DERİN SULARA DALMA VE YÜKSEKLERE ÇIKMA İLE İLGİLİ BASINÇ SORUNLARI

 

 

BARO TRAVMA

KULAKLAR, YÜKSEKLİK VE UÇAK YOLCULUĞU 

 

 

 

BAROTRAVMA

 

Barotravma, vücuttaki hava dolu boşluklarda (sinüsler, akciğerler, orta kulak gibi) oluşan basınç farklılıkları nedeniyle ortaya çıkan sorunları ifade etmektedir.

En sık kulak ve akciğer barotravmaları görülmektedir.

Akciğer barotravması genellikle derin sulara dalındığında; kulak barotravması ise aniden yükseklere çıkışta ve derinlere dalışlarda görülür.

Vücudumuzun büyük bir kısmı(vücut ağırlığının ortalama % 60 kadarı) sudan oluşmuştur. Sıvılar, basıncı eşit olarak yansıttıklarından basınç artışlarında pek etkilenmeyiz.

Ancak orta kulak, burun çevresindeki sinüsler, solunum yolları, akciğerler ve sindirim sistemi gibi hava içeren boşluklarda durum farklıdır.

Denize dalınca, sürekli havalanan sinüslerin ve orta kulakların dışarı ile bağlantısı kesilir ve havalanma olayı engellenir.

Ayrıca derine daldıkça dış basınç artar.

Bildiğimiz gibi, Boyle kanununa göre: sabit ısıdaki gazların hacımları ile basınçları ters orantılıdır; yani derine indikçe, artan basınç nedeniyle havanın hacmı azalır.

(Bakınız: solunumun anatomi ve fizyolojisi konusu).

 

Örnek: denize dalmadan önce

(0 metre ve 1 atmosfer basıncında) dalış tüpündeki hava 6 litre ise;

10 metre derinlikte 2 atmosfer basıncında 3 litre,

20    “          “         3      “            “             2   “

30    “          “         4      “            “           1.5  “   dir (0.5 litre, tüpteki yararlanılmayan artık miktardır)

 

Boyle kanununa göre düşünürsek:

Derine daldıkça, artan basınç nedeniyle kapalı alan olan akciğerler, sinüsler ve orta kulaklardaki havanın hacmının azalması; derinden su yüzeyine geri çıkarken de havanın hacmının artması gerekir.

Oysa bu boşlukları çevreleyen kemik yapılar esnemeye olanak tanımadığı için yapılar zarar görmektedir.

Burada, en sık rastlanan orta kulak ve hayati önemi nedeniyle akciğer barotravmalarından bahsedeceğiz.

 

ORTA KULAK İNİŞ BAROTRAVMASI:

Hemen hemen her dalgıç, birkaç metre daldıktan sonra ortaya çıkan kulak ağrısından yakınmaktadır.

Bunun nedeni; orta kulaktaki havanın hasıncı artıp hacmi azalınca, dış basınç, timpanik zarın içe (orta kulağa) doğru bombeleşmesine ve ağrıya neden olur.

Ağrı oluşmadan önce, bu durumu önlemek için, dalgıç yutkunmalıdır.

Yutkunmanın buradaki anlamı, kulak açmadır.

Kişi yutkunduğunda, östaki kanalı aracılığıyla orta kulağa hava gider ve basınç dengelenir.

Aksi takdirde, yani timpanik zar içe bombe yaptığında, östaki borusunun anatomik yapısı nedeniyle orta kulakta vakum ortaya çıkar bu ise kulak açmayı zorlaştırır.

Akut rinit, polip, nezle gibi sorunları olan kişilerin dalması sakıncalıdır.

Çünkü kulak açma işlemini gerçekleştiremeyecekleri için orta kulak iltihabı ya da timpanik zar (kulak zarı) yırtılması gibi sorunlarla karşılaşabilirler.

Dalış öncesi, yan etkileri nedeniyle dekonjestan burun damlalarının kullanılmaları önerilmemektedir.

