunu açın ve 5 kurtarıcı soluk verin. Verdiğiniz her nefesin etkili olup olmadığını izleyin, şayet verdiğiniz nefes göğüs kafesini yükseltmiyorsa diğer soluğu vermeden önce başın duruşunu/pozisyonunu tekrar düzeltin.

- Beş soluk sonrası herhangi bir yaşam belirtisi olmazsa(öksürme, hareket, normal soluma gibi) dolaşımı değerlendirmeden göğüs basısına geçin.

- Tek kişi ile TYD basamaklarını uygulayın. Ortalama bir dakika sonra (başkası bu haber vermediyse) 112 yi arayın. Ve gerektiği şekilde devam edin.

- Çocuğun bilinci açıldığında, yan yatırın ve 112 gelene kadar solunumunu ve bilincini izleyin.

 

Konu başına dön

 

Başa Dön

 

AHA REHBERLERİ

 

ÇOCUKLARDA TYD

SAĞLIK PERSONELİ İÇİN SOLUTUCULAR

 

Published online before print November 28, 2005, doi:10.1161/CIRCULATIONAHA.105.166572

(Circulation. 2005;112:IV-156 – IV-166.) © 2005 American Heart Association, Inc. 2005 American Heart Association Guidelines for Cardiopulmonary Resuscitation and Emergency Cardiovascular Care,  Part 11: Pediatric Basic Life Support

 

Yaşamın en iyi niteliklere sahip olarak sürdürülebilmesi için, çocuklarda temel yaşam desteği (ÇTYD, PBLS) toplumsal girişimin bir parçası olmalıdır. Bu girişimler: çocuğu koruyacak önlemleri almak, TYD, en kısa zamanda ATH (112)yı haberdar etmek ve en kısa zamanda İYD nin başlanması çabalarıdır. Bahsedilen bu girişimler aynı zamanda AHA’nın çocuklar için oluşturduğu yaşam zincirinin halkalarıdır.  

Kalbi duran çocuğun yanında bulunan ilkyardımcı, hızlı ve etkili bir TYD başlatırsa, sinir sistemi etkilenmeden normal dolaşım % 70 oranındaki bir başarıyla geri döner; VF(ventriküler fibrilasyon)da olanların bile % 30 oranında yaşadığı bildirilmiştir. Ne yazık ki, hastane dışında çocuklarda oluşan kalp durmalarının sadece % 2-10 u yaşama şansına sahip olmuştur, onların çoğunluğunda da nörolojik harabiyet gelişmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ilkyardımcıların yarıdan fazlasının TYD uygulamamış olmasından kaynaklanmaktadır.  Oysa, bazı araştırmalar, hemen başlanan TYD ile sinir sistemi etkilenmeden yaşama dönme şansının çok arttığını ortaya koymuştur.   
 

ÇOCUKLARDA KALP DURMASI NASIL ÖNLENEBİLİR?

Bebeklerde ve çocuklarda ölümlerin nedeni çoğunlukla solunum yetmezliği, ABÖS(ani bebek ölümü sendromu), sepsis, nörolojik hastalıklar ve yaralanmalardır.

 

YARALANMALAR

Çocuk ve ergenlerde en fazla görülen ölüm nedeni yaralanmalardır, diğer nedenlere gore çocukluk dönemi ölümlerinin en önemli nedeni yaralanmalardır. Yaraların çoğunluğu önlenebilir niteliktedir. En yaygın önlenebilir ölümcül çocuk yaralanmalarının nedeni: motorlu araç kazalarında araçtaki çocuklar, yaya yaralanmaları, suda boğulma, yanıklar ve ateşli silah yaralanmalarıdır.

 

MOTORLU TAŞIT(ARABA) KAZASI YARALANMALARI

Amerika’daki çocuk ölümlerinin neredeyse yarısı, motorlu araç kazaları sonucunda olmaktadır. Kazalarda ölüme yol açan etkenler: çocuğun araç içindeki güvenliğinin yeterince sağlanmaması (bebek/çocuk koltuğunun olmaması ya da emniyet kemerini bağlanmamış olması gibi), deneyimsiz ergen sürücüler ve alkoldür.   

 

Uygun emniyet tedbirleri ile kast edilen:

• Bebekler için hazırlanmış ve araca doğru yerleştirilmiş bebek koltukları: 9 kg dan az ve 1 yaşın altında olan bebeklere gore hazırlanmış koltuklar,

• 1-4 yaş arasındaki çocuklara göre imal edilmiş özel koltuklar,

• 4-7 yaş arasındaki çocuklara oturma destekleyicileri ve özel şeritlerdir.

