ORGANİZMANIN ZEDELENMEYE KARŞI GÖSTERDİĞİ TEPKİ

 

Zedelenme (ya da yaralanma) hücrenin dolayısıyla da ait olduğu doku ve/veya organın herhangi bir nedenle zarar görmesidir. Bu nedenler içten ya da dıştan kaynaklanabilir.

İçten kaynaklanan ve zedelenmeye yol açan etkenler: enfeksiyon, alerji, tümör olabilir.

Dıştan kaynaklanan zedelenmenin etkenleri: fiziksel-kimyasal yanıklar; kesici, delici, künt darbelerdir. Kesici yaralanmalara bıçak, cam metal levha hatta kâğıt gibi keskin kenarlı maddeler; delici/batıcı yaralanmalara ise şiş, iğne, tığ, bıçak, kazık gibi sivri uçlu maddeler; künt/ezik yaralanmalara ise yumruk, top, araba çarpmaları, göçük altında kalma gibi keskin olmayan  maddeler yol açar. Ezik yaralanmalarında genellikle üstteki deri tabakası sağlam ancak içte sorun olabilirken; kesici ve batıcı yaralanmalarda üstteki derinin bütünlüğü bozulmuştur.   

Dokular/hücreler hasara uğradığında inflamasyon, rejenerasyon ve onarım, dejenerasyon, nekroz, atrofi, hipertrofi, hiperplazi, metaplazi, neoplazi ve alerjik tepkiler verebilir.

Genellikle yumuşak dokunun etkilendiği zedelenmeye geçmeden önce, yumuşak dokunun özelliklerini hatırlamakta yarar var:

 

Yumuşak dokunun yapısı. Üç tabakadan oluşur:

 

Yumuşak dokunun işlevleri:

• Yaralanmalarda kabuk oluşturmak

 

YARANIN İYİLEŞME SÜRECİ

1. Kanamanın durdurulması dönemi -Hemostasis

•  İlk anlarda başlayan vazokonstriksiyon 10 dakika kadar devam eder

•  Pıhtılaşma oluşur

2. Yangı dönemi-Inflammatory phase

•  Yara yerine granülositler ve makrofajlar yığılır

•  Histamin salgılanır

3. Epitel oluşma dönemi-Epithelialization phase

•  12 saatte oluşur, yeni deri katmanlarının oluşmasıyla iyileşme süreci tamamlanır

4. Yeni damarların oluşma dönemi-Neovascularization

• Yaralanmayı takip eden üç gün içinde yeni damarların oluşumu başlar ve 21 güne kadar tamamlanır

5. Bağ dokusu oluşumu-Collagen Synthesis

     •  Fibroblastlar kollajen sentezler, kollajenler kenarları birbirine bağlarlar

     •  Yeni kalıp oluşturma: derinin eski haline gelmesi için kollajenler birkaç kez yıkıma uğrayıp tekrar yapılırlar

 

Yaranın iyileşme süreçlerini gösteren şemalar için tıklayın:( 12 )

 

YARANIN İYİLEŞMESİNİ ETKİLEYEN ETKENLER

-  Anatomik etkenler: Yaranın bulunduğu bölge, derinin gergin olduğu bölgeler, pigmentli deri, yağlı deri

- İlaç Kullanma Öyküsü: Kortikosteroidler, Penicillin, Colchicine (gut artrit tedavisi), Antikoagülanlar, Antineoplastikler

Sağlık durumu ve Hastalıklar: İleri yaş, alkolizm, akut üremi, karaciğer yetmezliği, diabetes mellitus, hipoksi, ağır anemi, malnütrisyon, kalp – damar ve akciğer hastalıkları, kanser

 

KAPATILMASI GEREKEN YARALANMALAR

 

İNFLAMASYON (İLTİHAP, YANGI)

Dokunun zedelenmeye veya tahrişe karşı verdiği tepkidir. Zedeleyici etkenin uzaklaştırılması veya harabedilmesinin yanısıra, zedelenmeyi bulunduğu alanla sınırlandırarak doku onarımını da sağlar.

 

YANGIYA YOL AÇAN NEDENLER:

 

Yangı süreci üç aşamadan oluşur:

1.      Hücreye ve damara ait tepkiler

2.      Eksuda yapımı

3.      Doku onarımı

 

1. Zedelenmenin olduğu yerde, kan damarlarında ani ve geçici vazokonstriksiyon meydana gelir. Ardından zedelenen dokunun hücrelerinden histamin açığa çıkar. Histaminin vazodilatasyon etkisi ile bölgeye kan akımı artar, hiperemi oluşur. Hiperemi yangı bölgesinde kırmızılığa ve sıcaklığa neden olur. Genişleyen damarlarda kanın akış hızı azalır, bölgede lökositler birikmeye başlar. Geçirgenliği artmış olan kapiller duvardan dokularasına lökositler, plazma, eritrositler ve trombositler geçmeye başlar. Lökositler zedeleyici etkene saldırarak hücresel artıkları fagosite eder ve ortadan kaldırırlar. Plazma ile gelen antikorlar ortamdaki antijenleri etkisiz hale getirirler. Daha sonra bölgeye gelen makrofajlarda fagositoza yardımcı olurlar. Bu arada fibrinojen fibrin ağı oluşturarak doku onarımını sağlar.

