YAŞAM BULGULARI

 

TANIM

Yaşam bulguları, vücudun en önemli işlevlerinin ölçümüdür. Sağlık personeli tarafından, gerekli görüldüğünde ve gerekli sıklıkta takip edilir. Solunum, nabız, vücut ısısı yaşam bulguları kapsamında olup, kan basıncı değildir; ancak genellikle hepsi birlikte ölçülmektedir. Hastaların durumunun değerlendirilmesinde ya da acil bir sorun varsa saptanmasında yaşam bulguları çok önemlidir. Yaşam bulguları bozuldukça hastanın durumu kötüleşir. Kişinin sağlığı hakkında bilgi veren bu bulguları doğru saptayabilmek için öncelikle kendi yaşam bulgularınızı sonra çevredeki kişilerin bulgularını değerlendirerek deneyiminizi geliştirin, çünkü ölçüm yanlışları başka yanlışlıklara neden olabilir. Yaşam bulgularını ölçmeden önce kişiye baştan ayağa bir bakın; endişeli mi, ağrısı mı var, bulantısı mı var? Koşarak mı gelmiş, birkaç kat merdiven mi çıkmış? Bu inceleme sonrası ne kadar dinlenmesi gerektiğine karar verip sonra ölçüm yapın. Yaşam bulguları anlatılırken verilen normal sınırları bilmek kadar, bu sınırları aşmaya neden olan durumları da doğru değerlendirebilmek sağlık personelinin sorumluluğundadır.

Dikkatinizi çekmek istediğim diğer bir konu:

hastayı monitöre bağladınız ve tüm yaşam bulgularını oradan izliyorsunuz; bu aletlere güvenmemiz gerekir; ancak, bazen kablo yerinden oynayabiliyor, aküsü bitebiliyor veya arıza yapabiliyorlar. Biz farkına vardığımızda hasta için geç kalınmış olabiliyor. İşte bu nedenle, arada bir, hastanın solunumunu, nabzını hatta kan basıncını kendi elinizle değerlendirin ve monitördeki sayı ile aynı olup olmadığını kontrol edin;  bunu alışkanlık haline getirdiğinizde pişmanlık duymayacağınızı bir süre sonra fark edeceksiniz.

 

 

VÜCUT ISISI

 

Vücut ısısının sürekliliğinin sağlanması, mükemmel ayarlanmış bir sistemdir. Normal vücut ısısı, cinsiyete, kişinin hareket etme durumuna, yeme-içme tüketimine, günün saatine, kadınlarda menstruasyon evresine göre ± 6°C farklılık gösterebilir. Kişi çıplakken, kuru havada 12.5°C kadar düşük ve 55°C kadar yüksek ısıya maruz kalsa bile vücudun iç ısısı sabit kalır. Amerikan Sağlık Birliği, normal ısı sınırlarını 36.5 - 37.2°C olarak kabul etmiştir (Çevirenin Notu: ne yazık ki, Türkiye’ye ait ortalama değerleri gösteren bir kaynağa ulaşamadım).

Vücudun dengeleme sistemleri(homeostazis) sayesinde vücut ısısı bu sınırlar içinde dengelenmiştir.

Vücut ısısını düzenleme merkezi beyindeki “Hipotalamus”tur; ısı, deri ve ter bezleri ile kontrol altında tutulur.

Vücut ısısının nasıl dengede kaldığını görmek için tıklayın.

 

VÜCUTTA ISI OLUŞUMU

Vücut ısısı, yiyeceklerin metabolize olması sırasında üretilir. Kasların çalışması ile metabolizma artar (buna titreme de dahildir). Metabolizma hızlandığında ısı üretimi artarken, yavaşladığında azalır. Epinefrin, norepinefrin ile tiroid bezinden salgılanan tiroksin ve triodotronin hormonları ısıyı artırır.

 

ISI KAYBI

Isının büyük bir kısmı "karaciğer, beyin, kalp ve iskelet kasları gibi" derin organlarda üretilir. Daha sonra bu ısı, derin organ ve dokulardan deriye aktarılır.

Derinin ısısı, çevresindeki ve havadaki ısı ile azalır veya artar.

Isının kaybedilme hızı,

(1) ısının vücutta üretildiği yerden deriye iletilme hızı ile

(2) ısının deriden çevreye aktarıldığı hıza bağlıdır.

Deri ve derialtı dokularındaki yağ, "ısı yalıtım sistemi"ni oluşturur. Diğer dokulara kıyaslandığında, yağ dokusu ısıyı üçte bir oranında daha az iletir. Derinin altındaki yalıtkanlık, deri ısısının çevre ısısına yaklaşmasına olanak verse bile, iç ısının normal seviyelerde tutulmasında etkin bir rol oynar.

 

Vücutta ısı kaybı çeşitli yöntemlerle sağlanır: radyasyon, kondüksiyon, konveksiyon ve buharlaşma gibi.

 

 RADYASYON(ISI IŞINLARI): Normal oda sıcaklığında, çıplak bir kişiden ısı kaybının % 60 ndan ısı ışınları sorumludur. İnsan vücudu, ısı ışınlarını tüm doğrultulara yayar. Duvarlardan ve diğer cisimlerden de vücuda doğru ısı ışınları yayılır. Eğer vücut ısısı çevredeki ısıdan yüksekse, ısı ışınlarının vücuttan çevreye doğru yayılması daha fazladır.