• Hayat kurtarıcı olan hava yastıkları çocuklar için yarardan ziyade zarar vermektedir. Arabanın ön tarafında oturan ve yukarıda bahsedilen önlemlerin alınmadığı 12 yaşın altındaki çocukların birçoğu kazalarda hayatını kaybetmiştir. (ilgilenenler için : the website of the National Highway Traffic Safety Administration “NHTSA”: http://nhtsa.gov., Look for the Comprehensive Child Passenger Safety Information).

Motorlu araç kazalarına bağlı yaralanmaların birçoğunun sebebi ergen sürücülerdir, özellikle ilk iki yıl bu oran çok yüksektir (Amerika’da ehliyet alma yaşı 16 dır, sadece gündüz ve birkaç istisna ile araba kullanabiliyorlar). Gece araç kullanmaları ve yanında ergenlik çağındaki yolcuların olması da bu kaza olasılıklarını yüksek oranda artırmaktadır. Emniyet kemerini takmamak, içkili araç kullanmak, aşırı hız yapmak ve tehlikeli araç kullanmak, ölümle sonuçlanan diğer kaza nedenleridir.

 

YAYA KAZALARI

Yaralanmaya neden olan motorlu araç kazalarının üçte biri yayalara aittir. Çocukların çok iyi kontrol edilmesi gerekir; çünkü yaralanmaların bir çoğu, çocukların hiç beklenmedik bir anda sokağa fırlamaları ya da otobüsten atlamaları sonucu oluşmaktadır.

 

BİSİKLET YARALANMALARI

ABD’deki ergen ve çocuklarda görülen, yılda ortalama 200 000 yaralanmanın, 150 ye yakınının ölüm nedeni bisiklet kazalarıdır. Bisiklet kazaları sonucu oluşan en önemli yaralanma ve ölüm nedeni kafa yaralanmalarıdır. Bisiklet kullanırken kask takmak kafa yaralanmalarını % 80  oranında azaltmaktadır.

 

YANIKLAR

Evde çıkan yangınlar nedeniyle, yanma ve dumandan zehirlenme sonucu ölüm oranı %80 dir. Duman algılayıcı sistemler yangın ve dumana bağlı ölümlerin önlenmesi konusunda çok etkili olmakla beraber; ölümlerin meydana geldiği evlerin % 70 nde duman alarmlarının çalışmadığı tesbit edilmiştir.

 

ATEŞLİ SİLAH YARALANMALARI

Diğer endüstrileşmiş ülkelere kıyasla, ABD’de silahla yaralanma oranı iki mislidir. Evde bulundurulan bir silah, gençlerin veya erişkinlerin intihar etme ya da başka birini öldürme olasılığını artırır.

 

ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU(ABÖS)

Bir yaşından küçük bebeklerin açıklanamayan ani ölümüdür. Her türlü otopsi, araştırma, içinde bulunduğu koşullar ve geçmiş sağlık öyküsü incelendiği halde ölümün nedeninin açıklanamadığı durumlardır. En fazla ABÖS oranı 2- 4 aylık bebeklerde görülmektedir. ABÖS nedeni halen açıklanamamıştır; ancak, bebeğin yüz üstü yatması, yumuşak yerde yatması ve sigara dumanı soluması gibi etkenlerin neden olabileceği düşünülmektedir. ABD’de “sırtüstü yatır” sloganı ile 1992 de başlatılan halk eğitiminden bu yana ABÖS % 40 oranında azalmıştır. Bu eğitimde hedeflenen, ebeveynlerin bebeklerini yüz üstü ya da yan yatırmayıp sırt üstü yatırmalarını sağlamaktı.

 

SUDA BOĞULMA

Suda boğulma, 5 yaşından küçük çocuklarda ikinci, ergenler de ise üçüncü sıradaki ölüm nedenidir. Çoğu kez, ailelerin dikkat etmediği küçük çocuklar yüzme havuzlarının kenarına geldiklerinde düşerek; ergenler ise göllerde ya da nehirlerde yüzerken veya kayıkla gezinti yaparken düşerek boğulmaktadır. Önlem olarak: havuz kenarlarına çit yapılması ve havuz kenarındaki çocuklara can yeleği giydirilmesi önerilmektedir.

 

Konunun başına dön

 

Başa Dön

 

 

ÇOCUKLARDA TEMEL YAŞAM DESTEĞİ BASAMAKLARI

 

Bu rehberin amaçlarına uygun olarak “bebek” bir yaşından küçük olanlardır. Ancak “yenidoğan” bu grup içinde yer almaz (bakınız 13. bölüm”yenidoğanın resüsitasyonu rehberi”). İlkyardımcılar için “çocuk” 1-8 yaş arasındaki gruptur ve çocuk TYD rehberi basamakları uygulanır.