Kulak açma işleminin güçleştiği durumlarda kulak zarında yırtılma; ardından bulantı, kusma, baş dönmesi gibi vestibüler belirtiler oluşabilir.

Bu tablo derin suda ortaya çıktığında, ya denge duyusu kaybolur ve kişi yolunu kaybeder ya da boğulma meydana gelir.      

Orta kulak barotravması oluşmuşsa hekime gidilmelidir.

 

AKCİĞER BAROTRAVMASI (AKCİĞER/HAVA EMBOLİSİ)

İniş sırasında akciğerler, sinüs ve orta kulaktan farklı olarak, büzüşürler.

Büzülme, residüel hacme(akciğerdeki kalan hava miktarına) kadardır.

Bundan daha fazla gerçekleşen büzüşme (küçülme) barotravmaya neden olur.

Nefes tutularak yapılan tüpsüz dalışlarda, en fazla dalınabilecek derinlik: total akciğer kapasitesinin residüel hacme oranı kadardır; örnek, 5800 ml total akciğer kapasitesine ve 1200 ml residüel hacme sahip bir kişi, bir nefeste en fazla 40-50 metre dalabilir.

Ancak bilindiği gibi birçok dalış rekortmeni bir nefesle 100 metreden fazla dalabilmektedir. Bunun birçok nedeni vardır.

O nedenle, belirli koşullara sahip olmadan yapılacak derin ve zorlayan dalışlar akciğerlerin zarar görmesine (kollabe olmasına) yol açar.

 

Tüple dalış yapıldığında, solunan havanın basıncı, o derinlikteki basınca eşittir:

4 atmosfer basıncın olduğu 30 metre derinlikte 6 litrelik nefes alan dalgıç,

[yüzeye (0 metre ve 1 atmosfer basıncına) göre kıyaslandığında] akciğerlerine 24 litre hava doldurmuş demektir.

Su yüzeyine çıkarken bu hava dışarı verilmelidir.

Eğer çıkışta nefes tutulursa, alveollerde yırtılmalar sonucu pnömotoraks, akciğer embolisi oluşabilir.

Bu sorun 1 metre gibi sığ sularda bile oluşabilir.

Diğer önemli bir konu:

- Nefes tutularak yapılan dalışlarda akciğer iniş barotravması; tüplü dalışlarda ise akciğer çıkış barotravması oluşabilir.

- Derin nefes alarak akciğerlerini tümüyle doldurup, tüpsüz dalış yapan ve yüzeye çıkarken nefes vermeyen bir dalgıçta akciğerler zedelenmez.

Çünkü önce sıkışan hava daha sonra en fazla ilk hacmine kadar genleşebilir, bu ise sorun yaratmaz.

(Barotravma konusunda en fazla yararlandığım kaynak: Şamil Aktaş; Sualtı Patolojileri, STED, 1999, c:8, s:7, ss:243-244)   

 

Başa Dön

 

 

KULAKLAR, YÜKSEKLİK VE UÇAK YOLCULUĞU 

Uçak yolculuğu sırasında niçin kulaklarınızda "pop" diye bir basınç hissettiğinizi hiç merak ettiniz mi?

Veya niçin basınç hissetmediğiniz zaman kulağınızın ağrıdığını hiç düşündünüz mü?

Uçaklar inişe geçtiğinde çocukların niçin yaygara çıkartıp ağladığını hiç merak ettiniz mi?

Uçak yolculuğu sırasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kulaklarla ilgilidir.

Çoğunlukla basit rahatsızlıklar olur, nadiren geçici ağrı ve işitme kaybı oluşur.

Bu yazı, uçak yolculuğu esnasında karşılaşılan kulak sorunlarını ve nasıl korunabileceğinizi anlamanız için hazırlanmıştır.

 

KULAĞIN YAPISI

Kulak genel olarak üç bölüme ayrılır:

DIŞ KULAK:

Kulak kepçesinden kulak zarına kadar devam eden dış kulak yolundan oluşur.

