İLAÇ BİLGİSİ (FARMAKOLOJİ)

İlaçların İsimlendirilmeleri

İlaç Çeşitleri

İlaçların Vücuttaki Etkileri

İlaçların Veriliş Yolları

İlaçların Veriliş Yoluna Göre Emilim Hızları

İlaçların Vücuttaki Dağılımları

Bazı Sistemik İlaçlar

Parenteral İlaç Uygulamaları (Enjeksiyon Teknikleri)

 

İlaç, hastalığın iyileştirilmesi ya da önlenmesi amacıyla verilen kimyasal birleşimdir. İlaçları dört ana kaynaktan elde edebiliriz: hayvansal, bitkisel, mineral, sentetik.

Örneğin diyabetikler tarafından kullanılan insülin ilacı, genellikle hayvan pankreasından hazırlanır (domuz, sığır).

Kökler, yapraklar, çiçekler ve tohumların karışımı ilaçların bitkisel kaynağını oluştururlar; kalp yetersizliğinin tedavisinde kullanılan digitalis, mor foxglove adı verilen yabani çiçeğin kurutulmuş yaprağından hazırlanan bitki kökenli bir ilaçtır. Kalsiyum, demir ve magnezyum gibi mineraller, değişik tıbbi sorunların iyileştirilmesinde kullanılırlar.

Sonuç: bugün pazarlanan  ilaçların çoğu sentetik olarak imal edilmektedir. Vitaminlerin, streoidlerin, narkotiklerin ve diğer birçok ilacın sentetik formu geniş olarak kullanılmaktadır.

 

HATIRLANMASINDA YARAR VAR: İlaçlar genelde öldürücü ya da zehirleyici etkisi azaltılarak kullanıma sürülen maddelerdir. Kimyasal ya da doğal olsun mutlaka yan etkileri vardır. O nedenle doz belirtilen miktarı aşmamalıdır, aksi halde şifa değil zarar verebilir. 

 

İLAÇLARIN İSİMLENDİRİLMESİ

 

İlaçların çoğunun birkaç ismi vardır. Bu isimler dört ana grupta toplanır:

 

1- Genel isim:

Dünya çapında standardize edilmiş, ilaçların birleşimi ve hazırlanma usullerini anlatan kitaplarda ya da diğer resmi yayınlarda listelenmiş olan bir  isimdir; antibiyotikler, analjezikler, antialerjikler vd.

 

2- Ticari isim (markası):

Genellikle üretici firma tarafından verilen isimdir; ilaçlar değişik üretici tarafından  pazarlandığında değişik ticari isme sahip olabilirler; Aspirin, Coraspin, Babyprin vd.

 

3-  Kimyasal (jenerik) isim:

İlaçların genellikle uzun ve karmaşık olan kimyasal adıdır: asetilsalisilik asit (ASA).

 

Örnek: tetrasiklin, çok kullanılan antibiyotik türü ilaçtır.

Genel ismi: tetracycline, antibiyotik

Ticari isimler: Achromycinâ, cycloparâ, mystcelinâ, sumycinâ

Kimyasal ismi: 4-dimethylamino-1,4,4a,5,5a,6,11,12a-octahydro-3,6-10,12,12a-pentahydroxs-6-methyl-1,11-dioxo-2-naphthacenecarboxamide

 

İLAÇLARIN STANDARTLARI VE KANUNLARI

 

Birçok ülkede, ilaç üretimi değişik yasal standartlar ile hüküm altına alınmıştır. Bu standartlar, değişik üreticiler tarafından üretilen ilaçların aynı mukavemet ve saflıkta olmasını sağlamak için gereklidirler.

 

Başa Dön

 

 

İLAÇ ÇEŞİTLERİ

 

İlaçlar, çok değişik şekillerde hazırlanmaktadır, her biri özel içeriğe sahip olan katı ve sıvı halde hazırlananlar gibi. Aşağıdaki listede ilaçların farklı hazırlanış şekillerini görebilirsiniz. HÖAB da aşağıda tarif edilen ilaçların alt guruplarını çok sınırlı kullanabilirsiniz.

 

KATI İLAÇLAR:

 

1. TOZ: 

Doğal ve sentetik kaynaklardan elde edilen ilaçların, ezilerek toz haline getirilmiş halleridir. Ağızdan alınanları olduğu gibi ciltteki yaralara serpme şeklinde de kullanılabilir.

 2. DRAJE:

Tadı acı olan tabletlerin alınmasını kolaylaştırmak amacıyla, üzerleri koruyucu bir şeker ya da çikolata tabakasıyla kaplanarak elde edilen ilaç şeklidir.  

3. KAPSÜL:

Katı ve sıvı ilaçların silindir, yassı veya zeytin benzeri şekillerde olan jelatin koruyucular içinde sunulduğu şekildir. Midede ya da barsakta eriyen çeşitleri vardır. 

4. TABLET:

Toz halindeki ilaçların, sıkıştırılarak kesik silindir ya da yuvarlak şekillerde sunulmasıdır;

Ör:aspirin. Tabletlerin köpüren şekillerine “efervesan”, emilen şekillerine ”pastil” ve dilaltında eriyen şekillerine “sublingual” denilmektedir.  

5. PİLÜL:

Toz şeklindeki ilaçların bal ya da koyu şurup gibi maddelerle karıştırılarak yassı veya küçük küreler şeklinde sunulmasıdır.

Çok hafif olanlara “granül”, ağır (0.05 gramdan daha büyük) olanlara “bol” denilmektedir.  

6. SUPOZİTUAR (FİTİL):

Vucüt ısısında eriyen ve rektum yada vaginaya uygun şekillendirilmiş ilaçlardır.  

7. KAŞE:

Hoşa gitmeyen tad ve kokuları nedeniyle toz şeklindeki ilaçların pirinç unu  ya da nişastadan yapılmış oval veya silindir şekilli içiçe geçen koruyucular içinde sunulan şekilleridir; örnek : Gripin. 

 

SIVI İLAÇLAR

 

1) SOLÜSYON:

İlacın etken maddesinin su, bitkisel yağ ya da başka bir eriticide eritilmesiyle hazırlanmış şeklidir.

Göz, kulak, burun damlaları bu solüsyonlara örnek verilebilir.  

2) SUSPANSIYON:

Katı haldeki ilaçların bir sıvı içinde tam çözünmeden (minik parçacıklar halinde) bulunduğu sıvı ilaçlardır. Çöküntü yaptığından, kullanılmadan önce mutlaka çalkalanmalıdırlar.  

3) TENTÜR:

Bitkisel ve hayvansal kaynaklı ilaçların, alkol ya da eterdeki çözeltisidir.  

4) EXTRACT(EKSTRE):

Bitkisel maddelerin su, alkol ve eter gibi sonradan uçurulabilen bir ya da birkaç eritici ile karıştırılıp sonra eriticinin uçurulmasıyla elde edilen ilaç şekilleridir.