Sağlık personeli için: çocuk TYD rehberi, bir yaşından ergenliğe kadar olan süreci kapsar. İlkyardımcı ve sağlık personeli için öngörülen bu ayrımın açıklaması 3. bölümde “CPR a genel bakış” kısmında yer almaktadır.

 

KURTARICININ VE KAZAZEDENİN GÜVENLİĞİ

Her zaman öncelikle, olay yerinin hem kendiniz hem de yaralı/hasta (H/Y) için tehlikeli olmadığından emin olun. Emniyeti sağladıktan sonra H/Y yi hareket ettirin. TYD uygularken, kuramsal olarak, bulaşıcı bir hastalığın bulaşmasından korkulur, bu çok düşük olasılıklı bir tehlikedir.

 

TEPKİNİN (BİLİNCİN) DEĞERLENDİRİLMESİ

• Hafifçe sarsarak ve yüksek sesle “iyi misin?” şeklinde seslenilir. Çocuğun adını biliyorsanız adıyla seslenin.

• Bakın herhangi bir hareket var mı? Eğer konuşuyorsa ya da hareket ediyorsa “tepki veriyor” demektir. Tepki veren çocukta, hemen yaralanma veya herhangi bir tıbbi yardımı gerektirecek sorun var mı araştırın. Gerektiğinde, telefon etmek için çocuğu yalnız bırakırsanız işiniz bitince hemen yanına geri dönün ve çocuğun durumunu tekrar değerlendirin. Solunum yetmezliği olan çocuklarda, rahat ettiği ve rahat soluk alıp verebileceği; soluk yolunun açıklığının ve devamlılığının kontrol altında olabileceği bir pozisyon verin.

• Çocukta tepki ve herhangi bir hareket yoksa, yüksek sesle bağırarak yardım isteyin. Hemen TYD ne başlayın. Yalnızsanız, 5 döngü (30 göğüs basısı ve 2 suni solunum) olacak şekilde (iki dakika kadar) TYD uyguladıktan sonra 112 yi arayın ve AED isteyin. Yalnız olduğunuzda, çocukta yaralanma bulgusu yoksa ve küçükse, çocuğu telefon edeceğiniz yere kadar beraberinizde taşıyabilirsiniz. 112 yi aradığınızda, haberleşmecinin talimatlarıyla daha doğru TYD yapma imkânınız olur. Eğer yanınızda ikinci bir kişi varsa, 112 yi arayabilir. Çocukta yaralanma olduğundan şüpheleniyorsanız ve ikinci bir kişi varsa, boyun omurlarının sabit tutulmasında yardımcı olabilir. Çocuk güvenlik nedeniyle hareket ettirilecekse, baş-beden desteği sağlanmalıdır, boyun ve baş omurgayla birlikte aynı düzlemde çevrilmelidir.   

 

112 nin HAREKETE GEÇİRİLMESİ VE AED İSTENMESİ

Eğer çocuk gözünüzün önünde yığılıp kaldıysa(kendinden geçtiyse, kollabe olduysa), örnek: koşan atletin yığılıp kalması gibi. Tek başına olan sağlık personeli, TYD ne başlamadan önce hemen 112 yi aradıktan sonra AED yi almalıdır. Hemen TYD ne başlayıp AED yi kullanabilir. Ancak eğitimi daha basitleştirmek üzere önerilen: tek kişi olan kurtarıcı önce 5 döngü(2 dakika) TYD yaptıktan sonra 112 yi aramalı, daha sonra da sahipse AED yi getirip uygulamalıdır. Bu bölüm bazı uygulayıcılara (örnek, çocuğunda ani aritmi gelişme olasılığı olan annelerde olduğu gibi) özel olarak düzenlenebilir. Eğer iki kurtarıcı varsa, zaten birisi TYD ni uygularken diğeri 112 yi arayıp AED yi getirebilir.

 

K/H nın POZİSYONU

Bilinci kapalı ise, sert ve düz bir zeminde yüzü yere gelecek şekilde yan yatırılır(koma/recovery pozisyonu). Çocuğu döndürmek zorunda kalırsanız omurgasını, boynunun ve başının aynı düzlemde döndürülmesine özen gösterin.

 

SOLUK YOLUNU AÇMA VE SOLUNUMU DEĞERLENDİRME

Çocuk veya bebek bilinçsizse, dil soluk yolunu tıkayabilir, o nedenle soluk yolu açılmalıdır.