 

2. Eksüdatif aşamada; damar duvarından hücrelerarası boşluğa geçen sıvı, kan hücreleri, ölü hücreler, ölü ve parçalanmış hücrelerden salgılanan ürünler ile varsa zedelenmeye neden olan etkenler eksudayı oluşturur. Seröz, pürülan, fibrinöz ve hemorajik eksudadan söz edilebilir.   

Seröz Eksuda: yangının başlangıcında veya zedelenme hafifse görülür. Çoğu etkilenen membrandan(zardan) salgılanan serumdan oluşan; fibrinsiz, çok az sayıda hücre içeren sıvıdır. Kabarcık içindeki sıvı(bül) örnek verilebilir.

Pürülan Eksuda: iltihap lökositleri, ölü ve yaşayan mikroorganizmalar, ölü hücreler, damarlardan sızan kan gibi sıvı içeren koyu sıvıdır. Pürülan eksudanın bir yerde toplanmasına “APSE” denilir. Apseli alan lökosit ve fibrinle çevrilidir.

Fibrinöz Eksuda: daha ziyade fibrinojenin hücreler arası boşluğa geçtiği, vaskular geçirgenliği ifade eder. Zedelenen hücrelerden ve trombositlerden salgılanan tromboplastin fibrin oluşturur. Fazla miktardaki fibrin, doku yüzeyinde membranöz bir kılıf oluşturabilir. Yapışkan oluşu nedeniyle, yüzeylerin birbirine yapışmasını sağlar. Fibrin, fibröz dokuya dönüşebilir, oluşan fibröz bantlar iki yüzeyin yapışmasına neden olabilir; plevra, perikard ve barsak yapışıklıkları gibi.

Hemorajik Eksuda: çok miktarda eritrosit içerir.

İltihabi eksudanın birikmesiyle hücreler arası boşluk gerilir, sinir uçlarına baskı yapar ve ağrıya neden olur.

Onarım aşamasında, yangı geriler; artıklar lökositler, makrofajlar ve lenfatik drenajla ortamdan uzaklaştırılır. Doku hücrelerinin ve fibröz skar dokusunun yenilenmesiyle (rejenerasyonu ile)

 

3. Dokunun Onarımı: Zedelenen dokunun iyileşebilmesi için birkaç süreçten geçmesi gerekir. Zedelenme hafifse, hücrede nekroz oluşmamışsa tam iyileşme gerçekleşebilir.

Zedelenmenin ağır olduğu durumlarda bazı hücrelerin hasarı fazla olduğundan hücre ölür. Zedelenen bu alan, dokunun yaşayan hücreleri tarafından onarılır. Çeşitli dokuların hücre üretebilme yetenekleri birbirinden farklıdır: sinir, kas ve elastik dokular yapısal büyümelerini tamamladıktan sonra çok az yenilenen ya da hiç yenilenmeyen yapılardır; epitelyum, fibröz, lenfoid ve kemik dokuları benzer hücre üretme / kendini yenileme yeteneğine sahip yapılardır.

Hücre yenilenmesinin mümkün olmadığı yapılarda, kaybolan dokunun yerini fibröz doku alır. Fibröz oluşumu etkilenen organın işlevselliğini azaltır.

ortam normale döner.

 

YANGI İLE İLGİLİ SİSTEMİK TEPKİLER

Yangı sürecinde oluşan toksik ürünler emilerek kana karışabilir veya lenfatiklerle ortamdan uzaklaştırılırlar. Lenf akımına karışan katı partiküller lenf düğümlerinde fagositik hücreler tarafından yok edilirler. Ancak eriyebilen ürünler lenf düğümünü aşarak, kana karışıp vücuda yayılırlar ve genel iritasyon ile sistemik belirtilere neden olurlar: ateş, baş ağrısı, solunum ve nabız sayısında artış, halsizlik, iştahsızlık, letarji gibi. Lökosit ve sedimantasyon hızı artar.

 

YANGIDA GENEL BAKIM KURALLARI

SICAK: bölgeye olan kan akımını artırır, dokuların gevşemesini ve dinlenmesini sağlar. 

SOĞUK: damarlarda vazokonstriksiyona neden olur. Bu hem eksudanın hacmini azaltır hem de eksudanın neden olduğu ağrıyı. Soğuk aynı zamanda sinir uçlarının duyarlılığını azaltarak ağrının da azalmasını sağlar. Eğer yangıya neden olan bakteri ise, soğuk bakterilerin aktivitelerini azaltır ve çoğalmalarını önler.