5)  ŞURUP:

Yüksek miktarda (% 60 dan fazla) şeker içeren sıvı ilaç şekilleridir. Fazla şekerli olduklarından içerisinde bakteri ve mantarlar üreyemez.

6) POSYON:

Şeker oranı düşük ve kaşıkla içmeye elverişli sıvı ilaç şeklidir. İçerisinde bakteri ve mantar üreyebileceğinden 4-5 dozluk hazırlanırlar. 

7) LOSYON:

Deriyi korumak ya da ağrı gidermek için  cilde uygulanan solüsyon, süspansiyon ya da emülsiyon şeklindeki ilaçlardır.

Emülsiyon: Bir sıvı (genellikle yağ) diğer bir sıvı(genellikle su) içinde ufak moleküller şeklinde dağılıp, kolloidal bir karışım oluşturuyorsa bu sıvıya emülsiyon denir.  

8) ELİKSİR / İKSİR:

Etkin madde ile birlikte su, alkol, şeker vekoku veren maddeler içeren sıvı ilaç şeklidir.  

9) MİLK (SÜT):

Erimeyen ilacın sulu süspansiyonudur. Ör:magnesia milk. 

10) AEROSOL:

Özel eriticiler içinde hazırlanan ve solunum yoluyla kullanılan ilaç şekilleridir.   

                    

YARI KATI İLAÇLAR

 

1. OINTMENT(MERHEM / POMAT):

Vücuda dışarıdan (cilde ve mukozaya) uygulanan; tereyağ kıvamında vazelin, lanolin, domuz yağı vb katkı maddeleriyle hazırlanan yarı katı ilaçlardır.  

2. TRANSDERMAL TERAPÖTİK SİSTEM (TTS):

Etken maddenin yapışkan bir yüzeye emdirildikten sonra tedavi amacıyla deriye (göğüs veya kulak arkasına) yapıştırılarak uzun sürede emiliminin sağlandığı ilaç şeklidir.  

3.  YAKILAR:

Cilde yapıştırılan katı veya yarı katı ilaç şekilleridir.

 

Başa Dön

 

İLAÇLARlN VÜCUTTAKİ ETKİLERİ

 

İlaçlar etkilerini lokal veya sistematik olarak ya da her iki durumda gösterebilirler.

 

Lokal etki:

ilacın doğrudan dokuya uygulanmasıdır.

Ör: antialerjik losyonlar, kaşıntıyı gidermek üzere deriye uygulanır.

 

Sistematik etki:  

ilaç herhangi bir yolla vücuda alındıktan sonra kana geçerek etki edeceği yere gider. Sistematik etkide birçok organ etkilenir, üstelik bir organa olan etkisi  diğer organa göre daha fazla olabilir.

 

Verilen herhangi bir ilacın etkisi; hastaya, ilacın dozuna, verilen ilacın izlediği yola ve ilacın metabolizmasına  bağlı olarak değişir.

 

İLACIN ETKİSİNİ ETKİLEYEN HASTA İLE İLGİLİ ETKENLER

 

1) YAŞ

Değişik yaştaki hastalar aynı ilaca değişik tepkiler verebilirler.

Örneğin yaşlılar, ilacın etkisine daha duyarlıdırlar; bu nedenle genç hastalara göre daha düşük dozda ilaç vermek gerekir. Bazı ilaçlar değişik yaş gruplarında değişik etkilere sahiptirler.

Örneğin; Barbitüratlar, yetişkinlerin çoğunda yatıştırıcı etkiye neden olurken, yaşlılarda tamamen ters etkiye yol açarak heyecan ya da sıkıntı yaratabilirler.   

 

2) AĞIRLIK

İlaçların çoğu erişkin ortalamalarına göre hazırlanır; bu da genellikle 70 kg ağırlığında olan bir kişidir. Ancak 70 kg ağırlığındaki bir kişiye göre hazırlanan ilaç herkese uymayabilir; şöyle ki  kişi  48 kg ise doz yüksek ya da 136 kg ise doz yetersiz olacaktır. Bu sebepten dolayı, bazı ilaç dozları hastanın ağırlığına göre verilmesi gerekir (mg/kg gibi).

 

3) HASTALARIN SAĞLIK DURUMU

Hastaların sağlık durumları da ilacın etkisini etkileyecektir. Eğer kişinin böbrekleri çalışmıyorsa; böbrekten atılan bir ilaç söz konusu olduğunda, böbrekten atılamayacağı için, ilaç vücutta birikerek, toksik (zehir) etkisi yapacaktır. 

 

4) BİREYSEL FARKLILIK (INDIVIDUAL VARIATION)

Bir kişi için tedavi edici olan doz diğerleri için aynı etkiye sahip olamayabilir. Bunun nedeni kişisel farklılıktır. 

 

5) IDIOSYNCRATIC (NEDENI BILINEMEYEN) VE  ALERJIK REAKSIYONLAR:

Bazı hastalar bazı maddelere karşı duyarlıdırlar o nedenle ilaç alındıktan sonra istenmeyen etkiler (alerjik tepkiler) ortaya çıkabilir. Bu etkiler hemen (örnek: penisilin) çıkabildiği gibi birkaç saat sonra ya da birkaç gün kullanımdan sonra da görülebilir. 

 

Başa Dön

 

İLAÇ VERME YOLLARI  (ROUTES OF ADMİNİSTRATİON)

 

İlacın etkisi, ilacın vücuda veriliş yoluyla ilgilidir. Bir ilacın uygulandığı yol diğer ilaç için uygun olmayabilir. Bu nedenle ilaçların vücuda veriliş yolları iyi bilinmelidir.

 

Oral ( Ağızdan – per os )

Birçok hasta ilaçlarını evinde acısız, en uygun ve ekonomik bir yöntem olan ağız yoluyla alır. Ağız yoluyla ilaç alındığında, mide ve bağırsaklardan emilimi nedeniyle etkisi 30 ila 90 dakikada ortaya çıkar.

 

Rektal ( Makattan)

Bazı durumlarda (Örnek: hasta kusuyorsa, bilinci kapalıysa, kasılma nöbeti geçiriyorsa vb) ağız yoluyla ilaç vermek mümkün olmayabilir, bu durumlarda makat(rektal yol) tercih edilir. Makat mukozasından emilim hızlıdır.

 

Ağızdan ya da makattan ilaç alınmasına “enteral yol” adı verilir, bu yollarla alınan ilaçlar mide ve bağırsaktan emilirler.

 Aşağıdaki yöntemlere ise ”parenteral yol” denilmektedir.