Koyu renkli, kapalı ve kalın giysilerin giyilmesi, radyasyon yoluyla gerçekleşen ısı kaybını azaltır.

 

• KONDÜKSİYON: Vücut yüzeyinin havaya (%15) ve temas ettiği cisimlere(sandalye, yatak vs.) doğrudan ısı iletmesi (ısı alış verişi, %3) sonucu gerçekleşen ısı kayıplarıdır.

Ateşi yükselen hastalara uygulanan ıslak-soğuk duş ya da kompreslerin amacı, kondüksiyon yoluyla vücut ısısını düşürmektir. 

 

 KONVEKSİYON: Hava akımının etkisiyle vücuttan ısı kaybedilmesidir. Deriye temas eden hava ısındığı zaman yükseleceğinden, vücudun etrafında sürekli az miktarda konveksiyon bulunur. Bu nedenle, normal oda sıcaklığında çıplak oturan bir kişi yoğun bir hava hareketi olmasa bile vücudundaki, ısının % 15 nikondüksiyonla havaya verir ve bu ısı konveksiyonla vücuttan uzaklaştırılır.                                                                  

Odanın pencerelerini açarak, yürüyerek, koşarak, soğuk hava ve soğuk suya maruz kalındığında, konveksiyon yoluyla ısı kaybı gerçekleşir.

 

 BUHARLAŞMA: Vücuttan su (terleme yoluyla) buharlaşırken, buharlaşan 1 gram suya karşılık 0.58 kalori (kilokalori) ısı kaybedilir. Kişi terlemese bile, farkında olmadan deri ve akciğerlerinden günde ortalama 450-600 ml su buharlaşır. Bu ise, sürekli olarak vücuttan, saatte 12-16 kalori ısı kaybı oluyor demektir.                                                     

Çok yüksek ısılarda(sıcaklıklarda), soğutma sistemi olan terleme: derinin ısısı çevre ısısından yüksek olduğu sürece, ısı, radyasyon ve kondüksiyonla düşürülür. Tersi durumda, yüksek çevre ısısı nedeniyle radyasyon ve kondüksiyon ile ısı düşürülemediği gibi vücuda ısı alınır. Bu koşullarda, vücudun ısıdan kurtulması için tek yol buharlaşmadır.

 

GİYİNMENİN ISI KAYBI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: Derinin üzerindeki giysilerin kıvrımları arasında tutulan hava, “özel bölge” denilen derinin çevresindeki hava tabakasının kalınlığını artırır. Bu ise, ileti ve konveksiyonla gerçekleşen ısı kaybının hızını, çıplak vücuda göre, yarı yarıya azaltır.  

 

DİKKAT: Isı üretimi ile ilgili olarak “sıcak acilleri” konusunu da gözden geçirmenizde yarar var.

 

 

VÜCUT ISISININ ÖLÇÜLMESİ

 

Vücut ısısını ölçmek üzere: civalı cam derece(termometre), elektronik derece (25-50 saniyede ısıyı ölçer), tek kullanımlık derece, ısıya duyarlı bant şeklindeki dereceler kullanılmaktadır.

Vücut ısısı ağızdan(dil altından), koltuk altından, makattan, kulaktan ölçülebilir.

En yaygın kullanılan, civalı cam termometre ile ısı ölçülecekse:

  1. Derece göz hizasında - yatay olarak, parmaklar arasında tutulur, gerekirse hafifçe öne-arkaya hareket ettirilerek civanın yeri belirlenir.
  2. 35°C altında olmalıdır, bunun için civalı kısım aşağı gelecek şekilde termometre üst taraftan sıkıca tutulur ve el bilekten sallanarak civanın düşmesi sağlanır.
  3. Cam termometre kırıldığında açığa çıkan civanın çevreye zarar verdiğini unutmadan uygun bir kaba alıp, nereye teslim edilmesi gerekiyorsa oraya veya toplanma yerine bırakın.

 

DİL ALTINDAN(oral):  Genellikle cam termometre kullanılır ve 36-37.2°C normaldir. Dilaltından ölçerken dikkat edilecek noktalar:

 

MAKATTAN(rektal): Ağızdan 0.5-1°C daha yüksektir.

 

KOLTUK ALTINDAN(aksillar): Ağızdan 0.3- 0.4°C daha yüksektir.

 

KULAKTAN: Yeni geliştirilen derecelerle çok kısa sürede kulak zarından ölçüm yapılabilmektedir.

 

Vücut ısısı normalin altında ya da üstünde; 38 - 38.5 °C üstünde(ateşli), 35.8 altında(hipotermi, donma) olması halinde sorun var demektir.

 

ATEŞ(preksi):

Bireyin vücut ısısının,  normal vücut ısısından daha yüksek olmasıdır. Vücutta bir şeylerin yolunda olmadığının göstergesidir.

Unutulmamalıdır ki, durumun ciddiyeti, yükselen dereceden ziyade kişinin genel durumu ile saptanır, örnek: influenzada(grip) ateş 39.5 °C üstünde iken, pnömonide(zatürre) ateş olduğunu düşündürmeyecek kadar düşük olabilir. O nedenle kişiyi sadece termometredeki sayı ile değil, genel durumu ve diğer yaşam bulguları ile birlikte değerlendirin.

 

 

anasayfaya dön