ORTA KULAK:

Kulak zarı ile iç kulak arasında kalan ufak boşluktur. Burada üç adet kemikçik ( örs, üzengi, çekiç olmak üzere) ile kulak kemiğinin hava boşlukları bulunur.

İÇ KULAK:

Kulak kemiğinin iç kısmında bulunan işitme ile denge sinirlerinin uçlarını ihtiva eden bölümdür.

Uçak yolculuğu sırasında soruna neden olan, orta kulak bölümüdür.

Oradaki hava boşluğu, basınç değişikliklerinden etkilenir.

Normal olarak her yutkunduğunuzda (veya ikinci üçüncü yutkunduğunuzda) kulaklarınızda ufak bir çıt sesi veya basınç farklılığı hissedersiniz.

Yutkunma esnasında geniz ile orta kulak arasındaki östaki borusu vasıtası ile orta kulağınıza hava kabarcığı geçmiştir.

Orta kulaktaki hava, orta kulağı döşeyen doku tarafından sürekli emilir,  "östaki borusu" da her yutkunuşta sürekli hava sağlar.

Bu sayede kulak zarının her iki tarafındaki hava basıncı dengelenir.

Bir şekilde basınç farkı oluşursa, kulaklar tıkanmış gibi hissedilir.

 

ÖSTAKİ BORUSUNUN VE KULAKLARIN TIKANIKLIĞININ SEBEPLERİ NELERDİR?

Östaki borusu, birçok nedenden dolayı tıkanabilir veya ağız kapanabilir.

Bu durumda, orta kulak basıncı eşitlenemez/dengelenemez.

Orta kulaktaki hava sürekli emilir ve yenilenmezse vakum oluşur; kulak zarı içeri doğru çöker. Gerginleşen kulak zarı, normal olarak titreşemez ve sesler donuklaşır, az duyulur.

Kulak zarının gerginleşmesi ağrıya neden olabilir.

Bu durum uzun bir süre devam ederse, orta kulaktaki basıncı dengeleyebilmek için, orta kulağı döşeyen dokudan sıvı sızmaya başlar ve burayı doldurur.

Bu duruma "orta kulakta sıvı", "seröz otit" veya "aero-otit" ismi verilir.

Genellikle, Östaki borusunun tıkanmasına yol açan sebep, soğuk algınlığıdır.

Diğer nedenler, sinüs iltihapları ve burun alerjileridir (saman nezlesi gibi).

Östaki borusu ve onu döşeyen doku, burun ve genzin devamıdır.

Bu devamlılıktan dolayı çoğunlukla burunun tıkalı olması, kulakların da tıkalı olmasına veya böyle hissedilmesine sebep olur.

Östaki borusunun tıkanmasının bir diğer sebebi dokularda şişliğe yol açan orta kulak iltihaplarıdır.

Östaki borusu çocuklarda, yetişkinlere göre daha dar olduğu için, çocuklar tıkanıklığa daha yatkındır.

 

UÇAK YOLCULUĞU NEDEN SORUN YARATIR?

Uçak yolculuğu esnasında, özellikle de uçak inişe geçtiğinde ani basınç değişiklikleri olur.

Bu basınç değişikliklerinin eşitlenmesi için östaki borusunun o esnada hemen açılıp kapanabilmesi gerekir..

Geçmişte, basıncı dengeleyemeyen uçaklarda bu gerçekten önemli bir sorun iken, günümüzde bu sorun en aza düşürülmüştür.

Ancak, zaman zaman önlenemeyen basınç değişiklikleri yaşanabilmektedir.

Gerçekte, basınç değişikliğine yol açan her türlü durum aynı sorunu yaratır: yüksek binalarda hızla hareket eden asansörlerin içinde veya suya dalarken olduğu gibi.

Derine dalan dalgıçlara ve pilotlara bu sorunla nasıl baş edecekleri öğretilir.

Siz de kendinize yöntem geliştirin.

 

KULAKLARINIZIN TIKANMASINI NASIL ÖNLERSİNİZ?

Yutma işlemi esnasında, östaki borusunu açan kaslar harekete geçer.