 

Intravenous (IV, damar yolu )

 

En hızlı ve etkili ilaç veriliş yolu damar yoludur. İlaç doğrudan kan akımına katılarak, en kısa zamanda hedef organa ulaşmaktadır. Enteral emilim sırasında oluşan ilacın etki kaybı damaryolu için söz konusu değildir. Bu yöntemle istenilen miktar belirlenen zamanda hastaya uygulanabilmekte ve ilacın dozu da kontrol altında tutulabilmektedir. Bu aynı zamanda en tehlikeli yöntemdir. Kalbin bir atımında tüm ilaç istenilen organa ulaşmakta bu da zehirlenmeye(toksik reaksiyona) neden olabilmektedir.

IV yolla uygulamada ilaç 12 saniye içinde emilebilmektedir (absorbe edilebilmektedir). Emilim hızı, kalp rahatsızlığı olanlarda, dolaşım daha uzun sürdüğü için daha yavaştır. Kalp durmasında ve hastaya kalp masajı uygulanırken damar yoluyla verilen ilacın hedef organa ulaşması normal süreden 3 ya da 4 kat daha uzun bir zaman alır. Bu nedenle, kalp masajı uygulanan hastaya verilen ilacın ancak 1 ila 2 dakika sonra kana karıştığından emin olunabilir.

Genel olarak, damar yolunda ilaçlar yavaş verilmelidir.

 

Intramuscular (IM, Kas içi)

 

Kas içine verilen ilacın etkisi, damar yolundan verilene göre çok daha yavaştır. İlaç önce kastan emilir, daha sonra kana karışır. Bu nedenle damar içine göre daha uzun sürede etki eder. Kas içinden veya deri altı dokusundan ilaç verileceği zaman kasta ve uçlardaki dokularda(ayak/el gibi; periferik dokularda) kan akımının yeterli olup olmadığına dikkat edilir (şokta ve kalp durmasında uygulanmaz). Bundan dolayı kas içine uygulama yalnızca dolaşımı yeterli olan hastalarda uygulanır.

 Yani “ UÇLARDAKİ KANLANMA(PERİFERİK PERFÜZYON) YETERSİZ HASTALARDA,

                            DAMAR İÇİNE VEYA DERİ ALTINA  İLAÇ UYGULANMAZ ”

 

Subcutaneous ( Deri altına )

 

İlaç, deri altına, yağ tabakasına veya onun altındaki dokuya enjekte edilir. Deri altı dokusuna sınırlı miktarlarda (2 ml’ den az) ve tahrişe neden olmayan ilaçlar enjekte edilir. Bu uygulamada ilacın emilimi yavaştır; etki süresi damar içine uygulanan ilaçlara göre daha uzundur. İlacın en etkin olduğu düzeye ulaşma süresi 30. dakikadır. Astım krizlerinde epinefrin(adrenalin) deri altına uygulanır. Genelde ilaç, üst kolun dış tarafındaki dokuya veya bacağın üst yarısına veya karın bölgesine uygulanır.

 

Inhalation ( solunum yoluyla )

 

Aerosol Bronkodilatörler, bronkosol ve medihalers gibi ilaçlar solunum yoluyla verilmektedir. Kişi solunum yaparken, ilaç kabını ağzına dayayarak, toz ya da püskürtme şeklindeki ilacı doğrudan akciğerlerine çeker ve ilaç kısa sürede kana karışır.

 

Endotracheal (solukyolundan )

 

Bazı ilaçlar akciğer ve soluk yolu mukozalarından çok hızlı emilirler dolayısıyla da çok hızlı etki ederler. Bu ilaçlar endotrakeal tüpten verilirler. Bu yolla verilen ilaçlar: Atropine, Valium, Epinephrine, Lidocaine gibi ilaçlardır.        

 

Sublingual (SL, Dil altı)

 

Sublingual yol, ilacın dilin altına konularak etkisini gösterdiği yoldur. Nitrogliserin  (İsordil 5mg) genellikle bu yolla alınır. Dilaltına verilen ilaçlar, dilin altında  yer alan damarlar nedeniyle çok hızlı emilirler. Ve birkaç dakika içinde etkilerini gösterirler.

 

Topical ( lokal, bölgesel; deri yolu  )

 

İlaçlar deri üzerine uygulanır. Normalde deri, dışarıdan içeri girişleri engelleyen yapıdadır. Ancak bazı ilaçlar bu engeli aşabilmektedir. Bu yolla ilaç verildiğinde ilacın geçişi çok yavaş olduğundan ilacın etkisi uzun süre devam eder. Bazı kalp hastalarında nitrogliserin deri üzerine flaster gibi yapıştırılarak uygulanabilmektedir. Östrojen hormonu da aynı şekilde uygulanabilmektedir.

 

Intracardiac ( kalp içine )

 

İlacın doğrudan göğüs duvarından kalbe enjekte edilmesidir. Bu yöntem son çare olarak kullanılmaktadır. Kalp durması gibi durumlarda epinefrin kalp içine doğrudan enjekte edilir. Bu yöntemin, damar içi veya endotrakeal uygulamaya göre herhangi bir avantajı yoktur. Ve bazı tehlikeli etkileri de görülebilir. Koroner damarlarda hasara, pneumotoraksa,  Ventriküler fibrilasyona (VF ) sebep olabilir. Intrakardiyak ilaç uygulamasında, kalp masajı yapılıyorsa kalp basısına ara verilmelidir. Bu yöntem, IV ve endotrakeal tüp yollarının başarısız olması durumunda uygulanmalıdır.

 

Başa Dön

 

EMİLİM HIZI/ORANI

 

İlaçların emilim hızı, ilacın veriliş yoluyla ilgilidir. İlaç damar yoluyla verildiyse, ilacın kana karışması çok hızlı olur. Endotrakeal tüpten verilirse, solunum mukozasından emilim damar yoluna yakın bir hızdadır. Rektum/makat gibi mukozadan da emilim çok hızlıdır. İlaç kas içine verildiğinde emilim daha yavaştır. İlaç, deri altına ( subkutan) verilirse, emilim yavaş olduğundan kana karışması zaman alır. Ağızdan alınan ilacın kana karışması diğer yollara göre daha yavaştır. İlacın kana karışımının en yavaş olduğu yol deri yoludur.  

 

TABLO:  ÇEŞİTLİ YOLLARDAN  ALINAN İLAÇLARlN EMİLİM HIZLARI

ALINDIĞI YOL 

İLAÇ ALINDIKTAN sonra ETKİSİNİ gösterene kadar  geçen SÜRE

DERİ

AĞIZ

MAKAT

CİLTALTI

KASİÇİ

DİLALTI – Tablet

DİLALTI – Enjeksiyon

SOLUNUMLA/İNHALASYON

SOLUK YOLU/ENDOTRAKEAL

DAMARYOLU

KALP İÇİNE

DEĞİŞKEN

30 – 90

5 – 30

15 – 30

10 – 20

3 – 5

3

3

3

30 – 60

15

 

Dakika

Dakika

Dakika

Dakika

Dakika

Dakika

Dakika

Dakika

Saniye

Saniye

 

Başa Dön

 

 

İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ DAĞILIMI

 

İlaç kana karıştıktan sonra ne olur?