 

Çevredeki Kurtarıcılar (İlkyardımcılar) Tarafından Soluk Yolunun Açılması:

İlkyardımcıysanız, yaralı ya da hasta olup olmaması önemli değil soluk yolunu baş geriye-çene yukarıya getirerek (baş-çene duruşu) soluk yolunu açarsınız(class IIa). Önceleri öğretilen çeneyi yukarı itme manevrası artık önerilmiyor, çünkü öğrenilmesi zor; hem etkin bir soluk yolu açma yöntemi değil hem de uygularken zaten boyun hareket ettiriliyor(class IIb).

 

Sağlık Personeli Tarafından Soluk Yolunun Açılması:

Sağlık personeli de yaralanma olsun olmasın, soluk yolunu açmak için beş-çene pozisyonunu uygulamalıdır. 

Künt yaralanma kurbanlarının acil serviste çekilen filmlerinin, yaklaşık %2 nde omurga yaralanması saptanmıştır. Yüz yaralanmalarında ve GKS: 8 in altında olduğunda, bu oran üç misli artmaktadır. Eğer sağlık personeliyseniz ve kazazedenin boyun omurlarında sorun olduğundan şüpheleniyorsanız; soluk yolunu çeneyi yukarı kaldırarak (jaw thrust) açabilirsiniz(class IIb). TYD nde önemli olan soluk yolunu açarak yeterli oksijenlenmeyi sağlamak olduğundan (class I), soluk yolu yterli değilse baş-çene pozisyonunu uygulayabilirsiniz. 

 

SOLUNUMU DEĞERLENDİR

Soluk yolunu açık tutarken, 10 saniyeden uzun sürmeyecek şekilde K/H nın solunumunu değerlendirir. Göğüs kafesinin ve karnın alçalıp yükselmesine bakın, ağzından ve burnundan gelen solunum sesini dinleyin, yanağınızda ağzından ve burnundan gelen soluğu hissedin. Bunlar yoksa soluk almıyor demektir. Düzenli olarak iç çekmeli nefes (can çekişmesi olarak tabir edilen, agonal gasp denilen nefes) solunum olarak kabul edilmemektedir

Çocuğun solunumu varsa ve yaralanma bulgusu yoksa çocuğu yan yatırın(recovery). Bu şekilde soluk yolu açık kalır ve tıkanma olasılığı azalır.

 

KURTARICI SOLUK VERME (SUNİ SOLUNUM)

Çocuğun solunumu yoksa ya da iç çekmeli ise,

 

İlkyardımcılar için:

- Soluk yolunun açık kalmasına dikkat ederek iki soluk verin

Sağlık personeli için:

- Soluk yolunun açık kalmasına dikkat ederek iki soluk verin

- Verdiğiniz her soluğun etkili olmasına dikkat edin(göğüs kafesini yükseltmeli). Eğer yükseltmiyorsa başın duruşunu düzeltin ya da ağzınızla ağzı hava kaçmayacak şekilde kavradığınızdan emin olun ve tekrar soluk verin.

Bebekte ağızdan - ağza ve burna soluk verin(Class IIb). Çocukta ise ağızdan – ağza soluk verin. 

Yöntemle ilgili yorumlar:

Eğer bebekte ağızdan - ağza ve burna soluk verirken hava kaçışını engelleyemiyorsanız (ağzı kavrama güçlüğü varsa); ağızdan – ağza veya ağızdan – burna (Class IIb) soluk vermeyi deneyin. Soluğu ağzına verirken burnunu, burnuna verirken ağzını kapatmayı unutmayın. Yine, soluk verirken göğüs kafesini şişirdiğinizden emin olun.

 

SOLUTMA ESNASINDA KULLANILABİLECEK KORUYUCULAR:

Güvenilir (hastalık bulaşma olasılığının düşük) olmasına karşılık hem sağlık personeli hem de ilkyardımcılar koruyucu kullanmayı tercih etmektedirler. Koruyucuların bulaşımı önledikleri söylenemez ama verilen soluğun giriş çıkışını engellemektedir. Eğer koruyucu kullanıyorsanız solunumun geciktirilmesini engelleyin.