 

 

İYİLEŞMEYİ GECİKTİREN ETKENLER

Dokunun yaralanması ve kan akımının azalması: iyileşme sürecindeki doku yeniden ağır bir hasara maruz kaldığında ve kan akımı azaldığında iyileşme süresi uzar.

Enfeksiyon: yaraya mikroorganizmalar girerse, doku hasarı artar ve granülasyon dokusunun oluşumu gecikir.

Yetersiz beslenme: vücuda yetersiz protein alınması doku yenilenmesi için gerekli olan esansiyel amino asitlerin yetersizliğine neden olur. C vitamini yetersiz alındığında kollajen yapımı durur.

Mekanik etkenler: sürtünme, zedelenen bölgede yumuşak granülasyon dokusunun zarar görmesine neden olur. Yaradaki yabancı cisimler de iyileşmeyi geciktirir.

Adrenokortikal hormonların fazlalığında yangı ve sonuçları baskılanır, granülasyon dokusunun yapımı engellenir.  

 

DEJENERATİF DEĞİŞİKLİKLER

Dejenerasyonun karşılığı bozunumdur. Hücrenin bozunumu, hücrenin yapısının ve kimyasal reaksiyonlarının değişmesi, işlevlerinin bozulması demektir.

 

NEKROZ

Zedelenme sonucu oluşan hücre ölümüne “nekroz” denir. Hücrenin sitoplazmasında ve çekirdeğinde birkaç saat içinde değişiklikler olur. Nekrozun nedenleri: yetersiz kanlanma, mekanik zedelenme, aşırı sıcak ya da soğuk, kimyasal veya bakteryel etkiler, radyasyon.

 

Nekroz çeşitleri: koagülasyon nekrozu, likefaksiyon(erime) nekrozu, kazeifikasyon(peynirleşme) nekrozu, yağ nekrozu ve kangren.

Kangren, dokunun göreceli ölümüdür. Oksijensiz ortamda çoğalan bakterilerle bulaşma da olabilir. Deri önce kırmızımsı pembe, sonra koyu kahverengi ve siyah olur. Sağlıklı doku ile aralarında belirli bir sınır vardır. Yaş, kuru ve gazlı kangren çeşitleri vardır.

İnfarktüs, yetersiz kanlanma sonucu oluşan doku nekrozudur.

 

ATROFİ

Dokuyu oluşturan hücrelerin boyutlarının küçülmesine ve sayılarının azalmasına “atrofi” denilir. Genellikle ileri yaşlardaki kişilerde karşılaşılan bir durumdur.

Atrofi nedenleri: yetersiz beslenme, yetersiz kanlanma, organın kullanılmaması. Kullanılmayan organın işlevleri azalır, buna fizyolojik yaşlanma denir. Örneğin menapozdan sonra cinsiyet hormonlarının azalması nedeniyle uterus ve memeler atrofiye olur. Uzun süre hareketsiz kalan kol ve/veya bacak kaslarında da atrofi gelişir.

 

HİPERTROFİ VE HİPERPLAZİ

Bir dokuyu veya organı oluşturan hücrelerin boyutlarının büyümesine “hipertrofi” denir. İskelet kaslarının sporla genişlemesi hipertrofidir.

Dokuyu oluşturan hücrelerin sayıca artması nedeniyle doku genişlemiş diğer bir deyişle hacmi artmışsa buna “hiperplazi” denir. Ciddi enfeksiyonlarda lökosit sayısını artırabilmek için, kemik iliği ve lenfoid dokularda hiperplazi ortaya çıkar.

 

METAPLAZİ

Olgun bir hücre tipinin yerini başka bir hücre tipinin almasına “metaplazi” denir. Kronik iltihaplanmalarda, A vitamini eksikliğinde ve tümörlerde görülebilir. Silindirik epitelin yerini çok sıralı yassı epitelin alması gibi.

 

NEOPLAZİ

Neoplazi: yeni oluşum, yeni üreme ve çoğalma, yeni büyüme gibi anlamlar içerir. Tümör ve neoplazi eşanlamlı olarak kullanılmalarına rağmen, neoplazi daha ziyade malign(kötü huylu) tümörler için kullanılır.

 

ALERJİ

Dokunun normal olmayan tepkisini tanımlayan bir ifadedir. Bazı maddelere maruz kaldıklarında, bazı kişilerde alışılmadık bir duyarlılık  

Ortaya çıkabilir. Anormal tepkiye(duyarlılığa) neden olan maddeye ”antijen” denir. Antijenlere karşı vücutta “antikor” yapılır. Bu süreçler alerji kapsamındadır.

 

Vücudun dengesi(asit-baz,sıvı-elektrolit,şok,stres ve zedelenme) ile ilgili kaynaklarım:

 

KAYNAKLAR

 Anasayfaya Dön