Genelde ilaç kolaylıkla damardan hücrelerarası sıvıya karışır. Bu nedenle vücudun belli bir bölgesine ulaşan ilaç miktarı o bölgedeki kan akımına bağlıdır. İlaçların vücudun bazı bölgelerine ulaşmaları daha zordur,  mesela merkezi sinir sistemine ulaşamazlar. Çünkü “kan-beyin barajı” ilaçların geçişini engeller/sınırlar. Bazı ilaçlar annenin dolaşımından plasentaya geçebilirken, birçoğu bebeğin dolaşımına (fetal sirkulasyona) giremezler. 

 

İLACIN ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİ VE VÜCUTTAN DIŞARI ATILMASI

İlacın etkisi sadece belirli bir süredir. Bundan şu sonucu çıkartabiliriz:  ilaca belli bir süre sonra bir şeyler oluyor. Eğer aksi olsaydı ilacın etkisi sürekli olurdu.

İlacın etkisini ortadan kaldırmak için vücudun kullandığı iki yöntemi vardır. Birisi ilacın dışarı atılması, diğeri de ilacın aktif olmayan bir hale dönüştürülmesidir.

İlaçların vücuttan atılması, akciğerler veya böbrekler yoluyla gerçekleşmektedir. Örnek: Genel anestezide kullanılan gazlar ve buharlaşabilen sıvılar akciğerlerden dışarı atılırlar. Alınan alkolün belirli bir oranı da akciğerlerden dışarı atılır. Bu atılma yolu sayesinde, vücuttaki alkol miktarı “Breathalyzer Test “ ile saptanabilmektedir.

Böbrek yetmezliğinden kaynaklanan nedenlerle ilacın vücuttan atılması yavaşlayabilir.

İlacın etkisini ortadan kaldırmak için başvurulan ikinci yol, ilacı” inaktif “ aktif olmayan/etkisiz kılan bir hale dönüştürmektir. Metabolik reaksiyonların büyük bir kısmı karaciğerde gerçekleşmektedir dolayısıyla ilaçların inaktif hale getirilmesi de karaciğerde gerçekleşmektedir. Karaciğer yetmezliğinde bu süreç aksar.

 

İLAÇLARIN BİRBİRLERİYLE ETKİLEŞİMİ

 

İlaç tedavisinde, ilacın hastaya etkisi kadar ilaçların birbiriyle olan etkileşimleri de önemlidir. İlaçların birbiriyle etkileşimi; şifa verici/iyileştirici( therapeutıc –terapötik) ya da zarar verici/zehirleyici (toxıc –toksik) olabilir.

Herhangi bir kimyasal maddeyle, reçeteyle alınan bir ilaçla, sigara dumanındaki nikotinle, yiyecek olarak alınan bir besinle veya vücuda giren başka herhangi bir şeyle etkileşime girebilir.

 

İlaçların birbirleriyle etkileşimleri 4 yolla olur:

 

Synergısm (sinerjizm):

İki ilacın birlikte daha güçlü tesir etmesidir. iki ilacın birlikte kullanıldıklarında oluşturdukları etkinin ayrı ayrı kullanımlarındaki etkiden daha güçlü olmasıdır ki, bu etkiden tüberküloz tedavisinde yararlanılmaktadır.

 

Antagonism (antagonizm; ilacın etkisinin diğer bir ilaç nedeniyle azalması):

İlacın etkisinin diğer bir ilaç nedeniyle azalmasıdır. Narkotiklerin etkisini azaltmak amacıyla naloxone verilmesi bu etkileşime örnektir.

 

Additional (sumasyon; birbirine eklenme-destekleme):

Eğer aynı etkili iki ilaç birlikte alınırsa, ilaçların vücuttaki etkisi (cebirsel toplamları kadar) artar. İlaçların birbiriyle etkileşerek etkilerinin artmasından ağrı kesici ilaç birleşimlerinde kullanılır. Darvocet gibi...(Darvon + acetomınophen)

 

Potentiation (potensiyalizasyon; ilacın etkisinin korunması):

iki ilacın birlikte verilmesiyle elde edilen etki, bu ilaçların tek başına oluşturdukları etkilerin toplamından fazladır.

 

İlaçların birbiriyle etkileşimleri her zaman tehlikeli değildir. Hatta ilaçların etkinliğini arttırmak üzere sıklıkla kullanılmaktadırlar. Ancak istenmeyen tehlikeli durumlarla karşılaşmamak için ilaçların birbirleriyle etkileşimlerine dikkat edilmelidir.

İlaçların birbirleriyle olan olası etkileşimleri sayılamayacak kadar çoktur. O nedenle yeni bir ilaç hazırlandığında bu ilacın diğer ilaçlarla etkileşimi ve hangi dozlarda kullanılabileceği kullanıcıya ilaç kutusunun içinde, yazılı bilgi verilmektedir. Aldığınız her ilacın içindeki bilgileri mutlaka okuyunuz.

 

Başa Dön

 

ÖZEL TERİMLER

 

İlaçların tanımlanması ve etkileriyle ilgili özel terimler:

Indıcatıons (endikasyonları; etkileri, kullanılması önerilen durumlar):   

İlacın hastaya hangi tedavi için uygulanabileceğini tanımlar.

Örnek: Hipoglisemik komadaki hastaya %50 dekstroz verilir.

 

Contraındıcatıons (kotrendikasyonları; kullanılması önerilmeyen durumlar):

İlacın olumsuz etkilerinin görüldüğü durumlardır. İçinde bulunulan durumda ilacın tedavi amacıyla kullanılmasını engelleyen olasılıkları  tanımlar.  Astımlı hasta morfinden olumsuz etkilenir. Bu nedenle astım hastalarına morfin (kontrendikedir) verilmemelidir.

 

Depressant (baskılayıcı):

Vücudun veya bir organın işlevinin, ilacın etkisiyle azalmasıdır. Morfin solunumu yavaşlatır(baskılar).

 

Stimulant ( uyarıcı):

Vücudun veya bir organın işlevinin, ilacın etkisiyle artmasıdır. Kafein içeren içecekler içildiğinde uyanık kalınması gibi.

 

Cumulative action(birikici etki): 

İlacın vücutta belli bir doygunluğuna ulaştıktan sonra etkin olmasıdır.

 

Tolerance (tahammül sınırı):

Belli miktardan sonra alınan fazla ilaca vücudun hassasiyetinin azalmasıdır.

 

Habituation (alışkanlık, bağımlılık):

İlaç aldıkça kişinin kendisini iyi hissetmesi olayıdır. Sigara ve içerdiği nikotin gibi.

 

İdiosyncrasy (nedeni bilinmeyen etkilenme):

İlaca karşı kişide hassasiyetin/alerjinin oluşmasıdır.