 

Konunun başına dön

 

Başa Dön

 

 

SAĞLIK PERSONELİ İÇİN SOLUTUCULAR

 

BALON – MASKE SİSTEMİ (BAG MASK) İLE SOLUTMA:

Kısa süreli solutmalarda balon maske sistemi ile solutma, entübasyonla olduğu kadar etkili ve güvenilirdir. Ancak balon maske sistemi ile etkili solutmak için, eğitim ve düzenli aralıklarla tekrarlanan beceri eğitimi gerekmektedir; istenen beceriler: doğru boyuttaki maskeyi seçmek, soluk yolunu açmak, maskeyi yüze hava kaçmayacak şekilde yerleştirmek ve o şekilde tutmak, etkili solutmak. Hastane dışında(hastane öncesi acil bakımda), nakil süresi kısaysa, intübasyon yerine bebek ve çocuklarda oksijen bağlanmış balon maske sistemi ile solutma tercih edilmelidir(Class IIa). 

 

SOLUTMA TORBALARI/BALONLARI (VENTİLATİON BAGS)

Kendiliğinden şişen 450-500 ml ‘lik torbalar kullanın; daha küçük hacımlılar, bebeklerde ve süresini tamamlayan(40 haftalık) yenidoğanlarda etkili tidal volüme sahip olmayabilir ya da istendiği kadar uzun inspirasyon süresi sağlayamazlar.

Kendiliğinden şişen torbalaroksijen bağlanmadığı sürece ortamın havasını verirler; oksijen bağlandığında ise dakikada 10 litreye kadar (% 30-%80 oranında değişen yoğunlukta) oksijen verilebilir. Yüksek yoğunlukta (% 60-95 oranında) oksijen verilmek istendiğinde bir yedek oksijen torbası ilave edilebilir. Dakikada 10-15 litre oksijen akışı sağlamalısınız.

 

ÖNLEMLER (UYARILAR):

Hiperventilasyondan kaçının; vereceğiniz havanın tidal volümu ve gücü sadece göğüs kafesini yükseltecek kadar olmalıdır. Her soluğu 1 saniyeden daha uzun sürede verin.

- Kalp durması söz konusuysa ve ileri soluk yolu uygulanmamışsa, tek kişi olduğunda 30/iki kişi olduğunda 15 göğüs basısı sonrasında ağızdan – ağza buruna veya balon maske sistemiyle 2 soluk verin.

- İleri soluk yolu uygulanmışsa (endotrakeal tüp, özefageal-trakeal kombitüp”Combitube”, laringeal maske “LMA”); göğüs basısı uygulayan kurtarıcı dakikada 100 kez olacak şekilde bası yaparken solutan kurtarıcı dakikada 8-10 kez olacak şekilde solutarak döngüleri göz ardı eder. Her iki dakikada bir kurtarıcılar yer değiştirir; böylece, oluşabilecek yorgunluk sonucu etkisiz solutma ve göğüs basısı engellenmiş olur.

- K/H nın nabzı var solunumu yoksa, dakikada 12-20 soluk olacak şekilde, 3-5 saniye arayla solutun.  

Sağlık personeli genellikle TYD sırasında çok fazla solutur, özellikle de ileri soluk yolu uygulanmışsa; çok fazla solutmak zararlıdır, çünkü:   

- Venöz geri dönüşü engeller, dolayısıyla kardiyak output azalır (kalbe dönene kan azaldığı için vücuda pompalanan miktar da azalır); beyne giden kan akımı azalır, göğüs içi (intratorasik) basınç artacağından koroner perfüzyon da azalır.

- Küçük soluk yollarında tıkanmaları olan hastalarda barotravmaya neden olabilir

- Regürjitasyon ve aspirasyona neden olur (mideye dolan fazla hava mide içeriğinin ağza geri dönmesine”kusmaya”; kusmuğunda soluk yoluna kaçarak soluk yolunda tıkanmaya yol açar).

O nedenle kurtarıcılar, önerilen dakikadaki solutma sayılarına uymalıdırlar.

Soluk yolunda daralma ya da akciğer kompliyansında(esneme yeteneğinde) zayıflık oluşmuş hastalarda yüksek basınçla solutmanız gerekebilir. Basınç ayarlı kapağı olan solutucular sizin gereğinden fazla tidal volüm vermenizi engelleyebilirler. Elle solutma yaptığınız balon solutucuların, göğüs kafesini yükseltecek kadar basınç yapabilmelidir.

 

İKİ KİŞİ İLE BALON MASKE SOLUTMASI

Hastada belirgin olan soluk yolu tıkanıklığı/daralması veya zayıf akciğer kompliyansı belirtileri ya da maskenin yüze oturtulması sorunu varsa, iki kişi ile solutmak önemlidir. Kurtarıcılardan biri her iki eliyle maskeyi yüze oturtmaya çalışırken aynı zamanda soluk yolunun açıklığını sürdürür, diğeri ise uygun basınçla balonu şişirme işlemini sürdürür. Her ikisi de göğüs kafesinin yeterince yükselip yükselmediğini izlemelidir.