Sakız çiğnerken veya naneli şeker yerken daha sık yutkunursunuz.

O halde inişe geçmeden önce yapılabileceğiniz en iyi şey sakız çiğnemek  veya naneli şeker yemektir.

Esnemek bile işinizi görür; esnerken bu kaslar daha iyi uyarılır.

İniş sırasında uyumamaya dikkat edin, çünkü uyurken, yutkunma işlemi çok yavaşlar (uçuş ekibinin inişe geçildiğinde sizi uyandırmaya çalışmasının nedeni budur).

Şayet yutkunmak ve esnemek etkili olmamışsa şu yöntemi deneyin kesin sonuç alırsınız:

1) Burun kanatlarınızı elinizle sıkıca bastırın

2) Ağızdan derin bir nefes alın

3) Ağzınız ve burnunuz kapalı iken, aldığınız nefesi yanak ve yutma kaslarınızı kullanarak dışarı üflemeye çalışınız.

Bu şekilde basınçlı hava, östaki borusundan orta kulağa geçebilir.

Kulağınızda basınç veya ses hissettiğinizde başardınız demektir.

İniş sırasında bunu birçok kez yapmanız gerekebilir. 

Bebekler bu işlemi yapamazlar, ancak bir şey emerlerse rahatlarlar.

İniş sırasında bebeğinizi emzirin, besleyin, emecek bir şey verin ve uyumalarına müsaade etmeyin.

DİKKAT

Kulaklarınıza hava ile basınç yaparken karnınızı ve göğsünüzü şişirmeyiniz, çünkü bu çok fazla basınca neden olur.

Uygun basıncı sadece, yanaklarınızı şişirerek ve yutma kaslarınızı kullanarak sağlayabilirsiniz.

Soğuk algınlığı, sinüs iltihabı veya alerjiniz varsa en iyisi uçuşunuzu ertelemektir.

Son günlerde kulaklarınızla ilgili tedavi olduysanız, doktorunuzdan uçuş hakkında bilgi alın.

 

BURUN AÇICI İLAÇLAR VE BURUN SPREYLERİ?

Deneyimli yolcular inişe geçmeden yaklaşık bir saat önce burun açıcı bir ilaç veya sprey kullanırlar.

Bu ilaçlar kulağa giden dokuları büzerek orta kulağın havalanmasına yardımcı olurlar.

Aynı sebepten dolayı alerjisi olan kişiler de alerji ilaçlarını uçuş öncesi almalıdırlar.

Burun açıcı ilaçlar yüksek tansiyonu, kalp problemi, kalp ritm bozukluğu, tiroid hastalığı, aşırı sinirliliği olan kişiler ve hamileler tarafından kullanılmadan önce mutlaka bir hekime danışmalıdır.  

 

KULAKLARINIZ AÇILMAZSA NE YAPILMALI?

İnişten sonra da basınç dengeleyici hareketler yapabilir ve burun açıcı ilaçlara devam edebilirsiniz (burun açıcı spreyleri kullanmayı alışkanlık haline getirmeyin ve uzun süre kullanmayın, aksi takdirde daha fazla tıkanıklığa yol açabilirler).

Kulaklarınız hâlâ açılmıyor ve ağrıyorsa kulak hekimine başvurmanız gerekir.

Hekiminiz, kulak zarını çizerek orta kulağınızdaki basıncı veya sıvıyı boşaltmak zorunda kalabilir.

Yararlanılan kaynak: http://hastarehberi.com/kbb/kbb3/kulaklaryukseklikucak.htm

 

Başa Dön 

 

Diğer Kaynaklar

Bledsoe, B.E., Porter, R.S., Shade, B.R., Brady Paramedic Emergency Care, 2 nd Ed.,Prentice Hall,U.S.A.,1994. 

Marrieb, N. Elaine. Human Anatomy and Physiology. California, U.S.A. 1989.

Guyton ve Hall Tıbbi Fizyoloji, 9. Ed.,1996, Nobel Tıp Kitabevleri.

 

Anasayfaya Dön