 

Hypersensıtıvıty (aşırı duyarlılık):

Daha önce aynı ilacın kullanımına rağmen sonra ortaya çıkan aşırı reaksiyondur; penisilin gibi.

 

Başa Dön

 

AĞIRLIKLAR, ÖLÇÜLER VE DOZAJ

 

İlaç tedavisinde ilacın doğru dozda/miktarda verilebilmesi için öncelikle ölçü sistemlerinin bilinmesi gerekir. İlaç ölçümünde iki sistem kullanılmaktadır. Bunlardan ilki apothecary sistemidir. Bu sistem iki sistem içinde daha eski olan fakat daha az sıklıkla kullanılan sistemdir. Bu sistemde katı maddeler graın, dram, ounces ve pound ile ölçülürken sıvılar ise minims, fluidrams, ounce, pints, and ve galanla ölçülür. İkinci sistem metrik sistemdir. Resmi ölçüm sistemi de bu sistemdir. Ağırlık birimleri gram, hacim birimleri de litredir. Bu iki sistem arasında birimleri birbirine çevirebiliriz. Fakat bu çevrimler genelde yaklaşıktır. Aşağıda birkaç önemli çevrim verilmiştir.

Metrik sistemden apothecary sisteme

Metrık                             Apothecary

1 ml                               15 minims

10 ml                               2.5 fluidrams

100 ml                             3.5 fluidounces

1000 ml (1 liter)                1 quart

 

Başa Dön

 

 

BAZI SİSTEMİK İLAÇLAR

 

1 – SOLUNUM SİSTEMİ İLAÇLARI

 

BRONKODİLATATÖRLER

Bronşların düz kas liflerini gevşeterek bronş çapını artıran ilaçlardır. Bazı akciğer hastalıklarında (astım, kronik bronşit) meydana gelen  bronş spazmlarına karşı kullanılırlar. Bronşlar sempatik ve parasempatik liflerin kontrolündedir. Dolayısıyla sempatik sinir sisteminin uyarılmasıyla bronşlarda beta2 reseptörler uyarılır ve bronkodilatasyon (bronşlarda genişleme)oluşur. Parasempatik sistemin uyarılması ile bronkospazm(bronşlarda genişleme) ve bronş salgılarında artış meydana gelir. 

 

Beta-2 reseptör uyaranlar: salbutamol, terbutalin, fenoterol ve orsiprenalin. Aeresol şeklinde verildiklerinde etkileri oldukça çabuk (1-2 dakikada) ortaya çıkar ve 4 saat kadar devam eder.

Yan etkileri: refleks taşikardi ve kas seğirmeleri.

 

Teofilin: Çay, kahve ve çikolata içinde bulunan dimetilksantin' dir. Kafeine benzer yapıda olmasına rağmen çok güçlü bronkodilatatördür. Teofilin, Astım tedavisinde kullanılmaktadır.

Yan etkileri: Uykusuzluk, sinirlilik, kardiyak uyarıdır. Teofilin çocuklarda tehlikeli konvulsiyonlara yol açabilir. (Prof.Dr. İsmet Dökmeci, Farmakoloji, 1995;s:111-112; Saray Kitabevi)

 

ANTİTUSSİF (ÖKSÜRÜK ) VE EKSPEKTORANLAR (BALGAM SÖKÜCÜLER)

 

Kodein ve Efedrin İçerenler:

Bu ilaçların önemli bir kısmı Kodein ve Efedrin içermektedir.

 

Kodein bir opium türevi olduğundan morfin gibi merkezi sinir sistemini baskılayıcı etkiye sahiptir.

Kodeinin yan etkileri: solunumun baskılanması ve yüksek dozlarda hipoksi sonucu solunum durması, bulantı, kabızlık (konstipasyon), alerjik reaksiyonlar.

Ayrıca Kalp damar hastalığı ve prostat hipertrofisi olanlarda kullanılmamalıdır.

 

Efedrin bir antihistaminiktir (alerjide kullanılır).  

Efedrinin yan etkileri: çarpıntı, tremor(titreme), uyuyamama, bazen anksiyete; yüksek dozda alındığında çocuklarda halüsinasyon (hayal görme), konvülsiyon (nöbet geçirme), hareketlerde bozukluklar, erişkinlerde (ve çocuklarda) koma ve kardiyovasküler kollaps ve ölüm.

Kodein ve efedrin içeren ilaçlar:  

-  Arkodin, Becodin, Codeinal, Kodibeksin, Latusin, Pektoral, Syrocol 

Difenhidramin İçerenler:

Antihistaminik olan difenhidramin alkol, barbitürat ve trankilizanlarla alındığında sedatif etkilerini artırırlar.    

-  Bebeko, Benylin Expectorant, Gayaben, Neo Jucodine, Hydryllin Compound  

Dekstrometorfan İçerenler:

Merkezi sinir sistemi baskılanması, ağız kuruluğu, uyku hali, hipertansiyon vd etkileri vardır.

- Benical, Defeks, Dorfan, Preveral, Efetal, Tusipan   

 Ve başka etken madde içerenler vardır.          

 

2 – ANALJEZİK VE ANESTEZİK ETKİLİ İLAÇLAR  

 

NARKOTİK OLMAYAN ANALJEZİKLER (= ağrı kesiciler)

 

Bağımlılık yapma özellikleri olmayan bu grup analjezikler orta şiddetli künt ağrılarda, romatizmal hastalıklarda ve artritlerde (eklem ağrılarında) yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Ağrı kesici etkilerinin yanı sıra genellikle antipiretik (ateş düşürücü) ve antienflamatuar (iltihaplanmayı önleyici) etkileri de vardır. Etki mekanizmaları sonucu trombositlerin agregasyonuna (pıhtılaşma partiküllerinin çökelmesine) engel olduklarından son yıllarda kullanımları tartışma konusu olmuş ve bu özellikleri nedeniyle pıhtılaşmayı geciktirici tedavide kullanılmaya başlanmıştır, örnek: düşük doz aspirinin kalp hastalığı olanlarda pıhtı nedenli tıkanmayı önlemek üzere kullanılması gibi. 

Alca – C, Alcacyl, Analgol, Aspirin, Ataspin, Babyprin, Devasko, Dispril, Dolviran, Fulpen,

               Nötras, Paranox-A, Sasiptin (etken madde: Asetilsalisilik asit)

Algopan, Algopirin, Gripin, Kalmet, Kataljin, Kataprin, Malon, Panadol, Panalgine, 

               Paracetamol, Para-nox, Parol, Pirofen,Sedalon, Seskafleks, Seskamol, Setol, Tempo,

               Tamol Tezpirin, Vermidon, Volpan (etken madde : parasetamol)

ve yüzlerce çeşit...

SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİPAL ENFEKSİYONLARDA  KULLANILAN KOMPLEKS YAPILI İLAÇLAR

A-Ferin, Anelsedin, Arbitus, Cinnar, Corsal, Coryban-D, Degest, Dorfan CF, Femidol,

                Gripanol, Peditus, Theraflu, Triaminic, Benical, Minoset, Dolven

 

NARKOTİK ANALJEZİKLER (OPİOİDLER)

 

Merkezi sinir sisteminde depresif ve analjezik etki yapan, bağımlılık oluşturan bu grup ilaçlar genellikle şiddetli ağrılara karşı kullanılmaktadır. Ağrının oluşturduğu anksieteyi(endişe/korku) yok eder ve öfori(kendini aşırı zinde hissetmekten doğan belirgin haz) oluştururlar. Morfin ve türevleri bu gruba girmektedir.

- Morphine hydrochloride 

- Dolantin (et.md.: MeperidinHCl), Neospazm (et. md.: PapaverinChl.) 

- Darval, Doloksen, Küratin, Migrifen (etken madde: Dekstropropoksifen HCl)   

 

3 - KEMOTERAPÖTİK (TEDAVİ EDİCİ ) İLAÇLAR

 

ANTİBİYOTİKLER( herhangi bir organın iltihaplanması”enfeksiyonu” durumunda kullanılan ilaçlardır)

Penisilin Türevleri

                     = Antipen, Histapen, Kristalize Penicilline-G Potasyum, Prokain Penisilin 3:1, Pronapen,

                        Celpillina(etken madde : metisilin = penisilin), Alfasilin, Ampicilin, Ampisina, Duocid,

                        Negopen, Seskasilin, Alfoksil, Geopen, Longatren, Pipril, Augmentin, Azactam

Sefalosporinler (mantardan elde edilen yarı sentetik antiyotiktir. Genellikle ilaçların etken maddesi 

incelendiğinde Sefaleksin, Sefradin, Sefalozin gibi Sefalosporinin kısaltılması ile türetilmiş isimler vardır.)

                    = Maksipor, Efradin, Sefril, Sefazol, Cefobid, Rocephin, Zinacef, Ceclor           

Aminoglikozit Antibiyotikler

                     = Streptomycine, Kanamycine, Nebcin, Mikasin, Garamycin, Genta, Gentasillin,

                        Getamisin, Netromycine

Makrolit ve Linkozamin Grubu Antibiyotikler

                     = Emisin, Erimicin, Erythrocin,TAO, Tekmisin, Lincocin, Linconobel, Linkomisin- İE,

                        Cleosin,

Tetrasiklinler (%60-95 oranında sindirim kanalından absorbe olurlar. Demir, kalsiyum,magnezyum, süt, yoğurt gibi bazı gıda maddeleriyle emilimleri gecikebilir veya güçleşir. Ağızdan alınan tetrasiklinler  barsak florasında değişime ve barsak kanalında tahrişe neden olabilirler, tahrişi önlemek için yemek sırasında -tok iken- vermekte yarar vardır).

                       = Azo-Tetralet, Devacyclin, Heksasiklin, Misteklin, Tetra, Panter, Uropol, Terramycin,

Amfenikoller

                       = Colimycin, Fenicomycin, Kemicetine, Klorimisin, Levosetin, Urfamycin

Antimikrobik İlaçlar

                       = Rifal, Rifocin, Metraljil, Biteral, VancocinCP  

Antitüberküloz İlaçlar (Verem hastalığında kullanılan ilaçlar)

                       = I.N.H., İsozide, Nydrazid (etken madde: İsoniazid).

                       = Embutol, Ethambutol, Miambutol, Tüberol (etken madde: Etambutol)

                       = Rifadin, Rifal, Rifcap,Rifinah ( etken madde: Rifampisin)

                       = Piraldina, Pirazinid, Morfozid, Promid, T-Bascyl, Tebesco, İnhazon

Sülfonamidler

                       = Sülfadiazin, Ultradiazin, Gantrisin, Azo-Gantrisin, Amidin, Fanasil, Bactrim,

                          Kemoprim, Mikrosid, Septrim, Sülfaprim, Codiazin

Üriner Antiseptik İlaçlar (idrar yolları enfeksiyonlarında kullanılırlar)

                        =  Piyeloseptil, Uriseptin, Fureks, Naligram, Negram, Helpa, Litizin, Panurin, Purinol

Antifungal İlaçlar

                        =  Mikostatin, Misteklin (etken madde: Nistatin);

                        =  Gefulvin Forte,  Grifulvin Forte, Grisovin ( etken madde: Griseofulvin)

                        =  Fungoral (etken madde : Ketokonazol)

 

4 – SİNİR SİSTEMİNE ETKİLİ İLAÇLAR

 

HİPNOTİK İLAÇLAR

Uyku bozukluğu, uykusuzluk durumlarında uykuya benzer etki yapan ilaçlardır. Küçük dozlarda sakinleşme (sedasyon) sağlarken yüksek dozlarda derin uyku ve komaya neden olabilirler.

 Barbitürat ve nonbarbitürat olmak üzere iki grupta toplanırlar.

 - Nembutal, Luminal, Phenobarbital, İpnozem, Rohypnol,Noludar, Tricloryl, Unisom

 

TRANKİLİZAN (ANKSİYOLİTİK) İLAÇLAR

Anksiyete (korku, endişe), aşırı heyecanlanma gibi durumların düzeltilmesinde kullanılırlar. Entelektüel yeteneklerde ve psikomotor reaksiyonlarda azalma, öfori oluşturabilirler. Trankilizanların içinde kullanılan propandiol türevlerinin antikonvülsan ve kas gevşetici etkileri vardır(bu etkileri nedeniyle uzun süren kasılma nöbetlerinde kasılmayı önlemek için kullanılabilinir).

-  Equanil, Meprol, Trankilin, Dia-Pam, Diazem(et.md.: diazepam), Lizan, Nervium, Valibrin, Zepam, Librium,  librax, Nobraksin, Tranxilene, Ativan, Atarax, Kardol, Validol, Passiflora, Bellergal-Retard, Bellaginal

  

NÖROLEPTİK (MAJÖR TRANKİLİZAN) İLAÇLAR

Şizofreni ve bazı psikotik hastalıkların tedavisinin dışında saldırganlık, ajitasyon, delirium, anksiyete gibi nörolojik durumlarda kullanılır.

-  Largactil, Fleksin, Sparin, Melleril, Moditen, Lidanil, Norodol, Akineton, Nörofren, Benadyrl

 

 ANTİDEPRESAN İLAÇLAR

Fiziksel ve mental yavaşlama, ruhsal ajitasyon (aşırı huzursuzluk hali), bitkinlik, konulara yoğunlaşamama, aşağılık duygusu gibi depresyon ile, manik depresif olarak adlandırılan aşırı neşe, öfori, düzensiz konuşma ve davranma, kendine aşırı güven, uykusuzluk gibi hastalıklarda kullanılırlar.