 

MİDEDE ŞİŞKİNLİK VE KRİKOİD BASINCI

Yukarıda bahsedildiği gibi fazla miktarda solutma sonucu mideye dolan hava midede şişkinliğe ve midedeki içeriğin dışarı atılmasına (regürjitasyona) neden olur. Bunu önlemek için:

- Ani basınç uygulamayın (örnek: balonu birden değil yavaşça şişirin)

- Hastanın bilinci kapalıysa ve ikinci bir sağlık personeli varsa, krikoid basınç uygulayabilirsiniz. Ancak dikkat edin aşırı basınç yaparak trakeayı tıkamayın.

 

OKSİJEN

Hayvan deneylerinin ve kuramsal bilgilerin aksine, % 100 oksijenin olumsuz etkileri olduğu sanılıyor; çünkü yenidoğan bebeklerde çeşitli oksijen yoğunlukları kullanılarak yapılmış araştırma verileri yok. Yeni veriler elde edilene kadar sağlık personeli TYD esnasında % 100 oksijen kullanmalıdır. Hastanın solunumu düzeldiğinde oksijeni azaltın, ancak hastayı sürekli izleyerek yeterli oksijen almasını sağlayın. Mümkünse mukozalarda kurumayı önlemek ve balgamı inceltmek için oksijeni nemlendirerek verin.

 

MASKELER

Kendi solunumu olan bir hastada, maskeler % 30-50 oranında oksijen akışı sağlarlar. Yüksek yoğunlukta oksijen vermek için: yüze iyi oturan, geridönüşsüz kapağı ve yedek oksijen torbası olan bir maske kullanılmalı ve oksijen akış miktarı ortalama dakikada 15 litre (%100)olacak şekilde ayarlanmalıdır.

 

NAZAL KANÜLLER

Kendi solunumu olan çocuk ve bebekler için uygun boyutlarda nazal kanüller var. Verilecek oksijenin oranı çocuğun vücut ölçülerine, solunum sayısına ve solunum çabasına göre ayarlanır. Örnek: dakikada 2 litrelik bir akış % 50 oranında bebek için oksijen sağlar.

 

SAĞLIK PERSONELİ İÇİN NABZI DEĞERLENDİRME:

Sağlık personeliyseniz 10 saniyeyi aşmayacak şekilde bebekte kol atardamarından (brakiyal arter), çocukta şahdamarından(karotisten) nabzı hissetmeye çalışın. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki gerek sağlık personeli gerekse de diğer ilkyardımcılar çoğu kez doğru nabız alamakta hatta birçoğu nabız olmadığı halde aldıklarını sanmaktadırlar. Bu gerekçelerden dolayı eğer 10 saniye içinde nabzı hissettiğinizden emin değilseniz ya da nabız alamıyorsanız hemen göğüs basısına başlayın.

Oksijen verilerek solutulduğu halde kalp atım hızı dakikada 60 ın altındaysa ve yetersiz kanlanma bulguları varsa(ciltte solukluk, mukozalarda siyanoz ”tırnaklarda, dudaklarda morluk” varsa göğüs basısına başlayın. Yetersiz kanlanmada bradikardi de varsa bu göğüs basısını gerektirir, çünkü yetersiz kanlanma ile yetersiz kalp atım sayısı birlikte kısa sürede kalp durmasına yol açar. Bebeklerde ve çocuklarda kardiyak output genellikle kalp atım sayısıyla bağlantılıdır. Göğüs basılarına ne zaman başlanacağı ile ilgili kesin bir veri olmadığından, kalp atım sayısı dakikada 60 ın altına düştüğünde ve yetersiz kanlanma bulguları gözlendiğinde göğüs basısına başlanması önerilmektedir; bu eğitim esnasında ve becerinin hatırlanmasında kolaylık sağlamaktadır. Ek bilgi için 12. bölümdeki “çocuklarda ileri yaşam desteği”ndeki “bradikardi” kısmına bakınız.

Eğer, bebeğin ya da çocuğun nabzı dakikada 60 ın üzerindeyse, ancak solunumu yoksa, göğüs basısı yapmadan sadece suni solunuma başlayın. 

Sağlık personeli olmayan diğer kurtarıcılara nabzın değerlendirilmesi öğretilmeyecektir. Onlar 2 kurtarıcı soluk sonrası hemen göğüs basısına başlayacaklardır.