 -  Tofranil, Anafranil, İnsidon, Laroxyl, Triptilin, Merital, Ludiomil, Suxil, Tolvon, Betaserc

 

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNE ETİLİ KAS GEVŞETİCİ İLAÇLAR

İki grup hastalığın tedavisinde kullanılırlar: 1- Kas – iskelet sistemi kaynaklı kasılmalarda ( kireçlenme, travma-yaralanma-, inflamasyon-iltihabi durumlar- ve diğer nedenlerden oluşan bel ağrılarında) 2 – çeşitli hastalığa bağlı felçlerde.

- Dorsiflex, Dorsilon, Paraflex, Parafon, Gamakuil, Kuilil, Cabral    

 

ANTİEPİLEPTİK  İLAÇLAR  

Epilepsi (ya da halk arasında sara olarak bilinir) hastalığında nöbetlerin şiddetini ve sıklığını azaltan ya da yok eden ilaçlardır.

- Antisacer, Epdantoin Composee, Eptandoin Simple, Rivotril, Tegretol, Maliasin, Depakin.

 

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ UYARICILARI

İnsanda psişik uyarı, öfori, fiziksel performans artması, uykusuzluk, konulara odaklanma (konsantre olma) yeteneğinin artması  gibi etkiler oluştururlar.  Yüksek dozda alındıklarında sara (=epilepsi) nöbetlerinde görülen nöbetler oluşmasına neden olurlar.  Yine bağımlılığa neden olma zehirleyici (toksik ) etki nedeniyle bu gruba giren amfetamin grubu ilaçlar Türkiye dâhil birçok ülkede yasaklanmıştır.

- Coramin, Koral Efedrin (et.md.: Nikotinamid); Ansefal (Piritinol); Biocetam, Nootropil, Nörotrop

                          (et. md.: Piracetam); Encephabol (Pritioksin); Lucidril (Sentrofenoksin).

 

KASILMAYI ÇÖZEN (=SPAZMOLİTİK =KOLİNERJİK VE ANTİKOLİNERJİK ) İLAÇLAR

Özellikle sindirim sistemine bağlı organlarda oluşan ağrılı kasılmaların (spazmların) giderilmesinde kullanılır. Bu spazmların nedenleri: Mide/duodenum ülserleri, Safra kesesi ve idrar yollarındaki spazm ve taş ağrıları vd

-  Mestinon, Neostigmin, Prostigmine Þ genellikle Myastenia gravis denilen bir hastalığın tedavisinde

                       kullanılan ilaçlardır. Doktor önerisiyle verilir.

-  Antrenyl, Avacan,  Atropa,  Atropin sülfate, Buscotek, Buskas, Pankopan Skopan, Aspasmil,

                       Butopan, Epidosin, Palerol, Dolo-Adamon ...

 

MİGRENE KARŞI KULLANILAN SPESİYATİLER

-  Avamigran, Cafergot, Ergafein, Ergosanol, Dihydergot, Sandomigran, Toterjin, Axeen, 

 

ANTİALERJİK ( ANTİHİSTAMİNİK) İLAÇLAR

- Alergin, Benadryl, Systral, Antistine, Calistin, Soventol, Longifene, Avil, Aviletten, Disophrol-Repetabs, Prakten, Sipraktin, Tavegyl, Tarpan, İncidal, Sandimmun, Fenistil.

 

 

Bazı ilaç gruplarının Türkçe anlamı:

 

Laksatif: Kabızlık giderici

Antidiaretik: İshali durduran

Antiülser:

Mide ve onikiparmak bağırsağındaki ülser (yara) olduğunda salgılanan asidi dengelemek için kullanılan Antiasit ilaçlar

Antiemetik:

Bulantı giderici, kusmayı önleyici, bazıları da araç tutmaları denilen durumlarda aynı amaçla kullanılır (Anti-em, Dramamine, Xamamina, et. md.: Dimenhidrinat)

Otik (kulak) ve Oftalmik (göz) ilaçlar:

Genellikle lokal (bölgesel) kullanılan ilaçlardır. Özellikle göz için kullanılanların prospektüsü iyi okunmalıdır. Gözbebeklerini büyülten veya küçülten etkiye sahiplerse doktora danışmadan verilmesi ilerde gözlerde sorunların çıkmasına neden olabilirler.

Antidiyabetik:

Diyabetes mellitus (şeker) hastalığında ağız yoluyla kullanılan vücuttaki şeker tüketimini dengeleyen ilaçlar.   

Diüretik:İdrar söktürücü 

 

Kaynak:  Prof. Dr. İsmet Dökmeci, “ Türkiye İlaç Rehberi” , 1988/1989, Başkent Ofset, İstanbul.

 

Başa Dön

 

PARENTERAL İLAÇ UYGULAMALARI

 

Parenteral, sindirim dışındaki yol demektir.  Bu yollar: enjeksiyon çeşitleri, inhalasyon, deri, mukoza, vd yollardır.

Enjekte edilecek ilaçlar flakon denilen küçük şişeciklerde veya ampullerde toz ya da sıvı halde bulunurlar. Toz halinde bulunan ilaçların mutlaka yanında ampul içinde sulandırıcıları bulunur. Bu sulandırıcılar istisnai durumlar haricinde arı(distile) su veya serum fizyolojiktir(%0.09 NaCl ün sudaki çözeltisi). Aşağıdaki beş doğru sağlandıktan sonra önce sulandırıcı çekilip toz halindeki ilaca enjekte edilir. Flakon iki parmak arasında ters yüz edilerek daha kolay çözülmesi sağlanır, çok hızlı sallandığında köpürür bu ise istenmeyen bir sonuçtur. Bazı ilaçlar ise sulandırıcının içinde beş dakika kadar bekleyince çözünür. Elinizdeki ilacın özellikleri için mutlaka prospektüsü okuyun. Enjeksiyon ve damar yolu açmak için kullanılan malzemeleri görmek için tıklayın.

 

İLAÇ UYGULAMALARINDA  5  DOĞRU

 

- Doğru ilaç

- Doğru doz

- Doğru etki

- Doğru yol

- Doğru hasta 

 

ENJEKSİYON ÇEŞİTLERİ:

1. Damar içi => İntravenöz İV

2. Kas içi => İntramuskuler İM

3. Derialtı => Subcutan SC 

4. Deri içi => İntradermal İD 

 

Doktorun sorumluluğunda olanlar;

5. Arter içi > İntraarteryel > İA

6. Kalp içi > İntrakardiyak > İC

7. Peritoniçi > İntraperitoneal >İP

8. Eklem içi > İntraartiküler

9. Spinal kanal içi

 

 

ENJEKSİYON YÖNTEMİYLE İLAÇ VERMENİN SAKINCALARI

 

- Enfeksiyon riski

- Ağrı

- Doku hasarı (üst üste aynı bölgeye enjeksiyon yapılması nedeniyle)

- Allerjik reaksiyonlar, anaflaktik şok

 

TRANSFÜZYON:

Tam kan veya kan elemanlarının doğrudan damara (vasküler sisteme) verilmesidir

 

İNFÜZYON:

Kan ve kan elemanları dışında kalan diğer sıvıların (infüzyon sıvıları, elektrolit solüsyonları, serum) damar içine verilmesidir. 

Bu sıvılar hakkında bilgi edinmek için Hastaneöncesi acil bakımda kullanılan ilaçlar kısmına bakınız.

 

Değişik enjeksiyon çeşitlerinin açılarını görmek için tıklayınız.  

 

 

DAMAR YOLUNUN AÇILMASI ve  İV  Tedavi:  

 

UYGULAMA ALANININ SEÇİMİ

Yaralanmamış kol seçilmelidir

İlk girişim için mümkünse uç kısımlardaki damarlar tercih edilmelidir

Eklemlerden kaçınılmalıdır

 

DAMARIN GENİŞLETİLMESİ VE GİRİŞİM İÇİN HAZIRLANMASI;

Damarı (veni > toplardamarı) üst kısmından sıkıştırın (turnike yapın)

Damarı kalp seviyesinden aşağıda tutun

Hasta yumruğunu birkaç kez sıkıp gevşetebilir

Damarı parmak uçlarınızla hissedin

Giriş yerini povidon iyodin ile içten dışa doğru dairesel olarak (ve/veya alkolle) silin

Temizlediğiniz alanı kontamine etmeyin

 

DAMARA GİRİŞİM;

Damarın hareket etmesini önlemek için cildi hafifçe çekin

İğneyi 30 ° açıyla, iğnenin ucu yukarı gelecek şekilde, pipo tutar gibi tutun

İğneyi gireceğiniz damara paralel tutmadan 10-15 derecelik açıyla yandan deriye giriş yapın 

Damara girdiğinizde bir boşluk şeklinde hissedersiniz ve branülün ucuna kan gelir, iğneyi yavaşça damara paralel olarak ilerletin

Eğer iğneli plastik katater(branül) ile giriş yaptıysanız, yarısına kadar gelince : plastik ucu damara doğru ilerletirken iğneyi hafifçe geri çekin. Plastik uç yerleşince, iğneyi tümden çıkarabilirsiniz. Ancak sıvı takana kadar kan akmaması için plastik ucun üzerine gelecek şekilde damara baskı yapabilirsiniz.

 Bu sırada önceden hazırlanmış olan serum setinin ucunu branüle takarak sabitleyin

Dikkat : eğer iğne ile giriş yaptıysanız çıkarırken önce iğneyi çekin sonra damara pamukla bastırın aksi halde çıkarırken bastırırsanız dokuları zedelersiniz !!!

 

IV TEDAVİNİN YAN ETKİLERİ:

Lokal(bölgesel): 

Ağrı, enfeksiyon, doku hasarı (ödem, ekimoz, hematom), komşu artere veya sinire zarar verme, tromboflebit.

 

Sistemik:

Bayılma, hava embolisi, dolaşımın yüklenmesi (boyun venleri şişer, kan basıncı yükselir), anaflaktik şok.

 

Çevresel:

Verilen sıvının donması veya aşırı ısınması sonucu vücutta ortaya çıkan sorunlar: sistemik hipotermi.  

  

 

İNTRAMUSKULER ENJEKSİYON:  

 

Kas içi uygulamalarda; büyük gluteal (kalça) kaslara, femoral (üst - dış bacak, dizden beş parmak yukarı) ve deltoid (üst kol, omuzdan üç parmak aşağı dirsekten üç parmak yukarı) kaslara enjeksiyon yapılır. Genellikle, yağlı eriyikler ve fazla miktarlar en iyi derin kas gruplarından emilirler (absorbe olurlar).

 

İŞLEM:

Yapılacak ilaç enjektöre çekilerek, havası çıkarılır kapağı kapatılarak hastanın yanına gelinir.

Verilebilecek miktar 5 ml’ dir. 10 ml verilecekse “Z” tekniği uygulanmalıdır.

Kalçadan uygulanacaksa; hasta yüzü koyun yatar, yapılacak yer seçilir (bir kalça dörde bölünür, üst ve dış kısımdaki bölgeye) ve antiseptikle içten dışa doğru temizlenir.

Enjektör, iğnenin kesik ucu yukarıya gelecek şekilde, kalem gibi tutulur.

Giriş yerine parmaklar dokunmadan, deri başparmakla işaret parmakları arasında gerdirilir.

Hastaya “ derin nefes alıp – verin” komutu verilir, hasta birkaç kez soluk alıp verirken gevşer ve bu arada 90° açıyla hızlı giriş yapılır. DİKKAT: hızınızı kasın az ya da fazla yağlı oluşuna göre ayarlamayı unutmayın !!! Aksi halde zayıf kişilerde kemiğe şiddetle çarpma olasılığınız vardır.

Cildi geren el ile enjektörün pistonu geri çekilerek kan geliyor mu kontrol edilir gelmiyorsa ilaç enjekte edilir. Kan geliyorsa iğne çok hafif geri çekilir tekrar kontrol edildikten sonra ilaç verilebilir.

Enjektör birden geri çekildikten sonra antiseptikli pamukla bastırılabilir. DİKKAT: damar yolunda olduğu gibi iğneyi çıkarmadan bastırırsanız dokuyu zedelersiniz !!!

Bebekte kas içi enjeksiyon için tıklayınız.

 

SUBKUTAN ENJEKSİYON:  

 

Enjeksiyon, bir numara gibi büyük iğne ile yapılacaksa 45° açı ile, insülin (tetanoz) iğnesi gibi küçük iğne ile yapılacaksa 90° açı ile giriş yapılmalıdır.

Verilecek miktar 2 ml’ye kadardır.

Cilt bu sefer parmaklar arasında sıkıştırılır

Antiseptikle içten dışa doğru temizlenir

Uygun açıyla girilip ilaç verilir.

 

İNTRADERMAL ENJEKSİYON: 

 

Genellikle ön kolun iç yüzeyine (kılsız/ az kıllı, yağsız alana) uygulanır; PPD testi, alerji testleri (penisilin testi dahil) gibi.

Antisepsi, malzeme hazırlanması her enjeksiyon şeklinde aynıdır.

Verilebilecek miktar 0.5 – 1 ml’ dir.

Enjektör, iğnenin kesik ucu yukarı bakacak şekilde, 10 - 15° açı ile pipo gibi tutularak, el ile gerdirilmiş deriye giriş yapılır.

İğne ucu ile 4 – 5 mm girdikten sonra mercimek tanesi büyüklüğünde ilaç cilt altına verilir.

Uygulama yapılan bölgeye kesinlikle masaj yapılmaz.

 

Başa Dön

 

Anasayfaya Dön