 

SAĞLIK PERSONELİ İÇİN GÖĞÜS BASISI OLMADAN SUNİ SOLUTMA:

Nabız dakikada altmış ya da 60 ın üzerindeyse ancak solunumu yok ya da yetersizse; dakikada 12-20 kez solutacak şekilde, 3-5 saniye arayla ve her bir solutma 1 saniyeden daha uzun sürecek şekilde soluk verin/solutun. Her bir soluğun göğüs kafesini yükseltmesi gözlenmelidir. Her iki dakikada bir nabzı 10 saniyeyi aşmayacak şekilde hissetmeye çalışın (Class IIa).

 

GÖĞÜS BASISI

Göğüs basısı, göğüs kemiğinin alt yarısına uygulanmalıdır, ama ksifoidin üzerine değil. Her bası sonrası kalbin dolmasını sağlayacak kadar süre tanınmalıdır (Class IIa); bastıma-gevşeme süresi eşit olmalıdır. Etkili göğüs basısı için öneriler:

- “Güçlü bastır” uygulayacağınız bası, göğüs kafesini üçte bir ya da yarısı kadar içe çöktürmeye yetecek kadar güçlü olmalıdır.

- “Hızlı bastır” uygulayacağınız bası sayısı dakikada 100 kez olmalıdır

- Kalbin tekrar dolmasını sağlamak üzere, göğüs kafesine eliniz kesinlikle basınç oluşturmamalıdır.

- Göğüs basısı esnasında ara vermeleri(örnek nabız kontrolü, solunum kontrolü, şok verme gibi) mümkün olduğunca kısa tutun.

Sağlık personeli tek başınaysa yada diğer kurtarıcılar söz konusuysa, göğüs basısı bebeğin göğüs kemiğine iki parmakla ve iki meme başı arasındaki hattın hemen altına uygulanır(Class IIb).

Bebeğe iki başparmak-elle sarmalama yöntemi ile göğüs basısı, iki sağlık personeli olduğunda uygulanmalıdır. İki elinizle bebeği göğsünden kavrayın, iki başparmağınızı göğüs kemiğinin alt yarısına yerleştirin. Başparmaklarınızla kuvvetlice göğüs kemiğini(sternumu) bastırın, diğer parmaklarınızla da göğüs kafesini (toraks) sıkıştıracak şekilde basınç oluşturun. Tek başına iseniz ve ellerinizle göğsü çevreleyemiyorsanız iki parmakla göğüs basısı uygulayın. Göğsü ellerle kavrayıp başparmaklarla bası yapılmasının tercih edilme nedenleri: 1. daha fazla koroner arter kanlanma (perfüzyon) basıncı oluşturuyor, 2. basının derinliği ya da oluşturdurduğu basınç daha etkili ve istikrarlı oluyor, 3. daha yüksek sistolik ve diyastolik basınç oluşturuyor.

Çocukta; gerek sağlık personeli gerekse diğer kurtarıcılar, erişkinlerde olduğu gibi, göğüs kemiğinin alt yarısına tek veya iki elin topuk kısmını yerleştirerek göğüs basısı uygulamalıdır. Asla, ksifoide(kıkırdak çıkıntıya) ya da kaburgalara bası uygulanmamalıdır. Tek veya iki el ile yapmanın birinin diğerine üstünlüğünü ortaya koyan herhangi bir veri yok, ancak mankenle yapılan çalışmalarda iki elle daha güçlü basınç elde edildiği görülmüştür. Gerek çocuklar gerekse kurtarıcılar farklı vücut gelişimine sahip olduklarından burada önemli olan kural: göğüs kafesinin, göğüs yüksekliğinin üçte biri kadar içe doğru çöktürülmesidir, tek veya iki elle yapılması değil.

 

SOLUTMA İLE GÖĞÜS BASISININ BİRLİKTE UYGULANMASI

En mükemmel solutma – göğüs basısı oranı bilinmemektedir; ancak araştırmalarla desteklenen sonuçlar aşağıda sıralanmıştır:

- 2000 yılı rehberlerinde 5:1 oranı ve dakikada 100 kez göğüs basısı önerilmişti. Ancak yapılan çalışmalarda en uygun koşullar sağlandığında bu oranla erişkinde dakikada 50 göğüs basısı, çocuklarda ise 60 göğüs basısına ulaşılmıştır.

- Soluk verme, nabız kontroli ya da AED uygulama gibi nedenlerle göğüs basısına verilen herbir ara ile koroner perfüzyon basıncı yeterince sağlanamıyor.

- Hem hastanede hem de hastane öncesinde, yine hem kurtarıcıların hem de sağlık personelinin göğüs basılarına sık ve uzun aralar verdiği belgelenmiştir. Verilen aralar geridönüşü azaltmaktadır.

- Ani atım düzeni bozukluğu sonucu kalbi duranlarda (VF veya nabızsız VT sonucunda durması gibi), ilk birkaç dakika için solutma göğüs basısına göre daha önemsizdir.

- Çevrede bulunan kurtarıcılar için, tüm yaş gruplarında tek bir suni solunum-göğüs basısı oranı uygulaması hatırlamayı kolaylaştırıcı bir unsurdur.

 

Tek kurtarıcı iseniz 30 göğüs basısı uyguladıktan sonra mümkün olduğunca kısa ara vererek 2 kere solutun(her biri birer saniye sürecek şekilde ve iki solutma arasında havanın çıkmasına/kendiniz nefes almaya olanak tanıyarak). Soluk vermeden önce soluk yolunun açmayı unutmayın. 

İki kişiyseniz (sağlık personeli ya da eğitim almış cankurtaran vb.) o zaman Göğüs basısı- suni solutma oranını 15:2 şeklinde uygulayın, böylece ara verme süresi daha da kısalacaktır. Ağızdan ağza ya da balon-maske sistemi ile soluturken aynı zamanda göğüs basısı uygulamayın. İki kişi ile 15:2 ergenlikten itibaren çocuklara da uygulanabilir.

Kurtarıcının yorulması sonucunda göğüs basısında yeterli verim alınamaz; göğüs kafesine yeterince basınç uygulayamayacağından ve bası ile gevşeme arasında sürenin kalbin dolmasına yetecek kadar olması sağlayamayacağından dolayı. Yorgunluğun etkisiyle her seferinde göğüs basısının etkinliği qazalacaktır. Eğer erişkin, çocuk ve bebekte ileri soluk yolu açılmışsa bu durumda oran düşünülmez. Göğüs basısı yapan kurtarıcı dakikada 100 kere olacak şekilde basınç uygularken, diğer kurtarıcı (dakikada erişkinde 8-10, bebek ve çocukta 12-20 kere olacak şekilde) ara vermeden solutmayı sürdürür. Her iki dakika bir kurtarıcılar yer değiştirerek, yorulmaları önlenir. Bu yer değiştirme en fazla 5 saniye içinde gerçekleştirilmelidir, böylece araverme kısa tutulur.

 

SADECE GÖĞÜS BASISININ UYGULANMASI

VF ye bağlı kalp durmalarında ilk dakikalarda soluk verilmesi çok önemli değildir; soluk yolu açıksa iç çekişmeli solunum esnasında az da olsa solunum gerçekleşir. Ancak özellikle havasız kalmaya bağlı kalp durmalarında ve özellikle çocuklarda bu geçerli değildir, bu K/H ların en kısa zamanda hem solutmaya hem de kalp masajına gereksinimleri vardır. Eğer bir kurtarıcı soluk vermeye istekli veya verecek durumda değilse, hiç bir şey yapılmamasındansa göğüs basısını uygulamasında yarar vardır(Class Iib).

 

112 yi ARAMA VE AED yi İSTEME

Çocuk ve bebeklerde görülen kalp durmalarının nedeni çoğunlukla havasız kalmaya bağlı oluşur. Tek başına olan kurtarıcılar (gözünün önünde çocuk veya bebek hayatını kaybetmiş olan sağlık personeli hariç), 5 döngü (2 dakika) TYD yaptıktan sonra sonra 112 yi aramalı hemen ardından TYD ne devam etmelidir. Eğer çevrede başka kişiler varsa, kurtarıcı TYD uygularken diğer kişiler 112 yi arar ve AED yi getirir/ister.

 

DEFIBRILASYON

VF aniden kendinden geçmeye neden olur. Bir çocuk gözünüzün önünde aniden kendinden geçerse(örneğin atletizm yaparken vs), bu çocukta muhtemelen VF veya nabızsız VT vardır ve en kısa zamanda defibrilasyon gerekir. VF ve nabızsız VT “şok verilecek atımlar” olarak adlandırılırlar çünkü bunlar elektriksel şoklarla (defibrilasyonla) düzelirler.

Birçok AED, çocuklardaki “şok verilecek atımlar” belirleyebilecek ve onlara uygun enerji seviyesinde şok verecek yapıdadırlar. ECC 2000 Rehberleri yayınlandığından beri, veriler göstermiştir ki, 1-8 yaş arasındaki çocuklarda AED güvenilir bir şekilde uygulanabilmektedir. Ancak bir yaşından küçük çocuklarda önerilerde bulunabilecek yeterlilikte veri henüz yok.

 

Konunun başına dön

 

 Başa Dön

Anasayfaya Dön